6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tapu iptali ve tescil

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4386 E. 2010/11079 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tebliğ hak düşürücü süre cy/cy kaydı

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının  aidatlarını ödememesi nedeniyle davacı kooperatiften ihraç edildiği, bu kararın iptali için yasal yollara başvurmadığı, ihraç kararının kesinleştiği, davalının davacı kooperatif ile ilişkisi kalmadığından davalı adına tescil edilen taşınmazın dayanaksız kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kooperatif ortaklığından ihraç nedeni ile dayanaksız kalan tapu kaydının iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalının kooperatiften ihraç edildiğini, bu kararın kesinleştiğini, bu nedenle davalı adına oluşturulan tapu kaydının iptalini istemiştir.Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır.

1163 sayılı Yasa’nın 16. maddesinde çıkarma kararının, ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde bu kararın kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü niteliktedir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğ yapılmaması veya usulsüz tebliğ halinde hak düşürücü sürenin başladığından bahsetmek mümkün değildir.

Somut olayda, davalının ihracına ilişkin kararın yukarıda belirtilen esaslara göre kesinleşip kesinleşmediği mahkemece araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Ortaklığın tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3599 E. 2010/3734 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kooperatif Ortaklığının Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6222 E. 2010/6427 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kooperatif

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9555 E. 2010/10548 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4386 E.  ,  2010/11079 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.04.2008 tarih ve 2007/221 - 2008/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalıya, müvekkili kooperatifin ortağı olduğu sırada kooperatif adına kayıtlı olan 19 ve 20 nolu bağımsız bölümlerin tahsis edildiğini ve tapuda onun adına tescil edildiğini, daha sonra davalının kooperatiften ihraç edildiğini, ortaklığı sona eren davalının taşınmazları iade etme zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek, anılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davacı kooperatif hisselerini 1996 yılında satın aldığını, bedelini ödediğini, kooperatif avukatına adresini bildirmesine rağmen kendisine herhangi bir ihtar yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının  aidatlarını ödememesi nedeniyle davacı kooperatiften ihraç edildiği, bu kararın iptali için yasal yollara başvurmadığı, ihraç kararının kesinleştiği, davalının davacı kooperatif ile ilişkisi kalmadığından davalı adına tescil edilen taşınmazın dayanaksız kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kooperatif ortaklığından ihraç nedeni ile dayanaksız kalan tapu kaydının iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalının kooperatiften ihraç edildiğini, bu kararın kesinleştiğini, bu nedenle davalı adına oluşturulan tapu kaydının iptalini istemiştir.Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır.

1163 sayılı Yasa’nın 16. maddesinde çıkarma kararının, ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde bu kararın kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü niteliktedir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğ yapılmaması veya usulsüz tebliğ halinde hak düşürücü sürenin başladığından bahsetmek mümkün değildir.

Somut olayda, davalının ihracına ilişkin kararın yukarıda belirtilen esaslara göre kesinleşip kesinleşmediği mahkemece araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034590600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.