YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5379 E. 2024/1739 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasırlık↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/230 E., 2021/438 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin diğer davalı kurum nezdinde 2009/48269 sayılı “DOĞA Türkiye’nin Doğal Gıda Üreticisi+Şekil” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, işbu markaya itirazları reddedilerek markanın tesciline karar verildiğini, ibarenin, marka olarak tek başına tescilinin mümkün olmadığını, ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı ibare olduğunu, markayı gören tüketicilerin zihninde, davalı firmanın Türkiye’nin tek doğal gıda üretici olduğu ve bu marka altında satılan ürünlerin tamamen doğal ürünler olduğu, dava konusu markayı taşıyan ürünlerin diğer ürünlerden daha doğal olduğu, hatta diğer firmaların ürünlerinin aslında doğal ürünler olmadığı izleniminin oluşacağını, dava konusu marka başvurusunun 29, 30, 32. sınıflar için yapıldığını, söz konusu sınıflarda yer alan emtianın tamamının içine bir şey katılmadan üretilmesinin mümkün olmadığını, bu derece iddialı bir ifadenin marka olarak tescil edilmesi halinde tüketicileri yanıltacak sonuçlara ve haksız rekabete neden olacağını, marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2017-M-846 sayılı kararının iptaline, tescil edilmesi halinde 2009/48269 sayılı “DOĞA Türkiye’nin Doğal Gıda Üreticisi + Şekil” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin markasının, şekil ve harflerin özel bir kombinasyonuyla oluşturulan, yeterli ayırt ediciliğe sahip bir marka olduğunu, şekil unsurunun ve DOĞA ibaresinin markada baskın unsur olduğunu, dava konusu markanın bir şekil markası olduğunun dikkate alınması gerektiğini, tüketicilerin şekilleri çok daha kolay ayırt edebildiğini, müvekkilinin DOĞA esas unsurlu çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu, önceki tescillerinin de dava konusu başvuru ile aynı mal ve hizmet sınıfları kapsadığını, dava konusu başvurunun bu markaların serisi olup müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu, dava konusu markanın tanımlayıcı olmadığını, “Türkiye’nin Doğal Gıda Üreticisi + Şekil” ibaresinin markada tali unsur olduğunu, markanın esas unsurunun DOĞA ibaresi ile birlikte şekil unsuru olduğunu YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 2009/48269 sayılı markanın "DOĞA Türkiye'nin Doğal Gıda Üreticisi+şekil"den ibaret olduğu, mal ve hizmet listesinde 29, 30, 32. sınıf malların yer aldığı, markada yer alan “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresinin slogan niteliğinde olduğu, markayı gören tüketicilerde “markayı taşıyan ürünü üreten işletmenin Türkiye’deki bir doğal gıda üreticisi olduğu” algısı oluşturabileceği gibi, davacı tarafça ileri sürüldüğü gibi “markayı taşıyan ürünü üreten işletmenin Türkiye’deki tek doğal gıda üreticisi olduğu” algısını da oluşturabileceği, gıda ürünlerinin “doğal” olup olmaması, malın vasfı, kalitesi, değeri ile ilgili karakteristik özelliklerinden olup, “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresinin gıda ürünleri açısından tanımlayıcı, başka bir anlatımla; ayırt edici niteliği bulunmayan işaretlerden olduğu, ancak davaya konu hizmetle ilgili olarak tescili istenen marka işaretinin tasviri niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilirken işareti oluşturan tüm unsurların birlikte ele alınması gerektiği, bu bağlamda dava konusu marka işaretinin, kelime ve şekil kombinasyonundan oluştuğu, münhasıran “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresi dava konusu mallar bakımından tanımlayıcı nitelikte olmasına rağmen işaretin bütünü ele alındığında, bu ibarenin markanın bütünündeki konumlandırılış biçimi itibariyle bir slogandan ibaret olduğu normal düzeyde bilgilendirilmiş, makul ölçüde dikkatli ortalama tüketiciler yönünden açıkça anlaşılabilir olduğu, ayrıca markada şekil unsurunun yer aldığı ve hepsinden önemlisi ön planda baskın unsur olarak konumlandırılan DOĞA ibaresinin markanın esas unsuru olduğu, tüm bu unsurların kombinasyonundan oluşan işaretin bütününün, genel görünümü itibariyle ayırt edicilik eşiğini aştığı, markanın bütün halinde ayırt edici niteliği bulunduğu mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile tescili yasaklanan işaretlerden olmadığı, “doğal ürün”ün, ürün vasfını işaret ettiği, bu marka altında da doğal ürünlerin pazarlanması durumunda yanıltıcı bir markadan söz edilemeyeceği, buna karşılık, bu marka altında doğal olmayan ürünlerin de satılması durumunda yanıltıcı olma durumu ortaya çıkacağı, somut olayda sırf markadan kaynaklı bir yanıltıcılık söz konusu olmayıp, fiili kullanımdan kaynaklanan yanıltıcılık doğabileceği, bu durumun markanın neden olduğu bir tecavüz değil, kullanımın neden olduğu bir haksız rekabet durumunu oluşturacağı, davaya konu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile tescili yasaklanan işaretlerden olmadığı, dava konusu markanın kullanım ile ayırt edicilik kazandığının davalı tarafından ispatlanmadığı, davalının önceki tescillerden kaynaklanan müktesep hakkının bulunmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu marka bütüncül olarak incelendiğinde "DOĞA Türkiye’nin doğal gıda üreticisi+şekil" ibaresinin, marka olarak tek başına tescili mümkün olmayan, ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı bir ibare olduğunu, markada yer alan “doğal gıda” ibaresinin, mala asli değerini veren bir ibare olduğunu, dava konusu markanın, iş bu marka altında pazarlanacak tüm ürünlerin doğal gıda olacağı iddiasında bulunduğunu, ancak, tescili talep edilen sınıflarda yer alan ürünler göz önüne alındığında dava konusu markanın tescili halinde halkı yanıltacağını, baskın unsuru "Türkiye’nin doğal gıda üreticisi" olan dava konusu markanın şekil unsuruna dayanılarak tesciline karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, tescil talebinin kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tanımlayıcı nitelikte olmadığı, (f) bendi anlamında yanıltıcı nitelikte bulunmadığı, davalı şirketin aynı maddenin son fıkrasından yararlanma koşullarının dosya kapsamına göre oluşmadığı, davalı şirketin dava konusu başvuru açısından müktesep hakka dayanak oluşturabilecek nitelikte önceki marka tescilinin bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu marka başvurusunun tüketiciyi yanıltacak mahiyette olduğunu, tescili mümkün olmayan tanımlayıcı bir ibare olduğunu, markanın tamamı bütüncül incelendiğinde de tanımlayıcı olma özelliğini devam ettirdiğini, EFE RAKI TÜRK RAKISININ HASI markası ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararının davaları için emsal teşkil ettiğini, markadaki "DOĞAL GIDA" ibaresinin mala asli değerini veren bir ibare olduğunu, ve tescilinin mümkün olmadığını, bu marka altında pazarlanacak tüm ürünlerin doğal olduğu intibasının oluştuğunu ancak kapsamındaki mal sınıflarının üretiminin katkısız olamayacağını, şekil unsuruna dayanılarak markanın tesciline karar verilmeyeceğini, markadaki şekilin tüketicinin dikkatini çekemeyecek nitelikte olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı ... başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1508 E. 2016/2400 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil
Benzer bu karardaMahkemece, davanın usul yönünden reddine dair verilen karar davalı vekili, «feri müdahil».... ve ....vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5379 E. , 2024/1739 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/376 Esas, 2022/427 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/230 E., 2021/438 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin diğer davalı kurum nezdinde 2009/48269 sayılı “DOĞA Türkiye’nin Doğal Gıda Üreticisi+Şekil” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, işbu markaya itirazları reddedilerek markanın tesciline karar verildiğini, ibarenin, marka olarak tek başına tescilinin mümkün olmadığını, ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı ibare olduğunu, markayı gören tüketicilerin zihninde, davalı firmanın Türkiye’nin tek doğal gıda üretici olduğu ve bu marka altında satılan ürünlerin tamamen doğal ürünler olduğu, dava konusu markayı taşıyan ürünlerin diğer ürünlerden daha doğal olduğu, hatta diğer firmaların ürünlerinin aslında doğal ürünler olmadığı izleniminin oluşacağını, dava konusu marka başvurusunun 29, 30, 32.
sınıflar için yapıldığını, söz konusu sınıflarda yer alan emtianın tamamının içine bir şey katılmadan üretilmesinin mümkün olmadığını, bu derece iddialı bir ifadenin marka olarak tescil edilmesi halinde tüketicileri yanıltacak sonuçlara ve haksız rekabete neden olacağını, marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2017-M-846 sayılı kararının iptaline, tescil edilmesi halinde 2009/48269 sayılı “DOĞA Türkiye’nin Doğal Gıda Üreticisi + Şekil” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin markasının, şekil ve harflerin özel bir kombinasyonuyla oluşturulan, yeterli ayırt ediciliğe sahip bir marka olduğunu, şekil unsurunun ve DOĞA ibaresinin markada baskın unsur olduğunu, dava konusu markanın bir şekil markası olduğunun dikkate alınması gerektiğini, tüketicilerin şekilleri çok daha kolay ayırt edebildiğini, müvekkilinin DOĞA esas unsurlu çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu, önceki tescillerinin de dava konusu başvuru ile aynı mal ve hizmet sınıfları kapsadığını, dava konusu başvurunun bu markaların serisi olup müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu, dava konusu markanın tanımlayıcı olmadığını, “Türkiye’nin Doğal Gıda Üreticisi + Şekil” ibaresinin markada tali unsur olduğunu, markanın esas unsurunun DOĞA ibaresi ile birlikte şekil unsuru olduğunu YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 2009/48269 sayılı markanın "DOĞA Türkiye'nin Doğal Gıda Üreticisi+şekil"den ibaret olduğu, mal ve hizmet listesinde 29, 30, 32. sınıf malların yer aldığı, markada yer alan “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresinin slogan niteliğinde olduğu, markayı gören tüketicilerde “markayı taşıyan ürünü üreten işletmenin Türkiye’deki bir doğal gıda üreticisi olduğu” algısı oluşturabileceği gibi, davacı tarafça ileri sürüldüğü gibi “markayı taşıyan ürünü üreten işletmenin Türkiye’deki tek doğal gıda üreticisi olduğu” algısını da oluşturabileceği, gıda ürünlerinin “doğal” olup olmaması, malın vasfı, kalitesi, değeri ile ilgili karakteristik özelliklerinden olup, “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresinin gıda ürünleri açısından tanımlayıcı, başka bir anlatımla;
ayırt edici niteliği bulunmayan işaretlerden olduğu, ancak davaya konu hizmetle ilgili olarak tescili istenen marka işaretinin tasviri niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilirken işareti oluşturan tüm unsurların birlikte ele alınması gerektiği, bu bağlamda dava konusu marka işaretinin, kelime ve şekil kombinasyonundan oluştuğu, münhasıran “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresi dava konusu mallar bakımından tanımlayıcı nitelikte olmasına rağmen işaretin bütünü ele alındığında, bu ibarenin markanın bütünündeki konumlandırılış biçimi itibariyle bir slogandan ibaret olduğu normal düzeyde bilgilendirilmiş, makul ölçüde dikkatli ortalama tüketiciler yönünden açıkça anlaşılabilir olduğu, ayrıca markada şekil unsurunun yer aldığı ve hepsinden önemlisi ön planda baskın unsur olarak konumlandırılan DOĞA ibaresinin markanın esas unsuru olduğu, tüm bu unsurların kombinasyonundan oluşan işaretin bütününün, genel görünümü itibariyle ayırt edicilik eşiğini aştığı, markanın bütün halinde ayırt edici niteliği bulunduğu mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile tescili yasaklanan işaretlerden olmadığı, “doğal ürün”ün, ürün vasfını işaret ettiği, bu marka altında da doğal ürünlerin pazarlanması durumunda yanıltıcı bir markadan söz edilemeyeceği, buna karşılık, bu marka altında doğal olmayan ürünlerin de satılması durumunda yanıltıcı olma durumu ortaya çıkacağı, somut olayda sırf markadan kaynaklı bir yanıltıcılık söz konusu olmayıp, fiili kullanımdan kaynaklanan yanıltıcılık doğabileceği, bu durumun markanın neden olduğu bir tecavüz değil, kullanımın neden olduğu bir haksız rekabet durumunu oluşturacağı, davaya konu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile tescili yasaklanan işaretlerden olmadığı, dava konusu markanın kullanım ile ayırt edicilik kazandığının davalı tarafından ispatlanmadığı, davalının önceki tescillerden kaynaklanan müktesep hakkının bulunmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu marka bütüncül olarak incelendiğinde "DOĞA Türkiye’nin doğal gıda üreticisi+şekil" ibaresinin, marka olarak tek başına tescili mümkün olmayan, ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı bir ibare olduğunu, markada yer alan “doğal gıda” ibaresinin, mala asli değerini veren bir ibare olduğunu, dava konusu markanın, iş bu marka altında pazarlanacak tüm ürünlerin doğal gıda olacağı iddiasında bulunduğunu, ancak, tescili talep edilen sınıflarda yer alan ürünler göz önüne alındığında dava konusu markanın tescili halinde halkı yanıltacağını, baskın unsuru "Türkiye’nin doğal gıda üreticisi" olan dava konusu markanın şekil unsuruna dayanılarak tesciline karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, tescil talebinin kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tanımlayıcı nitelikte olmadığı, (f) bendi anlamında yanıltıcı nitelikte bulunmadığı, davalı şirketin aynı maddenin son fıkrasından yararlanma koşullarının dosya kapsamına göre oluşmadığı, davalı şirketin dava konusu başvuru açısından müktesep hakka dayanak oluşturabilecek nitelikte önceki marka tescilinin bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu marka başvurusunun tüketiciyi yanıltacak mahiyette olduğunu, tescili mümkün olmayan tanımlayıcı bir ibare olduğunu, markanın tamamı bütüncül incelendiğinde de tanımlayıcı olma özelliğini devam ettirdiğini, EFE RAKI TÜRK RAKISININ HASI markası ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararının davaları için emsal teşkil ettiğini, markadaki "DOĞAL GIDA" ibaresinin mala asli değerini veren bir ibare olduğunu, ve tescilinin mümkün olmadığını, bu marka altında pazarlanacak tüm ürünlerin doğal olduğu intibasının oluştuğunu ancak kapsamındaki mal sınıflarının üretiminin katkısız olamayacağını, şekil unsuruna dayanılarak markanın tesciline karar verilmeyeceğini, markadaki şekilin tüketicinin dikkatini çekemeyecek nitelikte olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı ... başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124427800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz