Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14639 E. 2012/806 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme karinesi↗ tam ziya↗ cmr sözleşmesi↗ kapalı fatura↗ üst taşıyıcı↗ cmr konvansiyonu↗ mücerretlik↗ rücuen tahsil↗ cmr↗ ziya↗ zayi↗ denetime elverişlilik↗ taşıyıcı↗ fatura↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının üst taşıyıcı olduğu, davacının sigortalısının satıcı konumunda olduğu, her ne kadar kapalı fatura kesilmiş ise de, satış faturası üzerinde ödemenin "mal mukabili" yapılacağının kararlaştırıldığı, mal bedelinin ödenmesi malların teslimi koşuluna bağlandığına göre artık kapalı faturanın ödeme karinesi oluşturduğundan da söz edilemeyeceği, diğer yandan satıma konu malların taşıma sırasında tamamen zayi olduğu ve alıcısına hiç teslim edilmediği, davacıın sigortalısının mal bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 108.502,10 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
./...
2009/14639
2012/806
S-2
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı ... şirketi tarafından sigortalısına ödenen CMR Sözleşmesine tabi taşımadan kaynaklanan tazminatın TTK.’nun 1301. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda, zarar miktarına ilişkin bir hesaplama tarzı ortaya konmadan ekspertiz raporunda yapılan hesaplama esas alınarak sonuca gidilmiştir. 04.06.2007 tarihli ekspertiz raporunda ise taşınan malın fatura değerine göre tazminat hesabı yapılmıştır. Oysa, taşıma CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde tam ziya halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Diğer yandan, mahkemece malın alıcısına hiç teslim edilmediği kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, ziya halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığı hallerde ise eşyanın herkes için geçerli olan objektif değerine göre yapılır. Hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, eşyanın değerinin tespitinde mücerret (soyut) hesaplama yöntemi belirlenmiş olup, eşyanın gönderen/gönderilen için ifade ettiği değerin tazminatın belirlenmesinde her hangi bir önemi yoktur. Eşyanın gönderen ile gönderilen arasında belirlenmiş, örneğin faturaya geçirilmiş değeri, eşyanın piyasa değerinin belirlenmesinde önemli bir emare teşkil eder. Ancak, gönderen ve gönderilenin belirlemiş oldukları söz konusu değer, eşyanın değeri hakkında kesin bir kanıt niteliği taşımadığından ve CMR’nin 23/2. maddesinde tazminatın hesabında eşyanın fatura değeri değil, piyasa değeri ölçüt kabul edildiğinden, faturada yer alan değerin gerçek değeri yansıttığı ölçüde tazminat hesabının belirlenmesinde göz önüne alınabileceği açıktır.
Bu durumda mahkemece, CMR Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmü göz önüne alınarak mal değerinin belirlenmesi yönünden bilirkişiden denetime elverişli bir görüş alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1374 E. 2011/11194 K.
Ortak:tam ziya · mücerretlik · ziya · denetime elverişlilik · taşıyıcı · fatura · teslim · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «üst taşıyıcı» olduğu, davacının sigortalısının satıcı konumunda olduğu, her ne kadar «kapalı fatura» kesilmiş ise de, satış faturası üzerinde ödemenin "mal mukabili" yapılacağının kararlaştırıldığı, mal bedelinin ödenmesi malların «teslimi» koşuluna bağlandığına göre artık kapalı faturanın «ödeme karinesi» oluşturduğundan da söz edilemeyeceği, diğer yandan satıma konu malların taşıma sırasında tamamen «zayi» olduğu ve alıcısına hiç teslim edilmediği, davacıın sigortalısının mal bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 108.502,10 TL’nın dava tari …
Oysa, taşıma CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, mahkemece malın alıcısına hiç «teslim» edilmediği kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, «ziya» halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığ …
Benzer bu karardaOysa, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına hasarlı «teslim» edilmiş olduğunun kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, «ziya» halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığ …
Ancak, gönderen ve gönderilenin belirlemiş oldukları söz konusu değer, eşyanın değeri hakkında «kesin» bir kanıt niteliği taşımadığından ve CMR’nin 23/2. maddesinde tazminatın hesabında eşyanın «fatura» değeri değil, piyasa değeri ölçüt kabul edildiğinden, faturada yer alan değerin gerçek değeri yansıttığı ölçüde tazminat hesabının belirlenmesinde göz önüne alınabileceği açıktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · sorumluluk sınırlaması · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · karine · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · sorumluluk sigortası
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Konvansiyonun 29. madde hükmü koşullarının varlığı halinde taşımacının «sorumluluğu sınırlı» olmayıp, «gerçek zararın» tamamından sorumluluğu söz konusudur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7937 E. 2011/3888 K.
Ortak:tam ziya · mücerretlik · ziya · denetime elverişlilik · taşıyıcı · fatura · teslim · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «üst taşıyıcı» olduğu, davacının sigortalısının satıcı konumunda olduğu, her ne kadar «kapalı fatura» kesilmiş ise de, satış faturası üzerinde ödemenin "mal mukabili" yapılacağının kararlaştırıldığı, mal bedelinin ödenmesi malların «teslimi» koşuluna bağlandığına göre artık kapalı faturanın «ödeme karinesi» oluşturduğundan da söz edilemeyeceği, diğer yandan satıma konu malların taşıma sırasında tamamen «zayi» olduğu ve alıcısına hiç teslim edilmediği, davacıın sigortalısının mal bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 108.502,10 TL’nın dava tari …
Oysa, taşıma CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, mahkemece malın alıcısına hiç «teslim» edilmediği kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, «ziya» halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığ …
Benzer bu kararda3- Kabul şekline göre de, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına ulaşmaması nedeniyle «ziya» halinin varlığı kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, ziya halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından «teslim» alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığı hallerde ise eşy …
Ancak, gönderen ve gönderilenin belirlemiş oldukları söz konusu değer, eşyanın değeri hakkında «kesin» bir kanıt niteliği taşımadığından ve CMR’nin 23/2. maddesinde tazminatın hesabında eşyanın «fatura» değeri değil, piyasa değeri ölçüt kabul edildiğinden, faturada yer alan değerin gerçek değeri yansıttığı ölçüde tazminat hesabının belirlenmesinde göz önüne alınabileceği açıktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · takip talebi · sorumluluk sınırlaması · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · karine · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Konvansiyonun 29. madde hükmü koşullarının varlığı halinde taşımacının «sorumluluğu sınırlı» olmayıp, «gerçek zararın» tamamından sorumluluğu söz konusudur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4247 E. 2020/2493 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14639 E. , 2012/806 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
VEKİLİ Av. ...
İHBAR EDİLENLER 1-Atak Taşımacılık Tic. Ltd. Şti.
2-Sernak Uluslararası Taşımacılık Gıda ve Ticaret Ltd. Şti.
3- Lutz Assekuranz-Makler GMBH Türkiye Bürosu
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2009 tarih ve 2008/355-2009/279 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.01.2012 günde hazır bulunan davacı vekili Av. Bu... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili gelmedi. Davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat rizikolarına karşı sigortalı mutfak malzemelerinin davalı tarafından 27 YR 394/395 plaka sayılı araç ile 04.05.2007 tarihinde taşınması sırasında yanarak hasarlandığını, hasar sonucu sigortalıya 108.552,31 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek 108.552,31 TL’nın ödeme tarihi olan 23.08.2007 gününden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşıma işini üstlendiğini ancak taşıma işini alt taşıyıcı Atak Taşımacılık Ticaret Ltd. Şti.'ne verdiklerini, fiili taşımayı ise Sernak Uluslararası Taşımacılık Gıda ve Ticaret Ltd. Şti'nin yaptığını, davacının dava açma sıfatının bulunmadığını, zira satış şekline göre hasarın alıcıya geçtiğini, davacının ise satıcının sigortacısı olduğunu, satıcının faturasının kapalı fatura olarak kesildiğini, aracı bankanın ise Vakıflar […]A.O. İstanbul Şubesi olup satış bedelinin tahsil edilip edilmediğinin sorulması gerektiğini savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının üst taşıyıcı olduğu, davacının sigortalısının satıcı konumunda olduğu, her ne kadar kapalı fatura kesilmiş ise de, satış faturası üzerinde ödemenin "mal mukabili" yapılacağının kararlaştırıldığı, mal bedelinin ödenmesi malların teslimi koşuluna bağlandığına göre artık kapalı faturanın ödeme karinesi oluşturduğundan da söz edilemeyeceği, diğer yandan satıma konu malların taşıma sırasında tamamen zayi olduğu ve alıcısına hiç teslim edilmediği, davacıın sigortalısının mal bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 108.502,10 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
./...
2009/14639
2012/806
S-2
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı ... şirketi tarafından sigortalısına ödenen CMR Sözleşmesine tabi taşımadan kaynaklanan tazminatın TTK.’nun 1301. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda, zarar miktarına ilişkin bir hesaplama tarzı ortaya konmadan ekspertiz raporunda yapılan hesaplama esas alınarak sonuca gidilmiştir.
04. 06.2007 tarihli ekspertiz raporunda ise taşınan malın fatura değerine göre tazminat hesabı yapılmıştır. Oysa, taşıma CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde tam ziya halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Diğer yandan, mahkemece malın alıcısına hiç teslim edilmediği kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, ziya halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığı hallerde ise eşyanın herkes için geçerli olan objektif değerine göre yapılır.
Hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, eşyanın değerinin tespitinde mücerret (soyut) hesaplama yöntemi belirlenmiş olup, eşyanın gönderen/gönderilen için ifade ettiği değerin tazminatın belirlenmesinde her hangi bir önemi yoktur. Eşyanın gönderen ile gönderilen arasında belirlenmiş, örneğin faturaya geçirilmiş değeri, eşyanın piyasa değerinin belirlenmesinde önemli bir emare teşkil eder. Ancak, gönderen ve gönderilenin belirlemiş oldukları söz konusu değer, eşyanın değeri hakkında kesin bir kanıt niteliği taşımadığından ve CMR’nin 23/2. maddesinde tazminatın hesabında eşyanın fatura değeri değil, piyasa değeri ölçüt kabul edildiğinden, faturada yer alan değerin gerçek değeri yansıttığı ölçüde tazminat hesabının belirlenmesinde göz önüne alınabileceği açıktır.
Bu durumda mahkemece, CMR Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmü göz önüne alınarak mal değerinin belirlenmesi yönünden bilirkişiden denetime elverişli bir görüş alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10.02.2012-RK
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021913400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz