6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Zayi Belgesi Verilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1009 E. 2013/17765 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıymetli evrak zayii çekişmesiz yargı işi çekişmesiz yargı zayi nedeniyle iptal kıymetli evrak ticari dava niteliği zayi hamil bono sulh hukuk mahkemesi görevsizlik kararı sulh dahili dava görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · HMK — HMK 383 · TTK — TTK 1TTK 4TTK 5

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu bonoların 6762 sayılı T.T.K.’nın 688 ve 689. maddelerinde öngörülen unsurları ihtiva etmediği ve bonolarda davacının hamil olup olmadığının belli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, kararı temyiz etmiştir.

1- Dava, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali istemine ilişkindir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak "aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece" sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Söz konusu hükümden anlaşılması gereken, aksine bir düzenlemenin varlığı halinde görevli mahkemenin bu düzenlemeye göre belirleneceğidir.

Konuya bu bağlamda yaklaşıldığında kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davaların gerek 1086 sayılı kanunun yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK'nın 383/2-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu söylenmelidir. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak, bu nitelikteki davalar ve/veya HMK'da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. TTK'nın 4. ve 5. maddelerinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK'nın 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğu; bu durumda TTK'nın 5. maddesinin başlığı ile birlikte nazara alındığında, Ticaret Kanunu'nda yer alan çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olup ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerler bakımından ise asliye hukuk mahkemesinin görevli kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun 757/1. maddesinde bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasa koyucunun iradesinin söz konusu yorum yönünde tecelli ettiğinin açık bir göstergesidir.

Tüm bu nedenlerle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davaya devam edilerek karar verilmiş olması yerinde olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve biçimine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kıymetli evrak zayii 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14306 E. 2012/16645 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek İptali 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/216 E. 2013/6997 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Çek İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9847 E. 2013/7562 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Çekin iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8500 E. 2013/7729 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Kıymetli evrak zayii

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5942 E. 2015/13380 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Kıymetli evrak zayii

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13309 E. 2013/11544 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Kıymetli evrak zayii

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7234 E. 2012/9580 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Kıymetli evrak zayii

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18233 E. 2013/822 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/1009 E.  ,  2013/17765 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ

Hasımsız olarak görülen davada Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2012 tarih ve 2012/1152-2012/1450 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı; hamili olduğu 12/03/2012 tanzim tarihli, vadesi üzerinde yazılı olmayan, borçlusu ... olan 60.000 TL bedelli bono ile tanzim tarihi belli olmayan, 01/11/2012 vade tarihli, borçlusu ... olan ve her ne kadar senet üzerinde yazılı olmasa da kendisine...Yapı Kooperatifi tarafından ciro yoluyla devredilen 12.550 TL bedelli bonoyu cüzdanında taşıdığını, ancak cüzdanını 11/07/2012 tarihinde kaybettiğini ve tüm aramalarına rağmen bulamadığını, bu hususta karakola müracaat ettiğini, bonoların kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi halinde mağdur olacağını ileri sürerek söz konusu bonoların zayi nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu bonoların 6762 sayılı T.T.K.’nın 688 ve 689. maddelerinde öngörülen unsurları ihtiva etmediği ve bonolarda davacının hamil olup olmadığının belli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, kararı temyiz etmiştir.

1- Dava, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali istemine ilişkindir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak "aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece" sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Söz konusu hükümden anlaşılması gereken, aksine bir düzenlemenin varlığı halinde görevli mahkemenin bu düzenlemeye göre belirleneceğidir.

Konuya bu bağlamda yaklaşıldığında kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davaların gerek 1086 sayılı kanunun yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK'nın 383/2-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu söylenmelidir. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak, bu nitelikteki davalar ve/veya HMK'da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. TTK'nın 4. ve 5. maddelerinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK'nın 383.

maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğu; bu durumda TTK'nın 5. maddesinin başlığı ile birlikte nazara alındığında, Ticaret Kanunu'nda yer alan çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olup ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerler bakımından ise asliye hukuk mahkemesinin görevli kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun 757/1. maddesinde bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasa koyucunun iradesinin söz konusu yorum yönünde tecelli ettiğinin açık bir göstergesidir.

Tüm bu nedenlerle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davaya devam edilerek karar verilmiş olması yerinde olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve biçimine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030293500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.