Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1933 E. 2012/8466 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif dava ehliyeti (husumet)↗ ihtarat↗ bilirkişi ücreti↗ keşif↗ ek prim↗ kesin süre↗ taraf ehliyeti↗ ihtar↗ havale↗ dosya masrafı↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin havale evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere keşif kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif masrafları yatırması konusunda 45 günlük kesin süre verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının ihtar edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava ehliyetinin bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar Almanya’da işçi olarak çalıştığını, kesin dönüş yaptıktan sonra Alman Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde biriken primlerinin kendisine iade edildiğini ve bu amaçla davalı ... Söke Şubesine gönderildiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, yapılan yargılama sonunda mahkemece, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşın mahkemece alınan keşif kararı sonrasında belirlenen keşif gideri, ayrıntılı şekilde gösterilmediği gibi bilirkişiler için belirlenen ücret de emsal nitelikteki uyuşmazlıklarda tespit edilenlerin çok üzerindedir. Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir bilirkişi ücreti belirlenerek, keşif giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen kesin sürenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli ihtarat yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan davaya konu uyuşmazlığın esasına girilerek, davaya konu paranın davalı Merkez Bankası aracılığı ile gönderilip gönderilmediği hususu belirlenmeksizin adı geçen davalı hakkında açılan davada husumetten ret kararı verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7441 E. 2014/14808 K.
Ortak:ek prim · havale · kesin hüküm · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin «havale» evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere «keşif» kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif «masrafları» yatırması konusunda 45 günlük «kesin süre» verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının «ihtar» edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar Almanya’da işçi olarak çalıştığını, «kesin» dönüş yaptıktan sonra Alman Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde biriken «primlerinin» kendisine iade edildiğini ve bu amaçla davalı ...
Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir «bilirkişi ücreti» belirlenerek, «keşif» giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen «kesin sürenin» gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli «ihtarat» yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından Alman Sosyal Güvenlik Kurumu kanıyla davacı adına davalı bankalara veya şubelerine «prim» «havale» edilip edilmediğinin «kesin» olarak ispat edilemediği, davalı Y.K.
Kredi Bankası A.Ş'nin Söke Şubesi'nde bulunan davacıya ait hesaba «havale» edilmiş olması nedeniyle davalı T.C.
Merkez Bankası aleyhine davada «husumet» yöneltilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacının davalı T.C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · temsil
Benzer bu kararda… nın Söke Şubesi'nde bulunan hesabına havalesine dair talepte bulunduğu, bahsi geçen paranın 15.2.1985 tarihinde yetkili Alman makamlarınca davalı bankanın Frankfurt «temsilciliği» aracılığıyla davacı tarafından bildirilen hesaba «havale» edildiği hususu sabittir.
Bu açıklamalar uyarınca davalı bankanın Söke Şubesi'nde paranın «havale» edildiği belirtilen davacıya ait hesabın bulunmadığı, havale edilen paranın tamamının davacıya ödendiği veya paranın havale edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 3182 Sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca yasal yükümlülükler yerine getirilerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğine yönelik «ispat yükünün» davalıda olduğu ve davacının kısmi ödemeye dair beyanı gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı y …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16138 E. 2013/13181 K.
Ortak:keşif · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin «havale» evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere «keşif» kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif «masrafları» yatırması konusunda 45 günlük «kesin süre» verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının «ihtar» edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir «bilirkişi ücreti» belirlenerek, «keşif» giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen «kesin sürenin» gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli «ihtarat» yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
1- Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar Almanya’da işçi olarak çalıştığını, «kesin» dönüş yaptıktan sonra Alman Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde biriken «primlerinin» kendisine iade edildiğini ve bu amaçla davalı ...
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemece 16/01/2012 tarihinde «keşif» tutanağında belirtilen nedenlerle keşfin yapılamadığı ve 15/02/2012 tarihli oturumda davacı tarafa yeniden talep göz önünde bulundurularak keşif günü verildiği ve «ara» kararın 2.bendinde de keşfin yapılması ve gerekli keşif hazırlığının yapılması yönünde davacı tarafa «kesin mehil» verildiği, tekrar mahalline keşif günü gidildiğinde 16/04/2012 tarihinde tutulan keşif tutanağına göre keşfin yapılma olanağı bulunamadığı buna rağmen davacı tarafın talebi göz önünde bulundurularak bilirkişilerin müsait ortam ve mahallin görülmesi için gerekli imkanın sağlanması halinde tekrar gidip yeri görmeleri yönünde ara karar oluşturulduğu ve yine bu hususta da gerekli uyarı yapılarak «kesin süre» verildiği buna rağmen «bilirkişi incelemesinin» gerçekleştirilemediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · ek mehil · davanın açılmamış sayılması · ara karar · açılmamış sayılma · bilirkişi incelemesi · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; mahkemece 16/01/2012 tarihinde «keşif» tutanağında belirtilen nedenlerle keşfin yapılamadığı ve 15/02/2012 tarihli oturumda davacı tarafa yeniden talep göz önünde bulundurularak keşif günü verildiği ve «ara» kararın 2.bendinde de keşfin yapılması ve gerekli keşif hazırlığının yapılması yönünde davacı tarafa «kesin mehil» verildiği, tekrar mahalline keşif günü gidildiğinde 16/04/2012 tarihinde tutulan keşif tutanağına göre keşfin yapılma olanağı bulunamadığı buna rağmen davacı tarafın talebi göz önünde bulundurularak bilirkişilerin müsait ortam ve mahallin görülmesi için gerekli imkanın sağlanması halinde tekrar gidip yeri görmeleri yönünde ara karar oluşturulduğu ve yine bu hususta da gerekli uyarı yapılarak «kesin süre» verildiği buna rağmen «bilirkişi incelemesinin» gerçekleştirilemediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemenin davayı sonuçlandırma gerekçesi «davanın açılmamış sayılmasını» gerektirmeyip, ancak delilden vazgeçilme sonucunu doğurur.
Kaldı ki, anılan konutların kapılarının açılamaması davacının «yetkisinde» olan bir husus değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2244 E. 2021/1714 K.
Ortak:keşif
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin «havale» evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere «keşif» kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif «masrafları» yatırması konusunda 45 günlük «kesin süre» verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının «ihtar» edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna karşın mahkemece alınan «keşif» kararı sonrasında belirlenen keşif gideri, ayrıntılı şekilde gösterilmediği gibi bilirkişiler için belirlenen ücret de emsal nitelikteki uyuşmazlıklarda tespit edilenlerin çok üzerindedir.
Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir «bilirkişi ücreti» belirlenerek, «keşif» giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen «kesin sürenin» gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli «ihtarat» yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ve diğer deliller gözetildiğinde davacının davaya konu iddialarını ispatlayamadığı, mahallinde yeniden «keşif» yapılasına gerek olmadığı ve davanın mahiyeti ve dosya kapsamına göre tanık dinlenilmesine yer olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1933 E. , 2012/8466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2010 tarih ve 2008/224-2010/533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Almanya’dan Türkiye’ye kesin dönüş yaptığını, bu sebeple Alman Emeklilik Sigortası primlerini hak ettiğini, sözkonusu primlerin 06.02.1985 günü havale yolu ile davalı ...’nın Söke şubesine gönderilmesine karşın hesaplarda görünmediğini ancak Alman Emeklilik Sigorta Kurumu tarafından gönderilen yazı içeriğinde söz konusu miktarın havale edildiğinin açık olduğunu, olay sebebiyle her iki davalının da sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 21.336 DM karşılığı olan 18.942 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, söz konusu paranın hesaplarda görünmediğini bildirerek ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin havale evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere keşif kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif masrafları yatırması konusunda 45 günlük kesin süre verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının ihtar edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava ehliyetinin bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar Almanya’da işçi olarak çalıştığını, kesin dönüş yaptıktan sonra Alman Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde biriken primlerinin kendisine iade edildiğini ve bu amaçla davalı ... Söke Şubesine gönderildiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, yapılan yargılama sonunda mahkemece, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşın mahkemece alınan keşif kararı sonrasında belirlenen keşif gideri, ayrıntılı şekilde gösterilmediği gibi bilirkişiler için belirlenen ücret de emsal nitelikteki uyuşmazlıklarda tespit edilenlerin çok üzerindedir. Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir bilirkişi ücreti belirlenerek, keşif giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen kesin sürenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli ihtarat yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan davaya konu uyuşmazlığın esasına girilerek, davaya konu paranın davalı Merkez Bankası aracılığı ile gönderilip gönderilmediği hususu belirlenmeksizin adı geçen davalı hakkında açılan davada husumetten ret kararı verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059459800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz