YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Şirketin markasının hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4778 E. 2024/1324 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müktesep hak↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/357 E., 2020/114 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2001/27071,104349; 2000/11226; 2007/39883; 2012,107226;2007/ 27603;1994/010825; 2011/27072; 2004/43483; 2015/55030 sayılı tanınmış hale gelmiş “yan şerit” şekil markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil” markasını tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/24872 kod numarasını alan başvurunun, ilanı üzerine müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1924 yılında Almanya’da kurulduğunu ve 87 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de ve dünyada spor ayakkabıları, spor ürünleri, parfümeri ve moda aksesuarları alanında iştigal eden tanınmış bir şirket olduğunu, "PUMA" markasının tanınmış marka siciline tescilli olduğunu, yan şerit ve zıplayan kedi markalarının ise tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davaya konu markanın, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun)6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında müvekkilinin tescilli ve tanınmış markalarına ayniyet derecesinde benzer olup aynı mallarda tescil edilmek istendiğini ve iltibas yarattığını, davalı markasının müvekkiline ait ve tanınmış hale gelmiş “yan şerit” şekil markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının bu tescilinin, haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2019/M-4999 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2018/24872 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markasının da tanınmış marka statüsünde olduğunu, YİDK kararının yerinde olduğunu, müvekkilinin ürünlerinin ‘’LESCON’’ tanınmış markasıyla birlikte kullanılması yanında markalar arasında bir benzerliğin de bulunmadığını, tasarımların farklı olduğunu, davacının davasının kötü niyetli olduğunu, tüketicilerin PUMA ürünü ile LESCON ürünü arasında idari veya ekonomik bir bağlantı olduğunu düşündürecek bir durumun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru kapsamındaki 18 ve 25. sınıftaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı oldukları, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle “şekil” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların “yan şerit” şekil markalarından oluştuğu, taraf markalarının görsel olarak benzemedikleri, davacı markalarının "koşu parkuru" vb. bir görselden oluşması, dava konusu markayı oluşturan şeklin "V" harfine veya "tik" işaretini veya bumerangı çağrıştırması karşısında taraf markalarının anlamsal olarak benzerliğinden söz edilemeyeceği, markaların görsel, kavramsal ve sesçil olarak birbirlerine benzememesi karşısında markaların 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında benzer olmadığı, davalının müktesep hak iddiasına dayanak gösterdiği 2013/ 90398 tescil numaralı markanın tescilinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmamış olması sebebiyle başvuru açısından müktesep hak doğurmayacağı, bu kapsamda davalının müktesep hak iddiası kapsamında 5 yıllık süre şartı sağlayan tek markanın 2013/90404 tescil numaralı markası olduğu, davacının 2013/90404 tescil numaralı markasının iki şekilden oluşan bir bütün olduğu, bu kompozisyonun davalının diğer markalarında da aynen korunduğu, davalının davaya konu başvurusunun ise sadece bu kompozsiyonun bir parçasından oluştuğu şu halde kompozsiyonun bozulduğu ve esaslı unsurun korunmadığı dolayısıyla müktesep haktan yararlanılamayacağı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu markanın bir şekil markası olduğunu ve müvekkilinin tanınmış markalarına benzediğini, başvuru konusu markanın ters çevrilmiş halinin müvekkilinin markasına benzediğini, kullanım halinde müvekkilinin markası ile ayniyet teşkil edeceğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının tescilinin haksız ve kötüniyetli bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının dava konusu edilen başvurusunun şekilden oluştuğu, davacının itirazına dayanak markalarının da şekil markaları olduğu, tarafların özgün şekil markaları arasında görsel olarak benzerlik olmadığı gibi kavramsal ve sesçil olarak da benzerlik bulunmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında benzerlik olmadığı, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi olmadığından tanınmışlığın duruma bir etkisinin de olmayacağı ayrıca davalı şirketin kötü niyetli de olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Dava, davalı şirketin "şekil" markası için yapmış olduğu tescil başvurusuna, davacının adına tescilli markaları mesnet göstererek yaptığı itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali ile davalı şirket markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup; İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin başvuru markasıyla davacının itirazına mesnet markalarının kapsamı 18 ile 25. sınıfta aynı emtialara ilişkin ise de marka işaretlerinin benzer olmadığı, taraf markalarının anlamsal benzerliğinden bahsedilemeyeceği ve bu doğrultuda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi ise davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Ancak, taraf işaret markalarının benzer olmadığı, iltibas ihtimali bulunmadığı kabul edilmiş ise de, taraf markalarının ortalama tüketiciler nezdinde bıraktıkları genel izlenim de dikkate alındığında, işaretler arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirme ihtimalini de içerecek derecede benzerlik bulunmakta olup, Dairemizin 02.03.2023 tarih, 2021/6302 E. ve 2023/1254 K.; 05.03.2020 tarih ve 2019/4402 E.,2020/2435 K. sayılı ilamları da bu yöndedir.
Şu halde Mahkemece, taraf markalarının kapsamlarındaki malların da aynı/benzer olduğu gözetilip markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesi bulunduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5849 E. 2023/531 K.
Ortak:ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz karardaAncak, taraf işaret markalarının benzer olmadığı, «iltibas» ihtimali bulunmadığı kabul edilmiş ise de, taraf markalarının «ortalama tüketiciler» nezdinde bıraktıkları genel izlenim de dikkate alındığında, işaretler arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirme ihtim …
… karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil” markasını tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/24872 kod numarasını alan başvurunun, «ilanı» üzerine müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1924 yılında Almanya’da kurulduğunu ve 87 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de ve dünyada spor ayakkabıları, spor ürünleri, parfümeri ve moda aksesuarları alanında iştigal eden tanınmış bir şirket olduğunu, "PUMA" markasının tanınmış marka siciline tescilli olduğunu, yan şerit ve zıplayan kedi markalarının ise tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davaya konu markanın, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun)6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında müvekkilinin tescilli ve tanınmış markalarına ayniyet derecesinde benzer olup aynı mallarda tescil edilmek istendiğini ve «iltibas» yarattığını, davalı markasının müvekkiline ait ve tanınmış hale gelmiş “yan şerit” şekil markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının bu tes …
… rinin benzer olmadığı, taraf markalarının anlamsal benzerliğinden bahsedilemeyeceği ve bu doğrultuda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi ise davacı vekilinin istinaf baş …
Benzer bu kararda… Derece Mahkemesinin, dava konusu marka ile müvekkili markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzer olduğunu kabul etmemesinin «sebebinin», dava konusu markanın "TOMWİNS" kelimesini içermesi olduğunu, ancak sadece kelime içermesi «ayırt edicilik» için yeterli olmasa da, davalının dava konusu markayı tescil ettirdiği şekilde değil, kelimeyi çıkartarak kullandığını, bu suretle markalar arasında «iltibas» oluştuğunu, 3.Aynı şekilde 25. sınıfta VisconPele+Şekil ibareli marka tescil başvurusunda, sözkonusu başvuru markası ile müvekkilinin şekil markasına iltibasa yol açacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile Kurum tarafından reddedildiğini, 4.Davalının, markayı bölerek müvekkilinin ayırt ediciliği çok yüksek olan tanınmış yan şerit markasını ihlal eder şekilde kullanıp tüketici nezdinde iltibas tehlikesini pekiştirip haksız kazanç sağladığını, bu nedenle «ortalama tüketicinin» dava konusu markayı müvekkili markasının bir alt serisi sanma ve karıştırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, 5.Aynı sektörde faaliyet göstermekte olan kişilerd …
… kil markasının kopyaya yakın benzeri olduğu, davalının ayakkabıda ilaveten kendi TOMWİNGS markasını kullanmasının ve hatta bu markanın da tanınmış olmasının markada «iltibası» önleyici etkiye sahip olmadığı, tüketicinin Puma markasında görmeye alışık olduğu «formu» davalının markalı ürününde gördüğünde davacının markasının kullanılmasına izin verdiğini, dolayısıyla firmalar arasında bir ortaklık veya ekonomik ilişki olduğunu, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · ticaret unvanı · kötü niyet · ayırt edicilik · dava sebebi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… e dava konusu markayı tescilsiz olarak kullandığını ispatlayamadığı, davacının PUMA T/00258 sayısı ile tanınmış markalar siciline kayıtlı olduğu ve şekil markasının «ayırt ediciliği» sağladığı, ancak dava konusu marka işaretlerinin benzer olmaması ve davalının, davacı markalarından farklı mal/hizmetler içermemesi sebebiyle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının incelenmesinin somut davaya bir etkisinin olmayacağı, somut olayda davacının tescilli «ticaret unvanının» PUMA olduğu ve davalı markasında yer almadığı anlaşılmakla somut olayda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası koşullarının oluşmadığı ve kötü niyet …
… Derece Mahkemesinin, dava konusu marka ile müvekkili markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzer olduğunu kabul etmemesinin «sebebinin», dava konusu markanın "TOMWİNS" kelimesini içermesi olduğunu, ancak sadece kelime içermesi «ayırt edicilik» için yeterli olmasa da, davalının dava konusu markayı tescil ettirdiği şekilde değil, kelimeyi çıkartarak kullandığını, bu suretle markalar arasında «iltibas» oluştuğunu, 3.Aynı şekilde 25. sınıfta VisconPele+Şekil ibareli marka tescil başvurusunda, sözkonusu başvuru markası ile müvekkilinin şekil markasına iltibasa yol açacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile Kurum tarafından reddedildiğini, 4.Davalının, markayı bölerek müvekkilinin ayırt ediciliği çok yüksek olan tanınmış yan şerit markasını ihlal eder şekilde kullanıp tüketici nezdinde iltibas tehlikesini pekiştirip haksız kazanç sağladığını, bu nedenle «ortalama tüketicinin» dava konusu markayı müvekkili markasının bir alt serisi sanma ve karıştırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, 5.Aynı sektörde faaliyet göstermekte olan kişilerd …
Türk marka uygulamasında marka tescilinde «kötü niyetin» varlığının hem bir tescil engeli hem de bir hükümsüzlük «sebebi» olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da kabul edilmiştir.
… rulmadığını, markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, haksız kazanç amacı bulunduğunu, davalının markayı tescil ettirdiği şekli ile kullanmamasının davalının «kötü niyetini» ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda markaların şematik olarak ayrıntılı karşılaştırılmadığını belirterek usul ve kanuna aykırı bulduğu İlk Derece Mahkemesi karar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1969 E. 2023/5701 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · ilan · iltibas
İncelediğiniz kararda… karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil” markasını tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/24872 kod numarasını alan başvurunun, «ilanı» üzerine müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1924 yılında Almanya’da kurulduğunu ve 87 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de ve dünyada spor ayakkabıları, spor ürünleri, parfümeri ve moda aksesuarları alanında iştigal eden tanınmış bir şirket olduğunu, "PUMA" markasının tanınmış marka siciline tescilli olduğunu, yan şerit ve zıplayan kedi markalarının ise tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davaya konu markanın, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun)6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında müvekkilinin tescilli ve tanınmış markalarına ayniyet derecesinde benzer olup aynı mallarda tescil edilmek istendiğini ve «iltibas» yarattığını, davalı markasının müvekkiline ait ve tanınmış hale gelmiş “yan şerit” şekil markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının bu tes …
Ancak, taraf işaret markalarının benzer olmadığı, «iltibas» ihtimali bulunmadığı kabul edilmiş ise de, taraf markalarının «ortalama tüketiciler» nezdinde bıraktıkları genel izlenim de dikkate alındığında, işaretler arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirme ihtim …
… kasına benzediğini, kullanım halinde müvekkilinin markası ile ayniyet teşkil edeceğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının tescilinin haksız ve «kötüniyetli» bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaFikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2014/636 E. sayılı dosyasında yapılan «bilirkişi incelemesinde» davalı tarafından satışa sunulan "..." ürünlerin Bağcılar adresindeki bir mağazada, Abdulkadir Kadir Poyraz isimli bir şahıs tarafından satıldığının tespit edildiği, üç çift ayakkabıya el konulduğu, ayakkabılardaki şerit logosunun davacıya ait 2007/27603 ve 104349 başvuru numaralı markaları ile «iltibas» yarattığı görüşünün bildirildiği, davacı adına 104349 tescil numaralı markanın 25 inci sınıfta 2007/39883 tescil numaralı markanın 18, 25, 28 inci sınıflarda, 2007/27603 numaralı markanın 25 inci sınıfta, 157102 başvuru numaralı markanın 18, 25, 2 inci sınıflarda yan şerit şekil markası olarak tescil edildiği, hak sahipliğinin devam ettiği, davalı adına 2014/78545 numaralı şekil markasının başvurusunun itiraz nedeniyle reddedildiği, 2007/17317 numaralı "..." ibareli markanın 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğu, davalı tarafından tescilli "..." ibareli markanın yanında, spor ayakkabılarda kullanılan işaret bir kalın çizgi formatının işarete hareket ve dinanizm katacak şekilde sağ kıvrımı keskin, sol kıvrımı keskine yakın dalgalanıyor göründüğü bir şerit «formu» olup davacı adına 2007/27603 tescil numaralı markadaki yan şerit formuna aynıyet derecesinde benzediğinin belirlendiği, bu durumda davalı davacının adına tescilli bilinen markasını kendi markasının yanında kullanmak suretiyle karıştırılma ihtimali ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu, «marka hakkına tecavüzün» tespitine ve önlenmesine davalıya ait internet sitesinde marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünlerin kaldırılmasına karar vermek gerektiği, davacının markanın lisans verilmesi halinde elde edilebilecek bedeli talep etmiş olup yapılan bilirkişi incelemesinde davalı şirketin davaya konu olan ürünü 100 27 90-m veya 100 27 90-z kodlarıyla satmış olabileceğinin belirlendiği, davalı şirketin 2014 yılı Şubat ayından dava tarihindeki dönem için davacı şirkete ödemesi gereken toplam lisans ücretinin 14.138,85 TL olduğunun bildirildiği, bu miktar üzerinden «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline, markanın değeri satış yapılan ayakkabılar üzerinde ayrıca davalının da tescili markasının bulunması göz önüne alındığında 5.000,00 TL tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle davalının davacı adına tescilli marka hakkına tecavüzün tespitine ve önlenmesine, davalıya ait www.efeayakkabı.com.tr adresinde davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünlerin kaldırılmasına, 14.138,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden 13.138,35 TL'sinin «ıslah» tarihi olan 27.04.2017 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın «masrafı» davalıdan karşılanmak üzere yurt çapında yayınlanan gazetelerden birinde «ilanına» karar verilmiştir.
… nmış marka başvurusunun bulunduğunu, meşru bir markasal kullanım hakkı elde edildiğini, bilirkişi heyetinin, marka müracaatının dava açılmasından sonra reddedilmesi «sebebi» ile müvekkilin dava tarihine kadar olan kullanımının 25.09.2014 tarihli ve 2014/78545 numaralı marka başvurusuna dayandırılamayacağı yönündeki görüşüne itiraz ettiklerini, 2.Müvekkilinin internet sitesi üzerinden tespit edilen kullanımlarının, 25.09.2014 tarihli ve 2014/78545 numaralı marka müracaatı ve müvekkilinin ayakkabılarında davacı ile ilgisi olmayan ... markasının kullanılması hep birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi itibari ile bir tecavüzden bahsedilmesinin de olanaksız olduğunu, davacının tecavüz iddiasına vakıf olan müvekkilinin davadan önce kullanımı durdurduğunu, müvekkilinin «kötüniyet» ve «iltibas» gayesinin bulunmadığını.
… işik İş sayılı dosyasında yapılan tespitte davalı tarafça ürünler üzerinde kullanılan yan şerit markasının, müvekkilinin tanınmış markası olan yan şerit markası ile «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ihtimalinin oluştuğunun tespit edildiğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine, piyasadan toplatılmasına, internet sitesinden kaldırılmasına, gümrük alanlarından toplatılmasına, fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» olarak 15.000,00 TL talep edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf sebebi · el koyma · delil tespiti · ba formu · hakkaniyet · marka hakkına tecavüz · bilirkişi incelemesi · ıslah
Benzer bu karardaFikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2014/636 E. sayılı dosyasında yapılan «bilirkişi incelemesinde» davalı tarafından satışa sunulan "..." ürünlerin Bağcılar adresindeki bir mağazada, Abdulkadir Kadir Poyraz isimli bir şahıs tarafından satıldığının tespit edildiği, üç çift ayakkabıya el konulduğu, ayakkabılardaki şerit logosunun davacıya ait 2007/27603 ve 104349 başvuru numaralı markaları ile «iltibas» yarattığı görüşünün bildirildiği, davacı adına 104349 tescil numaralı markanın 25 inci sınıfta 2007/39883 tescil numaralı markanın 18, 25, 28 inci sınıflarda, 2007/27603 numaralı markanın 25 inci sınıfta, 157102 başvuru numaralı markanın 18, 25, 2 inci sınıflarda yan şerit şekil markası olarak tescil edildiği, hak sahipliğinin devam ettiği, davalı adına 2014/78545 numaralı şekil markasının başvurusunun itiraz nedeniyle reddedildiği, 2007/17317 numaralı "..." ibareli markanın 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğu, davalı tarafından tescilli "..." ibareli markanın yanında, spor ayakkabılarda kullanılan işaret bir kalın çizgi formatının işarete hareket ve dinanizm katacak şekilde sağ kıvrımı keskin, sol kıvrımı keskine yakın dalgalanıyor göründüğü bir şerit «formu» olup davacı adına 2007/27603 tescil numaralı markadaki yan şerit formuna aynıyet derecesinde benzediğinin belirlendiği, bu durumda davalı davacının adına tescilli bilinen markasını kendi markasının yanında kullanmak suretiyle karıştırılma ihtimali ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu, «marka hakkına tecavüzün» tespitine ve önlenmesine davalıya ait internet sitesinde marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünlerin kaldırılmasına karar vermek gerektiği, davacının markanın lisans verilmesi halinde elde edilebilecek bedeli talep etmiş olup yapılan bilirkişi incelemesinde davalı şirketin davaya konu olan ürünü 100 27 90-m veya 100 27 90-z kodlarıyla satmış olabileceğinin belirlendiği, davalı şirketin 2014 yılı Şubat ayından dava tarihindeki dönem için davacı şirkete ödemesi gereken toplam lisans ücretinin 14.138,85 TL olduğunun bildirildiği, bu miktar üzerinden «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline, markanın değeri satış yapılan ayakkabılar üzerinde ayrıca davalının da tescili markasının bulunması göz önüne alındığında 5.000,00 TL tazminatın «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle davalının davacı adına tescilli marka hakkına tecavüzün tespitine ve önlenmesine, davalıya ait www.efeayakkabı.com.tr adresinde davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünlerin kaldırılmasına, 14.138,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden 13.138,35 TL'sinin «ıslah» tarihi olan 27.04.2017 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kararın «masrafı» davalıdan karşılanmak üzere yurt çapında yayınlanan gazetelerden birinde «ilanına» karar verilmiştir.
… rchive.org internet sitesi üzerinden inceleme yapılarak tecavüz süresinin hesaplanmasının da hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın 14.08.2014 tarihinde arama ve el «koyma» işlemi yaptırdığını, 18.05.2015 tarihinde internet üzerinde «delil tespiti» yaptırdığını, bu tarihler öncesinde ve dava tarihine kadar markaya tecavüz iddiasını kanıtlayacak delil bulunmadığını, internet sitesinde "google Hizmet Şartları" altında yer alan açıklamalarda, bu sitedeki içeriklerin güvenilirliğinin google tarafından «taahhüt» edilmediğinin beyan edildiğini.
… işik İş sayılı dosyasında yapılan tespitte davalı tarafça ürünler üzerinde kullanılan yan şerit markasının, müvekkilinin tanınmış markası olan yan şerit markası ile «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılma ihtimalinin oluştuğunun tespit edildiğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine, piyasadan toplatılmasına, internet sitesinden kaldırılmasına, gümrük alanlarından toplatılmasına, fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» olarak 15.000,00 TL talep edilmiştir.
… ından, davalının 25.09.2014 tarihli şekil marka başvurusunun, davacı tarafın itirazı üzerine, davacı markaları ile benzer sınıfta tescil başvurusunda bulunulması ve «iltibas» ihtimali nedeniyle 10.07.2015 tarihinde reddine karar verildiği, dava tarihinde yürürlükte olan mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 9 uncu maddesinin «son» fıkrasına göre davalı markasının dava tarihinden önce ya da yargılama sırasında geçerli bir şekilde tescil edilmesi halinde davalı geçerli bir korumadan faydalanacaksa da davalı markası dava tarihinde tescilli olmadığından ve yargılama sırasında tescil başvurusu reddedildiğinden, davalının marka tescil korumasından faydalanmasının mümkün olmadığı, aksi yöndeki davalı «istinaf sebebinin» haklı görülmediği, dava dilekçesinde davacı vekilinin tescilli markalarından bahsedilmişse de, esasen davalı internet sitesindeki ayakkabı ürünlerindeki şekil markasının müvekkilinin 2007/27603 başvuru numaralı marka ile benzer olduğu, bu şekilde kullanımın davacının tanınmış olan tescilli markalarının serisi gibi algılanacağını ileri sürdüğü anlaşılmakla, bu sebeple davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yönündeki istinaf sebebinin yerinde görülmediği, davacının tecavüze konu yan şerit şekil markasının 2007 yılından beri tescilli olduğu, davalının ayakkabı sektöründe faaliyet gösterdiği ve davacı markasını bilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, mahkemece alınan ek raporda, davalının internet sitesi arşiv kayıtlarında yapılan incelemede Şubat 2014 tarihinden itibaren davaya konu yan şerit şekil markası «taşıyan» ayakkabıların satışa sunulduğunun tespit edildiği, ihlal fiilinin bu tarihten başlatılarak lisans bedeli hesaplanmasının yerinde olduğu, davacı tarafça dosyaya ems …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4654 E. 2014/10869 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz kararda… karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil” markasını tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/24872 kod numarasını alan başvurunun, «ilanı» üzerine müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1924 yılında Almanya’da kurulduğunu ve 87 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de ve dünyada spor ayakkabıları, spor ürünleri, parfümeri ve moda aksesuarları alanında iştigal eden tanınmış bir şirket olduğunu, "PUMA" markasının tanınmış marka siciline tescilli olduğunu, yan şerit ve zıplayan kedi markalarının ise tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davaya konu markanın, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun)6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında müvekkilinin tescilli ve tanınmış markalarına ayniyet derecesinde benzer olup aynı mallarda tescil edilmek istendiğini ve «iltibas» yarattığını, davalı markasının müvekkiline ait ve tanınmış hale gelmiş “yan şerit” şekil markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının bu tes …
Benzer bu kararda… rketin davacıya ait markayı kullanmaması gerektiği, davalıya ait ürünlerde davacıya ait marka ibarelerinin küçük değişiklikler yapılarak kullanıldığı, bu kullanımın «marka hakkına tecavüz» olduğu gerekçesiyle davacıya ait TPE nezdinde 98845, 88 104349, 94 010825, 157102, 10825, 2000 11226, 2007 27603, 2007 39883 sayı ile tescilli markalarının davalının ticaretini yaptığı ayakkabılar üzerinde izinsiz olarak kullanımının markalara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve vaki tecavüzlerin önlenmesine, 10.000 TL «maddi tazminat» ve takdiren 500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüzde kullanılan araçlara el konulmasına, davaya konu ayakkabı görsellerinin “www.ayakkabicim.net” alan adlı internet sitesinden kaldırılmasına, hüküm özetinin karar kesinleştiğinde «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · maddi tazminat
Benzer bu kararda… rketin davacıya ait markayı kullanmaması gerektiği, davalıya ait ürünlerde davacıya ait marka ibarelerinin küçük değişiklikler yapılarak kullanıldığı, bu kullanımın «marka hakkına tecavüz» olduğu gerekçesiyle davacıya ait TPE nezdinde 98845, 88 104349, 94 010825, 157102, 10825, 2000 11226, 2007 27603, 2007 39883 sayı ile tescilli markalarının davalının ticaretini yaptığı ayakkabılar üzerinde izinsiz olarak kullanımının markalara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve vaki tecavüzlerin önlenmesine, 10.000 TL «maddi tazminat» ve takdiren 500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüzde kullanılan araçlara el konulmasına, davaya konu ayakkabı görsellerinin “www.ayakkabicim.net” alan adlı internet sitesinden kaldırılmasına, hüküm özetinin karar kesinleştiğinde «ilanına» karar verilmiştir.
2- Dava «marka hakkına tecavüzden» kaynaklanan tespit, men ve tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükmedilen «maddi tazminatın» hangi usule göre belirlenip takdir edildiği yönünde bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda mahkemece, öncelikle davacıdan hangi usule göre tazminat talep ettiği yönünde beyanı alınarak buna göre bir araştırma yapılması ve oluşacak sonuca göre bir «maddi tazminat» tayini gerekirken hangi usule göre verildiği anlaşılamayan maddi tazminat bedeline hükmedilmesi doğru olmamış bu nedenle hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4778 E. , 2024/1324 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/751 Esas, 2022/179 Karar
DAVALILAR 1.... vekili Avukat ...
2.Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/357 E., 2020/114 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2001/27071,104349; 2000/11226; 2007/39883; 2012,107226;2007/ 27603;1994/010825; 2011/27072; 2004/43483; 2015/55030 sayılı tanınmış hale gelmiş “yan şerit” şekil markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil” markasını tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/24872 kod numarasını alan başvurunun, ilanı üzerine müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1924 yılında Almanya’da kurulduğunu ve 87 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de ve dünyada spor ayakkabıları, spor ürünleri, parfümeri ve moda aksesuarları alanında iştigal eden tanınmış bir şirket olduğunu, "PUMA" markasının tanınmış marka siciline tescilli olduğunu, yan şerit ve zıplayan kedi markalarının ise tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davaya konu markanın, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun)6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında müvekkilinin tescilli ve tanınmış markalarına ayniyet derecesinde benzer olup aynı mallarda tescil edilmek istendiğini ve iltibas yarattığını, davalı markasının müvekkiline ait ve tanınmış hale gelmiş “yan şerit” şekil markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının bu tescilinin, haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2019/M-4999 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2018/24872 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markasının da tanınmış marka statüsünde olduğunu, YİDK kararının yerinde olduğunu, müvekkilinin ürünlerinin ‘’LESCON’’ tanınmış markasıyla birlikte kullanılması yanında markalar arasında bir benzerliğin de bulunmadığını, tasarımların farklı olduğunu, davacının davasının kötü niyetli olduğunu, tüketicilerin PUMA ürünü ile LESCON ürünü arasında idari veya ekonomik bir bağlantı olduğunu düşündürecek bir durumun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru kapsamındaki 18 ve 25. sınıftaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı oldukları, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle “şekil” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların “yan şerit” şekil markalarından oluştuğu, taraf markalarının görsel olarak benzemedikleri, davacı markalarının "koşu parkuru" vb. bir görselden oluşması, dava konusu markayı oluşturan şeklin "V" harfine veya "tik" işaretini veya bumerangı çağrıştırması karşısında taraf markalarının anlamsal olarak benzerliğinden söz edilemeyeceği, markaların görsel, kavramsal ve sesçil olarak birbirlerine benzememesi karşısında markaların 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında benzer olmadığı, davalının müktesep hak iddiasına dayanak gösterdiği 2013/ 90398 tescil numaralı markanın tescilinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmamış olması sebebiyle başvuru açısından müktesep hak doğurmayacağı, bu kapsamda davalının müktesep hak iddiası kapsamında 5 yıllık süre şartı sağlayan tek markanın 2013/90404 tescil numaralı markası olduğu, davacının 2013/90404 tescil numaralı markasının iki şekilden oluşan bir bütün olduğu, bu kompozisyonun davalının diğer markalarında da aynen korunduğu, davalının davaya konu başvurusunun ise sadece bu kompozsiyonun bir parçasından oluştuğu şu halde kompozsiyonun bozulduğu ve esaslı unsurun korunmadığı dolayısıyla müktesep haktan yararlanılamayacağı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu markanın bir şekil markası olduğunu ve müvekkilinin tanınmış markalarına benzediğini, başvuru konusu markanın ters çevrilmiş halinin müvekkilinin markasına benzediğini, kullanım halinde müvekkilinin markası ile ayniyet teşkil edeceğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının tescilinin haksız ve kötüniyetli bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının dava konusu edilen başvurusunun şekilden oluştuğu, davacının itirazına dayanak markalarının da şekil markaları olduğu, tarafların özgün şekil markaları arasında görsel olarak benzerlik olmadığı gibi kavramsal ve sesçil olarak da benzerlik bulunmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında benzerlik olmadığı, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi olmadığından tanınmışlığın duruma bir etkisinin de olmayacağı ayrıca davalı şirketin kötü niyetli de olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Dava, davalı şirketin "şekil" markası için yapmış olduğu tescil başvurusuna, davacının adına tescilli markaları mesnet göstererek yaptığı itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali ile davalı şirket markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup; İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin başvuru markasıyla davacının itirazına mesnet markalarının kapsamı 18 ile 25. sınıfta aynı emtialara ilişkin ise de marka işaretlerinin benzer olmadığı, taraf markalarının anlamsal benzerliğinden bahsedilemeyeceği ve bu doğrultuda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi ise davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Ancak, taraf işaret markalarının benzer olmadığı, iltibas ihtimali bulunmadığı kabul edilmiş ise de, taraf markalarının ortalama tüketiciler nezdinde bıraktıkları genel izlenim de dikkate alındığında, işaretler arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirme ihtimalini de içerecek derecede benzerlik bulunmakta olup, Dairemizin 02.03.2023 tarih, 2021/6302 E. ve 2023/1254 K.;
05. 03.2020 tarih ve 2019/4402 E.,2020/2435 K. sayılı ilamları da bu yöndedir.
Şu halde Mahkemece, taraf markalarının kapsamlarındaki malların da aynı/benzer olduğu gözetilip markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesi bulunduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030840900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz