İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6933 E. 2024/2977 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet tarihi↗ geçerlilik şartı↗ yetki sözleşmesi↗ hesap kat ihtarı↗ re'sen gözetilme↗ kat ihtarı↗ faiz başlangıç tarihi↗ kefalet limiti↗ akdi faiz↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ istinaf başvurusunun reddi↗ teamül↗ tebligat kanunu m.35↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ bsmv↗ yetki itirazı↗ ilamsız icra takibi↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ eş rızası↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ ihtiyati haciz↗ kamu düzeni↗ işlemiş faiz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ yetki↗ geçersizlik↗ haciz↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/457 E., 2019/1041 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalı kefiller ..., ... ve....vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı kefil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... Kürk Deri Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesine istinaden borçlu şirkete krediler kullandırıldığını, davalıların ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, kullandırılan kredilerin çekilen ihtara rağmen ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan İstanbul 7. icra Müdürlüğünün 2016/35050 E. sayılı dosyasına davalı taraflarca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, itirazların haksız olduğunu, kefalet ilişkisinin sona ermediğini, yetki itirazının ihtiyati haciz kararını veren Mahkemece reddedildiğini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefalet tarihinin bulunmadığını, sözleşmede belirtilen kefalet miktarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından boş olarak imzalanan sözleşmede kefalet miktarının sonradan rızası hilafına doldurulduğunu, müvekkilinin kefalet miktarını kendi el yazısı ile yazmadığını, müvekkilinin asıl borçlu şirket ortaklığından 11.08.2014 tarihinde ayrıldığını ve bu hususu davacı bankaya bildirdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikamet adresinin Büyükçemecede olduğunu, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, ayrıca mahkemenin de yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmede kefalet tutarının boş bırakıldığını ve sonradan müvekkilinin iradesi dışında doldurulduğunu, kredi sözleşmesinde tarih bulunmadığını, bu nedenle de geçersiz olduğunu, müvekkilinin eş rızasının da bulunmadığını, kat ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin gerçek miktarının 50.000,00 USD olduğunu ve bu miktarın da ödendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... Deri Kürk Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını ve davalıların ikametgahları gereği yetkili mahkemelerin Bakırköy ve Büyükçekmece Mahkemeleri olduğunu, kefalet sözleşmesinin şeklen geçersiz olduğunu, kefalet tarihinin boş bırakıldığını, 03.05.2012 tarihinde imzalanmadığını, bu tarihin kabul edilmesi halinde dahi yazılı şekil ve kefilin sorumlu olduğu miktarın belirli olması şartlarını taşımadığını, kefalet miktarının sözleşmeye sonradan yazıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Kürk Deri San. ve Tic. A.Ş. ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine şahsen kefil olmadığını, davacı tarafından müvekkiline imzalatılan belgede krediye müşterek ve müteselsil kefil olduğuna dair bir beyan yazılmadığı gibi borca ne kadar süre ile ve ne limitle kefil olduğunun da yazılmadığını, kefalet sözleşmesinin hangi tarihte imzalandığının belirsiz olduğunu, buna göre yeni TBK döneminde yapılmış ise eş rızasının da gerekeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, toplam 361.207,89 TL alacak miktarına yönelik itirazın iptaline, takibin bu miktar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla devamına, itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 361.207,89 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 72.241,57 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı kefiller ..., ... ve Melike ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararına katılmakla beraber yeniden bir incelemeyle akdi faiz hesaplamasında faiz başlangıç tarihinin 30.09.2016 olarak tespit edildiğini, ancak akdi faiz başlangıç tarihinin ödenen son taksit tarihi olması sebebiyle eksik ve hatalı akdi faiz hesabı yapıldığı kanaatinde olduklarını, mahkemece yalnızca akdi faiz hususunda belirtmiş oldukları husus dikkate alınarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyanla dava, bilirkişi raporuna beyan ve istinaf dilekçesi ile belirttikleri ve re'sen gözetilecek nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde akdi faiz hesabı yeniden yapılarak talepleri doğrultusunda davanın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Vakıflar […]A.O.'nun, dava dışı ... Kürk Deri San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden ilgili şirkete kredi açıldığını ve kullandırıldığını ve müvekkili ile diğer davalıların bu genel kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduklarını iddia etmekte olduğunu, müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin gerçek miktarı 50.000,00 USD olup bu borcun ... Kürk San. Tic. A.Ş. tarafından ödenmiş olduğunu, asıl borçlu şirket ile davacı arasında başka kredi sözleşmeleri akdedildiğini ancak müvekkilinin bu diğer sözleşmelere asla kefil olmadığını, yani müvekkilin sorumlu olduğu herhangi bir geçerli borç ilişkisinin bulunmadığını,
Dava konusu kredi sözleşmesi ve sözde kefaletin tarihi belli olmadığı gibi, bu kredi genel sözleşmesinin eski TBK yürürlükte iken mi, yoksa yeni TBK yürürlüğe girdikten sonra mı imzalandığının belirsiz olduğunu, aynı şekilde kredi genel sözleşmesine ilişkin daha sonra verilen kredinin de hangi tarihte verildiği, kredinin sonradan yapılandırılıp yapılandırılmadığının belirsiz olduğunu,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kefalet hükümlerine göre öncelikle yazılı eş muvafakati olmayan ve tarihi yazılı olmayan, sorumlu olduğu en yüksek miktar yazmayan kefaletlerin geçersiz olduğunu, kefaletin kefilin kendi el yazısı ile yazılmış olmasının da geçerlilik şartı olduğunu, kesinlikle kabul etmemekle birlikte müvekkilinin imzası kefalet sayılmış olsa dahi bu şartları taşımadığı için de geçersiz olduğunu,
Kefilin kefalet iradesi ile imza atarken kefaletinin geçerli olması için sorumlu olacağı miktarı bilmesinin eski borçlar kanununda da yasal zorunluluk ve geçerlilik şartı olduğunu, kefalet limiti olduğu iddia edilen "1.000.000,00 USD" yazısının müvekkilinin adı ve imzasının üstünde değil altında olduğunu, müvekkilinin adı ve imzasının altına bu rakam yazıldığı halde bu rakamın ne olduğu, kefalet limiti olup olmadığı hususlarının kesinlikle yazılı olmadığını, bu rakamın imzanın üstüne değil altında sonradan yazılmış olmasının boşluktaki imzanın kötü niyetle kullanıldığını göstermekte olduğunu,
Davaya dayanak Genel Kredi Sözleşmesi 64 üncü sayfa incelendiğinde bankanın bu sayfada zaten diğer davalı iki kişiyi kefil yaptığı ve kefaletle ilgili maktu kısımlara imza aldığı açıkken, davacı bankanın kendince sonradan kefil sayısını arttırmak için boşlukta imzası olan herkesi kefil haline getirmeye çalışması hususunun söz konusu olduğunu, bir kredi borcuna bu kadar çok kişinin ve her birinin 1.000.000,00 USD kefil olmasının zaten başlı başına hayatın olağan akışına, bankacılık genel teamülüne aykırı olduğunu, ayrıca davacı bankadan 58.000,00 USD den fazla asla bir kredi çekilmediğini, bu kadar çok sayıda kefilin, 58.000,00 USD kredi için 20 kat fazla meblağda kefil olmasının da hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu beyanla davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin tamamen bilirkişi raporuna göre kararını verdiğini, raporda tespit edilen hususlar dışında başkaca bir gerekçe göstermeden davayı kısmen kabul ettiğini, oysa gerek müvekkilin cevap dilekçesinde ve gerekse bilirkişi raporuna itirazında ve diğer itirazlarında bildirdikleri hususların neden reddedildiğine gerekçede yer verilmediğini, İlk derece Mahkemesinin kararında davacı bankanın Zeytinburnu Şubesi ile davalı kredi borçlusu ... Deri Kürk San. Dış. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalı şirkete krediler kullandırıldığının belirtilmekte olduğunu, oysa müvekkilinin, zamanında şirketten ayrıldığını davacı tarafa gönderdiği Zeytinburnu 5. Noterliği'nce düzenlenmiş bulunan 12 Mayıs 2015 tarih ve 04891 yevmiye sayılı ihtarnameyle bildirdiğini, bu ihtarname ile müvekkilinin esas borçlu şirket ile her türlü ticari ilişkisini kestiğini ve alınacak kredilerde kefilliğinin geçerli olmayacağını ihtaren açıkladığını,
Her ne kadar kefalet sözleşmesindeki imza müvekkiline ait ise de, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesindeki şekil koşullarına uyulmadığından bu sözleşmenin geçerli olmadığını, 6098 sayılı Kanunun 583 üncü maddesi uyarınca sözleşmede kefalet tarihinin, kefilin sorumlu olduğu azami tutarın, müteselsil kefil olması halinde bu anlamı açıkça taşıyan herhangi bir ifadenin bizzat kendi el yazısı ile kefalet sözleşmesine yazılmış olmasının zorunlu olduğunu, kefalet limit tutarının açık ve kesin olarak belirtilmediği hallerde kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu,
Davacı taraf ile ... Kürk Deri San ve Tic. A.Ş. arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmelerine ve bu sözleşmelere göre kullandırılan kredi sözleşmelerindeki müvekkilinin kefilliğinin usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin müteselsil kefil sıfatının da olmadığını, ibraz edilen Genel Kredi Sözleşmesindeki el yazıları birbirinin benzeri olup tek elden ve önceden yazıldığının anlaşılmakta olduğunu, ayrıca kefil imzalarının yanında herhangi bir tarih de olmadığını,
Müvekkilinin şirket hisselerini 11.08.2014 tarihinde asıl borçlu şirkete devrederek şirketten ayrıldığını davacı tarafa gönderdiği Zeytinburnu 5. Noterliği'nce düzenlenmiş bulunan 12 Mayıs 2015 tarih ve 04891 yevmiye sayılı ihtarname ile bildirdiğini, bilirkişinin raporunda; “ bu ihtarnamenin 12.05.2015 tarihinde bankaya tebliğ edildiği, kefalet sorumluluğunun bu tarihe kadar kullandırılmış olan krediler ile bağlı olacağı, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşılmaktadır”. demekte olduğunu; ancak raporun 12/13 sayfasında bu düşüncesinden vazgeçerek bu tarihten sonra yeni bir kredi kullandırılmadığı nedenini gerekçe göstererek banka alacağından müvekkilinin sorumluluğunun devam ettiğini açıkladığını, oysa banka ile asıl borçlu arasında yeniden yapılandırma anlaşması yapıldığından artık eski borçtan değil yapılandırılan yeni borçtan söz etmek ve müvekkilinin sorumluluğunun olmadığı sonucuna varmak gerektiğini,
Hesap kat ihtarı Tebligat Kanunu'na uygun yapılmadığından davacı tarafın müvekkilini usulüne uygun olarak temerrüde düşürmediğini, bilirkişi raporunda bu hususların tam olarak irdelenmediğini, oysa olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 502 ve 594 madde hükümlerine davacı tarafın uyması gerektiğini,
Bilirkişinin raporunda sözleşmenin 03.05.2012 tarihinde akdedildiğini, bu bakımdan kefaletin 818 sayılı yasa hükümlerine uygun olarak düzenlendiğini ileri sürmekte olduğunu, ancak bilirkişinin bu iddiada bulunurken 6098 sayılı kanunun kamu düzeni ile ilgili hükümlerinin geriye dönük olarak uygulanacağını göz ardı ettiğini, bu kapsamda evli eşleri ve dolayısı ile toplumun temeli olan “Aileyi” korumak için 6098 sayılı Kanun’un 548 inci maddesinin birinci fıkrasında kefalette borç altına giren kefilin kefaletinin geçerli olması için eşinin yazılı onayının aranmakta olduğunu, kamu düzeni ile ilgili olan bu hükmün geriye dönük olarak uygulanması ve müvekkilinin kefilliğinin geçerli sayılmaması gerektiğini,
Kredilerin hesap özetleri incelendiğinde asıl borçlu ... Kürk Deri San ve Tic. A.Ş.‘ye kredi genel sözleşmeleri kapsamında 55.000,00 USD kredi kullandırıldığı ve bu kredinin geri ödendiği hususlarının görülmekte olduğunu, bilirkişi tarafından önce alınan ve sonra geri ödenen bu kredinin değerlendirilmesinin ve kefiller açısından irdelendirilmesinin de yapılmadığını, ... Deri Kürk. San. Dış Tic. Ltd. Şti.' nin 07.12.2017 tarihinde, ... Kürk şirketinin ise 31.07.2017 tarihinde kapanmış olduğunu beyanla açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Vakıflar […]A.O. tarafından davalı müvekkili ...' e karşı açılan davanın dayanağının, kredi genel sözleşmesinde müvekkilinin sözde kefaletine ilişkin olduğunu ancak dayanak genel kredi sözleşmesi ve sözde kefalet iddiasının tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin imzasının kefalet iradesi ile atılmadığını, davaya dayanak belge ile hiçbir şekilde müvekkilinin kefalet iradesi ile imza attığının ve kefalet limitini bildiğinin asla söylenemeyeceğini,
Davaya dayanak kredi genel sözleşmesinin hiçbir yerinde sözleşme tarihi, sözde kefalet tarihinin bulunmadığını, bu durumda davaya dayanak sözde kefalet belgesinin eski Borçlar Kanunu zamanında mı, yeni Türk Borçlar Kanunu zamanında mı imzalandığı hususunun belirsiz olduğunu, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davaya dayanak asıl borcun 2014 - 2015 yıllarında yeni Borçlar Kanunu yürürlükte iken çekilen krediye ilişkin olduğunu,
Davaya dayanak kredi genel sözleşmesinin 64 üncü sayfasının sonunda davalı müvekkilinin adı soyadı ve imzası altına farklı kalem ve el yazısı ile sonradan kefalet limiti olduğu dahi belirtilmeden yazılmış " =1.000.000-USD= BİR MİLYON AMERİKAN DOLARI= " yazısının neye ilişkin olduğunun tamamen belirsiz olduğunu, müvekkilinin imzasının altındaki yazıda aynı sayfada ilk iki kefilde yazdığı şekilde müşterek borçlu - müteselsil kefil yazmadığı gibi "kefil olunan miktar" yazısının da olmadığını, dolayısıyla geçerli bir kefaletin bulunmadığını, "1.000.000-USD" yazısının müvekkilinin adı ve imzasının üstünde değil altında olduğunu, müvekkilinin adı ve imzasının altına bu rakam yazıldığı halde bu rakamın ne olduğu, kefalet limiti olup olmadığı hususlarının kesinlikle yazılı olmadığını,
6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde kefaletin geçerlilik şartlarının düzenlendiğini, davaya dayanak kredinin çekildiği tarih 2014-2015 olduğundan kefaletin geçerliliği için bu hususun da dikkate alınması gerektiğini,
Davaya dayanak alacağın çekilen kredi miktarı 345.391,74,00TL yani 58.000,00 USD gibi bir krediye, hiç kimsenin bu meblağın 20 katı olacak şekilde 1.000.000,00 USD ile kefil olamayacağını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkil lehine kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davalı borçluların İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/35050 E. sayılı dosyasında; 345.391,74 TL asıl alacak, 22.868,40 TL işlemiş faiz, 8.980,19 TL temerrüt faizi, 735,88 TL BSMV ve 362,75 TL masraf olmak üzere toplam 378.338,96 TL alacak miktarına yönelik itirazlarının iptali ile, takibin bu miktar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 378.338,96 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 75.667,79.TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddi gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının reddi ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı kefil ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İtirazın iptaline konu olan İstanbul 7.İcra Dairesi nin 2016/35050 E. sayılı takip dosya borcu dava istinaf aşamasındaki iken ödenmiş ve icra dosyası infazen kapandığını, davaya konu borcun ödenmiş olması sebebi ile müvekkili Banka tarafından istinaf dosyasına 11.10.2021 tarihinde dilekçe sunulmuş ve borcun ödendiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleblerinin olmadığını, davanın konusuz kaldığına ilişkin karar verilmesi talep ettiğini, aynı doğrultuda davalı borçlu tarafça da dosyaya bildirim yapıldığını, davaya konu olan icra takip dosya borcunun istinaf aşamasında ödenmiş olması sebebi ile davanın konusuz kaldığına dair hüküm kurulması gerekirken, istinaf mahkemesince bu hususun göz ardı edildiğini ve dilekçelerinin dikkate alınmadan esasa yönelik inceleme yapılarak esas hakkında hüküm tesis edildiğini bu yönüyle kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesinin temyiz konusu kararında öncelikle hem davacının verdiği 11.10.2021 tarihli "davanın konusuz kaldığına" dair dilekçeyi ve hem de kendilerinin verdiği İstanbul 7. İcra Dairesinin 10.07.2020 tarihli belgeyi ya göremediğini veya gördüğü halde değerlendiremediğini bu iki belgeye gerekçeli kararında da yer verilmediğini, Davanın konusuz kaldığına dair hüküm kurulması gerekirken, istinaf mahkemesince bu husus göz ardı edilmiş ve dilekçe dikkate alınmadan esasa yönelik inceleme yapılarak esas hakkında hüküm tesis edildiğini bu yönüyle kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmadığı ve temerrüdün gerçekleştiği iddiası ile alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
İstinaf incelemesi sırasında taraflardan davacı bankanın 11.10.2021 tarihli yine davalı ...'in 10.07.2020 tarihli verdikleri dilekçelerle takip konusu borcun ödendiğini ve davanın konusuz kaldığını bildirmişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu dilekçeler değerlendirilmeksizin karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8707 E. 2023/3040 K.
Ortak:yetkisizlik kararı
İncelediğiniz kararda2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikamet adresinin Büyükçemecede olduğunu, takibin «yetkisiz» icra dairesinde başlatıldığını, ayrıca mahkemenin de yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle «yetki itirazında» bulunduklarını, «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, sözleşmede kefalet tutarının boş bırakıldığını ve sonradan müvekkilinin iradesi dışında doldurulduğunu, «kredi sözleşmesinde» tarih bulunmadığını, bu nedenle de geçersiz olduğunu, müvekkilinin eş rızasının da bulunmadığını, «kat ihtarının» müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin «kefil» olduğu kredi sözleşmesinin gerçek miktarının 50.000,00 USD olduğunu ve bu miktarın da ödendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu davacının marka başvurusunun kabulüne karar verilmesi talebinin tescil işlemi mahkemenin «yetkisinde» olmadığından reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2155 E. 2021/6510 K.
Ortak:işlemiş faiz · asıl alacak · ibraz · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü'nün 2016/35050 E. sayılı dosyasında; 345.391,74 TL «asıl alacak», 22.868,40 TL «işlemiş faiz», 8.980,19 TL «temerrüt faizi», 735,88 TL BSMV ve 362,75 TL «masraf» olmak üzere toplam 378.338,96 TL alacak miktarına yönelik itirazlarının iptali ile, takibin bu miktar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 378.338,96 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 75.667,79.TL «icra inkar tazminatının» davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddi gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davalılar vekillerinin «istinaf başvurularının reddi» ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
A.Ş. arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmelerine ve bu sözleşmelere göre kullandırılan «kredi sözleşmelerindeki» müvekkilinin kefilliğinin usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin «müteselsil kefil» sıfatının da olmadığını, «ibraz» edilen Genel Kredi Sözleşmesindeki el yazıları birbirinin benzeri olup tek elden ve önceden yazıldığının anlaşılmakta olduğunu, ayrıca kefil imzalarının yanında he …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak alınan 13.04.2016 tarihli kök bilirkişi raporu ile 19.10.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda «sigorta poliçesi» düzenletmekte menfaatin olduğunun ortaya konulması kaydıyla «asıl alacak» ve «işlemiş faiz» toplamı 2.128.182,87 TL için itirazın yerinde olmadığı, 12.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının ceman 1.724.350,93 TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
İş sayılı dosyasına «ibraz» edilmiş rapor temel alınarak tanzim edildiği görülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · icra takibine itiraz · fatura · sigorta poliçesi · hasar · eksik inceleme
Benzer bu kararda… unda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirildiği yeni bir rapor aldırılarak, yanan malların «fatura» ve poliçe ile uyumlu olup olmadığı, ekonomik değerinin bulunup bulunmadığı, ekonomik değeri bulunmakta ise içerisinde yabancı maddelerin de bulunduğu anlaşıldığından gerçek ağırlığının ne olabileceği ve «hasara» konu suni derilerin değerinin ne kadar olduğu hususları tespit edilerek, hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde bozulmuştur.
Dava, Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesine dayalı «hasar» tazminatının tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
… i emtiası hakkında uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de içinde bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden dosyada bulunan fotoğraf ve CD görüntülerinin de incelendiği «denetime elverişli» bir rapor alınıp, tarafların tüm delilleri değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülerek Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına, mahkemece ve …
Mahkemece bozmaya uyularak alınan 13.04.2016 tarihli kök bilirkişi raporu ile 19.10.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda «sigorta poliçesi» düzenletmekte menfaatin olduğunun ortaya konulması kaydıyla «asıl alacak» ve «işlemiş faiz» toplamı 2.128.182,87 TL için itirazın yerinde olmadığı, 12.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının ceman 1.724.350,93 TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11474 E. 2014/13717 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararına katılmakla beraber yeniden bir incelemeyle «akdi faiz» hesaplamasında «faiz başlangıç tarihinin» 30.09.2016 olarak tespit edildiğini, ancak akdi faiz başlangıç tarihinin ödenen «son» taksit tarihi olması sebebiyle eksik ve hatalı akdi faiz hesabı yapıldığı kanaatinde olduklarını, mahkemece yalnızca akdi faiz hususunda belirtmiş oldukları husus dikkate alınarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyanla dava, bilirkişi raporuna beyan ve istinaf dilekçesi ile belirttikleri ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle yerel mahkeme kararının «istinaf incelemesi» neticesinde akdi faiz hesabı yeniden yapılarak talepleri doğrultusunda davanın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince mahkemece, «ihya» («yeniden tescil») isteminin kabulüne karar verilmesi halinde, ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «son» «tasfiye memuru» yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu veya «olumsuz» karar verilmeksizin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı olarak sadece şirketin ihyasına karar verilmesiyle yetinilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · emredici hüküm · münhasırlık · ihya · tasfiye memuru · olumsuz oy · tüzel kişilik · ticaret sicili
Benzer bu kararda2- Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince mahkemece, «ihya» («yeniden tescil») isteminin kabulüne karar verilmesi halinde, ek «tasfiye» işlemlerini yapması için «son» «tasfiye memuru» yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu veya «olumsuz» karar verilmeksizin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı olarak sadece şirketin ihyasına karar verilmesiyle yetinilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekm …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacılar tarafından «tüzel kişiliği» «tasfiye» ile sona eren şirket aleyhine 9.11.2006 tarihi itibariyle hizmet tespiti ve ve alacak istemiyle Bakırköy 3.
İş Mahkemesi'nde davaların açıldığı, davalı şirketin 9.1.2007 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyesine karar verildiği, «tasfiye memuru» olarak davalı A..
S..'nin atandığı, «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması sonrasında 4.3.2008 tarihinde şirketin «ticaret sicil» «kaydının» «terkin» edildiği ancak tasfiyenin açılan davalar nedeniyle gereği gibi tamanlanmadığı gerekçesiyle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı S.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2261 E. 2010/4001 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müzayaka · munzam zarar · işyeri sigorta poliçesi · sigorta teminatı · ibraname · hırsızlık · gerçek zarar · işyeri sigortası
Benzer bu kararda… yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalıya tüm «işyeri sigorta poliçesi» ile sigortalı müvekkiline ait işyerinde 08.01.2001 tarihinde yapılan «hırsızlık» sonucu 2298 tane kuzu kürkü ve 1399 adet sepili tilki derisinin çalındığını, poliçede "kürk hariç" ibaresi gerekçe gösterilerek sepili tilki derisi bedelinin hiç ödenmedğini, çalınan kuzu kürklerinden 1800 adedinin ödendiğini, davacıya «müzayaka» altında «ibraname» imzalatıldığını, poliçedeki "kürk hariç" ibaresi ile ziynet eşyası niteliğindeki kadın giysilerinin kastedildiğini, aksesuar olarak kullanılan sepili tilki derisinin kürk sayılamayacağını, tilki, kuzu ve koyun derisi işlenen atölyede bunların «sigorta teminatı» altına aldırılmamasının yaptırılan sigortalanan amaç ve doğasına aykırı olduğunu, işlenmemiş ve aksesuar amaçlı olarak kullanılmak üzere hammadde şeklinde bulundurulan tilki derisinin ziynet eşyası anlamında kürk olarak kabul edilemeyeceğini, olaydan üç ay sonra 1800 kuzu derisi için yapılan ödeme nedeniyle enflasyon sonucu «gerçek zararlarının» karşılanmadığını ileri sürerek, bedeli ödenmeyen 499 tane kuzu derisi ve 1399 adet sepili tilki derisi için şimdilik 5 milyar TL, uğranılan «munzam zarar» karşılığı şimdilik 5 milyar TL olmak üzere toplam 10 milyar TL'nın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» yoluyla talebini 60 milyar TL'na artırmıştır.
Davalı vekili, zamanında ödeme yapılıp «ibraname» alındığını, sepili tilki derisinin kürk kapsamında ve «teminat» dışı olduğunu, kürklerin sigorta ettirilmesinin sürprim gerektirdiğini belirterek.
Mahkemenin uyduğu bozma kararı uyarınca yaptığı yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 1399 adet tilki derisi bedeli karşılığı taleple bağlı kalınarak 32.477,78 YTL ile 1850 adet kuzu kürkü bedelinin geç ödenmesi nedeniyle oluşan «munzam zarar» karşılığı 23.583,94 YTL'nın davalıdan tahsiline dair verdiği kararının Dairemizce davalı yararına bozulması üzerine, bu kez taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6933 E. , 2024/2977 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/928 Esas, 2022/1218 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/457 E., 2019/1041 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalı kefiller ..., ... ve....vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı kefil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... Kürk Deri Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesine istinaden borçlu şirkete krediler kullandırıldığını, davalıların ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, kullandırılan kredilerin çekilen ihtara rağmen ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan İstanbul 7. icra Müdürlüğünün 2016/35050 E. sayılı dosyasına davalı taraflarca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, itirazların haksız olduğunu, kefalet ilişkisinin sona ermediğini, yetki itirazının ihtiyati haciz kararını veren Mahkemece reddedildiğini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefalet tarihinin bulunmadığını, sözleşmede belirtilen kefalet miktarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından boş olarak imzalanan sözleşmede kefalet miktarının sonradan rızası hilafına doldurulduğunu, müvekkilinin kefalet miktarını kendi el yazısı ile yazmadığını, müvekkilinin asıl borçlu şirket ortaklığından 11.08.2014 tarihinde ayrıldığını ve bu hususu davacı bankaya bildirdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikamet adresinin Büyükçemecede olduğunu, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, ayrıca mahkemenin de yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmede kefalet tutarının boş bırakıldığını ve sonradan müvekkilinin iradesi dışında doldurulduğunu, kredi sözleşmesinde tarih bulunmadığını, bu nedenle de geçersiz olduğunu, müvekkilinin eş rızasının da bulunmadığını, kat ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin gerçek miktarının 50.000,00 USD olduğunu ve bu miktarın da ödendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... Deri Kürk Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını ve davalıların ikametgahları gereği yetkili mahkemelerin Bakırköy ve Büyükçekmece Mahkemeleri olduğunu, kefalet sözleşmesinin şeklen geçersiz olduğunu, kefalet tarihinin boş bırakıldığını, 03.05.2012 tarihinde imzalanmadığını, bu tarihin kabul edilmesi halinde dahi yazılı şekil ve kefilin sorumlu olduğu miktarın belirli olması şartlarını taşımadığını, kefalet miktarının sözleşmeye sonradan yazıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Kürk Deri San. ve Tic. A.Ş. ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine şahsen kefil olmadığını, davacı tarafından müvekkiline imzalatılan belgede krediye müşterek ve müteselsil kefil olduğuna dair bir beyan yazılmadığı gibi borca ne kadar süre ile ve ne limitle kefil olduğunun da yazılmadığını, kefalet sözleşmesinin hangi tarihte imzalandığının belirsiz olduğunu, buna göre yeni TBK döneminde yapılmış ise eş rızasının da gerekeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, toplam 361.207,89 TL alacak miktarına yönelik itirazın iptaline, takibin bu miktar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla devamına, itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 361.207,89 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 72.241,57 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı kefiller ..., ... ve Melike ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararına katılmakla beraber yeniden bir incelemeyle akdi faiz hesaplamasında faiz başlangıç tarihinin 30.09.2016 olarak tespit edildiğini, ancak akdi faiz başlangıç tarihinin ödenen son taksit tarihi olması sebebiyle eksik ve hatalı akdi faiz hesabı yapıldığı kanaatinde olduklarını, mahkemece yalnızca akdi faiz hususunda belirtmiş oldukları husus dikkate alınarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyanla dava, bilirkişi raporuna beyan ve istinaf dilekçesi ile belirttikleri ve re'sen gözetilecek nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde akdi faiz hesabı yeniden yapılarak talepleri doğrultusunda davanın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Vakıflar […]A.O.'nun, dava dışı ... Kürk Deri San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden ilgili şirkete kredi açıldığını ve kullandırıldığını ve müvekkili ile diğer davalıların bu genel kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduklarını iddia etmekte olduğunu, müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin gerçek miktarı 50.000,00 USD olup bu borcun ... Kürk San. Tic. A.Ş. tarafından ödenmiş olduğunu, asıl borçlu şirket ile davacı arasında başka kredi sözleşmeleri akdedildiğini ancak müvekkilinin bu diğer sözleşmelere asla kefil olmadığını, yani müvekkilin sorumlu olduğu herhangi bir geçerli borç ilişkisinin bulunmadığını,
Dava konusu kredi sözleşmesi ve sözde kefaletin tarihi belli olmadığı gibi, bu kredi genel sözleşmesinin eski TBK yürürlükte iken mi, yoksa yeni TBK yürürlüğe girdikten sonra mı imzalandığının belirsiz olduğunu, aynı şekilde kredi genel sözleşmesine ilişkin daha sonra verilen kredinin de hangi tarihte verildiği, kredinin sonradan yapılandırılıp yapılandırılmadığının belirsiz olduğunu,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kefalet hükümlerine göre öncelikle yazılı eş muvafakati olmayan ve tarihi yazılı olmayan, sorumlu olduğu en yüksek miktar yazmayan kefaletlerin geçersiz olduğunu, kefaletin kefilin kendi el yazısı ile yazılmış olmasının da geçerlilik şartı olduğunu, kesinlikle kabul etmemekle birlikte müvekkilinin imzası kefalet sayılmış olsa dahi bu şartları taşımadığı için de geçersiz olduğunu,
Kefilin kefalet iradesi ile imza atarken kefaletinin geçerli olması için sorumlu olacağı miktarı bilmesinin eski borçlar kanununda da yasal zorunluluk ve geçerlilik şartı olduğunu, kefalet limiti olduğu iddia edilen "1.000.000,00 USD" yazısının müvekkilinin adı ve imzasının üstünde değil altında olduğunu, müvekkilinin adı ve imzasının altına bu rakam yazıldığı halde bu rakamın ne olduğu, kefalet limiti olup olmadığı hususlarının kesinlikle yazılı olmadığını, bu rakamın imzanın üstüne değil altında sonradan yazılmış olmasının boşluktaki imzanın kötü niyetle kullanıldığını göstermekte olduğunu,
Davaya dayanak Genel Kredi Sözleşmesi 64 üncü sayfa incelendiğinde bankanın bu sayfada zaten diğer davalı iki kişiyi kefil yaptığı ve kefaletle ilgili maktu kısımlara imza aldığı açıkken, davacı bankanın kendince sonradan kefil sayısını arttırmak için boşlukta imzası olan herkesi kefil haline getirmeye çalışması hususunun söz konusu olduğunu, bir kredi borcuna bu kadar çok kişinin ve her birinin 1.000.000,00 USD kefil olmasının zaten başlı başına hayatın olağan akışına, bankacılık genel teamülüne aykırı olduğunu, ayrıca davacı bankadan 58.000,00 USD den fazla asla bir kredi çekilmediğini, bu kadar çok sayıda kefilin, 58.000,00 USD kredi için 20 kat fazla meblağda kefil olmasının da hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu beyanla davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin tamamen bilirkişi raporuna göre kararını verdiğini, raporda tespit edilen hususlar dışında başkaca bir gerekçe göstermeden davayı kısmen kabul ettiğini, oysa gerek müvekkilin cevap dilekçesinde ve gerekse bilirkişi raporuna itirazında ve diğer itirazlarında bildirdikleri hususların neden reddedildiğine gerekçede yer verilmediğini, İlk derece Mahkemesinin kararında davacı bankanın Zeytinburnu Şubesi ile davalı kredi borçlusu ... Deri Kürk San. Dış. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalı şirkete krediler kullandırıldığının belirtilmekte olduğunu, oysa müvekkilinin, zamanında şirketten ayrıldığını davacı tarafa gönderdiği Zeytinburnu 5.
Noterliği'nce düzenlenmiş bulunan 12 Mayıs 2015 tarih ve 04891 yevmiye sayılı ihtarnameyle bildirdiğini, bu ihtarname ile müvekkilinin esas borçlu şirket ile her türlü ticari ilişkisini kestiğini ve alınacak kredilerde kefilliğinin geçerli olmayacağını ihtaren açıkladığını,
Her ne kadar kefalet sözleşmesindeki imza müvekkiline ait ise de, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesindeki şekil koşullarına uyulmadığından bu sözleşmenin geçerli olmadığını, 6098 sayılı Kanunun 583 üncü maddesi uyarınca sözleşmede kefalet tarihinin, kefilin sorumlu olduğu azami tutarın, müteselsil kefil olması halinde bu anlamı açıkça taşıyan herhangi bir ifadenin bizzat kendi el yazısı ile kefalet sözleşmesine yazılmış olmasının zorunlu olduğunu, kefalet limit tutarının açık ve kesin olarak belirtilmediği hallerde kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu,
Davacı taraf ile ... Kürk Deri San ve Tic. A.Ş. arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmelerine ve bu sözleşmelere göre kullandırılan kredi sözleşmelerindeki müvekkilinin kefilliğinin usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin müteselsil kefil sıfatının da olmadığını, ibraz edilen Genel Kredi Sözleşmesindeki el yazıları birbirinin benzeri olup tek elden ve önceden yazıldığının anlaşılmakta olduğunu, ayrıca kefil imzalarının yanında herhangi bir tarih de olmadığını,
Müvekkilinin şirket hisselerini 11.08.2014 tarihinde asıl borçlu şirkete devrederek şirketten ayrıldığını davacı tarafa gönderdiği Zeytinburnu 5. Noterliği'nce düzenlenmiş bulunan 12 Mayıs 2015 tarih ve 04891 yevmiye sayılı ihtarname ile bildirdiğini, bilirkişinin raporunda; “ bu ihtarnamenin 12.05.2015 tarihinde bankaya tebliğ edildiği, kefalet sorumluluğunun bu tarihe kadar kullandırılmış olan krediler ile bağlı olacağı, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşılmaktadır”. demekte olduğunu; ancak raporun 12/13 sayfasında bu düşüncesinden vazgeçerek bu tarihten sonra yeni bir kredi kullandırılmadığı nedenini gerekçe göstererek banka alacağından müvekkilinin sorumluluğunun devam ettiğini açıkladığını, oysa banka ile asıl borçlu arasında yeniden yapılandırma anlaşması yapıldığından artık eski borçtan değil yapılandırılan yeni borçtan söz etmek ve müvekkilinin sorumluluğunun olmadığı sonucuna varmak gerektiğini,
Hesap kat ihtarı Tebligat Kanunu'na uygun yapılmadığından davacı tarafın müvekkilini usulüne uygun olarak temerrüde düşürmediğini, bilirkişi raporunda bu hususların tam olarak irdelenmediğini, oysa olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 502 ve 594 madde hükümlerine davacı tarafın uyması gerektiğini,
Bilirkişinin raporunda sözleşmenin 03.05.2012 tarihinde akdedildiğini, bu bakımdan kefaletin 818 sayılı yasa hükümlerine uygun olarak düzenlendiğini ileri sürmekte olduğunu, ancak bilirkişinin bu iddiada bulunurken 6098 sayılı kanunun kamu düzeni ile ilgili hükümlerinin geriye dönük olarak uygulanacağını göz ardı ettiğini, bu kapsamda evli eşleri ve dolayısı ile toplumun temeli olan “Aileyi” korumak için 6098 sayılı Kanun’un 548 inci maddesinin birinci fıkrasında kefalette borç altına giren kefilin kefaletinin geçerli olması için eşinin yazılı onayının aranmakta olduğunu, kamu düzeni ile ilgili olan bu hükmün geriye dönük olarak uygulanması ve müvekkilinin kefilliğinin geçerli sayılmaması gerektiğini,
Kredilerin hesap özetleri incelendiğinde asıl borçlu ... Kürk Deri San ve Tic. A.Ş.‘ye kredi genel sözleşmeleri kapsamında 55.000,00 USD kredi kullandırıldığı ve bu kredinin geri ödendiği hususlarının görülmekte olduğunu, bilirkişi tarafından önce alınan ve sonra geri ödenen bu kredinin değerlendirilmesinin ve kefiller açısından irdelendirilmesinin de yapılmadığını, ... Deri Kürk. San. Dış Tic. Ltd. Şti.' nin 07.12.2017 tarihinde, ... Kürk şirketinin ise 31.07.2017 tarihinde kapanmış olduğunu beyanla açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Vakıflar […]A.O. tarafından davalı müvekkili ...' e karşı açılan davanın dayanağının, kredi genel sözleşmesinde müvekkilinin sözde kefaletine ilişkin olduğunu ancak dayanak genel kredi sözleşmesi ve sözde kefalet iddiasının tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin imzasının kefalet iradesi ile atılmadığını, davaya dayanak belge ile hiçbir şekilde müvekkilinin kefalet iradesi ile imza attığının ve kefalet limitini bildiğinin asla söylenemeyeceğini,
Davaya dayanak kredi genel sözleşmesinin hiçbir yerinde sözleşme tarihi, sözde kefalet tarihinin bulunmadığını, bu durumda davaya dayanak sözde kefalet belgesinin eski Borçlar Kanunu zamanında mı, yeni Türk Borçlar Kanunu zamanında mı imzalandığı hususunun belirsiz olduğunu, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davaya dayanak asıl borcun 2014 - 2015 yıllarında yeni Borçlar Kanunu yürürlükte iken çekilen krediye ilişkin olduğunu,
Davaya dayanak kredi genel sözleşmesinin 64 üncü sayfasının sonunda davalı müvekkilinin adı soyadı ve imzası altına farklı kalem ve el yazısı ile sonradan kefalet limiti olduğu dahi belirtilmeden yazılmış " =1.000.000-USD= BİR MİLYON AMERİKAN DOLARI= " yazısının neye ilişkin olduğunun tamamen belirsiz olduğunu, müvekkilinin imzasının altındaki yazıda aynı sayfada ilk iki kefilde yazdığı şekilde müşterek borçlu - müteselsil kefil yazmadığı gibi "kefil olunan miktar" yazısının da olmadığını, dolayısıyla geçerli bir kefaletin bulunmadığını, "1.000.000-USD" yazısının müvekkilinin adı ve imzasının üstünde değil altında olduğunu, müvekkilinin adı ve imzasının altına bu rakam yazıldığı halde bu rakamın ne olduğu, kefalet limiti olup olmadığı hususlarının kesinlikle yazılı olmadığını,
6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde kefaletin geçerlilik şartlarının düzenlendiğini, davaya dayanak kredinin çekildiği tarih 2014-2015 olduğundan kefaletin geçerliliği için bu hususun da dikkate alınması gerektiğini,
Davaya dayanak alacağın çekilen kredi miktarı 345.391,74,00TL yani 58.000,00 USD gibi bir krediye, hiç kimsenin bu meblağın 20 katı olacak şekilde 1.000.000,00 USD ile kefil olamayacağını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkil lehine kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davalı borçluların İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/35050 E. sayılı dosyasında; 345.391,74 TL asıl alacak, 22.868,40 TL işlemiş faiz, 8.980,19 TL temerrüt faizi, 735,88 TL BSMV ve 362,75 TL masraf olmak üzere toplam 378.338,96 TL alacak miktarına yönelik itirazlarının iptali ile, takibin bu miktar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 378.338,96 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 75.667,79.TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddi gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının reddi ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı kefil ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İtirazın iptaline konu olan İstanbul 7.İcra Dairesi nin 2016/35050 E. sayılı takip dosya borcu dava istinaf aşamasındaki iken ödenmiş ve icra dosyası infazen kapandığını, davaya konu borcun ödenmiş olması sebebi ile müvekkili Banka tarafından istinaf dosyasına 11.10.2021 tarihinde dilekçe sunulmuş ve borcun ödendiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleblerinin olmadığını, davanın konusuz kaldığına ilişkin karar verilmesi talep ettiğini, aynı doğrultuda davalı borçlu tarafça da dosyaya bildirim yapıldığını, davaya konu olan icra takip dosya borcunun istinaf aşamasında ödenmiş olması sebebi ile davanın konusuz kaldığına dair hüküm kurulması gerekirken, istinaf mahkemesince bu hususun göz ardı edildiğini ve dilekçelerinin dikkate alınmadan esasa yönelik inceleme yapılarak esas hakkında hüküm tesis edildiğini bu yönüyle kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesinin temyiz konusu kararında öncelikle hem davacının verdiği 11.10.2021 tarihli "davanın konusuz kaldığına" dair dilekçeyi ve hem de kendilerinin verdiği İstanbul 7. İcra Dairesinin 10.07.2020 tarihli belgeyi ya göremediğini veya gördüğü halde değerlendiremediğini bu iki belgeye gerekçeli kararında da yer verilmediğini, Davanın konusuz kaldığına dair hüküm kurulması gerekirken, istinaf mahkemesince bu husus göz ardı edilmiş ve dilekçe dikkate alınmadan esasa yönelik inceleme yapılarak esas hakkında hüküm tesis edildiğini bu yönüyle kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmadığı ve temerrüdün gerçekleştiği iddiası ile alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
İstinaf incelemesi sırasında taraflardan davacı bankanın 11.10.2021 tarihli yine davalı ...'in 10.07.2020 tarihli verdikleri dilekçelerle takip konusu borcun ödendiğini ve davanın konusuz kaldığını bildirmişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu dilekçeler değerlendirilmeksizin karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre davacı vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039171700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz