Genel kurul kararlarının iptali | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4748 E. 2024/1406 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşitlik ilkesi↗ ana sözleşme değişikliği↗ rüçhan hakkı↗ nisap↗ muhalefet şerhi↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ cy/cy şerhi↗ derdestlik↗ ipotek↗ fesih↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/23 E., 2020/49 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı firmanın hissedarı olduklarını, davalı firmanın akaryakıt istasyonu işletmeciliği yaptığını, 31.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında bu davaya konu hususlarda karar alındığını ve davacılar tarafından açılan iptal davasının derdest olduğunu, şirketin 21.08.2019 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artışı ve yatırım kararı alındığı, toplantı çağrısının usulsüz olduğunu, alınan kararın iyi niyetli olmadığını, şirketin 12.000.000,00 TL tutarlı ipotek tesis ettiğini ve kredi başvuruları yapıldığını, yüksek kurul başkanı dava dışı ...'ın müvekkillerinin paylarını sıfırlamak ve tamamiyle kendi uhdesine almak istediğini, müvekkilerinin karara muhalefet şerhi verdiklerini, müvekkillerinin şirketten çıkarılma ve fesih davası açtığı için hisselerini sıfıra indirip haklarını vermemek için borçlanıldığını ve sermaye artışına gidildiğini ileri sürerek şirketin 21.08.2019 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin nakdi sermayesinin yetersiz olduğunu, bu nedenle zarar ettiğini, sermaye arttırımının ortaklık yapısını değiştirmeye yönelik olmadığını, davacıların karar itiraz şerhi vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen sermaye artırım kararında sermaye yapısını, diğer bir ifade ile pay oranlarını bozucu bir karar alınmadığı, şirket sermaye artırım kararı alarak ana sözleşme değişikliğine giderken tüm ortaklara eşit oranda sermaye artırımına iştirak hakkı tanındığı, rüçhan hakkının kullanımı için, yasal süre belirtilerek rüçhan hakkının kullanımı için davacılara ihtarname gönderildiği, yerleşik Yargıtay kararları gereğince, sermaye artırımı ile şirketin temel yapısının bozulduğundan bahsedebilmek için pay oranının değiştirilmesi ve rüçhan hakkının engellenmesi gerektiği, bu haliyle alınan kararın her şeyden önce dürüstlük ve eşitlik ilkelerine aykırı olmadığının anlaşıldığı, zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 461 nci maddesine göre, her pay sahibi yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkını haiz olduğu ve bu hakkı önleyen bir uygulama da bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesi 15 Şubat 1993 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, ana sözleşme değişikliği ve sermaye artırımı için ana sözleşmede ağırlaştırılmış bir nisap öngörülmediği, alınan genel kurul kararı kanuna ve ana sözleşmeye uygun olduğu, davalı şirketin ipotek karşılığı banka kredisi kullanmasının alınan genel kurul kararının geçerliliği açısından bir önemi bulunmayıp yönetimsel bir karar olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 31.05.2019 tarihinde aynı konuda aynı firma tarafından olağanüstü bir genel kurul toplantısı yapıldığını ve karar alındığını, bu karara karşı iptal davası derdestken ve aynı konuda mevcut bir karar var iken tekrardan bir karar alınmasının kabul edilemeyeceğini, davaya konu genel kurul toplantısının, anılan Kanuna aykırı yapıldığını, anonim şirketler idare edilirken ve genel kurul toplantılarında karar alınırken ortaklığın temel yapısının dikkate alınmak zorunda olduğunu, davaya konu kararda da görüleceği üzere ortaklığın temel yapısının, ortakların payı azaltılmak suretiyle sermaye artışı yoluna gidilerek bozulmaya çalışıldığını, işbu davada tüm sebepler ve şirketin kötü yönetimi açıkça gözler önüne serilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince alınan raporun söz konusu uyuşmazlığı ve şirket yönetimindeki hukuka aykırılıkları izahtan yoksun olup taraflarınca yapılan itirazlar da göz önüne alınmadan İlk Derece Mahkemesince
davanın reddine karar verildiğini, söz konusu bilirkişi raporunun iddia ve savunma kısmında şirketin 12.000.000,00 TL'lik ipotek vererek kredi kullanmaya başladığı hususu bilirkişi tarafından açıkça yazılmasına rağmen, sonuç ve tespitler kısmında bu hususun göz önüne alınmadığını, ayrıca şirketin temel yapısını bozarak, sermayenin korunması hükümlerine aykırı şekilde ipotek verilmesi ve kredi kullanılmasına rağmen sermaye artışına gidilmesinin de kötü niyetli olduğunu, bu durumun müvekkillerinin hisselerini etkisiz hale getirmek için sermaye artışının yapıldığının göstergesi olduğunu ancak bilirkişi raporunda bu hususun göz ardı edilerek rapor tanzim edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1618 E. 2010/7386 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · taahhütname
Benzer bu kararda… lmeden karar verildiği gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının «sermaye taahhüdünü» davacının ödediği, bu ödeme sonunda davalının sermaye payında artış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/770 E. 2014/12908 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin harç · başvurma harcı · feri müdahil · tüzel kişilik · harç
Benzer bu kararda… bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ve «feri müdahil» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca davalı harçtan muaf olmasına rağmen «peşin harç» ve «başvurma harcının» davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargıla …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, offshorede toplanan paraların davalı banka bünyesinde bırakıldığı, «tüzel kişilik» yapısının kötüye kullanıldığı, zarardan davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ....300 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... ve «feri müdahil» ... vekili temyiz etmiştir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3486 E. 2017/5617 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı · iptal davası · ticaret sicili
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen «sermaye artırım» kararında sermaye yapısını, diğer bir ifade ile pay oranlarını bozucu bir karar alınmadığı, şirket sermaye artırım kararı alarak «ana sözleşme değişikliğine» giderken tüm ortaklara eşit oranda sermaye artırımına iştirak hakkı tanındığı, «rüçhan hakkının» kullanımı için, yasal süre belirtilerek rüçhan hakkının kullanımı için davacılara «ihtarname» gönderildiği, yerleşik Yargıtay kararları gereğince, sermaye artırımı ile şirketin temel yapısının bozulduğundan bahsedebilmek için pay oranının değiştirilmesi ve rüçhan hakkının engellenmesi gerektiği, bu haliyle alınan kararın her şeyden önce dürüstlük ve «eşitlik ilkelerine» aykırı olmadığının anlaşıldığı, zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 461 nci maddesine göre, her pay sahibi yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkını haiz olduğu ve bu hakkı önleyen bir uygulama da bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesi 15 Şubat 1993 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, ana sözleşme değişikliği ve sermaye artırımı için ana sözleşmede ağırlaştırılmış bir «nisap» öngörülmediği, alınan genel kurul kararı kanuna ve ana sözleşmeye uygun olduğu, davalı şirketin «ipotek» karşılığı banka kredisi kullanmasının alınan genel kurul kararının geçerliliği açısından bir önemi bulunmayıp yönetimsel bir karar olduğu gerekçesiyle davanın redd …
… f dilekçesinde özetle; 31.05.2019 tarihinde aynı konuda aynı firma tarafından olağanüstü bir genel kurul toplantısı yapıldığını ve karar alındığını, bu karara karşı «iptal davası» «derdestken» ve aynı konuda mevcut bir karar var iken tekrardan bir karar alınmasının kabul edilemeyeceğini, davaya konu genel kurul toplantısının, anılan Kanuna aykırı yapıldığını, «anonim şirketler» idare edilirken ve genel kurul toplantılarında karar alınırken ortaklığın temel yapısının dikkate alınmak zorunda olduğunu, davaya konu kararda da görüleceği üzere ortaklığın temel yapısının, ortakların «payı» azaltılmak suretiyle sermaye artışı yoluna gidilerek bozulmaya çalışıldığını, işbu davada tüm sebepler ve şirketin kötü yönetimi açıkça gözler önüne serilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince alınan raporun söz konusu uyuşmazlığı ve şirket yönetimindeki hukuka aykırılıkları izahtan yoksun olup taraflarınca yapılan itirazlar da göz önüne alınmadan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini, söz konusu bilirkişi raporunun iddia ve savunma kısmında şirketin 12.000.000,00 TL'lik «ipotek» vererek kredi kullanmaya başladığı hususu bilirkişi tarafından açıkça yazılmasına rağmen, sonuç ve tespitler kısmında bu hususun göz önüne alınmadığını, ayrıca şir …
Benzer bu karardaDavacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:terditli talep · yönetim kurulu kararının iptali · terditli dava · ticaret sicili tescili · davanın konusu · ticaret sicili müdürlüğü · ihtiyati tedbir · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
1- Dava, «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4748 E. , 2024/1406 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/70 Esas, 2022/838 Karar
DAVACILAR 1. ...
2. ... vekilleri Avukat Ahmet Avunduk
DAVA TARİHİ 04.09.2019
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Malatya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2019/23 E., 2020/49 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı firmanın hissedarı olduklarını, davalı firmanın akaryakıt istasyonu işletmeciliği yaptığını, 31.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında bu davaya konu hususlarda karar alındığını ve davacılar tarafından açılan iptal davasının derdest olduğunu, şirketin 21.08.2019 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artışı ve yatırım kararı alındığı, toplantı çağrısının usulsüz olduğunu, alınan kararın iyi niyetli olmadığını, şirketin 12.000.000,00 TL tutarlı ipotek tesis ettiğini ve kredi başvuruları yapıldığını, yüksek kurul başkanı dava dışı ...'ın müvekkillerinin paylarını sıfırlamak ve tamamiyle kendi uhdesine almak istediğini, müvekkilerinin karara muhalefet şerhi verdiklerini, müvekkillerinin şirketten çıkarılma ve fesih davası açtığı için hisselerini sıfıra indirip haklarını vermemek için borçlanıldığını ve sermaye artışına gidildiğini ileri sürerek şirketin 21.08.2019 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin nakdi sermayesinin yetersiz olduğunu, bu nedenle zarar ettiğini, sermaye arttırımının ortaklık yapısını değiştirmeye yönelik olmadığını, davacıların karar itiraz şerhi vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen sermaye artırım kararında sermaye yapısını, diğer bir ifade ile pay oranlarını bozucu bir karar alınmadığı, şirket sermaye artırım kararı alarak ana sözleşme değişikliğine giderken tüm ortaklara eşit oranda sermaye artırımına iştirak hakkı tanındığı, rüçhan hakkının kullanımı için, yasal süre belirtilerek rüçhan hakkının kullanımı için davacılara ihtarname gönderildiği, yerleşik Yargıtay kararları gereğince, sermaye artırımı ile şirketin temel yapısının bozulduğundan bahsedebilmek için pay oranının değiştirilmesi ve rüçhan hakkının engellenmesi gerektiği, bu haliyle alınan kararın her şeyden önce dürüstlük ve eşitlik ilkelerine aykırı olmadığının anlaşıldığı, zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 461 nci maddesine göre, her pay sahibi yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkını haiz olduğu ve bu hakkı önleyen bir uygulama da bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesi 15 Şubat 1993 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, ana sözleşme değişikliği ve sermaye artırımı için ana sözleşmede ağırlaştırılmış bir nisap öngörülmediği, alınan genel kurul kararı kanuna ve ana sözleşmeye uygun olduğu, davalı şirketin ipotek karşılığı banka kredisi kullanmasının alınan genel kurul kararının geçerliliği açısından bir önemi bulunmayıp yönetimsel bir karar olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
31. 05.2019 tarihinde aynı konuda aynı firma tarafından olağanüstü bir genel kurul toplantısı yapıldığını ve karar alındığını, bu karara karşı iptal davası derdestken ve aynı konuda mevcut bir karar var iken tekrardan bir karar alınmasının kabul edilemeyeceğini, davaya konu genel kurul toplantısının, anılan Kanuna aykırı yapıldığını, anonim şirketler idare edilirken ve genel kurul toplantılarında karar alınırken ortaklığın temel yapısının dikkate alınmak zorunda olduğunu, davaya konu kararda da görüleceği üzere ortaklığın temel yapısının, ortakların payı azaltılmak suretiyle sermaye artışı yoluna gidilerek bozulmaya çalışıldığını, işbu davada tüm sebepler ve şirketin kötü yönetimi açıkça gözler önüne serilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince alınan raporun söz konusu uyuşmazlığı ve şirket yönetimindeki hukuka aykırılıkları izahtan yoksun olup taraflarınca yapılan itirazlar da göz önüne alınmadan İlk Derece Mahkemesince
davanın reddine karar verildiğini, söz konusu bilirkişi raporunun iddia ve savunma kısmında şirketin 12.000.000,00 TL'lik ipotek vererek kredi kullanmaya başladığı hususu bilirkişi tarafından açıkça yazılmasına rağmen, sonuç ve tespitler kısmında bu hususun göz önüne alınmadığını, ayrıca şirketin temel yapısını bozarak, sermayenin korunması hükümlerine aykırı şekilde ipotek verilmesi ve kredi kullanılmasına rağmen sermaye artışına gidilmesinin de kötü niyetli olduğunu, bu durumun müvekkillerinin hisselerini etkisiz hale getirmek için sermaye artışının yapıldığının göstergesi olduğunu ancak bilirkişi raporunda bu hususun göz ardı edilerek rapor tanzim edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030870600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz