YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6408 E. 2024/2654 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ yenileme↗ esastan ret↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/79 E., 2019/411 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çok sayıda tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalarla iltibas yaratacak nitelikteki “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, oysa söz konusu marka ile müvekkilinin markasının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarını, davalıya ait önceki tarihli “... ...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, dava konusu başvuruda kırmızı rengin kullanıldığını, müvekkili şirkete ait markalarda da ya kırmızı ya da siyah rengin kullanıldığını, dolayısıyla davalı yanın renk tercihlerini tesadüfi olarak seçmediğini, dava konusu markada “...” ibaresinin hem anlam olarak hem konumlandırılış itibariyle markada farklılık yaratmadığını, dava konusu markanın 09, 11 ve 35. sınıf emtialarda tescil edilmek istenildiğini, bu emtiaların özellikle müvekkilinin tanınmış olduğu sınıflara yönelik bulunduğunu, müvekkilinin aynı zamanda 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin beşinci fıkrası anlamında da bir üstün hakkı ve tescilli markalarının yanı sıra "www.....com.tr" alan adının ve ticaret unvanının da bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin başvurusunda asli unsur olarak “...” ibaresinden daha büyük şekilde yazılmış “...” ibaresinin yer aldığını, bu nedenle iltibastan söz edilemeyeceğini, davacının dayanak yaptığı hükümsüzlük kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulduğunu, "..." ibaresinin daha önce tesciline karar verilmiş bir marka olduğunu, müvekkiline ait markanın daha önce kullanılan tescilli bir marka olmasına rağmen sahibinin söz konusu markayı yenilememesi ve bu markayı kullanmaması nedeniyle müvekkili tarafından tekrar ticaret hayatına kazandırılmak adına, anılan ibare için yeniden başvuru yapıldığını, müvekkilinin markasının davacı markasından farklı bir yazı stili taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtiaların tamamının, davacıya ait önceki tarihli tescilli markalar ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu markanın “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu ve herhangi bir figüratif unsur içermediği, “...” ibaresinin “...” sözcüğüne göre nispeten daha büyük yazılmış ise de bu durumun anılan ibareyi geri plana iter nitelikte olmadığı, “...” kelimesinin herhangi bir anlamının bulunmadığı, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsuru olan “...” kelimesinin de dilimizde herhangi bir anlamının bulunmadığı, fantezi bir kelime olduğu, taraf markalarının bütünsel açıdan değerlendirildiğinde farklı oldukları, davalı başvurusundaki farklı kelimelerden oluşmuş bütünün, davacı markasından yeterince uzaklaştığı ve farklılaştığı, yazım biçimlerinin de farklı olduğu, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında tescil engelinin gerçekleşmediği gibi aynı nedenle aynı KHK’nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrası anlamında bir tescil engelinin oluşmadığı ve kötü niyetli başvuru olduğunu kabule yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas oluşturacak derecede benzerlik bulunduğunu, bu hususun Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/362 E., 2018/14 K. sayılı kararı ile sabit olduğunu, bahsi geçen mahkeme kararına karşı davalılarca yapılan istinaf başvurusunun reddedildiğini, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları şartlarının da müvekkili yararına oluştuğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar dava konusu marka başvurusunun kapsamında yer alan emtiaların tamamın, davacı yana ait önceki tarihli tescilli markalar ile aynı/aynı tür olsa da, dava konusu markanın “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu, “...” ibaresinin davacının "..." asıl unsurlu markaları ile benzer bulunmadığı açık olduğu gibi, “...” ibaresinin de davacının markaları ile benzer olmadığı, dolayısıyla somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi anlamında tescil engelinin gerçekleşmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesinin karar yerinde belirttiği ilamlarının bu yönde olduğu gibi, 06.01.2020 tarih, 2019/2121 E. ve 2020/20 K. sayılı ilamının da aynı yönde bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi ile, dördüncü ve beşinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. HD 2019/2371/2021/1677
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2371 E. 2021/1677 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5041 E. 2024/1075 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · ayırt edicilik
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece «denetime elverişliliği» bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, tasarımlar arasında farklılıkların bilgilenmiş kullanıcı gözüyle incelenerek değerlendirilmesinin gerektiğini, ürün görsellerinde de görüleceği üzere davalı yan markasının ürün ve ambalajı ile müvekkil yan markasının, ürün ve ambalajının birbirine benzer olmadığını, müvekkil şirketin ürünlerindeki görsel ile davacı yanın tasarımı değerlendirildiğinde görsellerdeki ibarelerin, tasarım ve konumlandırılması ile birbirlerinden farklı olduklarını, müvekkil şirket tasarımının yenilik ve «ayırt edicilik» vasıflarını haiz olduğunun ilk bakışta dahi görüldüğünü, müvekkil şirket ile davalı tarafa ait tasarımlar arasında ürünlerin renk, şekil, boyut, yazı tipi ve spesi …
… sa müvekkilinin 2018/04360-11 numaralı tasarım başvurusu ile davalıya ait tasarımlar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili tasarımının yenilik ve «ayırt edicilik» kriterlerine sahip olduğunu, itiraza mesnet tasarım karşısında müvekkili tasarımının ayırt edici olduğunu, tescil başvurusunda bulundukları "gıda ürünleri için amb …
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davaya konu davacı tasarımının yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerini taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5060 E. 2024/979 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporuna itiraz · ziya · ayırt edicilik · temsil
Benzer bu kararda… (renk tonu pantone 485 c) markasının tek /esas unsurunun kırmızı rengin bir tonu olduğu, “kırmızı” rengin, Ülkemizde bankacılık sektöründe, “canlılığı ve enerjiyi” «temsil» etmesinden dolayı, -örneğin mavi rengin de benzer şekilde, Türkiye İş Bankası ve Yapı ve Kredi Bankaları tarafından güveni temsil ettiği için kullanıldığı- davacıdan başkaca işletmeler tarafından da yoğun bir biçimde, uzun yıllardır kesintisiz olarak kullanıldığının bilindiği, bankacılık sektöründeki aktörlerden biri olan Akbank’ın kırmızı üzerine sadece bankanın adı ya da kırmızı renkle bankanın adı dışında ayrı bir logosu bulunmadığı, reklam kampanyalarında kırmızı rengin baskın bir şekilde vurgulandığı, kırmızı rengi, tüm ATM’leri ve şube yapılarında kapsamlı olarak kullandığı, keza, sektördeki diğer aktörlerden HSBC, Türkiye Finans Kurumu, Albaraka ve Denizbank’ın logolarının da yine kırmızı rengi ihtiva ettiği, hal böyle olunca, dava konusu edilen ” (renk tonu pantone 485 c) markasının, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanması ve o ticari kaynağın hizmetlerini diğer ticari kaynakların aynı/benzer mallarından/hizmetlerinden ayırması mümkün olmadığından dava konusu markanın somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mutlak red engeli oluştuğu, maddenin ikinci fıkrası yönünden yapılan değerlendirmeye gelince; somut olayda, kırmızı rengin, aynı sektördeki farklı işletme ve kuruluşlar tarafından da yaygın bir biçimde kullanılıyor olduğu, hatta davacının markası şeklinde yani tek başına bir renk olarak değil de, başkaca kelime ve şekil unsurlarıyla birlikte yoğun bir şekilde kullandığı gözetildiğinde, davacının kırmızı renk üzerinde, diğer kırmızı renk kullanan işletmelerden «ziyade», yaygın kullanımından dolayı korunması gereken bir hakkının olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davacının tescil ettirmek istediği (davaya konu kırmızı renk) mar …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan «bilirkişi raporuna itirazlarının» ek bilirkişi raporu ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karşılanmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin uzun …
… gili sektördeki diğer teşebbüsler tarafından da kullanılan renklerin, marka olarak bir işletmenin tekeline verilemeyeceği, dava konusu başvuruyu oluşturan rengin de «ayırt edicilik» kazanmadığı ve başvuru kapsamında yer alan bankacılık sektöründe, davacıdan başka teşebbüsler tarafından da yoğun biçimde kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu baş …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6408 E. , 2024/2654 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1264 Esas, 2022/807 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/79 E., 2019/411 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çok sayıda tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalarla iltibas yaratacak nitelikteki “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, oysa söz konusu marka ile müvekkilinin markasının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarını, davalıya ait önceki tarihli “... ...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, dava konusu başvuruda kırmızı rengin kullanıldığını, müvekkili şirkete ait markalarda da ya kırmızı ya da siyah rengin kullanıldığını, dolayısıyla davalı yanın renk tercihlerini tesadüfi olarak seçmediğini, dava konusu markada “...” ibaresinin hem anlam olarak hem konumlandırılış itibariyle markada farklılık yaratmadığını, dava konusu markanın 09, 11 ve 35.
sınıf emtialarda tescil edilmek istenildiğini, bu emtiaların özellikle müvekkilinin tanınmış olduğu sınıflara yönelik bulunduğunu, müvekkilinin aynı zamanda 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin beşinci fıkrası anlamında da bir üstün hakkı ve tescilli markalarının yanı sıra "www.....com.tr" alan adının ve ticaret unvanının da bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin başvurusunda asli unsur olarak “...” ibaresinden daha büyük şekilde yazılmış “...” ibaresinin yer aldığını, bu nedenle iltibastan söz edilemeyeceğini, davacının dayanak yaptığı hükümsüzlük kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulduğunu, "..." ibaresinin daha önce tesciline karar verilmiş bir marka olduğunu, müvekkiline ait markanın daha önce kullanılan tescilli bir marka olmasına rağmen sahibinin söz konusu markayı yenilememesi ve bu markayı kullanmaması nedeniyle müvekkili tarafından tekrar ticaret hayatına kazandırılmak adına, anılan ibare için yeniden başvuru yapıldığını, müvekkilinin markasının davacı markasından farklı bir yazı stili taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtiaların tamamının, davacıya ait önceki tarihli tescilli markalar ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu markanın “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu ve herhangi bir figüratif unsur içermediği, “...” ibaresinin “...” sözcüğüne göre nispeten daha büyük yazılmış ise de bu durumun anılan ibareyi geri plana iter nitelikte olmadığı, “...” kelimesinin herhangi bir anlamının bulunmadığı, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsuru olan “...” kelimesinin de dilimizde herhangi bir anlamının bulunmadığı, fantezi bir kelime olduğu, taraf markalarının bütünsel açıdan değerlendirildiğinde farklı oldukları, davalı başvurusundaki farklı kelimelerden oluşmuş bütünün, davacı markasından yeterince uzaklaştığı ve farklılaştığı, yazım biçimlerinin de farklı olduğu, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında tescil engelinin gerçekleşmediği gibi aynı nedenle aynı KHK’nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrası anlamında bir tescil engelinin oluşmadığı ve kötü niyetli başvuru olduğunu kabule yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas oluşturacak derecede benzerlik bulunduğunu, bu hususun Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/362 E., 2018/14 K. sayılı kararı ile sabit olduğunu, bahsi geçen mahkeme kararına karşı davalılarca yapılan istinaf başvurusunun reddedildiğini, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları şartlarının da müvekkili yararına oluştuğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar dava konusu marka başvurusunun kapsamında yer alan emtiaların tamamın, davacı yana ait önceki tarihli tescilli markalar ile aynı/aynı tür olsa da, dava konusu markanın “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu, “...” ibaresinin davacının "..." asıl unsurlu markaları ile benzer bulunmadığı açık olduğu gibi, “...” ibaresinin de davacının markaları ile benzer olmadığı, dolayısıyla somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi anlamında tescil engelinin gerçekleşmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesinin karar yerinde belirttiği ilamlarının bu yönde olduğu gibi, 06.01.2020 tarih, 2019/2121 E.
ve 2020/20 K. sayılı ilamının da aynı yönde bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi ile, dördüncü ve beşinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038158600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz