YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6447 E. 2024/2982 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katılma yolu ile istinaf↗ müktesep hak↗ şikayet↗ derdestlik↗ istinaf incelemesi↗ ticaret unvanı↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ kötü niyet↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2018/95 E., 2019/634 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ilk olarak 1984 yılında Amerika’da kurulduğunu ve 30 yılı aşkın süredir sunduğu kalite ve ulaştığı satış rakamları ile dünyanın önde gelen saat, gözlük, deri ürün, çanta, kemer ve aksesuar üreticilerinden biri olduğunu, müvekkilinin “...” ve türevi markalarını birçok uluslararası kuruluş nezdinde tescil ettirdiğini, davalının "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının Marka Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 26 ncı sınıfta yer alan bir kısım malların çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da nihai olarak dava konusu YİDK kararıyla reddine karar verildiğini oysa dava konusu başvuru kapsamında kalan 26 ncı sınıf malların da müvekkilinin tanınmış markalarının kapsamında yer alan mallarla ilişkili olduğunu, bu mallar bakımından da 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, dava konusu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının asıl unsuru ile de aynı bulunduğunu, davalının "..." ibaresini, müvekkili markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak 2001/16567 tescil numarası ile kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin anılan marka aleyhine “kullanılmama nedeniyle hükümsüzlük” davası açtığını ve bu davanın sonucunda anılan markanın kısmen hükümsüz kılındığını, bu dava sürecinde davalı tarafın müvekkilinden marka devri için talep ettiği astronomik ücretler karşılanmayınca bu kez de “...” markasını müvekkilinin diğer sınıflarda kullanımını engellemek için “...” ibareli 10’un üzerinde marka başvurusu yaptığını, bu markaların kullanım şeklinin ve stilizasyonunun müvekkilinin tanınmış “...” markasına çok benzediğini, davalı tarafın ... markalarının müvekkilinin tescilli logo tasarımını taklit ederek kullandığını, davalı tarafın müvekkilinin sektörde tanınan eski dönem esintili ürünleri için kullandığı “....” ve “....” slogan markalarını dahi ürettiği ürünlerin üzerinde kullandığını, davalının 18 inci sınıf kapsamındaki ürünlerinin müvekkilinin orijinal ... markalı saatlerinin satıldığı Boyner gibi büyük perakende satış noktalarında bir arada satışa sunulduğunu, tüketicilerin bu ürünlerin müvekkili şirketin ürünü olduğunu zannederek satın aldığını, alınan bu kalitesiz ürünler için müvekkiline yapılan şikayetler neticesinde davalı tarafın haksız kazanç elde ettiğinin ortaya çıktığını, davalının www.....com.tr alan adını kendi adına tescil ettirerek müvekkilinin www.....com adlı internet sitesi görselini birebir taklit ettiğini, davalının iş bu internet sitesinde "dükkanlarımız" başlığı altında ABD’nin FLORİDA eyaletinde 4 adet dükkanı olduğunu beyan ederek tüketicileri yanıltma saikini iyice ortaya koyduğunu, davalı yanın sistematik olarak üçüncü şahısların markalarını kendi adına tescil ettirme girişiminde bulunduğunu, davalının dünyaca tanınmış ... markasını kendi adına tescil ettirdiğini, ... markasını tescil ettirme girişiminin itiraz üzerine reddedildiğini, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde davalının 2001/6567 ve 2014 05894 sayılı markalarının hükümsüz kılınması için açılan dava derdest olduğunu, işbu dava kapsamında davalının kötüniyetli olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, YİDK’ın 08.01.2018 tarih ve 2017-M-11456 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; başvuru markası kapsamında kalan 26 ncı sınıfta bulunan “Yapma çiçekler, Yapma meyveler, saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler” mallarının davacı markaları kapsamında yer almadığını, bu ürünlerin davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, davacının ... ibaresinin ticaret unvanının esas unsuru olduğu iddiasından yola çıkarak davalının markasının iptal edilmesinin mümkün olmadığını, markaların tescil koşulları ile ticaret unvanının kullanım koşullarının farklı bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki iddianın da ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... markasını 18, 25 ve 35 nci sınıflarda 2001/16567 işlem numarası ile tescil ettirdiğini, davacının müvekkil aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2015/24 Esas sayısı ile açılan dava neticesinde müvekkili markasının 25 inci sınıf emtialar bakımından kullanılmama nedeniyle hükümsüz kılındığını, ancak 18 ve 35 inci sınıflar yönünden markanın hali hazırda müvekkili lehine tescilli olduğunu, dava konusu markanın iş bu 2001 yılında tescil edilen markanın devamı, seri marka niteliğinde olduğunu, davacının Türkiye’de bilinmediği dönemde müvekkilinin ... markasını tanınmış hale getirdiğini, davacı iddiasının tam tersi olarak davacının müvekkilinin bu çabalarından haksız olarak istifade ettiğini, davacı markalarının Türkiye’de sadece 14 üncü sınıf bakımından tescilli olduğunu ve sadece kol saati satışı ile iştigal ettiğini, davacının 2001 yılında gerek Türkiye’de gerekse de dünyanın herhangi bir yerinde tescilli bir markasının bulunmadığını, müvekkilinin 2001 yılından bu yana ... markasını deri ürünleri ve deri aksesuarları bakımından tescil edildiği şekilde kullandığını, bu nedenle kötüniyetli olmadığını, müvekkilinin 2001/16567 sayılı ... ibareli markasını kullanımının uzun yılları kapsadığından taraf markalarının karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının da yerinde bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı markasının günümüzde sektörel tanınmışlığının olduğu varsayılsa bile müvekkilinin ... ibareli markasından kaynaklı müktesep haklarının korunması gerektiğini, müvekkili markasının davacı markasından görsel olarak da tamamen farklı olduğunu, müvekkili ürünlerinin tamamının etiketlerinde “TURKEY” ibaresinin yer aldığını, davacı firmanın belirttiği slogan markalarının davacı adına da tescilli olmadığını, müvekkilinin 18 inci sınıf kapsamında deri ve deri ürünleri ürettiğini, davacının ise 14 üncü sınıf kapsamında yalnızca saat ürettiğini ve 26 ncı sınıf bakımından tescili bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2015/102593 sayılı “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itiraza ve davaya gerekçe olarak gösterdiği markaları oluşturan ibareler birbirleri ile aynı olmakla birlikte taraf markalarının, uyuşmazlık konusu mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki koşulları anlamında benzer olarak kabul edilemeyeceği, davacının ... ibareli markasının “saatler” ve bu emtialarla doğrudan/dolaylı bağlantılı olan emtiaları bakımından 556 sayılı KHK’nın sekizinci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca tanınmış marka olduğu, markaları oluşturan ibarelerin birebir ayniyetine bağlı olarak tanımışlığın uyuşmazlık konusu olan“Yapma çiçekler, yapma meyveler. Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler.” emtialarına sirayet edeceği, dava konusu markanın bahsi geçen mallar yönünden tescilinin imaj transferi, tanınmış markanın sulandırılması ve haksız rekabet teşkil edeceğini, davalının bugüne kadar gerçekleştirdiği marka başvurularında kullandığı görseller ve dava konusu marka başvurusunda kullandığı yazım karakterlerinin davacı markaları ile birebir ayniyet göstermesi nedeniyle davalının kötüniyetli olarak kabul edilebileceği, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve aynı maddenin beşinci fıkrasının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'nın 08.01.2018 tarih 2017-M-11456 sayılı kararının davacının itirazının kısmen reddiyle ilgili kısım yönünden; "Yapma çicekler yapma meyveler saç tokaları saç bağlamak için halkalar taçlar değerli metallerden olmayan saç süsleri takma saçlar postişler elektrikli veya elektriksiz bigudiler" yönünden iptaline, dava konusu markanın sayılan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda uyuşmazlık konusu mallar bakımında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki ve aynı maddenin beşinci fıkrasındaki koşulların da oluştuğunu, zira uyuşmazlık konusu malların müvekkili markaları kapsamında yer alan 25 inci sınıf "baş giysileri" malları ile ilişkili olduğunu, bu hususta emsal Yargıtay kararı bulunduğunu, ayrıca uyuşmazlık konusu malların müvekkili markaları kapsamında 9 uncu sınıf "Gözlükler" ve 14 üncü sınıf "takı ve saatler" malları ile de benzer olduğunu, diğer taraftan dava konusu malların müvekkilinin faaliyet gösterdiği moda sektörü ile ilişkili bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin aleyhe olan kısmının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu malların, davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığını, diğer taraftan işaretlerin aynı olmasının tek başına kötü niyet oluşturmayacağını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükmüszlüğü istemiyle görülen İzmir Fİkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/175 sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtya 11. Hukuk Diaresini'nin 2019/1285 E.-2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, ilk derece mahkemesince verilen kararın ve hükme esas alınan raporun anılan bozma ilamında belirtilen gerekçeler karşısında yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi davacı markalarının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispat edilmesi gerektiğini, ancak bu tarihte davacı markalarının tanımış olmadığını, davacı marklarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu tanınmışlığın uyuşmazlık konusu mallara sirayet edeceğine dair delil bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili delillerin değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, davacı markalarının müvekkilinin anılan markasının tescilli olduğu 18, 25 ve 35 inci sınıfta kullanılmadığını, uyuşmazlık konusu malların davacı markalarının tescil kspamında yer alan mallarla ilişkili olmadığını, ayırca davalı Kurum nezdinde tescilli çok sayıda "..." ibareli marka bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının ayırt edici hale geldiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2015/102593 sayılı "..." ibareli marka ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında, işaretler bakımından ayniyet düzeyinde benzerlik bulunduğu, davacı markalarının özellikle saat emtiasında tanınmış olduğu, tarafların marka işaretleri arasındaki benzerlik ve davacı markalarının "saat" emtiasındaki tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında somut olayda uyuşmazlık konusu 26 ncı mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının oluştuğu, davalı şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markalarının başvuru tarih itibariyle davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanması gerektiği ileri sürülmüşse de somut olay bakımından tanınmışlığın dava konusu başvuru tarihi itibariyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı markalarının dava konusu başuru tarih itibariyle özellikle saat emtiasında tanınmış olduğu ve bu tanınmışlık seviyesinin yüksek bulunduğu, diğer taraftan davalı Şirketin 2001/16567 sayılı markasının dava konusu başvuru yönünden müktesep hak teşkil etmediği gibi dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli de olduğu, zira 2001/16567 sayılı marka kapsamında uyuşmazlık konusu 26. sınıf malların bulunmadığı, dava konusu başvurunun davalı Şirketn önceki markasının bir türevi olmadığı aksine davacı markalarına yaklaştığı, dava konusu başvurunun davacı markaları ile aynı yazım karakteri ile birebir aynı olacak şekilde oluşturulduğu, tarafların uzun yıllardır husumet içinde bulunduğu da gözetildiğinde davalının davacının markaları ile ayniyet derecesinde benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyet oluşturduğu, her ne kadar davalı Şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markasının hükümüsüzlüğü için davacının açtığı davada Yargıtay 11. Dairesinin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıya kötü niyetli olmadıklarının kabul edildiği ileri sürmüşse de her marka başvurusunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi esas olduğundan, davalı Şirket tarafından belirtilen Yargıtay kararının işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği, öte yandan somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine, davacı vekilinin istinaf incelemesinin ise İlk Derece Mahkemesince tarafların marka işaretleri benzer kabul edilmekle birlikte emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden somut uyuşmazlık açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda somut olaya bakıldığında uyuşmazlık konusu mallar 26 ncı sınıf "yapma çicekler, yapma meyveler, saç tokaları saç bağlamak için halkalar taçlar değerli metallerden olmayan saç süsleri takma saçlar postişler elektrikli veya elektriksiz bigudiler" malları olduğu ve bu mallardan "yapma çicekler, yapma meyveler, saç tokaları, saç bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metallerden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler" in davacının markalarında 25 inci sınıfta yer alan baş giysisi aksesuarlarının bir parçası olarak kullandıkları gibi esasen uyuşmazlık konusu olan tüm 26 ncı sınıf ürünler ile davacı markalarında yer alan baş giysileri ürünleri aynı ihtiyacın farklı farklı yönlerini gideren ürünler olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4081 E.-2019/5688 K. sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır.) bu nedenle uyuşmalık konusu 26 ncı sınıf mallar ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan "Baş giysileri" mallarının ilişkili mallar olduğu, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzerliği de gözetildiğide, somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci maddesinin (b) bendi kapsamındaki iltibas koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükmüszlüğü istemiyle görülen İzmir Fİkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/175 sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtya 11. Hukuk Dairesinin 2019/1285 E.-2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın ve hükme esas alınan raporun anılan bozma ilamında belirtilen gerekçeler karşısında yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi davacı markalarının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispat edilmesi gerektiğini, ancak bu tarihte davacı markalarının tanımış olmadığını, davacı marklarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu tanınmışlığın uyuşmazlık konusu mallara sirayet edeceğine dair delil bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili delillerin değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, davacı markalarının müvekkilinin anılan markasının tescilli olduğu 18, 25 ve 35 inci sınıfta kullanılmadığını, uyuşmazlık konusu malların davacı markalarının tescil kspamında yer alan mallarla ilişkili olmadığını, ayırca davalı Kurum nezdinde tescilli çok sayıda "..." ibareli marka bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının ayırt edici hale geldiğini ileri sürerek ilk kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu malların, davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığını, taraf işaretlerin aynı olmasının tek başına kötü niyet oluşturmayacağını, ileri sürerek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1707 E. 2021/1537 K.
Ortak:istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… zeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden ise başvuru konusu ibarenin doğrudan tanımlayıcı nitelik taşımadığı, davacının marka başvurusunun, kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2016-M-4619 sayılı kararının, "elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterileri …
… ten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları «münhasıran» veya esas unsur olarak içeren ibarelerin, 7/1-f maddesi uyarınca da mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yan …
-
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2621 E. 2025/1000 K.
Ortak:kâr dağıtımı · iltibas
İncelediğiniz kararda… inin beşinci fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine, davacı vekilinin «istinaf incelemesinin» ise İlk Derece Mahkemesince tarafların marka işaretleri benzer kabul edilmekle birlikte emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden somut uyuşmazlık açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» koşullarının bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği ancak, Yargıtay 11.
… benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı «dağıtım» veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda somut olaya bakıldığında «uyuşmazlık konusu» mallar 26 ncı sınıf "yapma çicekler, yapma meyveler, saç tokaları saç bağlamak için halkalar taçlar değerli metallerden olmayan saç süsleri takma saçlar postişler …
Hukuk Dairesinin 2018/4081 E.-2019/5688 K. sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır.) bu nedenle «uyuşmalık konusu» 26 ncı sınıf mallar ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan "Baş giysileri" mallarının ilişkili mallar olduğu, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzerliği de gözetildiğide, somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci maddesinin (b) bendi kapsamındaki «iltibas» koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… başvurusunun, davalı gerçek kişinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu nihai olarak kısmen reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında «iltibas» bulunmadığı gibi redde mesnet markaların "gömlek" emtiası dışında kullanılmadığını belirterek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline, d …
… eri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetlerinin davalıya ait redde mesnet marka kapsamlarında yer almadığı, sayılan hizmetler yönünden taraf markaları arasında «iltibas» koşullarının oluşmadığı, bunun dışında kalan 18., 25. ve 35. sınıf bazı mal ve hizmetler açısından ise taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesiyle dava …
Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı değerlendirilirken benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadıkları, aralarında ham madde- mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilmeleri imkanı bulunup bulunmadığı, «dağıtım» kanallarının ortak olup olmadığı gibi hususlar hep birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava
Benzer bu kararda… rlik bulunmakla birlikte, başvurunun reddedildiği 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuyumculuk eşyaları (taklitleri «dahil»); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar.
Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları «dahil»).
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2589 E. 2023/6348 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · kötü niyet · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 2018/4081 E.-2019/5688 K. sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır.) bu nedenle «uyuşmalık konusu» 26 ncı sınıf mallar ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan "Baş giysileri" mallarının ilişkili mallar olduğu, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzerliği de gözetildiğide, somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci maddesinin (b) bendi kapsamındaki «iltibas» koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; «uyuşmazlık konusu» malların, davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığını, diğer taraftan işaretlerin aynı olmasının tek başına «kötü niyet» oluşturmayacağını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… istinaf dilekçesinde özetle; davalının başvurusunun müvekkilinin ... markasını aynen içermekte olmasına rağmen ve kararda karara dayanak raporda "..."nın "bağımsız «ayırt ediciliği»"nin bulunduğu açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen markalar arasında benzerlik ve «iltibas» olmadığı sonucuna varılmasının, hem dosya içindeki tüm kararlar hem de marka hukukunun tüm prensiplerine aykırı bulunduğunu, ... markasında ...'nın bağımsız ayırt …
… kçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin başvurusuna konu ibarenin "..." olduğu, başvuru konusu ibarede «karşılaştırmada esas» alınacak ibarenin "..." olduğu, zira "trendyol" ibaresinin çatı marka olduğu, görsel, anlamsal ve işitsel olarak yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olduğu ve «iltibas» riski taşıdığı, başvuru kapsamındaki 18, 24, 25, 26, 35 nci sınıftaki "18 İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler.
… a dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer oldukları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşılıklılık esası · acente · mükerrerlik · ortalama tüketici · fatura · ayırt edicilik · görevli mahkeme
Benzer bu karardaİş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat «acente» hizmetleri, geçici personel «görevlendirme» ( başkası adına «fatura» yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.
… uştuğu, davalının markasında yer alan ... ibaresi trendyol ibaresine göre ikincil planda konumlandırıldığı gibi ... ve ... ibareleri arasında bir bağlantı kurulması «ortalama tüketici» nezdinde mümkün bulunmadığı, markaların benzer olmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşullarının gerçekleşmediği, davalı şirketin k …
… istinaf dilekçesinde özetle; davalının başvurusunun müvekkilinin ... markasını aynen içermekte olmasına rağmen ve kararda karara dayanak raporda "..."nın "bağımsız «ayırt ediciliği»"nin bulunduğu açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen markalar arasında benzerlik ve «iltibas» olmadığı sonucuna varılmasının, hem dosya içindeki tüm kararlar hem de marka hukukunun tüm prensiplerine aykırı bulunduğunu, ... markasında ...'nın bağımsız ayırt …
… kçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin başvurusuna konu ibarenin "..." olduğu, başvuru konusu ibarede «karşılaştırmada esas» alınacak ibarenin "..." olduğu, zira "trendyol" ibaresinin çatı marka olduğu, görsel, anlamsal ve işitsel olarak yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olduğu ve «iltibas» riski taşıdığı, başvuru kapsamındaki 18, 24, 25, 26, 35 nci sınıftaki "18 İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2210 E. 2024/5795 K.
Ortak:müktesep hak · istinaf incelemesi · kâr dağıtımı · kötü niyet · iltibas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… nda tanınmış olduğu, tarafların marka işaretleri arasındaki benzerlik ve davacı markalarının "saat" emtiasındaki tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında somut olayda «uyuşmazlık konusu» 26 ncı mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının oluştuğu, davalı şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markalarının başvuru tarih itibariyle davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanması gerektiği ileri sürülmüşse de somut olay bakımından tanınmışlığın dava konusu başvuru tarihi itibariyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı markalarının dava konusu başuru tarih itibariyle özellikle saat emtiasında tanınmış olduğu ve bu tanınmışlık seviyesinin yüksek bulunduğu, diğer taraftan davalı Şirketin 2001/16567 sayılı markasının dava konusu başvuru yönünden «müktesep hak» teşkil etmediği gibi dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli de olduğu, zira 2001/16567 sayılı marka kapsamında uyuşmazlık konusu 26. sınıf malların bulunmadığı, dava konusu başvurunun davalı Şirketn önceki markasının bir türevi olmadığı aksine davacı markalarına yaklaştığı, dava konusu başvurunun davacı markaları ile aynı yazım karakteri ile birebir aynı olacak şekilde oluşturulduğu, tarafların uzun yıllardır «husumet» içinde bulunduğu da gözetildiğinde davalının davacının markaları ile ayniyet derecesinde benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu, her ne kadar davalı Şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markasının hükümüsüzlüğü için davacının açtığı davada Yargıtay 11.
… inin beşinci fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine, davacı vekilinin «istinaf incelemesinin» ise İlk Derece Mahkemesince tarafların marka işaretleri benzer kabul edilmekle birlikte emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden somut uyuşmazlık açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» koşullarının bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği ancak, Yargıtay 11.
2.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; «uyuşmazlık konusu» malların, davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığını, diğer taraftan işaretlerin aynı olmasının tek başına «kötü niyet» oluşturmayacağını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaŞti’nin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve Dairemizce yapılan «istinaf incelemesinde» davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği; davalı-birleşen davacının 2015/76875 sayılı "CASUAL VINTAGE FOSSİL SINCE 2001-EUROPE BRAND" ibareli marka başvurusunun da reddedildiği ve YİDK karar iptali talebiyle açılan davada davalı-birleşen davacı kötü niyetli bulunarak davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı istinaf başvurusunun da esastan reddedilmiş olduğu, te yandan, taraflar arasında marka benzerliği nedeniyle uzun zamandır devam eden «husumetin» bulunduğu, bu husumet nedeniyle taraflar arasında görülen ve devam eden birçok davanın da mevcut olduğu dikkate alındığında, davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalının markasını tescil talep edilen sınıflarda yurt dışında kullandığını bilecek durumda olduğu, buna rağmen davacının markası ile karıştırılabilecek «dava konusu» markayı tescil ettirmek istemesinin iyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceği, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötü niyete» delil teşkil etmeyeceği yönündeki yerleşmiş içtihatın somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, dosya arasında bulunan 06.02.2020 tarihli ilk bilirkişi raporunda da “…gerek ülkemizde gerekse de dünyada tescilli, bilinen ve tanınmış marka düzeyinde korunmaya haiz, özgün, yaratılmış ve ayırt edici vasfı yüksek “FOSSIL” ibaresini, davacı-birleşen davalının marka emtiaları ile pek çok yönden ilişkili olduğu tüketici kitlesine, birbirine yakın satış kanallarına, benzer «dağıtım» ve sunum yöntemlerine sahip olan ve dolaylı bir şekilde aralarında ilişki kurulması mümkün olan emtialarda aynen tercih etmesinin davacı-birleşen davalının önceki markasından haksız bir yarar elde etme, markanın ün ve şöhretinden yararlanarak kolay yoldan haksız menfaat sağlama amacını taşıdığı şeklinde değerlendirilebileceğinin mümkün olduğu, markaların birbirine yanaştığı, iki firma arasında çekişme olduğunun görüldüğü..” şeklinde değerlendirmeye yer verildiği, davacı-birleşen davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunulmasının kötü niyet oluşturduğu, her ne kadar davalı-birleşen davacının 2001/16567 sayıl …
… dinin gerektiğini, müvekkili şirketin dünyaca tanınmış ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, «dava konusu» YİDK kararında «kötü niyete» ilişkin detaylı bir araştırma yapılmadığını ve kararda müvekkili tarafından kullanım ispatına dair sunulan delillerin yalnızca saatlere ilişkin olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin markalarının takılar ve gözlükler üzerinde de aktif olarak kullanıldığını, taraf markaları arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2019-M-4318 sayılı kararının iptaline ve 2017/107764 numaralı “FOSSIL” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmes …
… alının kötü niyetli olmadığının kabul edildiği ileri sürülmüşse de her marka başvurusunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesinin esas olduğu, tüm bu nedenlerle «dava konusu» başvurunun kötü niyetli yapıldığı ve aksi yöndeki YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, davalı-birleşen davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı markaları “FOSSİL” şeklinde iken dava konusu 2017/107764 sayılı marka başvurusu “FOSSIL” şeklinde olduğundan ve bu değişikliğin taraflar arasındaki «husumet» nedeniyle esaslı bir değişiklik olarak kabul edilmesi gerekeceğinden, davalı-birleşen davacının eski tarihli markalarının lehine «müktesep hak» teşkil etmeyeceği, davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · kazanılmış hak · ortalama tüketici · ayırt edicilik · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… ı, bu markayı davacı-birleşen davalının markasından habersiz bir şekilde tescil ettirdiğini, 2001/16567 ve 2014/05894 numaralı markalarının 18 ve 35. sınıf yönünden «müktesep hak» teşkil ettiğini, markayı deri ürünleri ve aksesuarları, çantalar, valizler, cüzdanlar ve kemerler bakımından maruf hale getirdiğini, müvekkilinin marka logosunu güncellemek amacıyla «dava konusu» marka başvurusunu yaptığını, başvuru kapsamından önce Markalar Dairesi tarafından 25. sınıfta “kemerler”in, davacı-birleşen davalının bu karar itirazı üzerine de davalı Kurum tarafından 35. sınıftaki bir kısım hizmetlerin çıkartıldığını, davaya konu kararın davacı-birleşen davalının itirazının reddedilen kısımları bakımından hukuka uygun olduğunu, taraf markalarının tescil sınıflarının farklı olduğunu, davacı-birleşen davalı şirketin 2005 yılı sonrasında başlamak üzere yalnızca gözlük ve saat imalatı ve satışının bulunduğunu, müvekkilinin markaları ile davacı-birleşen davalı şirket markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduğunu, davacı-birleşen davalının markalarının 14. sınıfta “saatler” ve 25. sınıfta “baş giysisi” yönünden tescilli olduğunu, müvekkilinin markaya «ayırt edicilik» kazandırması nedeniyle taraf markalarının karıştırılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… kapsamında 18 ve 35. sınıf, davacı-birleşen davalının itiraza mesnet markalarının kapsamında ise 03, 04, 09, 10, 14, 25 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, «dava konusu» marka kapsamında yer alan “35. sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, …
… azılım içeren bir hizmet olarak yazılımlar.” hizmetlerinin, benzer amaca hizmet eden, aynı sektöre yönelik, benzer tüketici kesimine hitap eden hizmetler oldukları, «dava konusu» marka kapsamında yer alan diğer mal ve hizmetlerin, davacı-birleşen davalının markalarında yer almadığı, taraf markalarının “FOSSIL” ibaresini ortak olarak içerdikleri gerçeği karşısında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunun kabulünün gerektiği, başvuruda yer alan dikdörtgen şekli ve “SS” harflerinin karakterize yazılış şeklinin işitsel, görsel, kavramsal ve «ortalama tüketicide» bırakacağı genel algı itibariyle başvuruyu redde dayanak gösterilen markalardan ayırt etmeye yetmediği, başvurunun itiraza mesnet tescilli seri markalar arasına sı …
… lişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı; birleşen davada davalı-birleşen davacının 2001/16567 sayılı markasının çekişme konusu yapıldığından işbu davada «kazanılmış hak» gerekçesi olamayacağı, davalı-birleşen davacının, davalı-birleşen davalının 2008/42649, 91/002860, 2005/27498, 2008/42650 sayılı markaların kapsamlarında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden kullanımının ispatlanmasını talep ettiği, kullanım ispatına tabi markaların "saat" dışındaki mal ve hizmetler yönünden kullanımı ispatlanamadığından, kullanımı ispatlanamayan mal ve hizmetlerin benzerlik değerlendirmesi yönünden dikkate alınmadığı, «dava konusu» marka başvurusu kapsamından çıkarılan “35. sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Değerli metalden mamul müsabakalarda veri …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/124 E. 2024/9199 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… inin beşinci fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine, davacı vekilinin «istinaf incelemesinin» ise İlk Derece Mahkemesince tarafların marka işaretleri benzer kabul edilmekle birlikte emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden somut uyuşmazlık açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» koşullarının bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği ancak, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 2018/4081 E.-2019/5688 K. sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır.) bu nedenle «uyuşmalık konusu» 26 ncı sınıf mallar ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan "Baş giysileri" mallarının ilişkili mallar olduğu, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzerliği de gözetildiğide, somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci maddesinin (b) bendi kapsamındaki «iltibas» koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olmadığını ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-11671 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın müvekkilinin markalarıyla aynı/benzer emtiayı kapsayan 18 ve 25. sınıflar, 35/1-4 alt sınıfları ve 35/5. alt sınıfın konusunu oluşturan “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar «dahil»;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç), Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları, Dokunmuş veya dokunmamış kuma …
… e Türkçe dışındaki bu dillerin, ülkemizde sık konuşulan veya yaygın bilinen diller arasında olmadığı, bu nedenle söz konusu ibarenin dava konusu yapılan mallar için «ayırt ediciliğinin» değerlendirilmesinde Türkçe anlamının üzerinde durulmasının daha isabetli olacağı, bu ibarenin çekişme konusu yapılan mallardan herhangi birine doğrudan karşılık gelmediği, bu nedenle zayıf ayırt edicilik barındırdığından söz edilemeyeceği, görsel, işitsel ve anlamsal olarak davacının özellikle "..." ibaresini tek ve asli unsur olarak içeren 2016/58131 tescil numaralı "...", 2016/58136 tescil numaralı "..." ile 2007/44078 ve 2011/99469 tescil numaralı "... by ..." markalarıyla dava konusu marka arasında bütünsel olarak benzerlik ilişkisi bulunduğu, zira belirtilen markalar arasında ortak ibare durumunda olan "..." ibaresi nedeniyle ilişkili olduklarının veya bu ibareyi «taşıyan» önceki tarihli davacı markalarının «yenilenmiş» versiyonlarından biri ile karşı karşıya olunduğunun yahut marka sahipleri arasında bir bağlantının bulunduğunun düşünülmesinin davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı tüketici bakımından muhtemel olduğu, YİDK kararının iptali istemi bakımından davacıya ait ve kullanmama «def»'ine tabi 2007/44078 ve 2011/99469 sayılı markaların dava dışı «üçüncü kişi» tarafından gerçekleştirilen kullanımlarının davacının izni ile gerçekleştiğinin marka işlem dosyasında ispatlanamaması nedeniyle YİDK kararının iptali istemi bakımından bu markaların «iltibas» değerlendirmesinde hükme esas alınamayacağı, ancak markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından bu markaların iltibas değerlendirmesinde dikkate alınabileceği, YİDK kar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:acente · üçüncü kişi · yenileme · def'i · fatura · taşıyan · ayırt edicilik · dahili dava
Benzer bu kararda… e Türkçe dışındaki bu dillerin, ülkemizde sık konuşulan veya yaygın bilinen diller arasında olmadığı, bu nedenle söz konusu ibarenin dava konusu yapılan mallar için «ayırt ediciliğinin» değerlendirilmesinde Türkçe anlamının üzerinde durulmasının daha isabetli olacağı, bu ibarenin çekişme konusu yapılan mallardan herhangi birine doğrudan karşılık gelmediği, bu nedenle zayıf ayırt edicilik barındırdığından söz edilemeyeceği, görsel, işitsel ve anlamsal olarak davacının özellikle "..." ibaresini tek ve asli unsur olarak içeren 2016/58131 tescil numaralı "...", 2016/58136 tescil numaralı "..." ile 2007/44078 ve 2011/99469 tescil numaralı "... by ..." markalarıyla dava konusu marka arasında bütünsel olarak benzerlik ilişkisi bulunduğu, zira belirtilen markalar arasında ortak ibare durumunda olan "..." ibaresi nedeniyle ilişkili olduklarının veya bu ibareyi «taşıyan» önceki tarihli davacı markalarının «yenilenmiş» versiyonlarından biri ile karşı karşıya olunduğunun yahut marka sahipleri arasında bir bağlantının bulunduğunun düşünülmesinin davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı tüketici bakımından muhtemel olduğu, YİDK kararının iptali istemi bakımından davacıya ait ve kullanmama «def»'ine tabi 2007/44078 ve 2011/99469 sayılı markaların dava dışı «üçüncü kişi» tarafından gerçekleştirilen kullanımlarının davacının izni ile gerçekleştiğinin marka işlem dosyasında ispatlanamaması nedeniyle YİDK kararının iptali istemi bakımından bu markaların «iltibas» değerlendirmesinde hükme esas alınamayacağı, ancak markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından bu markaların iltibas değerlendirmesinde dikkate alınabileceği, YİDK kar …
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olmadığını ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-11671 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın müvekkilinin markalarıyla aynı/benzer emtiayı kapsayan 18 ve 25. sınıflar, 35/1-4 alt sınıfları ve 35/5. alt sınıfın konusunu oluşturan “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar «dahil»;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç), Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları, Dokunmuş veya dokunmamış kuma …
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat «acente» hizmetleri, geçici personel «görevlendirme» (başkası adına «fatura» yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.
Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler, Kuyumculuk eşyaları (taklitleri «dahil»); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6447 E. , 2024/2982 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1228 Esas, 2022/715 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/95 E., 2019/634 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ilk olarak 1984 yılında Amerika’da kurulduğunu ve 30 yılı aşkın süredir sunduğu kalite ve ulaştığı satış rakamları ile dünyanın önde gelen saat, gözlük, deri ürün, çanta, kemer ve aksesuar üreticilerinden biri olduğunu, müvekkilinin “...” ve türevi markalarını birçok uluslararası kuruluş nezdinde tescil ettirdiğini, davalının "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının Marka Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 26 ncı sınıfta yer alan bir kısım malların çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da nihai olarak dava konusu YİDK kararıyla reddine karar verildiğini oysa dava konusu başvuru kapsamında kalan 26 ncı sınıf malların da müvekkilinin tanınmış markalarının kapsamında yer alan mallarla ilişkili olduğunu, bu mallar bakımından da 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, dava konusu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının asıl unsuru ile de aynı bulunduğunu, davalının "..." ibaresini, müvekkili markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak 2001/16567 tescil numarası ile kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin anılan marka aleyhine “kullanılmama nedeniyle hükümsüzlük” davası açtığını ve bu davanın sonucunda anılan markanın kısmen hükümsüz kılındığını, bu dava sürecinde davalı tarafın müvekkilinden marka devri için talep ettiği astronomik ücretler karşılanmayınca bu kez de “...” markasını müvekkilinin diğer sınıflarda kullanımını engellemek için “...” ibareli 10’un üzerinde marka başvurusu yaptığını, bu markaların kullanım şeklinin ve stilizasyonunun müvekkilinin tanınmış “...” markasına çok benzediğini, davalı tarafın ...
markalarının müvekkilinin tescilli logo tasarımını taklit ederek kullandığını, davalı tarafın müvekkilinin sektörde tanınan eski dönem esintili ürünleri için kullandığı “....” ve “....” slogan markalarını dahi ürettiği ürünlerin üzerinde kullandığını, davalının 18 inci sınıf kapsamındaki ürünlerinin müvekkilinin orijinal ... markalı saatlerinin satıldığı Boyner gibi büyük perakende satış noktalarında bir arada satışa sunulduğunu, tüketicilerin bu ürünlerin müvekkili şirketin ürünü olduğunu zannederek satın aldığını, alınan bu kalitesiz ürünler için müvekkiline yapılan şikayetler neticesinde davalı tarafın haksız kazanç elde ettiğinin ortaya çıktığını, davalının www.....com.tr alan adını kendi adına tescil ettirerek müvekkilinin www.....com adlı internet sitesi görselini birebir taklit ettiğini, davalının iş bu internet sitesinde "dükkanlarımız" başlığı altında ABD’nin FLORİDA eyaletinde 4 adet dükkanı olduğunu beyan ederek tüketicileri yanıltma saikini iyice ortaya koyduğunu, davalı yanın sistematik olarak üçüncü şahısların markalarını kendi adına tescil ettirme girişiminde bulunduğunu, davalının dünyaca tanınmış ...
markasını kendi adına tescil ettirdiğini, ... markasını tescil ettirme girişiminin itiraz üzerine reddedildiğini, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde davalının 2001/6567 ve 2014 05894 sayılı markalarının hükümsüz kılınması için açılan dava derdest olduğunu, işbu dava kapsamında davalının kötüniyetli olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, YİDK’ın 08.01.2018 tarih ve 2017-M-11456 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; başvuru markası kapsamında kalan 26 ncı sınıfta bulunan “Yapma çiçekler, Yapma meyveler, saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler” mallarının davacı markaları kapsamında yer almadığını, bu ürünlerin davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, davacının ... ibaresinin ticaret unvanının esas unsuru olduğu iddiasından yola çıkarak davalının markasının iptal edilmesinin mümkün olmadığını, markaların tescil koşulları ile ticaret unvanının kullanım koşullarının farklı bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki iddianın da ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... markasını 18, 25 ve 35 nci sınıflarda 2001/16567 işlem numarası ile tescil ettirdiğini, davacının müvekkil aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2015/24 Esas sayısı ile açılan dava neticesinde müvekkili markasının 25 inci sınıf emtialar bakımından kullanılmama nedeniyle hükümsüz kılındığını, ancak 18 ve 35 inci sınıflar yönünden markanın hali hazırda müvekkili lehine tescilli olduğunu, dava konusu markanın iş bu 2001 yılında tescil edilen markanın devamı, seri marka niteliğinde olduğunu, davacının Türkiye’de bilinmediği dönemde müvekkilinin ... markasını tanınmış hale getirdiğini, davacı iddiasının tam tersi olarak davacının müvekkilinin bu çabalarından haksız olarak istifade ettiğini, davacı markalarının Türkiye’de sadece 14 üncü sınıf bakımından tescilli olduğunu ve sadece kol saati satışı ile iştigal ettiğini, davacının 2001 yılında gerek Türkiye’de gerekse de dünyanın herhangi bir yerinde tescilli bir markasının bulunmadığını, müvekkilinin 2001 yılından bu yana ...
markasını deri ürünleri ve deri aksesuarları bakımından tescil edildiği şekilde kullandığını, bu nedenle kötüniyetli olmadığını, müvekkilinin 2001/16567 sayılı ... ibareli markasını kullanımının uzun yılları kapsadığından taraf markalarının karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının da yerinde bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı markasının günümüzde sektörel tanınmışlığının olduğu varsayılsa bile müvekkilinin ... ibareli markasından kaynaklı müktesep haklarının korunması gerektiğini, müvekkili markasının davacı markasından görsel olarak da tamamen farklı olduğunu, müvekkili ürünlerinin tamamının etiketlerinde “TURKEY” ibaresinin yer aldığını, davacı firmanın belirttiği slogan markalarının davacı adına da tescilli olmadığını, müvekkilinin 18 inci sınıf kapsamında deri ve deri ürünleri ürettiğini, davacının ise 14 üncü sınıf kapsamında yalnızca saat ürettiğini ve 26 ncı sınıf bakımından tescili bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2015/102593 sayılı “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itiraza ve davaya gerekçe olarak gösterdiği markaları oluşturan ibareler birbirleri ile aynı olmakla birlikte taraf markalarının, uyuşmazlık konusu mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki koşulları anlamında benzer olarak kabul edilemeyeceği, davacının ... ibareli markasının “saatler” ve bu emtialarla doğrudan/dolaylı bağlantılı olan emtiaları bakımından 556 sayılı KHK’nın sekizinci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca tanınmış marka olduğu, markaları oluşturan ibarelerin birebir ayniyetine bağlı olarak tanımışlığın uyuşmazlık konusu olan“Yapma çiçekler, yapma meyveler.
Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler.” emtialarına sirayet edeceği, dava konusu markanın bahsi geçen mallar yönünden tescilinin imaj transferi, tanınmış markanın sulandırılması ve haksız rekabet teşkil edeceğini, davalının bugüne kadar gerçekleştirdiği marka başvurularında kullandığı görseller ve dava konusu marka başvurusunda kullandığı yazım karakterlerinin davacı markaları ile birebir ayniyet göstermesi nedeniyle davalının kötüniyetli olarak kabul edilebileceği, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve aynı maddenin beşinci fıkrasının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'nın 08.01.2018 tarih 2017-M-11456 sayılı kararının davacının itirazının kısmen reddiyle ilgili kısım yönünden;
"Yapma çicekler yapma meyveler saç tokaları saç bağlamak için halkalar taçlar değerli metallerden olmayan saç süsleri takma saçlar postişler elektrikli veya elektriksiz bigudiler" yönünden iptaline, dava konusu markanın sayılan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda uyuşmazlık konusu mallar bakımında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki ve aynı maddenin beşinci fıkrasındaki koşulların da oluştuğunu, zira uyuşmazlık konusu malların müvekkili markaları kapsamında yer alan 25 inci sınıf "baş giysileri" malları ile ilişkili olduğunu, bu hususta emsal Yargıtay kararı bulunduğunu, ayrıca uyuşmazlık konusu malların müvekkili markaları kapsamında 9 uncu sınıf "Gözlükler" ve 14 üncü sınıf "takı ve saatler" malları ile de benzer olduğunu, diğer taraftan dava konusu malların müvekkilinin faaliyet gösterdiği moda sektörü ile ilişkili bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin aleyhe olan kısmının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu malların, davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığını, diğer taraftan işaretlerin aynı olmasının tek başına kötü niyet oluşturmayacağını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükmüszlüğü istemiyle görülen İzmir Fİkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/175 sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtya 11. Hukuk Diaresini'nin 2019/1285 E.-2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, ilk derece mahkemesince verilen kararın ve hükme esas alınan raporun anılan bozma ilamında belirtilen gerekçeler karşısında yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi davacı markalarının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispat edilmesi gerektiğini, ancak bu tarihte davacı markalarının tanımış olmadığını, davacı marklarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu tanınmışlığın uyuşmazlık konusu mallara sirayet edeceğine dair delil bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili delillerin değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, davacı markalarının müvekkilinin anılan markasının tescilli olduğu 18, 25 ve 35 inci sınıfta kullanılmadığını, uyuşmazlık konusu malların davacı markalarının tescil kspamında yer alan mallarla ilişkili olmadığını, ayırca davalı Kurum nezdinde tescilli çok sayıda "..." ibareli marka bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının ayırt edici hale geldiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2015/102593 sayılı "..." ibareli marka ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında, işaretler bakımından ayniyet düzeyinde benzerlik bulunduğu, davacı markalarının özellikle saat emtiasında tanınmış olduğu, tarafların marka işaretleri arasındaki benzerlik ve davacı markalarının "saat" emtiasındaki tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında somut olayda uyuşmazlık konusu 26 ncı mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının oluştuğu, davalı şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markalarının başvuru tarih itibariyle davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanması gerektiği ileri sürülmüşse de somut olay bakımından tanınmışlığın dava konusu başvuru tarihi itibariyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı markalarının dava konusu başuru tarih itibariyle özellikle saat emtiasında tanınmış olduğu ve bu tanınmışlık seviyesinin yüksek bulunduğu, diğer taraftan davalı Şirketin 2001/16567 sayılı markasının dava konusu başvuru yönünden müktesep hak teşkil etmediği gibi dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli de olduğu, zira 2001/16567 sayılı marka kapsamında uyuşmazlık konusu 26.
sınıf malların bulunmadığı, dava konusu başvurunun davalı Şirketn önceki markasının bir türevi olmadığı aksine davacı markalarına yaklaştığı, dava konusu başvurunun davacı markaları ile aynı yazım karakteri ile birebir aynı olacak şekilde oluşturulduğu, tarafların uzun yıllardır husumet içinde bulunduğu da gözetildiğinde davalının davacının markaları ile ayniyet derecesinde benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyet oluşturduğu, her ne kadar davalı Şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markasının hükümüsüzlüğü için davacının açtığı davada Yargıtay 11. Dairesinin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıya kötü niyetli olmadıklarının kabul edildiği ileri sürmüşse de her marka başvurusunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi esas olduğundan, davalı Şirket tarafından belirtilen Yargıtay kararının işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği, öte yandan somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine, davacı vekilinin istinaf incelemesinin ise İlk Derece Mahkemesince tarafların marka işaretleri benzer kabul edilmekle birlikte emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden somut uyuşmazlık açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği ancak, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda somut olaya bakıldığında uyuşmazlık konusu mallar 26 ncı sınıf "yapma çicekler, yapma meyveler, saç tokaları saç bağlamak için halkalar taçlar değerli metallerden olmayan saç süsleri takma saçlar postişler elektrikli veya elektriksiz bigudiler" malları olduğu ve bu mallardan "yapma çicekler, yapma meyveler, saç tokaları, saç bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metallerden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler" in davacının markalarında 25 inci sınıfta yer alan baş giysisi aksesuarlarının bir parçası olarak kullandıkları gibi esasen uyuşmazlık konusu olan tüm 26 ncı sınıf ürünler ile davacı markalarında yer alan baş giysileri ürünleri aynı ihtiyacın farklı farklı yönlerini gideren ürünler olduğu (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 2018/4081 E.-2019/5688 K. sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır.) bu nedenle uyuşmalık konusu 26 ncı sınıf mallar ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan "Baş giysileri" mallarının ilişkili mallar olduğu, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzerliği de gözetildiğide, somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci maddesinin (b) bendi kapsamındaki iltibas koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükmüszlüğü istemiyle görülen İzmir Fİkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/175 sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtya 11. Hukuk Dairesinin 2019/1285 E.-2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın ve hükme esas alınan raporun anılan bozma ilamında belirtilen gerekçeler karşısında yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi davacı markalarının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispat edilmesi gerektiğini, ancak bu tarihte davacı markalarının tanımış olmadığını, davacı marklarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu tanınmışlığın uyuşmazlık konusu mallara sirayet edeceğine dair delil bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili delillerin değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, davacı markalarının müvekkilinin anılan markasının tescilli olduğu 18, 25 ve 35 inci sınıfta kullanılmadığını, uyuşmazlık konusu malların davacı markalarının tescil kspamında yer alan mallarla ilişkili olmadığını, ayırca davalı Kurum nezdinde tescilli çok sayıda "..." ibareli marka bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının ayırt edici hale geldiğini ileri sürerek ilk kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu malların, davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığını, taraf işaretlerin aynı olmasının tek başına kötü niyet oluşturmayacağını, ileri sürerek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039194500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz