Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1707 E. 2021/1537 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasırlık↗ ayırt edicilik↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu marka başvurusunun YİDK kararı ile reddedilen mallar ve hizmetler için 556 sayılı KHK'nın 7/1-a maddesi anlamında tesciline bir engel olmadığı, başvuru kapsamından çıkarılan “saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri yönünden başvuru konusu ibarenin tanımlayıcı olduğu, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi anlamında tescil engeli bulunduğu, başvuru kapsamından çıkarılan “elektrikli veya elektriksiz bigudiler. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigudiler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden ise başvuru konusu ibarenin doğrudan tanımlayıcı nitelik taşımadığı, davacının marka başvurusunun, kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2016-M-4619 sayılı kararının, "elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" mal ve hizmetleri yönünden iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı yönünden verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davacıya ait marka başvurusunun kısmen reddine dair verilen davalı kurum kararının iptali istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, davacının marka başvurusu kapsamından davalı kurum kararıyla çıkarılan ve "Elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" şeklinde sayılan mal ve hizmetler yönünden davacının başvuru markasındaki “MEDİKAL PERUK” ibaresinin, 556 sayılı KHK’nın 7/1-a ve c maddesi anlamında ayırt edici olup, anılan mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren ibarelerin, 7/1-f maddesi uyarınca da mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceği hükmünü haizdir. Bu bağlamda davacının başvuru markasındaki “MEDİKAL PERUK” ibaresinin, başvuru kapsamındaki “Elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” şeklinde sayılan mal ve hizmetler yönünden de 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi anlamında tanımlayıcı nitelikte olduğu, başvurunun aynı zamanda tıbbi tedavi ve iyileşme sağlayıcı özellik içerdiği algısına yol açacak olması nedeniyle ortalama düzeyde bilgili tüketici kitlesi nezdinde aynı KHK’nın 7/1-f maddesi anlamında yanıltıcı nitelikte bir ibare olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda belirtilen tüm bu hususlar nazara alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne dair verilen İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2621 E. 2025/1000 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr dağıtımı · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… başvurusunun, davalı gerçek kişinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu nihai olarak kısmen reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında «iltibas» bulunmadığı gibi redde mesnet markaların "gömlek" emtiası dışında kullanılmadığını belirterek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline, d …
… rlik bulunmakla birlikte, başvurunun reddedildiği 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuyumculuk eşyaları (taklitleri «dahil»); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar.
Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları «dahil»).
… eri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetlerinin davalıya ait redde mesnet marka kapsamlarında yer almadığı, sayılan hizmetler yönünden taraf markaları arasında «iltibas» koşullarının oluşmadığı, bunun dışında kalan 18., 25. ve 35. sınıf bazı mal ve hizmetler açısından ise taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesiyle dava …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6447 E. 2024/2982 K.
Ortak:istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaKarara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · şikayet · derdestlik · istinaf incelemesi · ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda… ılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, dava konusu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin «ticaret unvanının» asıl unsuru ile de aynı bulunduğunu, davalının "..." ibaresini, müvekkili markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak 2001/16567 tescil numarası ile «kötüniyetli» olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin anılan marka aleyhine “kullanılmama nedeniyle hükümsüzlük” davası açtığını ve bu davanın sonucunda anılan markanın kısmen hükümsüz kılındığını, bu dava sürecinde davalı tarafın müvekkilinden marka devri için talep ettiği astronomik ücretler karşılanmayınca bu kez de “...” markasını müvekkilinin diğer sınıflarda kullanımını engellemek için “...” ibareli 10’un üzerinde marka başvurusu yaptığını, bu markaların kullanım şeklinin ve stilizasyonunun müvekkilinin tanınmış “...” markasına çok benzediğini, davalı tarafın ... markalarının müvekkilinin tescilli logo tasarımını taklit ederek kullandığını, davalı tarafın müvekkilinin sektörde tanınan eski dönem esintili ürünleri için kullandığı “....” ve “....” slogan markalarını dahi ürettiği ürünlerin üzerinde kullandığını, davalının 18 inci sınıf kapsamındaki ürünlerinin müvekkilinin orijinal ... markalı saatlerinin satıldığı Boyner gibi büyük perakende satış noktalarında bir arada satışa sunulduğunu, tüketicilerin bu ürünlerin müvekkili şirketin ürünü olduğunu zannederek satın aldığını, alınan bu kalitesiz ürünler için müvekkiline yapılan «şikayetler» neticesinde davalı tarafın haksız kazanç elde ettiğinin ortaya çıktığını, davalının www.....com.tr alan adını kendi adına tescil ettirerek müvekkilinin www.....com adlı internet sitesi görselini birebir taklit ettiğini, davalının iş bu internet sitesinde "dükkanlarımız" başlığı altında ABD’nin FLORİDA eyaletinde 4 adet dükkanı olduğunu beyan ederek tüketicileri yanıltma saikini iyice ortaya koyduğunu, davalı yanın sistematik olarak üçüncü şahısların markalarını kendi adına tescil ettirme girişiminde bulunduğunu, davalının dünyaca tanınmış ... markasını kendi adına tescil ettirdiğini, ... markasını tescil ettirme girişiminin itiraz üzerine reddedildiğini, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde davalının 2001/6567 ve 2014 05894 sayılı markalarının hükümsüz kılınması için açılan dava «derdest» olduğunu, işbu dava kapsamında davalının kötüniyetli olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, YİDK’ın 08.01.2018 tarih ve 2017-M-11456 sayılı kararın iptali ile …
… nda tanınmış olduğu, tarafların marka işaretleri arasındaki benzerlik ve davacı markalarının "saat" emtiasındaki tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında somut olayda «uyuşmazlık konusu» 26 ncı mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının oluştuğu, davalı şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markalarının başvuru tarih itibariyle davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanması gerektiği ileri sürülmüşse de somut olay bakımından tanınmışlığın dava konusu başvuru tarihi itibariyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı markalarının dava konusu başuru tarih itibariyle özellikle saat emtiasında tanınmış olduğu ve bu tanınmışlık seviyesinin yüksek bulunduğu, diğer taraftan davalı Şirketin 2001/16567 sayılı markasının dava konusu başvuru yönünden «müktesep hak» teşkil etmediği gibi dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli de olduğu, zira 2001/16567 sayılı marka kapsamında uyuşmazlık konusu 26. sınıf malların bulunmadığı, dava konusu başvurunun davalı Şirketn önceki markasının bir türevi olmadığı aksine davacı markalarına yaklaştığı, dava konusu başvurunun davacı markaları ile aynı yazım karakteri ile birebir aynı olacak şekilde oluşturulduğu, tarafların uzun yıllardır «husumet» içinde bulunduğu da gözetildiğinde davalının davacının markaları ile ayniyet derecesinde benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu, her ne kadar davalı Şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markasının hükümüsüzlüğü için davacının açtığı davada Yargıtay 11.
… benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı «dağıtım» veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda somut olaya bakıldığında «uyuşmazlık konusu» mallar 26 ncı sınıf "yapma çicekler, yapma meyveler, saç tokaları saç bağlamak için halkalar taçlar değerli metallerden olmayan saç süsleri takma saçlar postişler …
Hukuk Dairesinin 2018/4081 E.-2019/5688 K. sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır.) bu nedenle «uyuşmalık konusu» 26 ncı sınıf mallar ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan "Baş giysileri" mallarının ilişkili mallar olduğu, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzerliği de gözetildiğide, somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci maddesinin (b) bendi kapsamındaki «iltibas» koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1707 E. , 2021/1537 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.04.2018 tarih ve 2016/265 E- 2018/110 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.01.2020 tarih ve 2018/1860 E- 2020/16 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin her türlü takma saç, peruk, protez saç, kaynak saç imalatı, satışı ve kuaför ve güzellik hizmetleri sektöründe faaliyette bulunduğunu, peruk üretimi konusunda ülkemizde tanınan şirketleri arasında yer aldığını, "MEDİKAL PERUK" ibareli ve 2015/67315 sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu markanın bütünüyle organik, gerçek saçlardan yapılmış, hava alan, ısı ve nem transferi sağlayan ve yüzde yüz sağlıklı peruk emtiasında kullanılmak üzere oluşturulduğunu, marka başvurusunun 556 sayılı KHK 7/1-a ve 7/1-c bentleri uyarınca kısmen reddine karar verildiğini, dava konusu başvurunun emtia listesinde kayıtlı olan bütün emtia bakımından tescilinin gerektiğini, başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a bendine göre ayırt ediciliğinin bulunduğunu, başvuru açısından 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesine göre de tescil engeli bulunmadığını, "MEDİKAL PERUK" ibaresinin YİDK kararında belirtildiği gibi takma saçların genel adı olmadığını, dava konusu YİDK kararının hukuka aykırı bulunduğunu, tescil başvurusu yapılan "MEDİKAL PERUK" ibaresinin uzun yıllardan beri sürekli, düzenli ve yaygın şekilde kullanılmakla, piyasada bilinen ve sektörde ayırt edicilik kazanan bir marka halini aldığını, kullanımlarının 2011 yılından itibaren devam ettiğini ileri sürerek, YİDK'nın 2016-M-4619 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibarenin, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-a ve c bentleri karşısında tescil edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu marka başvurusunun YİDK kararı ile reddedilen mallar ve hizmetler için 556 sayılı KHK'nın 7/1-a maddesi anlamında tesciline bir engel olmadığı, başvuru kapsamından çıkarılan “saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri yönünden başvuru konusu ibarenin tanımlayıcı olduğu, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi anlamında tescil engeli bulunduğu, başvuru kapsamından çıkarılan “elektrikli veya elektriksiz bigudiler.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigudiler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden ise başvuru konusu ibarenin doğrudan tanımlayıcı nitelik taşımadığı, davacının marka başvurusunun, kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2016-M-4619 sayılı kararının, "elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" mal ve hizmetleri yönünden iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı yönünden verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davacıya ait marka başvurusunun kısmen reddine dair verilen davalı kurum kararının iptali istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, davacının marka başvurusu kapsamından davalı kurum kararıyla çıkarılan ve "Elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" şeklinde sayılan mal ve hizmetler yönünden davacının başvuru markasındaki “MEDİKAL PERUK” ibaresinin, 556 sayılı KHK’nın 7/1-a ve c maddesi anlamında ayırt edici olup, anılan mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren ibarelerin, 7/1-f maddesi uyarınca da mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceği hükmünü haizdir. Bu bağlamda davacının başvuru markasındaki “MEDİKAL PERUK” ibaresinin, başvuru kapsamındaki “Elektrikli veya elektriksiz bigüdiler Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektrikli veya elektriksiz bigüdiler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” şeklinde sayılan mal ve hizmetler yönünden de 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi anlamında tanımlayıcı nitelikte olduğu, başvurunun aynı zamanda tıbbi tedavi ve iyileşme sağlayıcı özellik içerdiği algısına yol açacak olması nedeniyle ortalama düzeyde bilgili tüketici kitlesi nezdinde aynı KHK’nın 7/1-f maddesi anlamında yanıltıcı nitelikte bir ibare olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda belirtilen tüm bu hususlar nazara alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne dair verilen İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659487500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz