Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/15033 E. 2011/9297 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takipsizlik kararı↗ işlemden kaldırma↗ sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ garantörlük↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ yetki↗ terkin↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hem TTK’da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine, hem de tescilli marka sahibi olması nedeniyle 556 sayılı KHK hükümlerine dayandığı, ticaret unvanları arasında iltibas varsa önce tescil yaptıran tüzel kişinin haksız rekabetin meni davası açabileceği, tarafların unvanlarındaki esas unsurun “AKSA” ibaresi olduğu, diğer eklerin işletmenin mevzu ve şirketin cinsine yönelik olduğu, öncelik hakkına sahip olan davacının davalının unvanının terkinini isteyebileceği, davacı ...’in gerek yurt içinde gerekse yurt dışında faaliyet gösterdiği, bu faaliyetlerini promosyonla desteklediği, bu faaliyetler sonucunda “AKSA GRUP” markasının ilgili sektörde güvenilirlik kazandığı ve belirli bir marka itibarına sahip olduğu, tanınmış markanın en önemli unsurlarından biri olan garanti fonksiyonunu gerçekleştirdiği, bu durumda tanınmış marka olduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğu kabul edildiğinden bu marka kapsamında kalan emtia sınıfı ile davalının ürettiği mal ve hizmetlerin aynı sınıfta olup olmadığının değerlendirilmesine gerek olmadığı, davalının söz konusu ibareyi kullanarak marka sahibi Kazancı Holding A.Ş. yönünden manevi zarara sebebiyet verdiği, diğer davacıların da bu davacının bünyesindeki işletmeler olması nedeniyle onlar lehine manevi tazminat istenemeyeceği, karşı davanın ise takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, davacılardan Kazancı Holding A.Ş.’nin sahibi bulunduğu “AKSA GRUP” markasının tanınmış marka olduğunun tespitine, davalının unvanındaki “AKSA” ibaresinin sicilden terkinine, “Aksa Endüstri” ibaresinin işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesine, Kazancı Holding A.Ş. lehine 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, diğer davacılar yönünden manevi tazminat taleplerinin reddine, karşı davanın HUMK 409. maddesine göre işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava, davacı markasının tanınmış olunduğunun tespiti, ticaret unvanının sicilden terkini, haksız rekabetin önlenmesi ve manevi tazminat, karşı dava ise marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde sekiz farklı şirket davacı olarak yer almış olup, bu şirketlerden Aksa Doğal Gaz Toptan Satış A.Ş. ve Aksa Doğal Gaz Dağıtım A.Ş.'nin, davalı şirketten sonra tescil edilmiş olmalarına göre "AKSA" ibaresi üzerinde ne şekilde öncelik hakkına sahip oldukları karar yerinde tartışılmadan, davacı şirketler bir bütün olarak değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, yukarıdaki bentte isimleri belirtilen şirketler dışında kalan davacı şirketlerin "AKSA" ibaresi üzerinde öncelik hakları bulunduğu, davalının "AKSA" ibaresini ticaret unvanında tescilli olarak kullandığı, söz konusu unvanlar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Nitekim bu hususlar mahkemenin de kabulündedir. Ancak, davalının işletme adı olarak "Aksa Endüstri" ibaresini kullanıp kullanmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, mahkemece davalının "Aksa Endüstri" ibaresini işletme adı olarak kullanıp kullanmadığının, şayet kullanmakta ise bu kullanımın tescile dayalı olup olmadığının araştırılması, tescile dayalı işletme adı ve unvan kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız
rekabet oluşturmayacağının gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğu olmamıştır.
4-Davacılar vekili, müvekkillerinin tescilli "AKSA" ibareli markalarının tanınmış olduğunun tespitine de karar verilmesini talep etmiştir. Oysa, doğrudan doğruya dava açmak suretiyle markanın tanınmışlığının tespitinin sağlanması mümkün değildir. Bir markanın tanınmışlığının tesciline ilişkin yetki TPE’ne aittir. Bunun için de usulüne uygun şekilde anılan kuruma başvurulması ve gerekli prosedürün tamamlanması gerekmektedir. Bu durum karşısında, davacı tarafın markasının tanınmışlığının tespitine karar verilmesi isteminin açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tanınmışlğa karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
5-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8461 E. 2013/14621 K.
Ortak:ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda2-Asıl dava, davacı markasının tanınmış olunduğunun tespiti, «ticaret unvanının» «sicilden terkini», «haksız rekabetin» önlenmesi ve manevi tazminat, karşı dava ise marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Bu itibarla, mahkemece davalının "Aksa Endüstri" ibaresini işletme adı olarak kullanıp kullanmadığının, şayet kullanmakta ise bu kullanımın tescile dayalı olup olmadığının araştırılması, tescile dayalı işletme adı ve unvan kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmayacağının gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğu olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hem TTK’da düzenlenen «haksız rekabet» hükümlerine, hem de tescilli marka sahibi olması nedeniyle 556 sayılı KHK hükümlerine dayandığı, ticaret unvanları arasında «iltibas» varsa önce tescil yaptıran tüzel kişinin haksız rekabetin meni davası açabileceği, tarafların unvanlarındaki esas unsurun “AKSA” ibaresi olduğu, diğer eklerin işletmenin mevzu ve şirketin cinsine yönelik olduğu, öncelik hakkına sahip olan davacının davalının unvanının terkinini isteyebileceği, davacı ...’in gerek yurt içinde gerekse yurt dışında faaliyet gösterdiği, bu faaliyetlerini promosyonla desteklediği, bu faaliyetler sonucunda “AKSA GRUP” markasının ilgili sektörde güvenilirlik kazandığı ve belirli bir marka itibarına sahip olduğu, tanınmış markanın en önemli unsurlarından biri olan «garanti» fonksiyonunu gerçekleştirdiği, bu durumda tanınmış marka olduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğu kabul edildiğinden bu marka kapsamında kalan emtia sınıfı ile davalının ürettiği mal ve hizmetlerin aynı sınıfta olup olmadığının değerlendirilmesine gerek olmadığı, davalının söz konusu ibareyi kullanarak marka sahibi Kazancı Holding A.Ş. yönünden manevi zarara sebebiyet verdiği, diğer davacıların da bu davacının bünyesindeki işletmeler olması nedeniyle onlar lehine manevi tazminat istenemeyeceği, karşı davanın ise «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, davacılardan Kazancı Holding A.Ş.’nin sahibi bulunduğu “AKSA GRUP” markasının tanınmış marka olduğunun tespitine, davalının unvanındaki “AKSA” ibaresinin sicilden terkinine, “Aksa Endüstri” ibaresinin işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesine, Kazancı Holding A.Ş. lehine 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, diğer davacılar yönünden manevi tazminat taleplerinin reddine, karşı davanın HUMK 409. maddesine göre «işlemden kaldırılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı şirketlerin davalının ticaret unvanından en azından 1998 yılından itibaren haberdar oldukları, yaklaşık 7 yıl dava açmadıkları, böylece «ticaret unvanının terkini» talepleri yönünden sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» söz konusu olduğu, tanınmışlığın tespiti için ise öncelikle TPE'ye başvuru ve verilecek karara karşı gerekirse dava yoluna başvurulabileceği, AKSA markalarının davacılar tarafından tanınmış hale getirildiğinin tespiti talebinin bu nedenle yerinde olmadığı, davalının “www.aksamotor.com” ibareli internet alan adını 08.04.2003 tarihinde tescil ettirdiği, iş yerinde AKSA MOTOR ibaresini tek başına ve şirket binasına çok uzaktan görülebilecek şekilde yazdırmak suretiyle ticaret unvanı niteliğinde olmayan ve markasal kullanım boyutuna varan şekilde kullandığı, davalının bu eylemlerinin «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda TTK'nın 56-57. maddeleri anlamında «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespit ve önlenmesine, marka hakkı sahibi olan dav …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · kâr kaybı
Benzer bu karardaMahkemece, davacı şirketlerin davalının ticaret unvanından en azından 1998 yılından itibaren haberdar oldukları, yaklaşık 7 yıl dava açmadıkları, böylece «ticaret unvanının terkini» talepleri yönünden sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» söz konusu olduğu, tanınmışlığın tespiti için ise öncelikle TPE'ye başvuru ve verilecek karara karşı gerekirse dava yoluna başvurulabileceği, AKSA markalarının davacılar tarafından tanınmış hale getirildiğinin tespiti talebinin bu nedenle yerinde olmadığı, davalının “www.aksamotor.com” ibareli internet alan adını 08.04.2003 tarihinde tescil ettirdiği, iş yerinde AKSA MOTOR ibaresini tek başına ve şirket binasına çok uzaktan görülebilecek şekilde yazdırmak suretiyle ticaret unvanı niteliğinde olmayan ve markasal kullanım boyutuna varan şekilde kullandığı, davalının bu eylemlerinin «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda TTK'nın 56-57. maddeleri anlamında «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespit ve önlenmesine, marka hakkı sahibi olan dav …
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2440 E. 2023/5852 K.
