Yargıtay 11. HD 2019/2371/2021/1677
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2371 E. 2021/1677 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile TPMK YİDK'in 2015-M-2654 sayılı kararının 35. sınıfta yer alan bir kısım hizmetler hariç olmak üzere kısmen iptaline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6408 E. 2024/2654 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · yenileme · iltibas
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çok sayıda tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalarla «iltibas» yaratacak nitelikteki “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, oysa söz konusu marka ile müvekkilinin markasının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarını, davalıya ait önceki tarihli “... ...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, dava konusu başvuruda kırmızı rengin kullanıldığını, müvekkili şirkete ait markalarda da ya kırmızı ya da siyah rengin kullanıldığını, dolayısıyla davalı yanın renk tercihlerini tesadüfi olarak seçmediğini, dava konusu markada “...” ibaresinin hem anlam olarak hem konumlandırılış itibariyle markada farklılık yaratmadığını, dava konusu markanın 09, 11 ve 35. sınıf emtialarda tescil edilmek istenildiğini, bu emtiaların özellikle müvekkilinin tanınmış olduğu sınıflara yönelik bulunduğunu, müvekkilinin aynı zamanda 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin beşinci fıkrası anlamında da bir üstün hakkı ve tescilli markalarının yanı sıra "www.....com.tr" alan adının ve «ticaret unvanının» da bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
… irket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin başvurusunda asli unsur olarak “...” ibaresinden daha büyük şekilde yazılmış “...” ibaresinin yer aldığını, bu nedenle «iltibastan» söz edilemeyeceğini, davacının dayanak yaptığı hükümsüzlük kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulduğunu, "..." ibaresinin daha önce tesciline karar verilmiş bir marka olduğunu, müvekkiline ait markanın daha önce kullanılan tescilli bir marka olmasına rağmen sahibinin söz konusu markayı «yenilememesi» ve bu markayı kullanmaması nedeniyle müvekkili tarafından tekrar ticaret hayatına kazandırılmak adına, anılan ibare için yeniden başvuru yapıldığını, müvekkilinin …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» oluşturacak derecede benzerlik bulunduğunu, bu hususun Ankara 4.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4841 E. 2019/1545 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan
Benzer bu kararda… le redde dayanak alınan 2003/18744 sayılı markanın kapsadıkları hizmetlerin aynı tür ya da benzer tür hizmetler niteliğinde olup olmadıkları hususu ancak başvurunun «ilanı» üzerine dava dışı marka sahibinin itirazı halinde ve 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi kapsamında tartışılması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2654 E. 2024/4994 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:itirazdan feragat · aleyhe bozma yasağı · temerrüt ve faiz başlangıcı · depo talebi · banka sorumluluğu · borçlunun temerrüdü · takip talebi · protesto
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara esas alınan bilirkişi raporlarının «temerrüt faizinin başlangıç» tarihleri yönünden hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından «temerrüt tarihi» olarak takip tarihi esas alındığından raporun devamındaki hesaplamaların hatalı yapıldığını, davalıların borçlarını süresinde ödemeyerek temerrüte düştüklerini, temerrüt tarihinin kredinin kat edildiği tarih olduğunu, «hesap kat» tarihinden itibaren %54 faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, aksi savunmanın «vadesi» belirli borcun süresinde ödenmemesinin temerrüt açısından müeyyidesiz kalmasına, belirlenen vadede ödeme yapmamanın borçlunun sorumluluk açısından hiçbir değişiklik yapmamasına neden olacağını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, banka tarafından «protesto» «keşidesine», «ihtarname» gönderilmesine mahal kalmaksızın vade tarihinde borcun ödenmemesi halinde «borçlunun temerrüte» düşeceğinin «genel kredi sözleşmesinde» hükme bağlandığını, bu nedenle müvekkilinin temerrüt için ihtarname çekme zorunluluğu bulunmadığını, aksi kabul halinde ise müvekkili tarafından davalıların bankaya bildirdikleri adreslerine ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin iade edilmiş olmasının müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, ikametgahın değiştirilmesi halinde bankaya bildirme sorumluluğunun müşteri ve «kefillerde» olduğunu, müvekkiline böyle bir adres değişikliğinin bildirilmediğini, müvekkiline bildirilen adreste yapılan «tebligatın» geçerli olduğunu, hesaplamalar yanlış yapıldığından davalı kefil ...'ın verdiği «ipotek» miktarı düşüldüğünde kalan bakiye tutar bulunmadığına hükmedildiğini, müvekkilinin kararda belirtilen tutarda fazla alacağı bulunduğunu, borçlu firmaya çeklerin sözleşme kapsamında verildiğini, kefillerin sözleşmeyi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıklarını, imzaladıkları sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerden sorumlu olduklarını, sözleşmede müvekkilinin dilediği her zaman kullandırılan kredi karşılığında müşterinin borçlarından gerekli gördüğü kısmına «teminat» olmak üzere tayin edeceği tutarda nakdin «depo» edilmesini isteyebileceğinin açıkça düzenlendiğini, takip talebindeki depo talebinde ve belirlenen sorumluluk tutarlarında usulsüzlük bulunmadığını belirterek İlk …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; borçluların icra dosyasına yaptıkları «itirazlarından feragat» ettiklerini, davanın konusuz kaldığını, davalıların vekili olmadığını ancak Bölge Adliye Mahkemesince davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar tarafından istinaf edilmediğini bu nedenle davalılar lehine kararın kaldırılamayacağını, «ödeme emri» ile «takip talebinin» uyumsuz olmasının «kamu düzenine» ilişkin bir husus olmadığını ve «aleyhe bozma yasağının» istisnasını oluşturmadığını ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Şti, ... ve ... yönünden 446.241,09 TL «asıl alacak», 898,77 TL «ihtarname» «masrafı» olmak üzere 447.139,86 TL üzerinden itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %54 «temerrüt faizi» ve faize %5 BSMV uygulanmasına, iade edilmeyen «çek» yapraklarından kaynaklı 12.810,00 TL «banka sorumluluk» tutarının asıl borçlu Ankara ...
Şti.'den alınarak davacı nezdinde açılacak faiz getirmeyen hesapta deposunu teminen takibin devamına, kefillere yönelik «depo talebinin» reddine, itirazın iptaline karar verilen tutarlar üzerinden «tahsilde tekerrür olmamak» üzere %20 icra inkâr tazminatının Ankara ...
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8949 E. 2023/2654 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödemezlik def'i · ikrah · müzayaka · ticari itibar · mutabakat · ibra · def'i · protokol
Benzer bu karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «protokol» düzenlenirken «ikrahın» olmadığına dair raporlar bulunduğunu, dosyadaki raporların çelişkili olduğunu, davacının borçları nedeniyle «ödemezlik def»'i haklarını kullandıklarını, edimlerini yerine getiren davacının sonradan iptal hakkını kullanamayacağını, davacının «mutabakat» sağlanmadan müşterileri başka otele götüremeyeceğini ve fiyat farkını isteyemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece 03.05.2012 tarih, 2008/49 E. ve 2012/513 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «protokol» ile tarafların sözleşmeyi karşılıklı iradeleriyle feshettiği, aynı zamanda davacının davalıya «ibra» ettiği, «müzayaka» halinin olmadığı, davacının protokol ile bağlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 17.04.2014 tarih, 2012/18277 E. ve 2014/7630 K. sayılı kararıyla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, «protokolün» «geçersizlik» nedeni olarak ileri sürülen vakıaların «müzayaka» kapsamında değil, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 29 ve devamı maddelerinde düzenlenen «ikrah» kapsamında değerlendirilerek sonuca varılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ikrah» ile imzalanan «protokolün» geçerli olmadığı ve davacıyı bağlamadığı, davacının maddi zararına ilişkin olarak, 14.06.2007-17.06.2007 tarihleri arasında davalının kabul etmediği gruplar için ö …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2371 E. , 2021/1677 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.06.2016 gün ve 2015/280 - 2016/120 sayılı kararı bozan Daire'nin 26.02.2019 gün ve 2017/4841 - 2019/1545 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2014/21282 kod numarası ile “prontotour” ibaresinin marka olarak tescili için başvuruda bulunduğunu, Markalar Dairesince yapılan inceleme sonucunda başvurunun, “pronto şekil”, “pronto”, ibareli markalar ile 556 sayılı KHK'nın 7/1-b bendi uyarınca benzer görülerek reddedildiğini, ret kararına yaptıkları itirazın YİDK'çe kısmen kabul edildiğini, başvuru konusu “prontotour” ibareli markanın bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt edici niteliğe haiz farklı bir marka olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK'in 2015-M-2654 sayılı kararının iptalini, kısmen reddedilen hizmetler yönünden de tescil başvurusunun devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile TPMK YİDK'in 2015-M-2654 sayılı kararının 35. sınıfta yer alan bir kısım hizmetler hariç olmak üzere kısmen iptaline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 31,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 24.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/639860300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz