6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9939 E. 2012/1662 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
10 yıllık

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cevap süresi bankacılık işlemleri güven kurumu kıymetli evrak zamanaşımı defi havale zamanaşımı i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K.

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin davalıya 13.08.1996 valörtü olarak devredildiği, bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresinin 13.08.2006'da dolduğu, davanın zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 27.04.2009 tarihinde açılmış olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı definin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve zamanaşımı definin davalı tarafından mahkemece uzatılmış cevap süresi içinde yapıldığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davalı bankaya gönderilen davacıya ait paranın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı adına Alman Sigorta Kurumu tarafından gönderilen 10.197,61 DM tutarındaki paranın 13.08.1996 tarihli valör ile davalı bankaya devredildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlığın havale sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek dava konusu havalenin davalıya devredildiği 13.08.1996 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. ..../....

S/2

2010/9939

2012/1662

Davaya konu alacak, davalı bankaya gönderilen havaleden kaynaklanmaktadır.Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir güven kurumu olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, kıymetli evrak ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altındadır. Bankaların hak sahiplerinin para ve para ile ölçülebilir değerleri üzerindeki bu derece geniş ve önemli tasarruf yetkileri nedeniyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve bankacılık işlemleri konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlükte bulunmaktadır.Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62. maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir.Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece öncelikle zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin anılan madde uyarınca tespit edilerek bu madde uyarınca tespit edilecek zamanaşımına esas başlangıç tarihinden itibaren işbu davanın 10 yıllık sürede açılıp açılmadığının araştırılarak sonucuna göre davaya konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekirken olayda öncelikle uygulanması gereken özel hüküm niteliğindeki anılan 62. madde uyarınca bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde genel hükümlere göre yapılan değerlendirme sonucu davanın zamanaşımına uğradığına karar verilerek davanın bu nedenle reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15764 E. 2015/1228 K.

    Ortak: · zamanaşımı 10 yıllık · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11454 E. 2014/1235 K.

    Ortak: · zamanaşımı 10 yıllık · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/614 E. 2013/18543 K.

    Ortak: · zamanaşımı 10 yıllık · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13264 E. 2012/17645 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cevap süresi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/9939 E.  ,  2012/1662 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

VEKİLİ AV. ...

VEKİLİ AV. ...

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/03/2010 tarih ve 2009/252-2010/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, uzun yıllar Almanya'da işçi olarak çalışan müvekkiline Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan sigorta prim iadesine ilişkin havalenin Merkez Bankası tarafından 13.08.1996 valör tarihli olarak Ziraat Bankası Müdülüğüne devredilmiş olduğunu, davalı bankanın müvekkiline ödeme yapmadığı gibi sözkonusu havaleden müvekkilini haberdar dahi etmediğini, başvuruda bulunulmasına rağmen davalının parayı ödemediğini ileri sürerek, Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından müvekkiline gönderilen 10.197,61 Alman Markı karşılığı 5.212,93 Euro'nun davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, sözkonusu havalenin tahsiline ilişkin davanın zamanaşımına uğradığını, defter ve belgelerin 10 yıl süreyle saklanması zorunlu olup, aradan 13 yıl geçmesi nedeniyle davacıya yapılan ödemeye ilişkin bir belgenin ibraz edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin davalıya 13.08.1996 valörtü olarak devredildiği, bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresinin 13.08.2006'da dolduğu, davanın zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 27.04.2009 tarihinde açılmış olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı definin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve zamanaşımı definin davalı tarafından mahkemece uzatılmış cevap süresi içinde yapıldığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davalı bankaya gönderilen davacıya ait paranın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı adına Alman Sigorta Kurumu tarafından gönderilen 10.197,61 DM tutarındaki paranın 13.08.1996 tarihli valör ile davalı bankaya devredildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlığın havale sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek dava konusu havalenin davalıya devredildiği 13.08.1996 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. ..../....

S/2

2010/9939

2012/1662

Davaya konu alacak, davalı bankaya gönderilen havaleden kaynaklanmaktadır.Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir güven kurumu olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, kıymetli evrak ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altındadır. Bankaların hak sahiplerinin para ve para ile ölçülebilir değerleri üzerindeki bu derece geniş ve önemli tasarruf yetkileri nedeniyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve bankacılık işlemleri konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlükte bulunmaktadır.Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62.

maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir.Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece öncelikle zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin anılan madde uyarınca tespit edilerek bu madde uyarınca tespit edilecek zamanaşımına esas başlangıç tarihinden itibaren işbu davanın 10 yıllık sürede açılıp açılmadığının araştırılarak sonucuna göre davaya konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekirken olayda öncelikle uygulanması gereken özel hüküm niteliğindeki anılan 62.

madde uyarınca bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde genel hükümlere göre yapılan değerlendirme sonucu davanın zamanaşımına uğradığına karar verilerek davanın bu nedenle reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

02/05/2012 - KNR

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1037286900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.