Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9939 E. 2012/1662 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cevap süresi↗ bankacılık işlemleri↗ güven kurumu↗ kıymetli evrak↗ zamanaşımı defi↗ havale↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin davalıya 13.08.1996 valörtü olarak devredildiği, bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresinin 13.08.2006'da dolduğu, davanın zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 27.04.2009 tarihinde açılmış olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı definin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve zamanaşımı definin davalı tarafından mahkemece uzatılmış cevap süresi içinde yapıldığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı bankaya gönderilen davacıya ait paranın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı adına Alman Sigorta Kurumu tarafından gönderilen 10.197,61 DM tutarındaki paranın 13.08.1996 tarihli valör ile davalı bankaya devredildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlığın havale sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek dava konusu havalenin davalıya devredildiği 13.08.1996 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. ..../....
S/2
2010/9939
2012/1662
Davaya konu alacak, davalı bankaya gönderilen havaleden kaynaklanmaktadır.Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir güven kurumu olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, kıymetli evrak ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altındadır. Bankaların hak sahiplerinin para ve para ile ölçülebilir değerleri üzerindeki bu derece geniş ve önemli tasarruf yetkileri nedeniyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve bankacılık işlemleri konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlükte bulunmaktadır.Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62. maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir.Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece öncelikle zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin anılan madde uyarınca tespit edilerek bu madde uyarınca tespit edilecek zamanaşımına esas başlangıç tarihinden itibaren işbu davanın 10 yıllık sürede açılıp açılmadığının araştırılarak sonucuna göre davaya konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekirken olayda öncelikle uygulanması gereken özel hüküm niteliğindeki anılan 62. madde uyarınca bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde genel hükümlere göre yapılan değerlendirme sonucu davanın zamanaşımına uğradığına karar verilerek davanın bu nedenle reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15764 E. 2015/1228 K.
Ortak:bankacılık işlemleri · güven kurumu · kıymetli evrak · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık · Alacak
İncelediğiniz kararda… niyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve «bankacılık işlemleri» konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlükte bulunmaktadır.Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62. maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tabi olduğu belirtilmiştir.Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece ön …
… valeden kaynaklanmaktadır.Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir «güven kurumu» olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, «kıymetli evrak» ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iad …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin davalıya 13.08.1996 valörtü olarak devredildiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin 13.08.2006'da dolduğu, davanın zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 27.04.2009 tarihinde açılmış olduğu, bu nedenle davalının «zamanaşımı definin» kabulü gerektiği belirtilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir «güven kurumu» olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, «kıymetli evrak» ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altındadır.
Anılan Kanun'un "Zamanaşımı”na ilişkin 62. maddesinde, bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tabi olduğu belirtilmiştir.
… niyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve «bankacılık işlemleri» konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu y …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu nedenlerle dosya içinde bulunan ve mahkemece ödemeye dayanak olarak alınan belgelerin çevirisi yapılmadan ve davacı hesabından ödemenin yapılıp yapılmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11454 E. 2014/1235 K.
Ortak:bankacılık işlemleri · güven kurumu · kıymetli evrak · havale · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık · Alacak
İncelediğiniz kararda… niyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve «bankacılık işlemleri» konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlükte bulunmaktadır.Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62. maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tabi olduğu belirtilmiştir.Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece ön …
… Sigorta Kurumu tarafından gönderilen 10.197,61 DM tutarındaki paranın 13.08.1996 tarihli valör ile davalı bankaya devredildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlığın «havale» sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek dava konusu havalenin davalıya devredildiği 13.08.1996 tarihinden itibaren 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. ..../....
… valeden kaynaklanmaktadır.Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir «güven kurumu» olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, «kıymetli evrak» ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iad …
Benzer bu kararda… a, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin 09.04.1982 tarihinde, dava tarihinden yaklaşık 30 yıl önce davalı bankaya gönderildiğine dair TCMB'nin «defter» «kaydının» sunulduğu, bunun dışındaki kayıt ve belgelere ulaşılamadığı, «havale» bildiriminin 16.03.1982 tarihinde davacının kocasına tebliğ edildiğine ilişkin kaydın gönderildiği, bankaların kayıtları ve mevduatları saklama süresinin 10 yıl olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 146.maddesi ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre genel dava «zamanaşımı» süresi olan 10 yılın dolduğu, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın «havale» sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek 10 yıllık genel dava «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir «güven kurumu» olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, «kıymetli evrak» ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altındadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu kararda… a, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin 09.04.1982 tarihinde, dava tarihinden yaklaşık 30 yıl önce davalı bankaya gönderildiğine dair TCMB'nin «defter» «kaydının» sunulduğu, bunun dışındaki kayıt ve belgelere ulaşılamadığı, «havale» bildiriminin 16.03.1982 tarihinde davacının kocasına tebliğ edildiğine ilişkin kaydın gönderildiği, bankaların kayıtları ve mevduatları saklama süresinin 10 yıl olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 146.maddesi ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre genel dava «zamanaşımı» süresi olan 10 yılın dolduğu, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/614 E. 2013/18543 K.
Ortak:bankacılık işlemleri · güven kurumu · kıymetli evrak · havale · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık · Alacak
İncelediğiniz kararda… niyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve «bankacılık işlemleri» konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlükte bulunmaktadır.Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62. maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tabi olduğu belirtilmiştir.Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece ön …
… Sigorta Kurumu tarafından gönderilen 10.197,61 DM tutarındaki paranın 13.08.1996 tarihli valör ile davalı bankaya devredildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlığın «havale» sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek dava konusu havalenin davalıya devredildiği 13.08.1996 tarihinden itibaren 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. ..../....
… valeden kaynaklanmaktadır.Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir «güven kurumu» olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, «kıymetli evrak» ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iad …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı, ıttıla tarihi olan 02.04.2009 tarihli dilekçe tarihinden itibaren «zamanaşımının» işlemeye başlayacağını iddia etmiş ise de, davacının ülkeye 1984 yılında dönmüş olduğuna ilişkin beyanı, aradan geçen 15 yıl boyunca davacının 24.620,83 DM'lik bir alacağının akibetini sormamasının hayatın olağan akışına uygun olmaması, davacı tarafın bu süre boyunca bankaya başvurduğuna ilişkin yazılı bir belgesinin bulunmadığı, dosya kapsamında davalı tarafça sunulan 12.12.1984 ve 27.12.1984 tarihli davacıya 24.600 DM karşılığı ödeme yapıldığına ilişkin tediye mektuplarının da değerlendirilmesi sonucunda davacının bu iddiasının kabul görmediği, davanın, «havale» sözleşmesinin yapıldığı 18.10.1984 tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığı, aksi kabul edilse dahi, üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılan ve dosyada aslı bulunan vadesiz mevduat kartında bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği ve davalının evrak «saklama yükümlülüğünün» 10 yılla sınırlı olması nedeni ile delil «ibrazı» zorunluluğunun ortadan kalktığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın «havale» sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek dava konusu havalenin davalıya devredildiği 18.10.1984 tarihinden itibaren 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesine yer verilmiştir.
Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir «güven kurumu» olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, «kıymetli evrak» ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altındadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme savunması · saklama yükümlülüğü · ispat külfeti · bilirkişi incelemesi · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı, ıttıla tarihi olan 02.04.2009 tarihli dilekçe tarihinden itibaren «zamanaşımının» işlemeye başlayacağını iddia etmiş ise de, davacının ülkeye 1984 yılında dönmüş olduğuna ilişkin beyanı, aradan geçen 15 yıl boyunca davacının 24.620,83 DM'lik bir alacağının akibetini sormamasının hayatın olağan akışına uygun olmaması, davacı tarafın bu süre boyunca bankaya başvurduğuna ilişkin yazılı bir belgesinin bulunmadığı, dosya kapsamında davalı tarafça sunulan 12.12.1984 ve 27.12.1984 tarihli davacıya 24.600 DM karşılığı ödeme yapıldığına ilişkin tediye mektuplarının da değerlendirilmesi sonucunda davacının bu iddiasının kabul görmediği, davanın, «havale» sözleşmesinin yapıldığı 18.10.1984 tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığı, aksi kabul edilse dahi, üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılan ve dosyada aslı bulunan vadesiz mevduat kartında bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği ve davalının evrak «saklama yükümlülüğünün» 10 yılla sınırlı olması nedeni ile delil «ibrazı» zorunluluğunun ortadan kalktığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İmza incelemesi yaptırılan belgelerdeki imzaların davacıya ait olup olmadığının belirlenememesi davalının ödeme yaptığı konusundaki savunmasını ispat ettiği anlamına gelmeyeceği gibi, davalının evrak «saklama yükümlülüğünün» 10 yılla sınırlı olması nedeniyle delil «ibrazı» zorunluluğunun ortadan kalktığı gerekçesi de yerinde değildir.
Ayrıca davalı banka dava konusu edilen bedeli davacıya ödediğini savunduğundan davacıya ödeme yaptığını «ispat külfeti» davalıda bulunmaktadır.
Bu suretle, davalının «ödeme savunmasına» ilişkin delilleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13264 E. 2012/17645 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davalının davaya konu markasını eylemli olarak kullandığını ispatlayan delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1996/177670 nolu markanın «hükümsüzlüğünün tespitine», sicilden terkinine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 06.04.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Ortak:cevap süresi · havale · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «zamanaşımı definin» davalı tarafından mahkemece uzatılmış «cevap süresi» içinde yapıldığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
… Sigorta Kurumu tarafından gönderilen 10.197,61 DM tutarındaki paranın 13.08.1996 tarihli valör ile davalı bankaya devredildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlığın «havale» sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek dava konusu havalenin davalıya devredildiği 13.08.1996 tarihinden itibaren 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. ..../....
… niyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve «bankacılık işlemleri» konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlükte bulunmaktadır.Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62. maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tabi olduğu belirtilmiştir.Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece ön …
Benzer bu karardaDavacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
Temyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harç · ibraz
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/9939 E. , 2012/1662 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
VEKİLİ AV. ...
VEKİLİ AV. ...
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/03/2010 tarih ve 2009/252-2010/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, uzun yıllar Almanya'da işçi olarak çalışan müvekkiline Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan sigorta prim iadesine ilişkin havalenin Merkez Bankası tarafından 13.08.1996 valör tarihli olarak Ziraat Bankası Müdülüğüne devredilmiş olduğunu, davalı bankanın müvekkiline ödeme yapmadığı gibi sözkonusu havaleden müvekkilini haberdar dahi etmediğini, başvuruda bulunulmasına rağmen davalının parayı ödemediğini ileri sürerek, Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından müvekkiline gönderilen 10.197,61 Alman Markı karşılığı 5.212,93 Euro'nun davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözkonusu havalenin tahsiline ilişkin davanın zamanaşımına uğradığını, defter ve belgelerin 10 yıl süreyle saklanması zorunlu olup, aradan 13 yıl geçmesi nedeniyle davacıya yapılan ödemeye ilişkin bir belgenin ibraz edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu havalenin davalıya 13.08.1996 valörtü olarak devredildiği, bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresinin 13.08.2006'da dolduğu, davanın zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 27.04.2009 tarihinde açılmış olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı definin kabulü gerektiği belirtilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve zamanaşımı definin davalı tarafından mahkemece uzatılmış cevap süresi içinde yapıldığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı bankaya gönderilen davacıya ait paranın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı adına Alman Sigorta Kurumu tarafından gönderilen 10.197,61 DM tutarındaki paranın 13.08.1996 tarihli valör ile davalı bankaya devredildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlığın havale sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek dava konusu havalenin davalıya devredildiği 13.08.1996 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. ..../....
S/2
2010/9939
2012/1662
Davaya konu alacak, davalı bankaya gönderilen havaleden kaynaklanmaktadır.Davalı herhangi bir gerçek ya da tüzel kişi olmayıp, hükümet tarafından kendisine verilen imtiyaza dayalı olarak faaliyette bulunan ve bir güven kurumu olan banka olup, kendisine tevdi olunan para, kıymetli evrak ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altındadır. Bankaların hak sahiplerinin para ve para ile ölçülebilir değerleri üzerindeki bu derece geniş ve önemli tasarruf yetkileri nedeniyle bu konulardaki hak ve sorumluluklarının salt genel hükümlere göre tayini yeterli görülmediğinden bu alanda özel bir düzenlemeye gidilerek bankaların yapısı ve bankacılık işlemleri konusunda özel hükümler getiren ve öncelikle uygulanması gereken kanunlar çıkarılmış olup, somut olayda da davanın açıldığı tarihte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlükte bulunmaktadır.Anılan Kanun’un “Zamanaşımı”na ilişkin 62.
maddesinde bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir.Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece öncelikle zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin anılan madde uyarınca tespit edilerek bu madde uyarınca tespit edilecek zamanaşımına esas başlangıç tarihinden itibaren işbu davanın 10 yıllık sürede açılıp açılmadığının araştırılarak sonucuna göre davaya konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekirken olayda öncelikle uygulanması gereken özel hüküm niteliğindeki anılan 62.
madde uyarınca bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde genel hükümlere göre yapılan değerlendirme sonucu davanın zamanaşımına uğradığına karar verilerek davanın bu nedenle reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
02/05/2012 - KNR
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1037286900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz