YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6145 E. 2010/12151 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia ve savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından tescili istenen markanın ana unsurunun “...”, yardımcı unsurunun ise “TÜRK RAKISININ HASI” ibaresi olduğu, anılan ibarenin emtianın cinsi, kalitesi ve amacını belirtmediği, emtianın niteliği konusunda yanıltıcı özellik taşımadığı, davacının coğrafi işaretine aykırılıkoluşturmadığı, slogan olarak kullanılan ibarenin abartılı ancak hoş görülebilir reklam niteliğinde olduğu, başkasının emtiasını kötülemediği yada kendi emtiasının en iyi olduğunu göstermediği, davacının tescilli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığı, bu nedenle davalı markasının KHK'nin 7/1-b,c,f fıkraları, 8.maddesi ve TTK'nun 56-57. maddelerine aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Davalı şirket, "... Türk Rakısının Hası" ibaresinin 33/01 sınıftaki emtia için marka olarak tescili için başvuruda bulunmuştur. Mahkemece, itiraza konu başvuruda geçen “Türk Rakısının Hası” ibaresinin markanın yardımcı unsuru niteliğinde bulunduğu ve markanın asıl unsurunun “...” ibaresi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, söz konusu başvurunun esasen davalının daha önceki tarihlerde tescil edilmiş “...” ibareli markası ile “Türk Rakısının Hası” ibareli slogan niteliğindeki kelimelerin birlikte kullanılmalarıyla oluşan 556 sayılı KHK’nin 5. maddesi anlamında sözcük markası olduğu anlaşılmaktadır. İşbu markada geçen “Has” kelimesi aynı zamanda coğrafi işaret olarak tescilli olduğu anlaşılan Türk Rakısı’nın kalitesine yönelik ve üstünlük belirten tasviri nitelikli bir kelime olup, dava konusu başvurunun aynı zamanda slogan niteliği itibariyle başvuruyu oluşturan kelimelerin bir anlam bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerekeceğinden, "Türk Rakısının Hası" ibaresinin sözkonusu kelime markasının yardımcı unsuru niteliğinde değil, ancak esaslı unsuru olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. 556 sayılı KHK’nin 7/1-c maddesine göre, tescilli olduğu sınıftaki emtianın cins, vasıf, kalite ve coğrafi kaynağını belirten adlandırmalar markanın esaslı unsuru olarak tescil edilemez. Açıklanan ilkeleri göz önünde bulundurularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yapılan yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2765 E. 2011/6074 K.
Ortak:kötüleme
İncelediğiniz kararda… davacının coğrafi işaretine aykırılıkoluşturmadığı, slogan olarak kullanılan ibarenin abartılı ancak hoş görülebilir reklam niteliğinde olduğu, başkasının emtiasını «kötülemediği» yada kendi emtiasının en iyi olduğunu göstermediği, davacının tescilli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığı, bu nedenle davalı markasının KHK'nin …
Benzer bu kararda… avacının coğrafi işaretine aykırılık oluşturmadığı, slogan olarak kullanılan ibarenin abartılı ancak hoş görülebilir reklam niteliğinde olduğu, başkasının emtiasını «kötülemediği» yada kendi emtiasının en iyi olduğunu göstermediği, davacının tescilli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığı, bu nedenle davalı markasının KHK'nin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5276 E. 2013/20319 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamı sonrasında verilen «direnme» kararının Hukuk Genel Kurulunca bozulmasına karar verilmesi üzerine, bozma ilamına uyularak; davanın kabulüne, TPE YİDK.nın dava konusu kararının iptaline, davalı adına tescil olunan “EFE RAKI TÜRK RAKISININ HASI” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5379 E. 2024/1739 K.
Ortak:YİDK kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ortalama tüketici · kötüniyet · taşıyan · ayırt edicilik · haksız rekabet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… 9, 30, 32. sınıf malların yer aldığı, markada yer alan “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresinin slogan niteliğinde olduğu, markayı gören tüketicilerde “markayı «taşıyan» ürünü üreten işletmenin Türkiye’deki bir doğal gıda üreticisi olduğu” algısı oluşturabileceği gibi, davacı tarafça ileri sürüldüğü gibi “markayı taşıyan ürünü üreten işletmenin Türkiye’deki tek doğal gıda üreticisi olduğu” algısını da oluşturabileceği, gıda ürünlerinin “doğal” olup olmaması, malın vasfı, kalitesi, değeri ile ilgili karakteristik özelliklerinden olup, “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresinin gıda ürünleri açısından tanımlayıcı, başka bir anlatımla; ayırt edici niteliği bulunmayan işaretlerden olduğu, ancak davaya konu hizmetle ilgili olarak tescili istenen marka işaretinin tasviri niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilirken işareti oluşturan tüm unsurların birlikte ele alınması gerektiği, bu bağlamda dava konusu marka işaretinin, kelime ve şekil kombinasyonundan oluştuğu, «münhasıran» “Türkiye’nin doğal gıda üreticisi” ibaresi dava konusu mallar bakımından tanımlayıcı nitelikte olmasına rağmen işaretin bütünü ele alındığında, bu ibarenin markanın bütünündeki konumlandırılış biçimi itibariyle bir slogandan ibaret olduğu normal düzeyde bilgilendirilmiş, makul ölçüde dikkatli «ortalama tüketiciler» yönünden açıkça anlaşılabilir olduğu, ayrıca markada şekil unsurunun yer aldığı ve hepsinden önemlisi ön planda baskın unsur olarak konumlandırılan DOĞA ibaresinin markanın esas unsuru olduğu, tüm bu unsurların kombinasyonundan oluşan işaretin bütününün, genel görünümü itibariyle «ayırt edicilik» eşiğini aştığı, markanın bütün halinde ayırt edici niteliği bulunduğu mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile tescili yasaklanan işaretlerden olmadığı, “doğal ürün”ün, ürün vasfını işaret ettiği, bu marka altında da doğal ürünlerin pazarlanması durumunda yanıltıcı bir markadan söz edilemeyeceği, buna karşılık, bu marka altında doğal olmayan ürünlerin de satılması durumunda yanıltıcı olma durumu ortaya çıkacağı, somut olayda sırf markadan kaynaklı bir yanıltıcılık söz konusu olmayıp, fiili kullanımdan kaynaklanan yanıltıcılık doğabileceği, bu durumun markanın neden olduğu bir tecavüz değil, kullanımın neden olduğu bir «haksız rekabet» durumunu oluşturacağı, davaya konu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile tescili yasaklanan işaretlerden olmadığı …
… başvurusunda bulunduğunu, işbu markaya itirazları reddedilerek markanın tesciline karar verildiğini, ibarenin, marka olarak tek başına tescilinin mümkün olmadığını, «ayırt ediciliği» bulunmayan, tanımlayıcı ibare olduğunu, markayı gören tüketicilerin zihninde, davalı firmanın Türkiye’nin tek doğal gıda üretici olduğu ve bu marka altında satılan ürünlerin tamamen doğal ürünler olduğu, dava konusu markayı «taşıyan» ürünlerin diğer ürünlerden daha doğal olduğu, hatta diğer firmaların ürünlerinin aslında doğal ürünler olmadığı izleniminin oluşacağını, dava konusu marka başvurusunun 29, 30, 32. sınıflar için yapıldığını, söz konusu sınıflarda yer alan emtianın tamamının içine bir şey katılmadan üretilmesinin mümkün olmadığını, bu derece iddialı bir ifadenin marka olarak tescil edilmesi halinde tüketicileri yanıltacak sonuçlara ve «haksız rekabete» neden olacağını, marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2017-M-846 sayılı kararının iptaline, tescil edilmesi halinde 2009/48269 sayılı “DO …
… maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tanımlayıcı nitelikte olmadığı, (f) bendi anlamında yanıltıcı nitelikte bulunmadığı, davalı şirketin aynı maddenin «son» fıkrasından yararlanma koşullarının dosya kapsamına göre oluşmadığı, davalı şirketin dava konusu başvuru açısından müktesep hakka dayanak oluşturabilecek nitelikte önceki marka tescilinin bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun «kötüniyetli» olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin markasının, şekil ve harflerin özel bir kombinasyonuyla oluşturulan, yeterli «ayırt ediciliğe» sahip bir marka olduğunu, şekil unsurunun ve DOĞA ibaresinin markada baskın unsur olduğunu, dava konusu markanın bir şekil markası olduğunun dikkate alınması gerek …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6145 E. , 2010/12151 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2008 tarih ve 2007/182 - 2008/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin alkollü içki üretim ve pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, davalının “... TÜRK RAKISININ HASI” ibaresini 33/01. sınıfta tescil için başvurduğunu, anılan ibarenin 556 sayılı KHK' nun 7/1-c ve 7/1-f bentleri ile 8. maddesi kapsamında tescilinin mümkün olmadığını, başvurunun müvekkilinin tescilli coğrafi işaretini ihlal ettiğini, TTK'nun 56 ve 57. maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilince yapılan itirazın TPE YİDK tarafından incelenmeden reddedildiğini, markanın, emtianın, cins, vasıf ve kalitesi ile coğrafi kaynağını belirttiğini ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptali ile marka tescil talebinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin tescil talebinde bulunduğu markanın ana unsurunun “... ” ibaresi olduğunu, “TÜRK RAKISIIN HASI” ibaresinin emtianın geleneksel yöntemlere sadık kalınarak üretilen gerçek Türk rakısı olduğunu vurgulamak için kullanıl- dığını, ibarenin emtianın, piyasadaki diğer ürünlerden daha iyi cins ve kalitede olduğunu vurgulamadığını, coğrafi işaretin markada yardımcı unsur olarak kullanılabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından tescili istenen markanın ana unsurunun “...”, yardımcı unsurunun ise “TÜRK RAKISININ HASI” ibaresi olduğu, anılan ibarenin emtianın cinsi, kalitesi ve amacını belirtmediği, emtianın niteliği konusunda yanıltıcı özellik taşımadığı, davacının coğrafi işaretine aykırılıkoluşturmadığı, slogan olarak kullanılan ibarenin abartılı ancak hoş görülebilir reklam niteliğinde olduğu, başkasının emtiasını kötülemediği yada kendi emtiasının en iyi olduğunu göstermediği, davacının tescilli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığı, bu nedenle davalı markasının KHK'nin 7/1-b,c,f fıkraları, 8.maddesi ve TTK'nun 56-57. maddelerine aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Davalı şirket, "... Türk Rakısının Hası" ibaresinin 33/01 sınıftaki emtia için marka olarak tescili için başvuruda bulunmuştur. Mahkemece, itiraza konu başvuruda geçen “Türk Rakısının Hası” ibaresinin markanın yardımcı unsuru niteliğinde bulunduğu ve markanın asıl unsurunun “...” ibaresi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, söz konusu başvurunun esasen davalının daha önceki tarihlerde tescil edilmiş “...” ibareli markası ile “Türk Rakısının Hası” ibareli slogan niteliğindeki kelimelerin birlikte kullanılmalarıyla oluşan 556 sayılı KHK’nin 5. maddesi anlamında sözcük markası olduğu anlaşılmaktadır. İşbu markada geçen “Has” kelimesi aynı zamanda coğrafi işaret olarak tescilli olduğu anlaşılan Türk Rakısı’nın kalitesine yönelik ve üstünlük belirten tasviri nitelikli bir kelime olup, dava konusu başvurunun aynı zamanda slogan niteliği itibariyle başvuruyu oluşturan kelimelerin bir anlam bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerekeceğinden, "Türk Rakısının Hası" ibaresinin sözkonusu kelime markasının yardımcı unsuru niteliğinde değil, ancak esaslı unsuru olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
556 sayılı KHK’nin 7/1-c maddesine göre, tescilli olduğu sınıftaki emtianın cins, vasıf, kalite ve coğrafi kaynağını belirten adlandırmalar markanın esaslı unsuru olarak tescil edilemez. Açıklanan ilkeleri göz önünde bulundurularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yapılan yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044135900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz