İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3649 E. 2013/3267 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amme alacağı↗ 6183 sayılı kanun↗ rücuen tazmin↗ limited şirket ortaklığı↗ ödeme emri↗ rücu↗ limited şirket↗ iflas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ortağı olduğu şirketin vergi borcu için şirket adına ödeme yaptığı, ancak şirket aleyhine ödeme emri gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı ve iflas kararına esas bilirkişi raporunda iflasına karar verilen şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirkete ait vergi borcunun, davalının hissesi oranında rücuen tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dışı şirket aleyhine ödeme emri gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, dava dışı şirketin iflas kararına esas bilirkişi raporunda şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6183 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Somut olayda da, davacının dava dışı şirketin vergi borcunu bu kapsamda ödediği ve davalıya hissesi oranında rücu ettiği, ayrıca dava dışı şirketin borca batık bulunduğunun diğer dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava dışı şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından davalının sermaye hissesi oranında sorumlu bulunduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17756 E. 2013/16082 K.
Ortak:amme alacağı · limited şirket ortaklığı · limited şirket
İncelediğiniz karardaAncak, 6183 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Bu nedenle dava dışı şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» davalının sermaye hissesi oranında sorumlu bulunduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ında Kanunun 35'inci maddesi kapsamında düzenlenmiş ve “Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” ibarelerine yer verilmiş olup, ilgili hüküm uyarınca «limitet şirketlerden» tahsil edilemeyen kamu alacakları için şirket ortaklarına yönelinmesi mümkündür.
Dava, davalının hissedarı olduğu «limitet şirket» kamu borcunun diğer hissedar olan davacı tarafından ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından, müvekkili ile davalının dava dışı «limitet şirket» bünyesinde %50'şer paylarının bulunduğu, müvekkili tarafından şirketin vergi borcunun ödendiği ileri sürülerek işbu dava açılmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda söz konusu kamu borcunun davacı tarafından ödendiği gerekçesiyle davalının payına düşen kısım yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının %50 oranında hissedar olduğu döneme rastlayan şirket borçlarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 11.652,57 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece söz konusu ödemenin şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, ödemenin davacı gerçek kişi tarafından yapılıp yapılmadığı, ödeme davacı tarafından yapılmış olsa dahi şirketin söz konusu ödemeleri yapma gücünün bulunup bulunmadığı hususları incelendikten sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11646 E. 2014/1052 K.
Ortak:amme alacağı · limited şirket ortaklığı · limited şirket · iflas
İncelediğiniz karardaAncak, 6183 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ortağı olduğu şirketin vergi borcu için şirket adına ödeme yaptığı, ancak şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı ve «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda iflasına karar verilen şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirkete ait vergi borcunun, davalının hissesi oranında «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dışı şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, dava dışı şirketin «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, 22/07/1998 tarihli 4369 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve 04/06/2008 tarihli 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/86 esas ve 2009/532 karar sayılı dosyasında yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut belgelerin tetkikinde 29.«266»,29 TL'nin şirket adına vergi dairesine ödendiği, bu ödemeler nedeni ile davalının hissesine düşen tutarın 5.794,72 TL'den ibaret olması gerekeceği, mahkeme dosyasına «ibraz» edilen belgeler arasında belirtilen ödemelere ait şirkete yapılmış olması gereken ödeme emirlerinin bulunmadığı, ancak davacı ve davalının hissedar olduğu şirketin iflası hakkında 22/02/2006 tarihinde «iflas» davasının açıldığı, şirketin borca batık olduğu, bu durumun tespiti sonu mahkemece şirketin 12/11/2009 tarihli kararında iflasına karar verildiği dikkate alındığın …
Bu hükümden anlaşılacağı üzere şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» ortaklar hisseleri oranında sorumlu olacaklardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borca batıklık · kamu alacağı · i̇i̇k 266 · bilirkişi incelemesi · kâr payı · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · ibraz
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/86 esas ve 2009/532 karar sayılı dosyasında yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut belgelerin tetkikinde 29.«266»,29 TL'nin şirket adına vergi dairesine ödendiği, bu ödemeler nedeni ile davalının hissesine düşen tutarın 5.794,72 TL'den ibaret olması gerekeceği, mahkeme dosyasına «ibraz» edilen belgeler arasında belirtilen ödemelere ait şirkete yapılmış olması gereken ödeme emirlerinin bulunmadığı, ancak davacı ve davalının hissedar olduğu şirketin iflası hakkında 22/02/2006 tarihinde «iflas» davasının açıldığı, şirketin borca batık olduğu, bu durumun tespiti sonu mahkemece şirketin 12/11/2009 tarihli kararında iflasına karar verildiği dikkate alındığın …
İcra Müdürlüğü'nün 2009/25336 takip sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacak üzerinden hesaplanan %40 «icra inkar tazminatı» olan 2.317,88 TL'nin davalı borçludan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Şti'nin 5 ortağından birisi olan davacının, ödediği bu şirkete ait vergi borcundan, kendi «payı» dışında kalan ve davalının payına düşen kısmın tahsili istemine ilişkindir.
Ancak bunun için «kamu alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2368 E. 2019/754 K.
Ortak:İtirazın iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · iade faturası · ticari defter kayıtları · ikrar · ispat yükü · ticari defter · haciz · fatura
Benzer bu karardaDava, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca gönderilen «haciz ihbarnamesine» davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Yeni'nin, davalıdan alacaklı olduğunu, bu hususta davalıya «fatura» düzenlediğini ileri sürmüş, davalı ise ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3649 E. , 2013/3267 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.11.2010 tarih ve 2009/1154-2010/1375 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin halen fiili olarak ortada bulunmayan fakat resmiyette faal görünen Eksper Labaratuvar ve Endrüstriyel Ürünler San. Tic. Ltd. Şti'nin ortaklarından biri olup, bu şirketin mevcut vergi borçlarını ödemeyememesi üzerine alacaklı vergi dairesinin ortaklardan müvekkili olan davacıyı bularak ondan şirketin bir kısım vergi borçlarını taksitler halinde tahsil etmeye başladığını, davacı müvekkilinin şirket adına ödediği bu vergi borçlarının kendi payı dışında kalan kısmını diğer ortaklardan üçünden ısrarla istemesine karşın alamadığını, bunun üzerine ortaklardan birisi olan davalı hakkında vergi borcunun onun payına düşen kısmı için ... .... İcra Müdürlüğü‘nün 2009/9990 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak takibin itiraz üzerine durduğunu, itirazın haksız bulunduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinden talep edilen vergi borcunun dava dışı şirkete ait bulunduğunu, öncelikle şirket aleyhine cebri tahsil ve takip yoluna gidilmiş olması gerektiğini ve rücu şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ortağı olduğu şirketin vergi borcu için şirket adına ödeme yaptığı, ancak şirket aleyhine ödeme emri gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı ve iflas kararına esas bilirkişi raporunda iflasına karar verilen şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirkete ait vergi borcunun, davalının hissesi oranında rücuen tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dışı şirket aleyhine ödeme emri gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, dava dışı şirketin iflas kararına esas bilirkişi raporunda şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6183 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Somut olayda da, davacının dava dışı şirketin vergi borcunu bu kapsamda ödediği ve davalıya hissesi oranında rücu ettiği, ayrıca dava dışı şirketin borca batık bulunduğunun diğer dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava dışı şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından davalının sermaye hissesi oranında sorumlu bulunduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487599700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz