YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5060 E. 2024/979 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporuna itiraz↗ ziya↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava konusu (renk tonu pantone 485 c) markasının tek /esas unsurunun kırmızı rengin bir tonu olduğu, “kırmızı” rengin, Ülkemizde bankacılık sektöründe, “canlılığı ve enerjiyi” temsil etmesinden dolayı, -örneğin mavi rengin de benzer şekilde, Türkiye İş Bankası ve Yapı ve Kredi Bankaları tarafından güveni temsil ettiği için kullanıldığı- davacıdan başkaca işletmeler tarafından da yoğun bir biçimde, uzun yıllardır kesintisiz olarak kullanıldığının bilindiği, bankacılık sektöründeki aktörlerden biri olan Akbank’ın kırmızı üzerine sadece bankanın adı ya da kırmızı renkle bankanın adı dışında ayrı bir logosu bulunmadığı, reklam kampanyalarında kırmızı rengin baskın bir şekilde vurgulandığı, kırmızı rengi, tüm ATM’leri ve şube yapılarında kapsamlı olarak kullandığı, keza, sektördeki diğer aktörlerden HSBC, Türkiye Finans Kurumu, Albaraka ve Denizbank’ın logolarının da yine kırmızı rengi ihtiva ettiği, hal böyle olunca, dava konusu edilen ” (renk tonu pantone 485 c) markasının, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanması ve o ticari kaynağın hizmetlerini diğer ticari kaynakların aynı/benzer mallarından/hizmetlerinden ayırması mümkün olmadığından dava konusu markanın somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mutlak red engeli oluştuğu, maddenin ikinci fıkrası yönünden yapılan değerlendirmeye gelince; somut olayda, kırmızı rengin, aynı sektördeki farklı işletme ve kuruluşlar tarafından da yaygın bir biçimde kullanılıyor olduğu, hatta davacının markası şeklinde yani tek başına bir renk olarak değil de, başkaca kelime ve şekil unsurlarıyla birlikte yoğun bir şekilde kullandığı gözetildiğinde, davacının kırmızı renk üzerinde, diğer kırmızı renk kullanan işletmelerden ziyade, yaygın kullanımından dolayı korunması gereken bir hakkının olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davacının tescil ettirmek istediği (davaya konu kırmızı renk) markasının emtia listesinde yer alan ve 9, 36 ve 42. sınıfa giren tüm emtialar bakımından, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığına binaen, davacı markasının 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hukuki korumadan faydalanamayacağı, yani kullanım sonucu ayırtedicilik kazandığı şartının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının ek bilirkişi raporu ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karşılanmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır kullanmak suretiyle ayırt edici nitelik kazandırdığı ve tanıttığı dava konusu başvurunun tescilinin gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu başvurunun yalnızca kırmızı rengin bir tonundan ibaret olduğu, her ne kadar 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca renklerin tek başına marka olmaları mümkün ise de bunun için bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin, diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamaya elverişli olmaları gerektiği, ayırt edici niteliği bulunmayan ve ilgili sektördeki diğer teşebbüsler tarafından da kullanılan renklerin, marka olarak bir işletmenin tekeline verilemeyeceği, dava konusu başvuruyu oluşturan rengin de ayırt edicilik kazanmadığı ve başvuru kapsamında yer alan bankacılık sektöründe, davacıdan başka teşebbüsler tarafından da yoğun biçimde kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu başvurunun ayırt edici olmadığı ve başvurunun reddine ilişkin Kurum kararının yerinde olduğu, öte yandan bu renge kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği, somut olayda dava konusu başvurunun marka olup olamayacağının hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı ... başvurusunun reddine dair kararın iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4673 E. 2024/1337 K.
Ortak:ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… gili sektördeki diğer teşebbüsler tarafından da kullanılan renklerin, marka olarak bir işletmenin tekeline verilemeyeceği, dava konusu başvuruyu oluşturan rengin de «ayırt edicilik» kazanmadığı ve başvuru kapsamında yer alan bankacılık sektöründe, davacıdan başka teşebbüsler tarafından da yoğun biçimde kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu baş …
Benzer bu kararda… ayırt edici nitelik kazanmış olmasının gerekil olduğunu, renk markalarının ancak ... süreli ve doğrudan renk üzerine kurulmuş bir pazarlama stratejisi ile markasal «ayırt edicilik» kazanabileceğini, somut uyuşmazlıkta davacının yalnız "pantone orange 021 C" rengine ilişkin markasal nitelikte bir kullanımı bulunmadığını, anılan rengin çoğunlukla bir ambalajın ve "Çokonat" ibaresinin fonu olarak kullanıldığını, söz konusu rengin bir çok «ticari işletme» ile ilişkilendirilebilir nitelikte olduğunu, bu yönü ile de ayırt edici niteliği haiz bulunmadığını, davacının tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talebinin tescil işlemi mahkemenin «yetkisinde» olmadığı için reddi gerektiğini, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… lt renkten oluştuğu, söz konusu rengin "Pantone Orange 021 C" renk kodu ile belirli hale getirildiği, böylece sicilde gösterilebilir niteliğinin bulunduğundan soyut «ayırt ediciliğinin» bulunduğu ancak ... başına dava konusu turuncu rengin (Pantone orange 021 C) tescil edilmek istenen emtialar bakımından marka olabilecek nitelikte olmadığı, dava k …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca renklerin marka olabileceğini, bir şekil oluşturan rengin, «münhasıran» yani ... başına marka olarak tescil edilebileceği gibi bir mal veya hizmetle özdeşleşmiş veya onu çağrıştırır hale gelmiş rengin de, herhangi bir şekille somutlaşmamış olsa bile marka olarak tescil edilebileceğini, nitekim davalı Kurum nezdinde ... bir rengin tescilli olduğu markaların bulunduğunu, dünyanın pek çok yerinde de renklerin marka olarak tescil edildiğini, Yargıtayın ve yabancı mahkeme kararlarının da bu yönde olduğunu, başvuruya konu rengin müvekkiline ait "ülker çokonat" markalı çikolata ve gofret ürünlerinin ambalajlarında kullanıldığını ve bu ürünle özdeşleştiğini, tüketicinin söz konusu ürünü anılan renkten bağımsız düşünemediğini, başvuruya konu rengin müvekkilinin “ÜLKER ÇOKONAT” markasına «ayırt edicilik» vasfını veren hakim unsuru niteliğinde bulunduğunu, başvuruya konu rengin aynı zamanda tescilli "ÜLKER ÇOKONAT" ibareli markanın tescilli ambalaj rengi de olduğunu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · münhasırlık · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ayırt edici nitelik kazanmış olmasının gerekil olduğunu, renk markalarının ancak ... süreli ve doğrudan renk üzerine kurulmuş bir pazarlama stratejisi ile markasal «ayırt edicilik» kazanabileceğini, somut uyuşmazlıkta davacının yalnız "pantone orange 021 C" rengine ilişkin markasal nitelikte bir kullanımı bulunmadığını, anılan rengin çoğunlukla bir ambalajın ve "Çokonat" ibaresinin fonu olarak kullanıldığını, söz konusu rengin bir çok «ticari işletme» ile ilişkilendirilebilir nitelikte olduğunu, bu yönü ile de ayırt edici niteliği haiz bulunmadığını, davacının tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talebinin tescil işlemi mahkemenin «yetkisinde» olmadığı için reddi gerektiğini, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca renklerin marka olabileceğini, bir şekil oluşturan rengin, «münhasıran» yani ... başına marka olarak tescil edilebileceği gibi bir mal veya hizmetle özdeşleşmiş veya onu çağrıştırır hale gelmiş rengin de, herhangi bir şekille somutlaşmamış olsa bile marka olarak tescil edilebileceğini, nitekim davalı Kurum nezdinde ... bir rengin tescilli olduğu markaların bulunduğunu, dünyanın pek çok yerinde de renklerin marka olarak tescil edildiğini, Yargıtayın ve yabancı mahkeme kararlarının da bu yönde olduğunu, başvuruya konu rengin müvekkiline ait "ülker çokonat" markalı çikolata ve gofret ürünlerinin ambalajlarında kullanıldığını ve bu ürünle özdeşleştiğini, tüketicinin söz konusu ürünü anılan renkten bağımsız düşünemediğini, başvuruya konu rengin müvekkilinin “ÜLKER ÇOKONAT” markasına «ayırt edicilik» vasfını veren hakim unsuru niteliğinde bulunduğunu, başvuruya konu rengin aynı zamanda tescilli "ÜLKER ÇOKONAT" ibareli markanın tescilli ambalaj rengi de olduğunu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4253 E. 2025/2741 K.
Ortak:ayırt edicilik · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… gili sektördeki diğer teşebbüsler tarafından da kullanılan renklerin, marka olarak bir işletmenin tekeline verilemeyeceği, dava konusu başvuruyu oluşturan rengin de «ayırt edicilik» kazanmadığı ve başvuru kapsamında yer alan bankacılık sektöründe, davacıdan başka teşebbüsler tarafından da yoğun biçimde kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu baş …
Benzer bu kararda… Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında «iltibas» koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının kullanım sonucu ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını ve tanınmışlığından haksız sağlayacağını, müvekkilinin markalarının «ayırt ediciliğini» zedeleyeceğini, ayrıca dava konusu başvurunun «kötüniyetli» olduğunu ileri sürerek 2018-M-3951 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; “...” ibaresinin İngilizce “kırmızı” anlamına geldiğini, «ayırt ediciliğinin» çok düşük olduğunu, Türkiye’de yaygın olarak konuşulan bir dilde bir rengi belirten “...” kelimesi üzerinde «tekel hakkı» sağlanamayacağını, müvekkilinin başvurusunun "..." anlamına geldiğini, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ında, başvuru kapsamında yer alan bazı mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, «iltibas» koşullarının oluşmadığı, taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin ana renklerden biri olan “kırmızı” kelimesinin İngilizce’deki karşılığının olduğu, renk isimlerinin ayırt edici nitelikleri «son» derece zayıf olan ve herkesin çeşitli ek unsurlarla birlikte kullanımına açık kalması gereken, piyasada faaliyet gösterenlerin serbestçe kullanım hakkına sahip işaretler oldukları, zayıf ayırt edici niteliği sahip bir unsurdaki ortaklığın, ilgili tüketici nezdinde işaretler arasında iktisadi-idari bir ilişki kurulması açısından yeterli gelmediği, böyle bir durumda önceki marka ile sonraki marka arasında bağlantı kurulmasına neden olacak özellikle görsel unsurların varlığının önem teşkil ettiği, somut uyuşmazlıkta bu yönde ilişki kurulmasına neden olabilecek hiçbir görsel benzerliğin de bulunmadığı, davacı taraf markalarının kullanım sonucunda «ayırt edicilik» kazanıp kazanmadığından bağımsız olarak, salt markaları oluşturan işaretler bakımından, markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca iltibasa neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olmadığı, dosya kapsamına sunulan delillerden davacı yanın “...” markasının, “...” üst markasından bağımsız bir tanınmışlığının bulunduğu kanaatine varılmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinin şartlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, dava konusu başvurunun «kötüniyetli» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · kötüniyet · iltibas · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ında, başvuru kapsamında yer alan bazı mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, «iltibas» koşullarının oluşmadığı, taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin ana renklerden biri olan “kırmızı” kelimesinin İngilizce’deki karşılığının olduğu, renk isimlerinin ayırt edici nitelikleri «son» derece zayıf olan ve herkesin çeşitli ek unsurlarla birlikte kullanımına açık kalması gereken, piyasada faaliyet gösterenlerin serbestçe kullanım hakkına sahip işaretler oldukları, zayıf ayırt edici niteliği sahip bir unsurdaki ortaklığın, ilgili tüketici nezdinde işaretler arasında iktisadi-idari bir ilişki kurulması açısından yeterli gelmediği, böyle bir durumda önceki marka ile sonraki marka arasında bağlantı kurulmasına neden olacak özellikle görsel unsurların varlığının önem teşkil ettiği, somut uyuşmazlıkta bu yönde ilişki kurulmasına neden olabilecek hiçbir görsel benzerliğin de bulunmadığı, davacı taraf markalarının kullanım sonucunda «ayırt edicilik» kazanıp kazanmadığından bağımsız olarak, salt markaları oluşturan işaretler bakımından, markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca iltibasa neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olmadığı, dosya kapsamına sunulan delillerden davacı yanın “...” markasının, “...” üst markasından bağımsız bir tanınmışlığının bulunduğu kanaatine varılmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinin şartlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, dava konusu başvurunun «kötüniyetli» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
… Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında «iltibas» koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının kullanım sonucu ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını ve tanınmışlığından haksız sağlayacağını, müvekkilinin markalarının «ayırt ediciliğini» zedeleyeceğini, ayrıca dava konusu başvurunun «kötüniyetli» olduğunu ileri sürerek 2018-M-3951 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; “...” ibaresinin İngilizce “kırmızı” anlamına geldiğini, «ayırt ediciliğinin» çok düşük olduğunu, Türkiye’de yaygın olarak konuşulan bir dilde bir rengi belirten “...” kelimesi üzerinde «tekel hakkı» sağlanamayacağını, müvekkilinin başvurusunun "..." anlamına geldiğini, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… addesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin olmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan İngilizcede "kırmızı" anlamına gelen "..." ibaresinin «ayırt ediciliği» düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, a …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5060 E. , 2024/979 K.
"İçtihat Metni"
2020/737 Esas, 2022/125 Karar
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ
SAYISI
2018/373 E., 2019/470 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına "Pantone 485 C" tonlu rengin marka olarak tescili için davalı Kuruma yapılan başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddedildiğini, başvuru konusu markanın ayırt edici niteliği haiz olduğunu, müvekkilinin uzun süreli kullanımı ile markaya ayırt edicilik kazandırıldığını, müvekkili ile özdeşleşmiş özel bir rengin marka olarak tescilinin gerektiğini, başvuru konusu rengin marka olarak müvekkili adına tescilinin, sektördeki diğer kimselerin hareket alanını kısıtlamayacağını, diğer bankaların sektörde kırmızı bir renk kullanamayacakları anlamına gelmediğini, 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesine göre renklerin marka olarak tescil edilebileceğini, kırmızı renk tonu ile birlikte başkaca unsurları ve ibareleri ihtiva eden pek çok tescilli markalarının olduğunu, hatta bunlardan ikisinin T/0124 ve T/02123 numaralar tahtında davalı tarafından “tanınmış marka” olarak himaye altına alındığını, müvekkilinin kırmızı rengi yaygın olarak uzun yıllardır kullanması neticesinde bu rengin davacının faaliyetleri açısından ayırt edici nitelik kazandığını ileri sürerek YİDK’in 2018-M-7092 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın ayırt ediciliğinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava konusu (renk tonu pantone 485 c) markasının tek /esas unsurunun kırmızı rengin bir tonu olduğu, “kırmızı” rengin, Ülkemizde bankacılık sektöründe, “canlılığı ve enerjiyi” temsil etmesinden dolayı, -örneğin mavi rengin de benzer şekilde, Türkiye İş Bankası ve Yapı ve Kredi Bankaları tarafından güveni temsil ettiği için kullanıldığı- davacıdan başkaca işletmeler tarafından da yoğun bir biçimde, uzun yıllardır kesintisiz olarak kullanıldığının bilindiği, bankacılık sektöründeki aktörlerden biri olan Akbank’ın kırmızı üzerine sadece bankanın adı ya da kırmızı renkle bankanın adı dışında ayrı bir logosu bulunmadığı, reklam kampanyalarında kırmızı rengin baskın bir şekilde vurgulandığı, kırmızı rengi, tüm ATM’leri ve şube yapılarında kapsamlı olarak kullandığı, keza, sektördeki diğer aktörlerden HSBC, Türkiye Finans Kurumu, Albaraka ve Denizbank’ın logolarının da yine kırmızı rengi ihtiva ettiği, hal böyle olunca, dava konusu edilen ” (renk tonu pantone 485 c) markasının, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanması ve o ticari kaynağın hizmetlerini diğer ticari kaynakların aynı/benzer mallarından/hizmetlerinden ayırması mümkün olmadığından dava konusu markanın somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mutlak red engeli oluştuğu, maddenin ikinci fıkrası yönünden yapılan değerlendirmeye gelince;
somut olayda, kırmızı rengin, aynı sektördeki farklı işletme ve kuruluşlar tarafından da yaygın bir biçimde kullanılıyor olduğu, hatta davacının markası şeklinde yani tek başına bir renk olarak değil de, başkaca kelime ve şekil unsurlarıyla birlikte yoğun bir şekilde kullandığı gözetildiğinde, davacının kırmızı renk üzerinde, diğer kırmızı renk kullanan işletmelerden ziyade, yaygın kullanımından dolayı korunması gereken bir hakkının olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davacının tescil ettirmek istediği (davaya konu kırmızı renk) markasının emtia listesinde yer alan ve 9, 36 ve 42. sınıfa giren tüm emtialar bakımından, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığına binaen, davacı markasının 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hukuki korumadan faydalanamayacağı, yani kullanım sonucu ayırtedicilik kazandığı şartının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının ek bilirkişi raporu ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karşılanmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır kullanmak suretiyle ayırt edici nitelik kazandırdığı ve tanıttığı dava konusu başvurunun tescilinin gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu başvurunun yalnızca kırmızı rengin bir tonundan ibaret olduğu, her ne kadar 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca renklerin tek başına marka olmaları mümkün ise de bunun için bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin, diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamaya elverişli olmaları gerektiği, ayırt edici niteliği bulunmayan ve ilgili sektördeki diğer teşebbüsler tarafından da kullanılan renklerin, marka olarak bir işletmenin tekeline verilemeyeceği, dava konusu başvuruyu oluşturan rengin de ayırt edicilik kazanmadığı ve başvuru kapsamında yer alan bankacılık sektöründe, davacıdan başka teşebbüsler tarafından da yoğun biçimde kullanıldığı, dolayısıyla dava konusu başvurunun ayırt edici olmadığı ve başvurunun reddine ilişkin Kurum kararının yerinde olduğu, öte yandan bu renge kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığının da ispat edilemediği, somut olayda dava konusu başvurunun marka olup olamayacağının hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı ... başvurusunun reddine dair kararın iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124309700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz