Direnme kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/5276 E. 2013/20319 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
direnme kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamı sonrasında verilen direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca bozulmasına karar verilmesi üzerine, bozma ilamına uyularak; davanın kabulüne, TPE YİDK.nın dava konusu kararının iptaline, davalı adına tescil olunan “EFE RAKI TÜRK RAKISININ HASI” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2765 E. 2011/6074 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüleme
Benzer bu kararda… avacının coğrafi işaretine aykırılık oluşturmadığı, slogan olarak kullanılan ibarenin abartılı ancak hoş görülebilir reklam niteliğinde olduğu, başkasının emtiasını «kötülemediği» yada kendi emtiasının en iyi olduğunu göstermediği, davacının tescilli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığı, bu nedenle davalı markasının KHK'nin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6145 E. 2010/12151 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüleme
Benzer bu kararda… davacının coğrafi işaretine aykırılıkoluşturmadığı, slogan olarak kullanılan ibarenin abartılı ancak hoş görülebilir reklam niteliğinde olduğu, başkasının emtiasını «kötülemediği» yada kendi emtiasının en iyi olduğunu göstermediği, davacının tescilli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığı, bu nedenle davalı markasının KHK'nin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/105 E. 2023/3624 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı sebep · istinaf incelemesi · yetkisizlik kararı · iltibas
Benzer bu kararda… tü (WIPO) nezdinde uluslararası olarak tescil edildiğini, halk nezdinde tanınmış bir marka olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin "EFE TUR" markasını kullanmasının «haklı sebeplerinin» bulunduğunu ve davanın bu bakımdan da kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Şti. vekili cevap dilekçesinde; davanın «yetkisiz» mahkemede açıldığını, müvekkilinin tescilli "efe" ibareli markalarını uzun yıllardır kullandığını, piyasada maruf hale getirdiğini, davacı markasının tescilinin yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… iğin bulunduğu, bu benzerliğin ilgili tüketici kitlesi nezdinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibasa» neden olduğu, davacının başvuru markasının mal/hizmet kapsamının genişletilmiş olması nedeniyle müktesep haktan faydalanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine kara …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5379 E. 2024/1739 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ortalama tüketici · kötüniyet · taşıyan · ayırt edicilik · haksız rekabet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… 9, 30, 32. sınıf malların yer aldığı, markada yer alan “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresinin slogan niteliğinde olduğu, markayı gören tüketicilerde “markayı «taşıyan» ürünü üreten işletmenin Türkiye’deki bir doğal gıda üreticisi olduğu” algısı oluşturabileceği gibi, davacı tarafça ileri sürüldüğü gibi “markayı taşıyan ürünü üreten işletmenin Türkiye’deki tek doğal gıda üreticisi olduğu” algısını da oluşturabileceği, gıda ürünlerinin “doğal” olup olmaması, malın vasfı, kalitesi, değeri ile ilgili karakteristik özelliklerinden olup, “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresinin gıda ürünleri açısından tanımlayıcı, başka bir anlatımla; ayırt edici niteliği bulunmayan işaretlerden olduğu, ancak davaya konu hizmetle ilgili olarak tescili istenen marka işaretinin tasviri niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilirken işareti oluşturan tüm unsurların birlikte ele alınması gerektiği, bu bağlamda dava konusu marka işaretinin, kelime ve şekil kombinasyonundan oluştuğu, «münhasıran» “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresi dava konusu mallar bakımından tanımlayıcı nitelikte olmasına rağmen işaretin bütünü ele alındığında, bu ibarenin markanın bütünündeki konumlandırılış biçimi itibariyle bir slogandan ibaret olduğu normal düzeyde bilgilendirilmiş, makul ölçüde dikkatli «ortalama tüketiciler» yönünden açıkça anlaşılabilir olduğu, ayrıca markada şekil unsurunun yer aldığı ve hepsinden önemlisi ön planda baskın unsur olarak konumlandırılan DOĞA ibaresinin markanın esas unsuru olduğu, tüm bu unsurların kombinasyonundan oluşan işaretin bütününün, genel görünümü itibariyle «ayırt edicilik» eşiğini aştığı, markanın bütün halinde ayırt edici niteliği bulunduğu mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile tescili yasaklanan işaretlerden olmadığı, “doğal ürün”ün, ürün vasfını işaret ettiği, bu marka altında da doğal ürünlerin pazarlanması durumunda yanıltıcı bir markadan söz edilemeyeceği, buna karşılık, bu marka altında doğal olmayan ürünlerin de satılması durumunda yanıltıcı olma durumu ortaya çıkacağı, somut olayda sırf markadan kaynaklı bir yanıltıcılık söz konusu olmayıp, fiili kullanımdan kaynaklanan yanıltıcılık doğabileceği, bu durumun markanın neden olduğu bir tecavüz değil, kullanımın neden olduğu bir «haksız rekabet» durumunu oluşturacağı, davaya konu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile tescili yasaklanan işaretlerden olmadığı …
… başvurusunda bulunduğunu, işbu markaya itirazları reddedilerek markanın tesciline karar verildiğini, ibarenin, marka olarak tek başına tescilinin mümkün olmadığını, «ayırt ediciliği» bulunmayan, tanımlayıcı ibare olduğunu, markayı gören tüketicilerin zihninde, davalı firmanın Türkiye’nin tek doğal gıda üretici olduğu ve bu marka altında satılan ürünlerin tamamen doğal ürünler olduğu, dava konusu markayı «taşıyan» ürünlerin diğer ürünlerden daha doğal olduğu, hatta diğer firmaların ürünlerinin aslında doğal ürünler olmadığı izleniminin oluşacağını, dava konusu marka başvurusunun 29, 30, 32. sınıflar için yapıldığını, söz konusu sınıflarda yer alan emtianın tamamının içine bir şey katılmadan üretilmesinin mümkün olmadığını, bu derece iddialı bir ifadenin marka olarak tescil edilmesi halinde tüketicileri yanıltacak sonuçlara ve «haksız rekabete» neden olacağını, marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2017-M-846 sayılı kararının iptaline, tescil edilmesi halinde 2009/48269 sayılı “DO …
… maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tanımlayıcı nitelikte olmadığı, (f) bendi anlamında yanıltıcı nitelikte bulunmadığı, davalı şirketin aynı maddenin «son» fıkrasından yararlanma koşullarının dosya kapsamına göre oluşmadığı, davalı şirketin dava konusu başvuru açısından müktesep hakka dayanak oluşturabilecek nitelikte önceki marka tescilinin bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun «kötüniyetli» olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin markasının, şekil ve harflerin özel bir kombinasyonuyla oluşturulan, yeterli «ayırt ediciliğe» sahip bir marka olduğunu, şekil unsurunun ve DOĞA ibaresinin markada baskın unsur olduğunu, dava konusu markanın bir şekil markası olduğunun dikkate alınması gerek …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/5276 E. , 2013/20319 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.12.2012 tarih ve 2012/105-2012/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin alkollü içki üretim ve pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, davalının “EFE RAKI TÜRK RAKISININ HASI” ibaresini 33/01. sınıfta tescil için başvurduğunu, anılan ibarenin 556 sayılı KHK'nun 7/1-c ve 7/1-f bentleri ile 8. maddesi kapsamında tescilinin mümkün olmadığını, başvurunun müvekkilinin tescilli coğrafi işaretini ihlal ettiğini, TTK'nın 56. ve 57. maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilince yapılan itirazın TPE YİDK tarafından incelenmeden reddedildiğini, markanın, emtianın, cins, vasıf ve kalitesi ile coğrafi kaynağını belirttiğini ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptali ile marka tescil talebinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum işlem ve kararlarının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin tescil talebinde bulunduğu markanın ana unsurunun “EFE RAKI” ibaresi olduğunu, “TÜRK RAKISININ HASI” ibaresinin emtianın geleneksel yöntemlere sadık kalınarak üretilen gerçek Türk rakısı olduğunu vurgulamak için kullanıldığını, ibarenin emtianın, piyasadaki diğer ürünlerden daha iyi cins ve kalitede olduğunu vurgulamadığını, coğrafi işaretin markada yardımcı unsur olarak kullanılabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamı sonrasında verilen direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca bozulmasına karar verilmesi üzerine, bozma ilamına uyularak; davanın kabulüne, TPE YİDK.nın dava konusu kararının iptaline, davalı adına tescil olunan “EFE RAKI TÜRK RAKISININ HASI” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı davalı TPE'den peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031682000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz