6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Endüstriyel Tasarım Tescilinin Hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/510 E. 2010/10963 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil değerlendirmesi maddi hata kamu düzeni fatura ıslah ayırt edicilik eksik inceleme i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK — HUMK 75

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket adına tescili sağlanan 2003/01509 numaralı çoklu tasarım tescil belgesine konu 1-2-3-4-5-6 numaralı tescile konu ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşımadığı, 2003/02153 numaralı tasarım tescil belgesine konu ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik vasfına haiz oldukları, davacı tarafından davalı adına tescili sağlanan 2002/03904 numaralı tasarım tesciline yönelik dava açmış, bilahare maddi hataya bağlı olduğu gerekçesiyle davayı ıslah ederek 2002/00503 numaralı tasarım tesciline ilişkin davayı ıslah etmiş ise de mevcut durumun ıslah ile değiştirilemeyeceği, bu tasarım tesciline yönelik davanın da yerinde olmadığı sonucuna varılarak, TPE nezdinde davalı adına tescil edilen 2003/01509 numaralı tasarım tescil belgesine konu 1-2-3-4-5-6 numaralı çoklu tasarım tescillerinin iptaline davalı adına TPE nezdinde tescili sağlanan 2003/02153 ve 2002/03904 numaralı tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; a-)Dava, davalı adına tescilli 3 adet endüstriyel tasarım tescil belgesine konu ürünlerin yenilik özelliği bulunmadığı iddiasıyla hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde hükümsüzlüğünü istediği tasarımların numaralarının 2003/02153, 2002/00503 ve 2003/01509 olduğunu bildirmiş ve bu tasarım belgelerinde yer alan resimleri dava dilekçesinde tek tek göstermiştir. Yargılama sırasında 2002/00503 numaralı endüstriyel tasarımın dava dışı ... Plastik Ltd Şti adına iken, bu belgede yer alan 1.1, 1.2, 3.1, 3.2 numaralı tasarımları 26.02.2004 tarihinde davalıya devrederek 2002/03904 numara ile davalı adına tescil edildiği belirlenmiştir. Bunun üzerine davacı vekili 02.11.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile “dava dilekçesinde hükümsüzlüğü istenen tasarımlardan 2002/00503 numaralı tasarımın numarasını 2002/03904 olarak düzelttiklerini” belirtmiştir. Dava dilekçesinde tasarım tescil numaraları dışında bu belgelerin içerdiği tasarımlara dair resimler tek tek gösterilmiş olup, dava tarihinden önce devir yolu ile davalı adına tescil edildiği anlaşılan 2002/03904 numaralı tasarım numarasının 2002/00503 olarak yazılması bir maddi hata olup, mahkemece hükümsüzlüğü istenilen 2002/03904 numaralı endüstriyel tasarım tesciline konu ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik niteliği bulunup bulunmadığı konusunda taraf delillerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle 2002/03904 numaralı tasarıma ilişkin davanın reddedilmesi doğru değildir.

b-) Mahkemece davalı adına tescilli 2003/02153 numaralı tasarımın yeni olup olmadığı konusunda davacı tarafın kanıt sunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerektiği yönündeki bilirkişi raporu benimsenerek, 2003/02153 numaralı tasarıma ilişkin davanın da reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi ek raporuna karşı itirazlarını içeren 11.06.2008 tarihli dilekçesindeki itiraz ve delilleri mahkemece değerlendirilmemiştir.

554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme ser...tisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir.

554 Sayılı KHK’nin 7. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise, yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı KHK’nin 11. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 554 Sayılı KHK ile mutlak yenilik kriteri benimsendiğinden, hükümsüzlük davasında bu yönün mahkemece re’sen dikkate alınarak, tarafların bildirdikleri delillerle birlikte anılan KHK’nin 5 ila 10. maddeleri hükümleri göz önüne alınmak suretiyle ve somut uyuşmazlık koşulları itibariyle de gerektiğinde bilirkişi görüşü alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Dava konusu uyuşmazlıkta davacı, davalı adına tescil edilmiş olan tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliği bulunup bulunmadığının tespiti açısından önceki tarihli fatura, ambalaj, sözleşme, tescil belge örnekleri, mahkeme kararları yanında bilirkişi deliline de dayanmıştır. Dava konusu tasarımların yenilik unsuruna sahip olup olmadığı, bir başka deyişle, o tasarımın dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olup olmadığı hususu bilirkişi görüşüne başvurulmak yoluyla çözümlenmelidir. Kamu düzenine ilişkin olan bu ilkeye dayalı olarak konusunda uzman olan bilirkişi veya bilirkişilerin yapacakları araştırma sonucunda bir tasarımların 554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca daha önce kamuya sunulduğuna dair elde edilen bilgi ve bulguların HUMK’nun 75/son maddesi çerçevesinde re’sen dikkate alınması ve bilirkişi raporundaki yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına yönelik değerlendirmenin de anılan KHK’nin 5 ila 11. maddelerine uygun olup olmadığına ilişkin hukuki denetiminin mahkemece yapılması gerekmektedir.

Mahkemece, dava konusu tasarımın yenilik unsuruna sahip olup olmadığı, bir başka deyişle, o tasarımın dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olup olmadığının tespitine yönelik araştırmanın kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek, konusunda uzman olan bilirkişi veya bilirkişilerin yapacakları araştırma sonucunda dava konusu tasarımın 554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca daha önce kamuya sunulup sunulmadığı araştırılarak, davacı vekilinin bilirkişi rapor ve ek raporlarına ciddi itirazlarının değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Davalı adına tescilli endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü | Tasarım hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15091 E. 2012/5628 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tasarım Tescilinin Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10964 E. 2010/6384 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13439 E. 2012/5244 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13749 E. 2017/2336 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tasarım hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10041 E. 2010/1421 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İi̇k 266

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8417 E. 2016/2927 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tasarım Hakkına Tecavüz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6793 E. 2012/13617 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/510 E.  ,  2010/10963 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.07.2008 tarih ve 2007/138-2008/355 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 2003/01509, 2003/02153 ve 2002/00503 numaralı endüstriyel tasarımların davalı tarafından tescil ettirildiğini, davalının tescillerinin 554 sayılı KHK. 'nin 5-8 maddeleri uyarınca yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olmadığını, tescile konu edilen şekillerin tescil başvuru tarihinden önce davalı tarafından halihazırda kamuya sunulmuş şekiller olduğundan yenilik vasfı bulunmadığını ileri sürerek, davalı adına TPE nezdinde tescili sağlanan 2003/02153, 2002/00503, 2003/01509 numaralı endüstriyel tasarım tescillerinin 554 sayılı KHK hükümleri uyarınca hükümsüzlüğüne, 02.11.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile de davalıya ait 2003/01509, 2003/02153 ve 2002/03904 numaralı endüstriyel tasarım tescillerinin 554 sayılı KHK’de yazılı yenilik ayırt edicilik şartlarını taşımadığından KHK’nin 43/a maddesi uyarınca geçmişe etkili olarak hükümsüzlüklerinin tespiti ile sicilden telkinine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, hükümsüzlüğüne karar verilmesi isteminin ve müvekkili adına tescili sağlanan ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik nitelikleri bulunduğunu, hatta iptalini istemiş olduğu tescil belgesine konu 2003/1509 numaralı belgeye konu ürünün kendi firmasına ait bir ürünün taklidi olduğunun iddia edildiğini ve kendilerin ait tasarımdan esinlendiğinin iddia edildiğini, Türk Hukukunun da esinlemeyi değil taklidi yasakladığını, diğer ürünlerin ise önceden piyasaya sunulan ürünler olmayıp ayırt edicilik ve yenilik niteliği taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket adına tescili sağlanan 2003/01509 numaralı çoklu tasarım tescil belgesine konu 1-2-3-4-5-6 numaralı tescile konu ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşımadığı, 2003/02153 numaralı tasarım tescil belgesine konu ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik vasfına haiz oldukları, davacı tarafından davalı adına tescili sağlanan 2002/03904 numaralı tasarım tesciline yönelik dava açmış, bilahare maddi hataya bağlı olduğu gerekçesiyle davayı ıslah ederek 2002/00503 numaralı tasarım tesciline ilişkin davayı ıslah etmiş ise de mevcut durumun ıslah ile değiştirilemeyeceği, bu tasarım tesciline yönelik davanın da yerinde olmadığı sonucuna varılarak, TPE nezdinde davalı adına tescil edilen 2003/01509 numaralı tasarım tescil belgesine konu 1-2-3-4-5-6 numaralı çoklu tasarım tescillerinin iptaline davalı adına TPE nezdinde tescili sağlanan 2003/02153 ve 2002/03904 numaralı tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; a-)Dava, davalı adına tescilli 3 adet endüstriyel tasarım tescil belgesine konu ürünlerin yenilik özelliği bulunmadığı iddiasıyla hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde hükümsüzlüğünü istediği tasarımların numaralarının 2003/02153, 2002/00503 ve 2003/01509 olduğunu bildirmiş ve bu tasarım belgelerinde yer alan resimleri dava dilekçesinde tek tek göstermiştir. Yargılama sırasında 2002/00503 numaralı endüstriyel tasarımın dava dışı ... Plastik Ltd Şti adına iken, bu belgede yer alan 1.1, 1.2, 3.1, 3.2 numaralı tasarımları 26.02.2004 tarihinde davalıya devrederek 2002/03904 numara ile davalı adına tescil edildiği belirlenmiştir. Bunun üzerine davacı vekili 02.11.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile “dava dilekçesinde hükümsüzlüğü istenen tasarımlardan 2002/00503 numaralı tasarımın numarasını 2002/03904 olarak düzelttiklerini” belirtmiştir.

Dava dilekçesinde tasarım tescil numaraları dışında bu belgelerin içerdiği tasarımlara dair resimler tek tek gösterilmiş olup, dava tarihinden önce devir yolu ile davalı adına tescil edildiği anlaşılan 2002/03904 numaralı tasarım numarasının 2002/00503 olarak yazılması bir maddi hata olup, mahkemece hükümsüzlüğü istenilen 2002/03904 numaralı endüstriyel tasarım tesciline konu ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik niteliği bulunup bulunmadığı konusunda taraf delillerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle 2002/03904 numaralı tasarıma ilişkin davanın reddedilmesi doğru değildir.

b-) Mahkemece davalı adına tescilli 2003/02153 numaralı tasarımın yeni olup olmadığı konusunda davacı tarafın kanıt sunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerektiği yönündeki bilirkişi raporu benimsenerek, 2003/02153 numaralı tasarıma ilişkin davanın da reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi ek raporuna karşı itirazlarını içeren 11.06.2008 tarihli dilekçesindeki itiraz ve delilleri mahkemece değerlendirilmemiştir.

554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme ser...tisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir.

554 Sayılı KHK’nin 7. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise, yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı KHK’nin 11. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 554 Sayılı KHK ile mutlak yenilik kriteri benimsendiğinden, hükümsüzlük davasında bu yönün mahkemece re’sen dikkate alınarak, tarafların bildirdikleri delillerle birlikte anılan KHK’nin 5 ila 10. maddeleri hükümleri göz önüne alınmak suretiyle ve somut uyuşmazlık koşulları itibariyle de gerektiğinde bilirkişi görüşü alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Dava konusu uyuşmazlıkta davacı, davalı adına tescil edilmiş olan tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliği bulunup bulunmadığının tespiti açısından önceki tarihli fatura, ambalaj, sözleşme, tescil belge örnekleri, mahkeme kararları yanında bilirkişi deliline de dayanmıştır. Dava konusu tasarımların yenilik unsuruna sahip olup olmadığı, bir başka deyişle, o tasarımın dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olup olmadığı hususu bilirkişi görüşüne başvurulmak yoluyla çözümlenmelidir. Kamu düzenine ilişkin olan bu ilkeye dayalı olarak konusunda uzman olan bilirkişi veya bilirkişilerin yapacakları araştırma sonucunda bir tasarımların 554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca daha önce kamuya sunulduğuna dair elde edilen bilgi ve bulguların HUMK’nun 75/son maddesi çerçevesinde re’sen dikkate alınması ve bilirkişi raporundaki yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına yönelik değerlendirmenin de anılan KHK’nin 5 ila 11.

maddelerine uygun olup olmadığına ilişkin hukuki denetiminin mahkemece yapılması gerekmektedir.

Mahkemece, dava konusu tasarımın yenilik unsuruna sahip olup olmadığı, bir başka deyişle, o tasarımın dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olup olmadığının tespitine yönelik araştırmanın kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek, konusunda uzman olan bilirkişi veya bilirkişilerin yapacakları araştırma sonucunda dava konusu tasarımın 554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca daha önce kamuya sunulup sunulmadığı araştırılarak, davacı vekilinin bilirkişi rapor ve ek raporlarına ciddi itirazlarının değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034211600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.