6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kooperatif Ortaklığının Tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6222 E. 2010/6427 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': 'üç ay', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tebliğ muhalefet şerhi ortaklıktan çıkarılma tebligat kanunu m.35 cy/cy şerhi iptal davası hak düşürücü süre hukuki yarar tebligat geçersizlik yönetim kurulu kararı

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 09.08.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katılan davacının üyelikten ihracı ile ilgili alınan karara itiraz etmediği, davanın 3 aylık süre geçtikten sonra 19.9.2006 tarihinde açılması karşısında ihraç kararının iptali ile üyeliğinin tespiti isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, kooperatif ortaklığının tespiti istemiyle açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

1163 sayılı Yasa’nın 16 ncı maddesinde çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece, kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğin yapılmamasının veya usulsüz tebliğin müeyyidesi, ihraç edilen ortağın iptal davası açması için gerekli hak düşürücü sürenin başlamamasıdır.

Somut olayda, Tebligat Kanunu'na aykırı tebligatlara dayalı olarak müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığı iddia edilerek ortaklığın tespiti istenilmiş olup, davacı tarafça her ne kadar ortaklığın tespitine karar verilmesi istenmiş ise de taraflar arasındaki çekişme ihraç kararı dolayısıyla çıkmıştır. Esasen, davacı vekili de müvekkili hakkında verilen ihraç kararının geçersiz olduğunu belirterek ortaklığın tespitine karar verilmesini istemiştir. Alınmış ihraç kararı mevcutken ortaklığın tespitine karar verilmesi isteminde hukuki yarar bulunmamakta olup, ilk genel kuruldan geçirilmek kaydıyla davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararı 12.12.2002 tarihinde alınmış, 09.08.2003 tarihli genel kurulda ihraç kararı gündeme alınarak yeniden görüşülmüş ve davacının kooperatif ortaklığından çıkarılmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. Bu bağlamada, ihraç kararı artık genel kurulun bir tasarrufu haline gelmiş olup, anılan genel kurul kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Mahkemece, davalı kooperatifçe davacının dahi katıldığı 09.08.2003 tarihli genel kurul kararının davacıya tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması,eğer tebliğ edilmediği saptanır ise davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekir iken, süreye ilişkin yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş,kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Öte yandan açılan işbu davada, 1163 sayılı Kanun'un 53 ncü maddesinde aranan muhalefet şerhine gerek olmadığının dahi mahkemece gözden kaçırılması da doğru bulunmamıştır.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Ortaklığın tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3599 E. 2010/3734 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tapu iptali ve tescil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4386 E. 2010/11079 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kooperatif

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2388 E. 2010/3020 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/6222 E.  ,  2010/6427 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.10.2008 tarih ve 2006/297 - 2008/447 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin ortak olmanın tüm sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen usulsüz tebligatlara dayalı olarak ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek, müvekkilinin halen kooperatif üyesi olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının ihracının yasa ve anasözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 09.08.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katılan davacının üyelikten ihracı ile ilgili alınan karara itiraz etmediği, davanın 3 aylık süre geçtikten sonra 19.9.2006 tarihinde açılması karşısında ihraç kararının iptali ile üyeliğinin tespiti isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, kooperatif ortaklığının tespiti istemiyle açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

1163 sayılı Yasa’nın 16 ncı maddesinde çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece, kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğin yapılmamasının veya usulsüz tebliğin müeyyidesi, ihraç edilen ortağın iptal davası açması için gerekli hak düşürücü sürenin başlamamasıdır.

Somut olayda, Tebligat Kanunu'na aykırı tebligatlara dayalı olarak müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığı iddia edilerek ortaklığın tespiti istenilmiş olup, davacı tarafça her ne kadar ortaklığın tespitine karar verilmesi istenmiş ise de taraflar arasındaki çekişme ihraç kararı dolayısıyla çıkmıştır. Esasen, davacı vekili de müvekkili hakkında verilen ihraç kararının geçersiz olduğunu belirterek ortaklığın tespitine karar verilmesini istemiştir. Alınmış ihraç kararı mevcutken ortaklığın tespitine karar verilmesi isteminde hukuki yarar bulunmamakta olup, ilk genel kuruldan geçirilmek kaydıyla davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararı 12.12.2002 tarihinde alınmış, 09.08.2003 tarihli genel kurulda ihraç kararı gündeme alınarak yeniden görüşülmüş ve davacının kooperatif ortaklığından çıkarılmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.

Bu bağlamada, ihraç kararı artık genel kurulun bir tasarrufu haline gelmiş olup, anılan genel kurul kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Mahkemece, davalı kooperatifçe davacının dahi katıldığı 09.08.2003 tarihli genel kurul kararının davacıya tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması,eğer tebliğ edilmediği saptanır ise davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekir iken, süreye ilişkin yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş,kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Öte yandan açılan işbu davada, 1163 sayılı Kanun'un 53 ncü maddesinde aranan muhalefet şerhine gerek olmadığının dahi mahkemece gözden kaçırılması da doğru bulunmamıştır.

2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023817900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.