Ortak:garantörlük
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hem TTK’da düzenlenen «haksız rekabet» hükümlerine, hem de tescilli marka sahibi olması nedeniyle 556 sayılı KHK hükümlerine dayandığı, ticaret unvanları arasında «iltibas» varsa önce tescil yaptıran tüzel kişinin haksız rekabetin meni davası açabileceği, tarafların unvanlarındaki esas unsurun “AKSA” ibaresi olduğu, diğer eklerin işletmenin mevzu ve şirketin cinsine yönelik olduğu, öncelik hakkına sahip olan davacının davalının unvanının terkinini isteyebileceği, davacı ...’in gerek yurt içinde gerekse yurt dışında faaliyet gösterdiği, bu faaliyetlerini promosyonla desteklediği, bu faaliyetler sonucunda “AKSA GRUP” markasının ilgili sektörde güvenilirlik kazandığı ve belirli bir marka itibarına sahip olduğu, tanınmış markanın en önemli unsurlarından biri olan «garanti» fonksiyonunu gerçekleştirdiği, bu durumda tanınmış marka olduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğu kabul edildiğinden bu marka kapsamında kalan emtia sınıfı ile davalının ürettiği mal ve hizmetlerin aynı sınıfta olup olmadığının değerlendirilmesine gerek olmadığı, davalının söz konusu ibareyi kullanarak marka sahibi Kazancı Holding A.Ş. yönünden manevi zarara sebebiyet verdiği, diğer davacıların da bu davacının bünyesindeki işletmeler olması nedeniyle onlar lehine manevi tazminat istenemeyeceği, karşı davanın ise «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, davacılardan Kazancı Holding A.Ş.’nin sahibi bulunduğu “AKSA GRUP” markasının tanınmış marka olduğunun tespitine, davalının unvanındaki “AKSA” ibaresinin sicilden terkinine, “Aksa Endüstri” ibaresinin işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesine, Kazancı Holding A.Ş. lehine 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, diğer davacılar yönünden manevi tazminat taleplerinin reddine, karşı davanın HUMK 409. maddesine göre «işlemden kaldırılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, «teminat» mektuplarının bir bütün olarak «kefalet» veya «garanti sözleşmesi» olarak nitelendirilmesi uygun olmasa da bankacılık uygulamasında teminat mektuplarının genellikle garanti sözleşmesi niteliğinde yapılması nedeni ile doktrinin ağırlıklı görüşü doğrultusunda teminat mektuplarının garanti sözleşmesi mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiğinden «teminat mektubu» ile «üçüncü kişi» konumundaki bankanın asli ve bağımsız bir borç altına girdiğini, riskin gerçekleşmemiş olması halinde de teminat mektuplarındaki bedellerin her şekilde hazineye hak ve alacak olarak geçmesi gerektiğini, ayrıca davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, dava konusu bedel üzerinden 13.718,00 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kara …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «teminat» mektuplarının Kapatılan Şanlıurfa Uzmanlar Tıp-Sağlık Hizmetleri A.Ş. adına «gayrinakdi kredi» hesabından Türkiye Halk Bankası A.Ş. tarafından düzenlenerek Aksa Dogalgaz Dağıtım A.Ş. ile Kapatılan Şanlıurfa Uzmanlar Tıp-Sağlık Hizmetleri A.Ş. arasında imzalanan Konut Dışı Doğal Gaz Kullanım Sözleşmesi nedeniyle oluşabilecek borca ilişkin hususların «garantörlüğü» için verildiği, bir başka deyişle, banka teminat mektupları ile asıl sözleşme kapsamında tedariki sağlanan doğalgaz nedeniyle Aksa Doğalgaz Dağıtım A.Ş. (muhatap) nezdinde oluşacak borç ve zararların teminat altına alındığı, dava dışı muhatap konumunda bulunan Aksa Doğalgaz Dağıtım A.Ş. tarafından teminat mektuplarının Kapatılan Şanlıurfa Uzmanlar Tıp-Sağlık Hizmetleri A.Ş. yerine «lehdar» pozisyonunda bulunan davacıya iade edildiğinden teminat mektuplarının teminat fonksiyonunun kalmadığı, dolayısıyla teminat mektuplarının niteliği ve fonksiyonu itibariyle «lehtar» olan davacının «teminat mektubunun» nakde dönüştürülmesini isteme hakkının bulunmadığı, bu hakkın sadece şartların oluşması durumunda, başka bir ifade ile teminat mektubu ile garanti edilen edimlerin yerine getirilmemesi halinde muhataba ait olduğu, davacının «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği yönündeki «istinaf sebebi» de davanın paraya çevrilmesi talebini içermekte olması nedeniyle «eda davası» olarak açılmış bulunduğundan yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:gayrinakdi kredi · garanti sözleşmesi · istinaf sebebi · eda davası · lehdar · teminat mektubu · lehtar · maktu vekalet ücreti
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «teminat» mektuplarının Kapatılan Şanlıurfa Uzmanlar Tıp-Sağlık Hizmetleri A.Ş. adına «gayrinakdi kredi» hesabından Türkiye Halk Bankası A.Ş. tarafından düzenlenerek Aksa Dogalgaz Dağıtım A.Ş. ile Kapatılan Şanlıurfa Uzmanlar Tıp-Sağlık Hizmetleri A.Ş. arasında imzalanan Konut Dışı Doğal Gaz Kullanım Sözleşmesi nedeniyle oluşabilecek borca ilişkin hususların «garantörlüğü» için verildiği, bir başka deyişle, banka teminat mektupları ile asıl sözleşme kapsamında tedariki sağlanan doğalgaz nedeniyle Aksa Doğalgaz Dağıtım A.Ş. (muhatap) nezdinde oluşacak borç ve zararların teminat altına alındığı, dava dışı muhatap konumunda bulunan Aksa Doğalgaz Dağıtım A.Ş. tarafından teminat mektuplarının Kapatılan Şanlıurfa Uzmanlar Tıp-Sağlık Hizmetleri A.Ş. yerine «lehdar» pozisyonunda bulunan davacıya iade edildiğinden teminat mektuplarının teminat fonksiyonunun kalmadığı, dolayısıyla teminat mektuplarının niteliği ve fonksiyonu itibariyle «lehtar» olan davacının «teminat mektubunun» nakde dönüştürülmesini isteme hakkının bulunmadığı, bu hakkın sadece şartların oluşması durumunda, başka bir ifade ile teminat mektubu ile garanti edilen edimlerin yerine getirilmemesi halinde muhataba ait olduğu, davacının «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği yönündeki «istinaf sebebi» de davanın paraya çevrilmesi talebini içermekte olması nedeniyle «eda davası» olarak açılmış bulunduğundan yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, «teminat» mektuplarının bir bütün olarak «kefalet» veya «garanti sözleşmesi» olarak nitelendirilmesi uygun olmasa da bankacılık uygulamasında teminat mektuplarının genellikle garanti sözleşmesi niteliğinde yapılması nedeni ile doktrinin ağırlıklı görüşü doğrultusunda teminat mektuplarının garanti sözleşmesi mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiğinden «teminat mektubu» ile «üçüncü kişi» konumundaki bankanın asli ve bağımsız bir borç altına girdiğini, riskin gerçekleşmemiş olması halinde de teminat mektuplarındaki bedellerin her şekilde hazineye hak ve alacak olarak geçmesi gerektiğini, ayrıca davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, dava konusu bedel üzerinden 13.718,00 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kara …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3888 E. 2014/10606 K.
Ortak:ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin
İncelediğiniz kararda2-Asıl dava, davacı markasının tanınmış olunduğunun tespiti, «ticaret unvanının» «sicilden terkini», «haksız rekabetin» önlenmesi ve manevi tazminat, karşı dava ise marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Bu itibarla, mahkemece davalının "Aksa Endüstri" ibaresini işletme adı olarak kullanıp kullanmadığının, şayet kullanmakta ise bu kullanımın tescile dayalı olup olmadığının araştırılması, tescile dayalı işletme adı ve unvan kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmayacağının gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğu olmamıştır.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, davacı şirketlerin davalının ticaret unvanından en azından 1998 yılından itibaren haberdar oldukları, yaklaşık 7 yıl dava açmadıkları, böylece «ticaret unvanının terkini» talepleri yönünden sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» söz konusu olduğu, tanınmışlığın tespiti için ise öncelikle TPE'ye başvuru ve verilecek karara karşı gerekirse dava yoluna başvurulabileceği, AKSA markalarının dav …
MOTOR ibaresini işletme adı olarak kullanması yönünden de sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» söz konusu olduğu, davalının “www.a...com” ibareli internet alan adını davacıya ait markayı ticari etki yaratacak şekilde kullanması eyleminin bozma kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, «marka hakkına tecavüz» oluşturması nedeniyle davalının www.a...com internet adresinin, alan adının kullanmasının önlenmesine ve men' ine, marka hakkı sahibi olan davacılar A..
Sanayi A.Ş.' nin manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile bu davacılardan her biri için 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalının ticaret unvanındaki A.. ibaresinin «ticaret sicilinden terkini», davalının "A..MOTOR" ibaresini işletme adı olarak kullanmasının önlenmesi, "A.." ibaresinin tanınmış marka olduğu taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · ticaret sicilinden terkin · bozma sonrası karar · vekalet ücreti takdiri · kâr kaybı · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Ancak, "A.." ibaresinin işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesi yönündeki talep «bozma sonrası» reddedilmiş olup, reddedilen bu talep için her bir davacı aleyhine ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, davalı lehine tek «vekalet ücreti takdiri» doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… dosya kapsamına göre, davacı şirketlerin davalının ticaret unvanından en azından 1998 yılından itibaren haberdar oldukları, yaklaşık 7 yıl dava açmadıkları, böylece «ticaret unvanının terkini» talepleri yönünden sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» söz konusu olduğu, tanınmışlığın tespiti için ise öncelikle TPE'ye başvuru ve verilecek karara karşı gerekirse dava yoluna başvurulabileceği, AKSA markalarının dav …
MOTOR ibaresini işletme adı olarak kullanması yönünden de sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» söz konusu olduğu, davalının “www.a...com” ibareli internet alan adını davacıya ait markayı ticari etki yaratacak şekilde kullanması eyleminin bozma kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, «marka hakkına tecavüz» oluşturması nedeniyle davalının www.a...com internet adresinin, alan adının kullanmasının önlenmesine ve men' ine, marka hakkı sahibi olan davacılar A..
Sanayi A.Ş.' nin manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile bu davacılardan her biri için 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalının ticaret unvanındaki A.. ibaresinin «ticaret sicilinden terkini», davalının "A..MOTOR" ibaresini işletme adı olarak kullanmasının önlenmesi, "A.." ibaresinin tanınmış marka olduğu taleplerinin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10931 E. 2011/4165 K.
Ortak:ticaret unvanı · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hem TTK’da düzenlenen «haksız rekabet» hükümlerine, hem de tescilli marka sahibi olması nedeniyle 556 sayılı KHK hükümlerine dayandığı, ticaret unvanları arasında «iltibas» varsa önce tescil yaptıran tüzel kişinin haksız rekabetin meni davası açabileceği, tarafların unvanlarındaki esas unsurun “AKSA” ibaresi olduğu, diğer eklerin işletmenin mevzu ve şirketin cinsine yönelik olduğu, öncelik hakkına sahip olan davacının davalının unvanının terkinini isteyebileceği, davacı ...’in gerek yurt içinde gerekse yurt dışında faaliyet gösterdiği, bu faaliyetlerini promosyonla desteklediği, bu faaliyetler sonucunda “AKSA GRUP” markasının ilgili sektörde güvenilirlik kazandığı ve belirli bir marka itibarına sahip olduğu, tanınmış markanın en önemli unsurlarından biri olan «garanti» fonksiyonunu gerçekleştirdiği, bu durumda tanınmış marka olduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğu kabul edildiğinden bu marka kapsamında kalan emtia sınıfı ile davalının ürettiği mal ve hizmetlerin aynı sınıfta olup olmadığının değerlendirilmesine gerek olmadığı, davalının söz konusu ibareyi kullanarak marka sahibi Kazancı Holding A.Ş. yönünden manevi zarara sebebiyet verdiği, diğer davacıların da bu davacının bünyesindeki işletmeler olması nedeniyle onlar lehine manevi tazminat istenemeyeceği, karşı davanın ise «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, davacılardan Kazancı Holding A.Ş.’nin sahibi bulunduğu “AKSA GRUP” markasının tanınmış marka olduğunun tespitine, davalının unvanındaki “AKSA” ibaresinin sicilden terkinine, “Aksa Endüstri” ibaresinin işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesine, Kazancı Holding A.Ş. lehine 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, diğer davacılar yönünden manevi tazminat taleplerinin reddine, karşı davanın HUMK 409. maddesine göre «işlemden kaldırılmasına» karar verilmiştir.
2-Asıl dava, davacı markasının tanınmış olunduğunun tespiti, «ticaret unvanının» «sicilden terkini», «haksız rekabetin» önlenmesi ve manevi tazminat, karşı dava ise marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
3-Ayrıca, yukarıdaki bentte isimleri belirtilen şirketler dışında kalan davacı şirketlerin "AKSA" ibaresi üzerinde öncelik hakları bulunduğu, davalının "AKSA" ibaresini ticaret unvanında tescilli olarak kullandığı, söz konusu unvanlar arasında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların markaları ve ticaret unvanları arasında «iltibas» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının “İpekersoli” markasının 24. sınıf emtialar için hükümsüzlüğüne (terkinine), hükmün «ilanına» karar verilmiştir Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, “İpekersoli” markasının hükümsüzlüğü, davalının bu ibareyi «ticaret unvan» olarak tescil ettirmesinin hukuka aykırılığının tespiti ve ticaret unvanından terkinine ilişkindir.
Mahkemece, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de bu ibarenin «ticaret unvanı» olarak tescilinin hukuka aykırılığının tespiti ve ticaret unvanından terkinine ilişkin olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların markaları ve ticaret unvanları arasında «iltibas» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının “İpekersoli” markasının 24. sınıf emtialar için hükümsüzlüğüne (terkinine), hükmün «ilanına» karar verilmiştir Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de bu ibarenin «ticaret unvanı» olarak tescilinin hukuka aykırılığının tespiti ve ticaret unvanından terkinine ilişkin olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/15033 E. , 2011/9297 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2009 tarih ve 2005/244-2009/30 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerden Kazancı Holding A.Ş., Aksa Jeneratör A.Ş. ve Aksa Makine San. A.Ş.’nin “AKSA” markasının sahipleri olduklarını, bu şirketlerin söz konusu ibarenin kullanım hakkını, sözleşme ile holding iştirakçileri olan diğer davacı şirketlere de tanıdıklarını, davalının müvekkiline ait markayı haksız olarak kullandığını, davalının bu eyleminin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının müvekkili şirketler ile yakın alanlarda faaliyet gösterdiğini, ayrıca “AKSA” markasının müvekkilleri tarafından tanınmış marka haline getirildiğini ileri sürerek, “AKSA” ibaresinin müvekkillerinin tanınmış markası olduğunun tespitine, davalının unvanındaki “AKSA” ibaresinin sicilden terkinine, “AKSA ENDÜSTRİ” ibaresinin işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesine, haksız kullanımın refine ve menine, Kazancı Holding A.Ş.
ve AKSA Jeneratör San. A.Ş. için ayrı ayrı 10.000 TL, diğer müvekkili şirketler için ayrı ayrı 5.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, tarafların ticari faaliyetlerinin ve emtialarının aynı sektöre ilişkin olmadıklarını, bu nedenle iltibas ya da haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, davacının markasını tanınmış hale getirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, “AKSA” ibaresi altında farklı sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda firma olduğunu, davaya konu uyuşmazlığa 556 sayılı KHK’nun 12. maddesinin uygulanmasının gerektiğini, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında ise Kazancı Holding adına tescilli 197821 numaralı markanın kullanılmadığı 6. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hem TTK’da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine, hem de tescilli marka sahibi olması nedeniyle 556 sayılı KHK hükümlerine dayandığı, ticaret unvanları arasında iltibas varsa önce tescil yaptıran tüzel kişinin haksız rekabetin meni davası açabileceği, tarafların unvanlarındaki esas unsurun “AKSA” ibaresi olduğu, diğer eklerin işletmenin mevzu ve şirketin cinsine yönelik olduğu, öncelik hakkına sahip olan davacının davalının unvanının terkinini isteyebileceği, davacı ...’in gerek yurt içinde gerekse yurt dışında faaliyet gösterdiği, bu faaliyetlerini promosyonla desteklediği, bu faaliyetler sonucunda “AKSA GRUP” markasının ilgili sektörde güvenilirlik kazandığı ve belirli bir marka itibarına sahip olduğu, tanınmış markanın en önemli unsurlarından biri olan garanti fonksiyonunu gerçekleştirdiği, bu durumda tanınmış marka olduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğu kabul edildiğinden bu marka kapsamında kalan emtia sınıfı ile davalının ürettiği mal ve hizmetlerin aynı sınıfta olup olmadığının değerlendirilmesine gerek olmadığı, davalının söz konusu ibareyi kullanarak marka sahibi Kazancı Holding A.Ş.
yönünden manevi zarara sebebiyet verdiği, diğer davacıların da bu davacının bünyesindeki işletmeler olması nedeniyle onlar lehine manevi tazminat istenemeyeceği, karşı davanın ise takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, davacılardan Kazancı Holding A.Ş.’nin sahibi bulunduğu “AKSA GRUP” markasının tanınmış marka olduğunun tespitine, davalının unvanındaki “AKSA” ibaresinin sicilden terkinine, “Aksa Endüstri” ibaresinin işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesine, Kazancı Holding A.Ş. lehine 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, diğer davacılar yönünden manevi tazminat taleplerinin reddine, karşı davanın HUMK 409. maddesine göre işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava, davacı markasının tanınmış olunduğunun tespiti, ticaret unvanının sicilden terkini, haksız rekabetin önlenmesi ve manevi tazminat, karşı dava ise marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde sekiz farklı şirket davacı olarak yer almış olup, bu şirketlerden Aksa Doğal Gaz Toptan Satış A.Ş. ve Aksa Doğal Gaz Dağıtım A.Ş.'nin, davalı şirketten sonra tescil edilmiş olmalarına göre "AKSA" ibaresi üzerinde ne şekilde öncelik hakkına sahip oldukları karar yerinde tartışılmadan, davacı şirketler bir bütün olarak değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, yukarıdaki bentte isimleri belirtilen şirketler dışında kalan davacı şirketlerin "AKSA" ibaresi üzerinde öncelik hakları bulunduğu, davalının "AKSA" ibaresini ticaret unvanında tescilli olarak kullandığı, söz konusu unvanlar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Nitekim bu hususlar mahkemenin de kabulündedir. Ancak, davalının işletme adı olarak "Aksa Endüstri" ibaresini kullanıp kullanmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, mahkemece davalının "Aksa Endüstri" ibaresini işletme adı olarak kullanıp kullanmadığının, şayet kullanmakta ise bu kullanımın tescile dayalı olup olmadığının araştırılması, tescile dayalı işletme adı ve unvan kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız
rekabet oluşturmayacağının gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğu olmamıştır.
4-Davacılar vekili, müvekkillerinin tescilli "AKSA" ibareli markalarının tanınmış olduğunun tespitine de karar verilmesini talep etmiştir. Oysa, doğrudan doğruya dava açmak suretiyle markanın tanınmışlığının tespitinin sağlanması mümkün değildir. Bir markanın tanınmışlığının tesciline ilişkin yetki TPE’ne aittir. Bunun için de usulüne uygun şekilde anılan kuruma başvurulması ve gerekli prosedürün tamamlanması gerekmektedir. Bu durum karşısında, davacı tarafın markasının tanınmışlığının tespitine karar verilmesi isteminin açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tanınmışlğa karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
5-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2), (3) ve (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 22.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030766800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz