Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7135 E. 2011/17206 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük kuralı↗ kötü niyet↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının ‘ VOLKAN’ ibaresini önceye dayalı olarak kullandığı, bilinir hale getirdiği, her iki marka arasında esaslı unsurun ‘VOLKAN’ ibaresi olduğu, davalının dürüstlük kurallarına aykırı olarak markayı adına tescil ettirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, markaya tecavüzün tespitine, hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının ürettiği makas emtiası üzerinde, davacıya ait tescilli markanın kullanıldığının tespitine karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi "aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan" markanın tescil edilemeyeceğini, 8/1-b maddesi ise "Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkisi olduğu ihtimalini de kapsıyorsa itiraz halinde tescil edilemeyeceği" hükümlerine haizdir.
Somut olayda mahkemece, davalı markasının tüm sınıflarını kapsar şekilde hükümsüzlük kararı verilmiştir. Oysa, taraflar arasındaki markalar benzer kabul edildiğine göre, yukarıda anılan kanun maddeleri uyarınca, aynı veya benzer mal ve hizmet sınıfları belirlenip, bu sınıflar yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerekir.
Öte yandan mahkemece, davalının markayı TMK’nun 2. maddesine aykırı olarak kötü niyetle adına tescil ettirdiği gerekçesiyle de davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 tarih 501/507 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde kötü niyetle gerçekleştirilen marka tescilinin hükümsüz kılınabileceğine dair bir hüküm olmasa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki TMK'nun 2. maddesi uyarınca kötü niyetin korunması mümkün olamayacağından kötü niyetin varlığının belirlenmesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Söz konusu HGK kararında, genel olarak kabul gören anlayışa göre tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli marka tescili olarak kabul edileceği belirtilmekte olup, kötü niyetin varlığının her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacı ile davalı markası arasındaki aynı veya benzer mallar belirlenip, bu mallar yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi, ayrıca yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, davalının marka tescilinin kötü niyete dayanıp dayanmadığı, somut olayın özellikleri de ayrıntılı olarak değerlendirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/272 E. 2013/826 K.
Ortak:kötü niyet
İncelediğiniz karardaYargıtay HGK'nun 16.07.2008 tarih 501/507 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde kötü niyetle gerçekleştirilen marka tescilinin hükümsüz kılınabileceğine dair bir hüküm olmasa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki TMK'nun 2. maddesi uyarınca «kötü niyetin» korunması mümkün olamayacağından kötü niyetin varlığının belirlenmesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir.
… te kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli marka tescili olarak kabul edileceği belirtilmekte olup, «kötü niyetin» varlığının her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
… lar belirlenip, bu mallar yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi, ayrıca yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, davalının marka tescilinin «kötü niyete» dayanıp dayanmadığı, somut olayın özellikleri de ayrıntılı olarak değerlendirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle», yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilen 01. sınıftaki emtia, esasen davacı markası kapsamında bulunmadığından «iltibas» tehlikesine yol açmadığı gibi davalının başvuru esnasında aslında 17. sınıfta olması gereken bir kısım emtianın 01. sınıfta göstermesi yukarıda belirtilen HGK kararında benimsenen esaslara göre başlı başına «kötü niyet» ve hükümsüzlük nedeni oluşturmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet · kötüniyet · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu kararda… sunu 01. sınıf için yapmasına rağmen 17. sınıfta davacının markalarının kapsadığı emtia sınıfını da bu sınıf içinde göstererek tescil ettirmesi karşısında davalının «iyiniyetinden» bahsedilemeyeceği, davalının kullanımı tescilli marka hakkına dayandığından hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar tescilli markanın kullanımının «haksız rekabet» oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilen 01. sınıftaki emtia, esasen davacı markası kapsamında bulunmadığından «iltibas» tehlikesine yol açmadığı gibi davalının başvuru esnasında aslında 17. sınıfta olması gereken bir kısım emtianın 01. sınıfta göstermesi yukarıda belirtilen HGK kararında benimsenen esaslara göre başlı başına «kötü niyet» ve hükümsüzlük nedeni oluşturmaz.
Bu nedenle mahkemece «kötüniyetli» tescil olunduğundan bahisle davalı markasındaki 01. sınıfta tescilli emtia bakımından da hükümsüzlük kararı verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10540 E. 2011/11547 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Marka hükümsüzlüğü | Terkin | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11371 E. 2013/12306 K.
Ortak:kötü niyet
İncelediğiniz karardaYargıtay HGK'nun 16.07.2008 tarih 501/507 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde kötü niyetle gerçekleştirilen marka tescilinin hükümsüz kılınabileceğine dair bir hüküm olmasa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki TMK'nun 2. maddesi uyarınca «kötü niyetin» korunması mümkün olamayacağından kötü niyetin varlığının belirlenmesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir.
… te kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli marka tescili olarak kabul edileceği belirtilmekte olup, «kötü niyetin» varlığının her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
… lar belirlenip, bu mallar yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi, ayrıca yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, davalının marka tescilinin «kötü niyete» dayanıp dayanmadığı, somut olayın özellikleri de ayrıntılı olarak değerlendirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle», yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, davalının markasının davacı markaları karşısında «iltibasa» yol açması, davalının uzun süredir davacı ile aynı sektörde faliyette bulunması yukarıda belirtilen HGK kararında benimsenen esaslara göre başlı başına «kötü niyet» ve hükümsüzlük nedeni oluşturmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet · iltibas
Benzer bu kararda… li markası ile aynı sektörde olması sebebiyle davalının tescilli markanın aynı sınıflarındaki ürünler için esas unsuru aynı olan ve orta düzeydeki tüketici nezdinde «iltibasa» yol açar nitelikteki ... ibaresini kullanmasının, basiretli iş adamı gibi ve iyi niyetle hareket ettiği sonucuna vardırmayacağı, bu ibaredeki C harfının iki kez ku …
Somut uyuşmazlıkta, davalının markasının davacı markaları karşısında «iltibasa» yol açması, davalının uzun süredir davacı ile aynı sektörde faliyette bulunması yukarıda belirtilen HGK kararında benimsenen esaslara göre başlı başına «kötü niyet» ve hükümsüzlük nedeni oluşturmaz.
Bu nedenle mahkemece «kötüniyetli» tescil olunduğundan bahisle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12621 E. 2016/6255 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7135 E. , 2011/17206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.03.2010 tarih ve 2008/428-2010/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır ‘VOLKAN’ markası adı altında koyun kırpma makası imal ettiğini, davalının ise ‘YATAGAN VOLKAN’ ibaresini adına tescil ettirdiğini, davalının ürettiği makasların şeklen aynı olmakla birlikte daha düşük kalitede ve fiyatta satıldığını, müvekkilinin uzun yıllar sonra kazandığı itibarına zarar verdiğini, pazar payını düşürdüğünü, bu durumun marka hakkına tecavüz niteliği taşıdığını, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün tespitini, hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, farklı sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin ‘YATAGAN VOLKAN’ markası adı altında henüz üretim yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının ‘ VOLKAN’ ibaresini önceye dayalı olarak kullandığı, bilinir hale getirdiği, her iki marka arasında esaslı unsurun ‘VOLKAN’ ibaresi olduğu, davalının dürüstlük kurallarına aykırı olarak markayı adına tescil ettirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, markaya tecavüzün tespitine, hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının ürettiği makas emtiası üzerinde, davacıya ait tescilli markanın kullanıldığının tespitine karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi "aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan" markanın tescil edilemeyeceğini, 8/1-b maddesi ise "Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkisi olduğu ihtimalini de kapsıyorsa itiraz halinde tescil edilemeyeceği" hükümlerine haizdir.
Somut olayda mahkemece, davalı markasının tüm sınıflarını kapsar şekilde hükümsüzlük kararı verilmiştir. Oysa, taraflar arasındaki markalar benzer kabul edildiğine göre, yukarıda anılan kanun maddeleri uyarınca, aynı veya benzer mal ve hizmet sınıfları belirlenip, bu sınıflar yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerekir.
Öte yandan mahkemece, davalının markayı TMK’nun 2. maddesine aykırı olarak kötü niyetle adına tescil ettirdiği gerekçesiyle de davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 tarih 501/507 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde kötü niyetle gerçekleştirilen marka tescilinin hükümsüz kılınabileceğine dair bir hüküm olmasa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki TMK'nun 2. maddesi uyarınca kötü niyetin korunması mümkün olamayacağından kötü niyetin varlığının belirlenmesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Söz konusu HGK kararında, genel olarak kabul gören anlayışa göre tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli marka tescili olarak kabul edileceği belirtilmekte olup, kötü niyetin varlığının her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacı ile davalı markası arasındaki aynı veya benzer mallar belirlenip, bu mallar yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi, ayrıca yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, davalının marka tescilinin kötü niyete dayanıp dayanmadığı, somut olayın özellikleri de ayrıntılı olarak değerlendirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040890900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz