Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14775 E. 2011/7343 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik↗ cari hesap↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ ticari defter↗ tebligat↗ taşıyan↗ ilan↗ kusur↗ zamanaşımı↗ temsil↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hesabının açıldığı tarihte yürürlükte olan 7129 sayılı Yasa’nın 31. maddesinin 2 fıkrasında 10 sene aranılmamış hesaplardaki paranın T.C. Merkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının zamanaşımı dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden itibaren (25.04.1979) 10 yıldan fazla süre geçmesi nedeni ile bilgi ve belge mevcut olmadığı bildirildiğinden, söz konusu hesabın muris tarafından kapatılmış olabileceği de göz önüne alındığında davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın Ceyhan Şubesi’nde 14.02.1980 tarihinde davacı adına açılan hesapta bulunan 1.000 TL’nın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili davanın zamanaşımına uğradığını savunduğu gibi, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacıya ait mevduatın bulunmadığını da savunmuştur.
Bankalar Kanunu’nun 10/3. maddesi uyarınca davacının mevduat hesabındaki parayı talep etme hakkı sınırlandırılamaz. Öte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını taşıyan hesap cüzdanı (Küçük cari hesap defteri), müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir. Banka, hesap cüzdanındaki mevduat miktarınca müşteriye karşı borçlu olup, bunu kanun ve sözleşme hükümlerine göre, geri ödemekle yükümlüdür. Somut olayda banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının mevduatına rastlanılmamış olmasında davacıya atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır. Kaldı ki bankaca davacının mevduatında bu miktar paranın bulunmadığı veya hesap cüzdanının sahteliği ileri sürülmemiştir.
Davacı adına hesabın açıldığı 14.02.1980 tarihinde yürürlükte bulunan 7129 sayılı Bankalar Kanunu'nun 31. maddesine göre, her türlü mevduat emanet ve matlubattan son talep muamele veya mudiin herhangi bir şekildeki yazılı talimat tarihinden itibaren 10 sene geçtiği halde sahipleri tarafından aranılmamış olanları, bu müddetin hitamini takip eden takvim yılı başından 6 ay içinde banka ve müesseseler tarafından sahiplerinin isim ve hürriyetleri ve malum olan adresleri ve haklarının faizleri ile birlikte baliğ olduğu miktarlar gösterilmek sureti ile tanzim edilecek bir cetvel ile Maliye Vekaleti emrine T.C. Merkez Bankası’na tevdi olunur. Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesinde “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde, yapılacak ilanı müteakiben Fona gelir kaydedilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Kurulca belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemizin uygulamaları da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.10.2004 tarih ve 2004/820 E. 2004/9907 K. sayılı ilamı, 11.01.2010 tarih ve 2008/8695 E. 2010/154K. sayılı ilamı).
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir. Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca bir işlem yapıldığı ve hesaptaki paranın davacının yasal temsilcisi tarafından çekildiği iddiası davalı tarafça kanıtlanmadan sadece TTK’nun 68/son maddesi hükümlerine dayalı savunma ile mevduatta bulunan paranın ödenmesinden kaçınılamaz. Davalının ticari defterlerle ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir. Mahkemece, anılan yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/796 E. 2017/108 K.
Ortak:sahtelik · cari hesap · ticari defter · tebligat · taşıyan · ilan · kusur · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Öte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» hesap cüzdanı (Küçük «cari hesap» «defteri»), müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir.
Merkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının «zamanaşımı» dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden i …
Benzer bu karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Somut olayda, davalı bankanın, kayıtlar üzerinde yapılan incelemede davacının mevduatına rastlanılmadığı yönündeki savunması karşısında hesap cüzdanının «sahteliğinin» ileri sürülmemiş olması sebebiyle davacıya atfı kabil bir «kusur» bulunmamaktadır.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların «bildirim yükümlülüğünün» hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · belirsiz alacak davası · zamanaşımı defi · kesinlik sınırı · kamu düzeni · alacak davası · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu haliyle dava, HMK'nın 107. maddesinde belirtilen «belirsiz alacak davası» niteliğinde olup, belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın «kesin» olduğundan söz edilemez.
1- Kesinlik sınırı «kamu düzeni» ile ilgili olup, temyiz «kesinlik sınırı» belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların «bildirim yükümlülüğünün» hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiş, mahkemece, dava değerinin temyiz «kesinlik sınırının» altında kaldığı gerekçesiyle 19/06/2015 tarihli ek kararla davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiş, davacı vekili, ek kararı süresinde temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15445 E. 2016/5536 K.
Ortak:tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Merkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının «zamanaşımı» dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden i …
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesinde “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Mahkemece, davacıların elinde bulunan 18.06.1993 tarihinde açılmış olan vadesiz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihi olan 14.01.1994 tarihinde bakiyesinin 87.765.454,00 olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda yer almadığı, her ne kadar hesap cüzdanlarındaki bilgilerin paranın bankadan çekilmediğine dair bir «karine» teşkil etse de tek başına paranın çekilmediğini ispatlayamayacağı, zira bankaların hesap cüzdanı olmasa da mudilerine ödeme yaptıkları, bunun yanında davalı Banka' …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karine · ispat külfeti · taahhütname · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların elinde bulunan 18.06.1993 tarihinde açılmış olan vadesiz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihi olan 14.01.1994 tarihinde bakiyesinin 87.765.454,00 olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda yer almadığı, her ne kadar hesap cüzdanlarındaki bilgilerin paranın bankadan çekilmediğine dair bir «karine» teşkil etse de tek başına paranın çekilmediğini ispatlayamayacağı, zira bankaların hesap cüzdanı olmasa da mudilerine ödeme yaptıkları, bunun yanında davalı Banka' …
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Halbuki davalı Banka'ya ait olan «ispat külfeti» tersine çevrilerek davacıya yükletilmiş, davalı Banka tarafından, davaya konu mevduatın hak sahibine ödendiği ispatlanamadığı gibi, yasal düzenlemeler gereğince üzerine düşen yükümlülükler yerine getirilmediğinden, «zamanaşımı» süresi işlemeye dahi başlamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16771 E. 2015/11821 K.
Ortak:tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Merkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının «zamanaşımı» dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden i …
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesinde “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Dava, 5411 Sayılı Bankacılık Yasası'nın 62. maddesi uyarınca hesapta bulunan mevduatın «zamanaşımı» nedeniyle fona devredilmesi nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · ihtar · taahhütname
Benzer bu kararda… ih ve 2004/820 Esas 2004/9907 Karar sayılı ilamı, 11.01.2010 tarih ve 2008/8695 Esas 2010/154 Karar sayılı ilamı) Dosya içeriğinden, davacıların murisine gönderilen «ihtarın» bila tebliğ dönmesinden sonra Bankaca «tebligatın» yapılabilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, davacıların murisinin Mernis «yerleşim yeri» adresinin araştırılmadığı, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligatın yapılmasına çalışılmadığı ve bu nedenle de hesap sahibinin ölü olduğunun tespit edilemediği …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi olan hesap sahibine yasa ve ilgili yönetmelik uyarınca iadeli «taahhütlü» mektupla bildirim yapıldığı, ulusal gazetelerde ve davalı bankanın internet sitesinde gerekli ilanların yapıldığı, davalının fona devir işleminin usulüne uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10606 E. 2014/17766 K.
Ortak:tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Merkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının «zamanaşımı» dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden i …
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesinde “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62'nci maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; vadeli mevduat hesabında «son» işlem tarihinin 15.08.2001 olduğu, davalı Bankaca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesi ile Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 8/2. maddesine göre, davacının, Bankaya beyan edilen adresine iadeli «taahhütlü» mektup ile uyarıda bulunulduğu, ayrıca, internet sitesinde üç ay süre ile ve ulusal düzeyde yayın yapan iki ayrı gazetede gerekli ilanları yaptırdığı, davalı Banka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · ihtar · taahhütname
Benzer bu kararda2010/154 K. sayılı ilamı) Dosya içeriğinden, davacıya gönderilen «ihtarın» bila tebliğ dönmesinden sonra Bankaca «tebligatın» yapılabilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, davacının Mernis «yerleşim yeri» adresinin araştırılmadığı, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligatın yapılmasına çalışılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; vadeli mevduat hesabında «son» işlem tarihinin 15.08.2001 olduğu, davalı Bankaca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesi ile Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 8/2. maddesine göre, davacının, Bankaya beyan edilen adresine iadeli «taahhütlü» mektup ile uyarıda bulunulduğu, ayrıca, internet sitesinde üç ay süre ile ve ulusal düzeyde yayın yapan iki ayrı gazetede gerekli ilanları yaptırdığı, davalı Banka …
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı kendisine gerekli ihtarların yapılmadığını ileri sürmüş, davalı ise davacının Bankada bulunan adresine gönderilen «ihtarın» muhataba tebliğ edilemediği, gerekli ilanların yapılmasını müteakip hesaptaki mevduatın fona devredildiğini bildirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11154 E. 2018/3279 K.
Ortak:ticari defter · tebligat · zamanaşımı · e-defter · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMerkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının «zamanaşımı» dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden i …
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesinde “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Benzer bu kararda… raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 6 …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Somut olayda açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · tacir
Benzer bu kararda… raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 6 …
Bu durumda, «ispat yükü» davalı bankadadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5107 E. 2020/3324 K.
Ortak:tebligat · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMerkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının «zamanaşımı» dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden i …
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesinde “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Benzer bu kararda… daha özel bir düzenleme olan, 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun 62. maddesinde, bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olacağı, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müte …
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, alacağın «muacceliyeti» yahut bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesinde açılacak «alacak davalarının» 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun açıklandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ve yine 4389 sayılı Bankalar Kanunun 10. maddesi gereğince 10 yıl içinde aranmayan hesapla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · alacak davası
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesinde açılacak «alacak davalarının» 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun açıklandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ve yine 4389 sayılı Bankalar Kanunun 10. maddesi gereğince 10 yıl içinde aranmayan hesapla …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 149/1 hükmüne göre «zamanaşımı», alacağın «muaccel» olmasıyla başlar.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, alacağın «muacceliyeti» yahut bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
Somut olayda «muacceliyet», yukarıdaki mevzuat hükümler ve olaydaki hukuki ilişkinin özelliği gereği başvuru ile başlayacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8202 E. 2017/6243 K.
Ortak:tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Merkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının «zamanaşımı» dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden i …
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesinde “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesi "Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımının» ergin olmayanlar açısından kişinin ergin olmasından itibaren başlayacağı, davacının 16/01/1995 tarihinde ergin olduğu, «kısıtlılık» kararının davacının ergin olmasından 18 yıl geçtikten sonra alındığı, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısıtlılık
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımının» ergin olmayanlar açısından kişinin ergin olmasından itibaren başlayacağı, davacının 16/01/1995 tarihinde ergin olduğu, «kısıtlılık» kararının davacının ergin olmasından 18 yıl geçtikten sonra alındığı, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14775 E. , 2011/7343 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.05.2008 tarih ve 2007/174-2008/169 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25.04.1979 tarihinde doğumundan hemen sonra babasının davalı bankanın Ceyhan Şubesi’nde 36691 nolu küçük adına cari hesap cüzdanı ile hesabı açtırdığını, hesapta 1980 yılında 1000 TL bakiye olduğunu, müvekkilinin hesaptaki paranın ödenmesi için davalı bankaya başvurduğunda hesabın 10 yıl işlem görmemesi nedeni ile TC.Merkez Bankası’na devredildiğini ve zamanaşımına uğradığının beyan edildiğini, hesap reşit olmayanlar için açılan cari hesap olduğu için zamanaşımı süresinin küçüğün reşit olduğu tarihten itibaren başlaması gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağının ve uğradığı zararın tespit edilmesini ve bu zararın şimdilik 2.000,00 YTL’lik kısmın hesap tarihinden itibaren işleyecek kademeli ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... adına açıldığı iddia edilen hesaba kayıtlarda rastlanmadığını, hesabın hareket görmemesi nedeniyle zamanaşımına uğrayarak T.C.Merkez Bankası’na devredilmiş olabileceği ya da yasal temsilci tarafından çekilmiş olabileceğini bildirilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hesabının açıldığı tarihte yürürlükte olan 7129 sayılı Yasa’nın 31. maddesinin 2 fıkrasında 10 sene aranılmamış hesaplardaki paranın T.C. Merkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının zamanaşımı dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden itibaren (25.04.1979) 10 yıldan fazla süre geçmesi nedeni ile bilgi ve belge mevcut olmadığı bildirildiğinden, söz konusu hesabın muris tarafından kapatılmış olabileceği de göz önüne alındığında davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın Ceyhan Şubesi’nde 14.02.1980 tarihinde davacı adına açılan hesapta bulunan 1.000 TL’nın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili davanın zamanaşımına uğradığını savunduğu gibi, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacıya ait mevduatın bulunmadığını da savunmuştur.
Bankalar Kanunu’nun 10/3. maddesi uyarınca davacının mevduat hesabındaki parayı talep etme hakkı sınırlandırılamaz. Öte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını taşıyan hesap cüzdanı (Küçük cari hesap defteri), müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir. Banka, hesap cüzdanındaki mevduat miktarınca müşteriye karşı borçlu olup, bunu kanun ve sözleşme hükümlerine göre, geri ödemekle yükümlüdür. Somut olayda banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının mevduatına rastlanılmamış olmasında davacıya atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır. Kaldı ki bankaca davacının mevduatında bu miktar paranın bulunmadığı veya hesap cüzdanının sahteliği ileri sürülmemiştir.
Davacı adına hesabın açıldığı 14.02.1980 tarihinde yürürlükte bulunan 7129 sayılı Bankalar Kanunu'nun 31. maddesine göre, her türlü mevduat emanet ve matlubattan son talep muamele veya mudiin herhangi bir şekildeki yazılı talimat tarihinden itibaren 10 sene geçtiği halde sahipleri tarafından aranılmamış olanları, bu müddetin hitamini takip eden takvim yılı başından 6 ay içinde banka ve müesseseler tarafından sahiplerinin isim ve hürriyetleri ve malum olan adresleri ve haklarının faizleri ile birlikte baliğ olduğu miktarlar gösterilmek sureti ile tanzim edilecek bir cetvel ile Maliye Vekaleti emrine T.C. Merkez Bankası’na tevdi olunur. Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62.
maddesinde “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde, yapılacak ilanı müteakiben Fona gelir kaydedilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Kurulca belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemizin uygulamaları da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.10.2004 tarih ve 2004/820 E. 2004/9907 K. sayılı ilamı, 11.01.2010 tarih ve 2008/8695 E. 2010/154K. sayılı ilamı).
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir. Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca bir işlem yapıldığı ve hesaptaki paranın davacının yasal temsilcisi tarafından çekildiği iddiası davalı tarafça kanıtlanmadan sadece TTK’nun 68/son maddesi hükümlerine dayalı savunma ile mevduatta bulunan paranın ödenmesinden kaçınılamaz. Davalının ticari defterlerle ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir. Mahkemece, anılan yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028398800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz