Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/9533 E. 2013/14348 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amme alacağı↗ limited şirket ortaklığı↗ şahsi sorumluluk↗ ortaklar kurulu kararı↗ limited şirket↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı taraf, dava dışı limited şirketin vergi borcunu ödemek zorunda kaldığını, anılan borçtan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece vergi borcundan şirketin sorumlu olduğu, ortakların bu borçtan dolayı şahsi sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın kararı temyizi üzerine Dairemizce, 24.06.1999 tarihli ortaklar kurulu kararında 1997 yılı vergi borcu dahil olmak üzere tüm borçların yeni hissedarlara devredildiği hususunun karara bağlandığı, bu durumda davalının vergi borcundan ne miktarda sorumlu olduğu belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret olunarak karar bozulmuştur. Oysa, Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun'un 35. maddesi “ Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. “ hükmünü haiz olup, somut olayda vergi borcunun dava dışı Sistem Sig. Ar. Hiz. Ltd.'den tahsilinin mümkün olup olmadığı hususları üzerinde durulmadan hüküm tesis edilmiştir.
Bu durum karşısında, mahkeme kararının, Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun'un 35. maddesi uyarınca vergi borcunun öncelikle şirketten tahsilinin mümkün olup olmadığı hususu tartışılarak, davalı şirket ortağının hukuki durumunun buna göre değerlendirilerek ve neticesine göre bir karar verilmesi için bozulması gerekirken, yazılı gerekçelerle bozulması nedeniyle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.02.2013 gün, 2012/2925 Esas, 2013/2707 Karar sayılı bozma kararının tamamen kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/535 E. 2018/6161 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · rücu
Benzer bu karardaMahkemece, «rücua» konu kamu borçlarının davacı «şirket müdürü» ve ortağı tarafından ödendiğinin ve ödeme tarihi itibariyle amme borçlarının muhatap şirketten tahsili imkanı olmadığının usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3649 E. 2013/3267 K.
Ortak:amme alacağı · limited şirket ortaklığı · limited şirket
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, dava dışı «limited şirketin» vergi borcunu ödemek zorunda kaldığını, anılan borçtan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece vergi borcundan şirketin sorumlu olduğu, ortakların bu borçtan dolayı «şahsi sorumlulukları» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın kararı temyizi üzerine Dairemizce, 24.06.1999 tarihli «ortaklar kurulu» kararında 1997 yılı vergi borcu «dahil» olmak üzere tüm borçların yeni hissedarlara devredildiği hususunun karara bağlandığı, bu durumda davalının vergi borcundan ne miktarda sorumlu olduğu belirlenerek …
Oysa, Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun'un 35. maddesi “ Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. “ hükmünü haiz olup, somut olayda vergi borcunun dava dışı Sistem Sig.
Benzer bu karardaAncak, 6183 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Bu nedenle dava dışı şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» davalının sermaye hissesi oranında sorumlu bulunduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · ödeme emri · rücu · iflas
Benzer bu karardaDava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirkete ait vergi borcunun, davalının hissesi oranında «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dışı şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, dava dışı şirketin «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ortağı olduğu şirketin vergi borcu için şirket adına ödeme yaptığı, ancak şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı ve «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda iflasına karar verilen şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda da, davacının dava dışı şirketin vergi borcunu bu kapsamda ödediği ve davalıya hissesi oranında «rücu» ettiği, ayrıca dava dışı şirketin borca batık bulunduğunun diğer dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17756 E. 2013/16082 K.
Ortak:amme alacağı · limited şirket · Alacak
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, dava dışı «limited şirketin» vergi borcunu ödemek zorunda kaldığını, anılan borçtan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece vergi borcundan şirketin sorumlu olduğu, ortakların bu borçtan dolayı «şahsi sorumlulukları» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın kararı temyizi üzerine Dairemizce, 24.06.1999 tarihli «ortaklar kurulu» kararında 1997 yılı vergi borcu «dahil» olmak üzere tüm borçların yeni hissedarlara devredildiği hususunun karara bağlandığı, bu durumda davalının vergi borcundan ne miktarda sorumlu olduğu belirlenerek …
Oysa, Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun'un 35. maddesi “ Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. “ hükmünü haiz olup, somut olayda vergi borcunun dava dışı Sistem Sig.
Benzer bu kararda… ında Kanunun 35'inci maddesi kapsamında düzenlenmiş ve “Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” ibarelerine yer verilmiş olup, ilgili hüküm uyarınca «limitet şirketlerden» tahsil edilemeyen kamu alacakları için şirket ortaklarına yönelinmesi mümkündür.
Dava, davalının hissedarı olduğu «limitet şirket» kamu borcunun diğer hissedar olan davacı tarafından ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından, müvekkili ile davalının dava dışı «limitet şirket» bünyesinde %50'şer paylarının bulunduğu, müvekkili tarafından şirketin vergi borcunun ödendiği ileri sürülerek işbu dava açılmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda söz konusu kamu borcunun davacı tarafından ödendiği gerekçesiyle davalının payına düşen kısım yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının %50 oranında hissedar olduğu döneme rastlayan şirket borçlarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 11.652,57 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece söz konusu ödemenin şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, ödemenin davacı gerçek kişi tarafından yapılıp yapılmadığı, ödeme davacı tarafından yapılmış olsa dahi şirketin söz konusu ödemeleri yapma gücünün bulunup bulunmadığı hususları incelendikten sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2368 E. 2019/754 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · iade faturası · ticari defter kayıtları · ikrar · ispat yükü · ticari defter · haciz · fatura
Benzer bu karardaDava, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca gönderilen «haciz ihbarnamesine» davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Yeni'nin, davalıdan alacaklı olduğunu, bu hususta davalıya «fatura» düzenlediğini ileri sürmüş, davalı ise ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/9533 E. , 2013/14348 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2011 gün ve 2010/595-2011/510 sayılı kararı bozan Daire’nin 18/025/2013 gün ve 2012/2925-2013/2707 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının Sistem Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti'nin ortakları olduğunu, şirketin vergi borcundan dolayı davalının ödemesi gereken 15.699,01 TL'yi müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek 15.699,01 TL alacağın 07.11.2005 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir..
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı taraf, dava dışı limited şirketin vergi borcunu ödemek zorunda kaldığını, anılan borçtan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece vergi borcundan şirketin sorumlu olduğu, ortakların bu borçtan dolayı şahsi sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın kararı temyizi üzerine Dairemizce, 24.06.1999 tarihli ortaklar kurulu kararında 1997 yılı vergi borcu dahil olmak üzere tüm borçların yeni hissedarlara devredildiği hususunun karara bağlandığı, bu durumda davalının vergi borcundan ne miktarda sorumlu olduğu belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret olunarak karar bozulmuştur. Oysa, Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun'un 35.
maddesi “ Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. “ hükmünü haiz olup, somut olayda vergi borcunun dava dışı Sistem Sig. Ar. Hiz. Ltd.'den tahsilinin mümkün olup olmadığı hususları üzerinde durulmadan hüküm tesis edilmiştir.
Bu durum karşısında, mahkeme kararının, Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun'un 35. maddesi uyarınca vergi borcunun öncelikle şirketten tahsilinin mümkün olup olmadığı hususu tartışılarak, davalı şirket ortağının hukuki durumunun buna göre değerlendirilerek ve neticesine göre bir karar verilmesi için bozulması gerekirken, yazılı gerekçelerle bozulması nedeniyle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.02.2013 gün, 2012/2925 Esas, 2013/2707 Karar sayılı bozma kararının tamamen kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.02.2013 gün, 2012/2925 Esas, 2013/2707 Karar sayılı bozma kararının tamamen kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 05.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042006900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz