Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2093 E. 2024/2840 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden resen terkin↗ sınırlı ihya↗ hizmet tespiti davası↗ resen terkin↗ yerleşim yeri↗ tebligat kanunu m.35↗ şirketin tasfiyesi↗ ticaret sicili tescili↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ tespit davası↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taşıyıcı↗ ihtar↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ taşıyan↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2021/1939 E., 2022/788 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Alanya 1. İş Mahkemesi nezdinde 2021/94 Esas sayılı dosya ile açılan hizmet tespit davası sırasında .... Spor Yatırımı Hizmetleri ve Tic Ltd Şti'nin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edildiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket yetkilisinin 25.07.1996 ve 11.03.1998 tarihlerinde yeni adresini bildirmesine rağmen adına çıkarılan tebligatın bu adrese değil önceki adresine çıkarıldığı, oysa 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince şirket yetkilisinin bilinen son adresine tebligat gönderilmediğinden yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, başka bir ifade ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde gösterildiği gibi ihtarın ilgililere usulüne uygun gönderilmediği, dolayısıyla şirketin sicil kaydının usulüne uyulmadan silindiği gerekçesi ile dava konusu şirketin ihyası ile yeniden ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça şirketin ek tasfiyesi istenilerek tasfiye memuru atanmasının talep edilmesine rağmen mahkemece herhangi bir atamanın yapılmamasının hatalı olduğunu, yine sınırlı ihyaya hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılarak şirketin Alanya 1. İş Mahkemesinin 2021/94 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen dava ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve ek tasfiye işlemlerinin tamamlanabilmesi için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına uygun tebligat yapılması ve ihtarın da usulsüz olması nedeni ile hak düşürücü sürenin eldeki davada uygulanmasının mümkün olmadığı, iş davası ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilip, tasfiye memurunun atanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, adı geçen şirketin Alanya 1. İş Mahkemesinin 2021/94 Esas sayılı dava dosyasındaki yargılama ile sınırlı olmak kaydıyla ihyasına, ihya edilen şirkete ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin son temsilcisi Markus Jeck'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, kesinleştiğinde kararın ilk derece mahkemesince Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 536 ncı maddesine göre temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması gerektiği, atanan tasfiye memuru yönünden bu şartların olup olmadığının değerlendirilmediğini ileri sürerek, gerek bu sebeple gerekse de kararda görülecek diğer hukuka aykırılıklar nedeni ile hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kaydı terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6102 sayılı Kanun'un 536 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına göre, tasfiye işlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması, bu kişinin Türkiye'de yerleşim yerinin bulunması ve şirketi temsile yetkili olması önemli bir gereklilik olup, aranan bu kanuni şartların tümünün aynı kişide gerçekleşmesinde zorunluluk bulunduğu, eldeki davada ise ek tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek üzere tasfiye memuru olarak atanan Markus Jeck'in dosyada yer alan belgelerden Alman uyruklu olduğu görülmekle; öncelikle adı geçenin Türk vatandaşlığının bulunup bulunmadığı ile bulunuyorsa diğer şartları da taşıyıp taşımadığı araştırılarak, gerekli tüm koşulları sağlamadığının anlaşılması durumunda, adı geçenin yerine anılan kanun maddesindeki şartların tümünü birlikte taşıyan başka bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11024 E. 2016/8089 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9622 E. 2013/22597 K.
Ortak:ticaret sicili · ilan · temsil
İncelediğiniz karardaİş Mahkemesinin 2021/94 Esas sayılı dava dosyasındaki yargılama ile sınırlı olmak kaydıyla ihyasına, «ihya» edilen şirkete ek «tasfiye» işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin «son» «temsilcisi» Markus Jeck'nın «tasfiye memuru» olarak atanmasına, kesinleştiğinde kararın ilk derece mahkemesince Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket yetkilisinin 25.07.1996 ve 11.03.1998 tarihlerinde yeni adresini bildirmesine rağmen adına çıkarılan «tebligatın» bu adrese değil önceki adresine çıkarıldığı, oysa 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince şirket yetkilisinin bilinen «son» adresine tebligat gönderilmediğinden yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, başka bir ifade ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde gösterildiği gibi «ihtarın» ilgililere usulüne uygun gönderilmediği, dolayısıyla şirketin sicil «kaydının» usulüne uyulmadan silindiği gerekçesi ile dava konusu «şirketin ihyası» ile yeniden «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 536 ncı maddesine göre «temsile» yetkili «tasfiye» memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve «yerleşim yerinin» Türkiye'de bulunması gerektiği, atanan «tasfiye memuru» yönünden bu şartların olup olmadığının değerlendirilmediğini ileri sürerek, gerek bu sebeple gerekse de kararda görülecek diğer hukuka aykırılıklar nedeni ile hükmün bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 6762 TTK'nın 537. maddesi hükmüne göre «limitet şirketlerde» ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça her ortağın oy hakkının koyduğu sermaye miktarına göre hesaplanacağı, bu kural iki ortaklı limitet şirketler için de geçerli olduğundan iki ortaklı limitet şirkette oy çoğunluğunu elinde bulunduran ortağın objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde ana sözleşmeye dayanarak tek başına ortaklık müdürünü ataması veya değiştirmesi mümkün olduğu, %99 pay sahibi davacının müdür tayini için yaptığı çağrı sonucu 21.03.2012 tarihinde düzenlenen «ortaklar kurulu» kararının diğer ortak tarafından imzalanmamış olmasının sonucu etkilemeyeceği, dolayısıyla TTK'nın 536. ve 537. maddeleri hükümleri uyarınca davacının tek başına müdür ataması kararını vermesinin mümkün olduğu, ana sözleşmede de aykırı bir düzenlemenin olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının 21.03.2012 tarihli 21 nolu ortaklar kurulu kararının tescil ve «ilan» edilmesi talebinin, davalı ... tarafından reddine ilişkin verilen 06.08.2012 tarihli kararına yapılan itirazın kabulüne, sicil tarafından verilen tescil talebinin …
Kararı davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı «temsilcisinin» aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yasal hasım · ortaklar kurulu kararı · limited şirket · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 6762 TTK'nın 537. maddesi hükmüne göre «limitet şirketlerde» ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça her ortağın oy hakkının koyduğu sermaye miktarına göre hesaplanacağı, bu kural iki ortaklı limitet şirketler için de geçerli olduğundan iki ortaklı limitet şirkette oy çoğunluğunu elinde bulunduran ortağın objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde ana sözleşmeye dayanarak tek başına ortaklık müdürünü ataması veya değiştirmesi mümkün olduğu, %99 pay sahibi davacının müdür tayini için yaptığı çağrı sonucu 21.03.2012 tarihinde düzenlenen «ortaklar kurulu» kararının diğer ortak tarafından imzalanmamış olmasının sonucu etkilemeyeceği, dolayısıyla TTK'nın 536. ve 537. maddeleri hükümleri uyarınca davacının tek başına müdür ataması kararını vermesinin mümkün olduğu, ana sözleşmede de aykırı bir düzenlemenin olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının 21.03.2012 tarihli 21 nolu ortaklar kurulu kararının tescil ve «ilan» edilmesi talebinin, davalı ... tarafından reddine ilişkin verilen 06.08.2012 tarihli kararına yapılan itirazın kabulüne, sicil tarafından verilen tescil talebinin …
Memurluğunun konumu itibari ile «yasal hasım» olduğu gösterilmeksizin, aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2093 E. , 2024/2840 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1228 Esas, 2023/1874 Karar
HÜKÜM
Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/1939 E., 2022/788 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Alanya 1. İş Mahkemesi nezdinde 2021/94 Esas sayılı dosya ile açılan hizmet tespit davası sırasında .... Spor Yatırımı Hizmetleri ve Tic Ltd Şti'nin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edildiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket yetkilisinin 25.07.1996 ve 11.03.1998 tarihlerinde yeni adresini bildirmesine rağmen adına çıkarılan tebligatın bu adrese değil önceki adresine çıkarıldığı, oysa 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince şirket yetkilisinin bilinen son adresine tebligat gönderilmediğinden yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, başka bir ifade ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde gösterildiği gibi ihtarın ilgililere usulüne uygun gönderilmediği, dolayısıyla şirketin sicil kaydının usulüne uyulmadan silindiği gerekçesi ile dava konusu şirketin ihyası ile yeniden ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça şirketin ek tasfiyesi istenilerek tasfiye memuru atanmasının talep edilmesine rağmen mahkemece herhangi bir atamanın yapılmamasının hatalı olduğunu, yine sınırlı ihyaya hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılarak şirketin Alanya 1. İş Mahkemesinin 2021/94 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen dava ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve ek tasfiye işlemlerinin tamamlanabilmesi için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına uygun tebligat yapılması ve ihtarın da usulsüz olması nedeni ile hak düşürücü sürenin eldeki davada uygulanmasının mümkün olmadığı, iş davası ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilip, tasfiye memurunun atanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, adı geçen şirketin Alanya 1. İş Mahkemesinin 2021/94 Esas sayılı dava dosyasındaki yargılama ile sınırlı olmak kaydıyla ihyasına, ihya edilen şirkete ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için şirketin son temsilcisi Markus Jeck'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, kesinleştiğinde kararın ilk derece mahkemesince Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 536 ncı maddesine göre temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması gerektiği, atanan tasfiye memuru yönünden bu şartların olup olmadığının değerlendirilmediğini ileri sürerek, gerek bu sebeple gerekse de kararda görülecek diğer hukuka aykırılıklar nedeni ile hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kaydı terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6102 sayılı Kanun'un 536 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına göre, tasfiye işlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması, bu kişinin Türkiye'de yerleşim yerinin bulunması ve şirketi temsile yetkili olması önemli bir gereklilik olup, aranan bu kanuni şartların tümünün aynı kişide gerçekleşmesinde zorunluluk bulunduğu, eldeki davada ise ek tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek üzere tasfiye memuru olarak atanan Markus Jeck'in dosyada yer alan belgelerden Alman uyruklu olduğu görülmekle; öncelikle adı geçenin Türk vatandaşlığının bulunup bulunmadığı ile bulunuyorsa diğer şartları da taşıyıp taşımadığı araştırılarak, gerekli tüm koşulları sağlamadığının anlaşılması durumunda, adı geçenin yerine anılan kanun maddesindeki şartların tümünü birlikte taşıyan başka bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038774200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz