Teslim tutanağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18036 E. 2013/16007 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teslim tutanağı↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ usulüne uygun tebliğ↗ cari hesap↗ ticari defter↗ fatura↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip konusu borcun 30.11.2006 tarih, 284108 no ve 8,59 TL bedelli fatura ile 13.12.2006 tarih, 288596 nol ve 3.831,47 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, davacı şirketin 2006 ve 2007 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, ancak davalı şirketin 2007 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, taraflar arasında cari hesap şeklinde çalışan ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, buna göre takip tarihi itibarıyla davacı şirketin toplam 3.840,06 TL alacaklı bulunduğu, anılan faturaların 14.12.2006 tarihli fatura teslim tutanağı ile davalı şirkete teslim edildiği, temerrüdün takip tarihi itibarıyla oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul 23 İcra Müdürlüğü'nün 2007/22578 Esas sayılı dosyasında davalının vaki itirazının iptali ile takibin 3.840,06 TL toplam alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davalının asıl alacağın %40'ı olan 1.536,00 TL oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma ücreti alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyaya sunulan fatura teslim tutanağında, hükme esas alınan 3.840.06 TL bedelli faturanın davalı şirket adına ...tarafından teslim alındığı yazılı ve adı geçenin imzası yer almakta ise de; davalı vekilince bilirkişi raporuna itirazında, anılan faturanın müvekkiline tebliğ edilmediği savunulmuş, duruşmada alınan beyanında da tebliğe ilişkin belgenin usulsüz düzenlendiği belirtilmiştir. Mahkemece, taraflar arasında cari hesap şeklinde çalışılan ticari ilişkinin mevcut olduğu kabul edilmiş ise de, bu cari hesabın 6762 sayı TTK'nın 56 vd. (6102 sayılı TTK 89. vd.) düzenlenen cari hesap olmadığı, bu nedenle alacak miktarı bakımından, faturanın davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve davalı vekilinin buna ilişkin itirazı araştırılıp incelenmeden, faturanın davalı şirkete teslim edildiği kabul edilip, fatura bedeli nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, faturayı teslim alanın, davalı şirket adına tesellüme yetkili olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/31 E. 2011/16844 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · görevsizlik kararı · asıl alacak · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1- Davacı vekili, dava dilekçesinde davalı ile müvekkili arasında alt «acentelik sözleşmesi» düzenlendiğini ancak davalının tahsil ettiği «prim» alacaklarını müvekkiline ödemediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, yargılama sırasında verdiği dilekçe ve duruşmadaki beyanlarında, davalıdan olan alacak miktarının 5.840 TL ile 1.699 TL’nın toplamından oluştuğunu, 1.699 TL’nın asıl alacağın fer’i niteliğinde bulunmadığını ve «asıl alacak» mahiyetinde olduğunu bildirmiş, aynı husus davalı tarafça verilen cevap dilekçesinde de benimsenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, icra takibinde 5.840 TL «asıl alacak» yönünden takip başlatıldığı, 2008 yılı için değeri 6.330 TL’nı aşmayan davalar için Sulh Hukuk Mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile talep halinde dosyanın Ankara Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, taraf vekillerinin de kabulünde olduğu üzere, çekişme konusu toplam «asıl alacak» miktarına ilişkin uyuşmazlığın mahkemenin görevinde olduğu göz önüne alınarak, yargılamaya devamla sonuca gidilmesi gerekirken, değinilen gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8217 E. 2012/13409 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · haksız eylem · kesin süre · maddi tazminat · kusur · vekalet ücreti · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacıya «kesin süre» verilerek maddi zararlarını açıklanmasının istendiği ancak fiili zararlarını veya «yoksun kalınan» karlarını kanıtlar biçimde herhangi bir delil sunmadığı, davalının «haksız eylemi» neticesinde davacının yaralandığı ve «kusurun» tamamının davalıda bulunduğu gerekçesiyle, 3.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
2-Ancak mahkemece davacının «maddi tazminat» istemi tamamen, manevi tazminat istemi ise kısmen reddedildiği halde reddedilen bu talepler bakımından ayrı ayrı hesaplama yapılarak davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, ne suretiyle belirlendiği anlaşılamayacak şekilde 840 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekir …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/18036 E. , 2013/16007 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.05.2012 tarih ve 2011/674-2012/331 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 4.082,97 TL kargo taşıma ücreti alacağının tahsili için davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibinin, davalı şirketin kötüniyetli itirazı ile durduğunu ileri sürerek, davalının vaki itirazının iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiş; ancak bilirkişi raporuna itirazında, takibe dayanak faturalardan 13.12.2006 tarihli 3.831,47 TL'lik faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, ödeme emrinde faturaların açıkça belirtilmediğini, icra takibine dayanak yapılmayan belgenin davada ileri sürülemeyeceğini, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip konusu borcun 30.11.2006 tarih, 284108 no ve 8,59 TL bedelli fatura ile 13.12.2006 tarih, 288596 nol ve 3.831,47 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, davacı şirketin 2006 ve 2007 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, ancak davalı şirketin 2007 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, taraflar arasında cari hesap şeklinde çalışan ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, buna göre takip tarihi itibarıyla davacı şirketin toplam 3.840,06 TL alacaklı bulunduğu, anılan faturaların 14.12.2006 tarihli fatura teslim tutanağı ile davalı şirkete teslim edildiği, temerrüdün takip tarihi itibarıyla oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul 23 İcra Müdürlüğü'nün 2007/22578 Esas sayılı dosyasında davalının vaki itirazının iptali ile takibin 3.840,06 TL toplam alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davalının asıl alacağın %40'ı olan 1.536,00 TL oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma ücreti alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyaya sunulan fatura teslim tutanağında, hükme esas alınan 3.840.06 TL bedelli faturanın davalı şirket adına ...tarafından teslim alındığı yazılı ve adı geçenin imzası yer almakta ise de; davalı vekilince bilirkişi raporuna itirazında, anılan faturanın müvekkiline tebliğ edilmediği savunulmuş, duruşmada alınan beyanında da tebliğe ilişkin belgenin usulsüz düzenlendiği belirtilmiştir. Mahkemece, taraflar arasında cari hesap şeklinde çalışılan ticari ilişkinin mevcut olduğu kabul edilmiş ise de, bu cari hesabın 6762 sayı TTK'nın 56 vd. (6102 sayılı TTK 89. vd.) düzenlenen cari hesap olmadığı, bu nedenle alacak miktarı bakımından, faturanın davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve davalı vekilinin buna ilişkin itirazı araştırılıp incelenmeden, faturanın davalı şirkete teslim edildiği kabul edilip, fatura bedeli nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, faturayı teslim alanın, davalı şirket adına tesellüme yetkili olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039383900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz