Bildirim yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/796 E. 2017/108 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bildirim yükümlülüğü↗ belirsiz alacak davası↗ sahtelik↗ zamanaşımı defi↗ cari hesap↗ kesinlik sınırı↗ kamu düzeni↗ alacak davası↗ ticari defter↗ tebligat↗ taşıyan↗ ilan↗ kusur↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın zamanaşımına uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların bildirim yükümlülüğünün hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiş, mahkemece, dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle 19/06/2015 tarihli ek kararla davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiş, davacı vekili, ek kararı süresinde temyiz etmiştir.
1- Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup, temyiz kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Davacı vekili, işbu davada müvekkili adına 09/03/1981 tarihinde davalı bankaya yatırılan 1.500,00 TL'nin alım gücü üzerinden bugünkü karşılığını talep etmiştir. Bu haliyle dava, HMK'nın 107. maddesinde belirtilen
belirsiz alacak davası niteliğinde olup, belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemez. Bu durumda, mahkemenin 19/06/2015 tarihli davacı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak esasa yönelik temyiz incelemesine geçilmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: dava, davalı bankaya 09/03/1981 tarihinde davacı adına açılan hesapta bulunan 1.500,00 TL’nin alım gücü üzerinden bugünkü karşılığının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca davacının mevduat hesabındaki parayı talep etme hakkı sınırlandırılamaz. Öte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını taşıyan hesap cüzdanı (Küçük Cari Hesap Defteri), müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir. Banka, hesap cüzdanındaki mevduat miktarınca müşteriye karşı borçlu olup, bunu kanun ve sözleşme hükümlerine göre, geri ödemekle yükümlüdür. Somut olayda, davalı bankanın, kayıtlar üzerinde yapılan incelemede davacının mevduatına rastlanılmadığı yönündeki savunması karşısında hesap cüzdanının sahteliğinin ileri sürülmemiş olması sebebiyle davacıya atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır.
Davacı adına hesabın açıldığı 09/03/1981 tarihinde yürürlükte bulunan 7129 sayılı Bankalar Kanunu'nun 31. maddesine göre, her türlü mevduat emanet ve matlubattan son talep muamele veya mudinin herhangi bir şekildeki yazılı talimat tarihinden itibaren 10 sene geçtiği halde sahipleri tarafından aranılmamış olanları, bu müddetin hitamını takip eden takvim yılı başından 6 ay içinde banka ve müesseseler tarafından sahiplerinin isim ve hürriyetleri ve malum olan adresleri ve haklarının faizleri ile birlikte baliğ olduğu miktarlar gösterilmek sureti ile tanzim edilecek bir cetvel ile Maliye Vekaleti emrine...Bankası'na tevdi olunur. Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde "Bankalar nezdlerîndeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde, yapılacak ilanı müteakiben Fona gelir kaydedilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Kurulca belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemizin uygulamaları da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.06.2011 tarih ve 2009/14775 E. 2011/7343 K. sayılı ilamı, 11.0l.2010 tarih ve 2008/8695 E. 2010/154K. sayılı ilamı).
Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca bir işlem yapıldığı kanıtlanmadan sadece TTK'nın 68/son maddesi hükümlerine dayalı savunma ile mevduatta bulunan paranın ödenmesinden kaçınılamaz. Davalının ticari defterlerle ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davalı tarafın zamanaşımı definin buna göre değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14775 E. 2011/7343 K.
Ortak:sahtelik · cari hesap · ticari defter · tebligat · taşıyan · ilan · kusur · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Somut olayda, davalı bankanın, kayıtlar üzerinde yapılan incelemede davacının mevduatına rastlanılmadığı yönündeki savunması karşısında hesap cüzdanının «sahteliğinin» ileri sürülmemiş olması sebebiyle davacıya atfı kabil bir «kusur» bulunmamaktadır.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların «bildirim yükümlülüğünün» hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Öte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» hesap cüzdanı (Küçük «cari hesap» «defteri»), müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir.
Merkez Bankası’na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 sayılı Yasa’nın 02.05.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının «zamanaşımı» dolmadığı iddiasının 3182 sayılı Yasa’nın 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 sayılı Yasa’nın da 01.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 sayılı Yasa’nın 62. maddesinde "Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · temsil
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir.
Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca bir işlem yapıldığı ve hesaptaki paranın davacının yasal «temsilcisi» tarafından çekildiği iddiası davalı tarafça kanıtlanmadan sadece TTK’nun 68/«son» maddesi hükümlerine dayalı savunma ile mevduatta bulunan paranın ödenmesinden kaçınılamaz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15445 E. 2016/5536 K.
Ortak:tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde "Bankalar nezdlerîndeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların «bildirim yükümlülüğünün» hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Mahkemece, davacıların elinde bulunan 18.06.1993 tarihinde açılmış olan vadesiz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihi olan 14.01.1994 tarihinde bakiyesinin 87.765.454,00 olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda yer almadığı, her ne kadar hesap cüzdanlarındaki bilgilerin paranın bankadan çekilmediğine dair bir «karine» teşkil etse de tek başına paranın çekilmediğini ispatlayamayacağı, zira bankaların hesap cüzdanı olmasa da mudilerine ödeme yaptıkları, bunun yanında davalı Banka' …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karine · ispat külfeti · taahhütname · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların elinde bulunan 18.06.1993 tarihinde açılmış olan vadesiz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihi olan 14.01.1994 tarihinde bakiyesinin 87.765.454,00 olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda yer almadığı, her ne kadar hesap cüzdanlarındaki bilgilerin paranın bankadan çekilmediğine dair bir «karine» teşkil etse de tek başına paranın çekilmediğini ispatlayamayacağı, zira bankaların hesap cüzdanı olmasa da mudilerine ödeme yaptıkları, bunun yanında davalı Banka' …
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Halbuki davalı Banka'ya ait olan «ispat külfeti» tersine çevrilerek davacıya yükletilmiş, davalı Banka tarafından, davaya konu mevduatın hak sahibine ödendiği ispatlanamadığı gibi, yasal düzenlemeler gereğince üzerine düşen yükümlülükler yerine getirilmediğinden, «zamanaşımı» süresi işlemeye dahi başlamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16771 E. 2015/11821 K.
Ortak:tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde "Bankalar nezdlerîndeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların «bildirim yükümlülüğünün» hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Dava, 5411 Sayılı Bankacılık Yasası'nın 62. maddesi uyarınca hesapta bulunan mevduatın «zamanaşımı» nedeniyle fona devredilmesi nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · ihtar · taahhütname
Benzer bu kararda… ih ve 2004/820 Esas 2004/9907 Karar sayılı ilamı, 11.01.2010 tarih ve 2008/8695 Esas 2010/154 Karar sayılı ilamı) Dosya içeriğinden, davacıların murisine gönderilen «ihtarın» bila tebliğ dönmesinden sonra Bankaca «tebligatın» yapılabilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, davacıların murisinin Mernis «yerleşim yeri» adresinin araştırılmadığı, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligatın yapılmasına çalışılmadığı ve bu nedenle de hesap sahibinin ölü olduğunun tespit edilemediği …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi olan hesap sahibine yasa ve ilgili yönetmelik uyarınca iadeli «taahhütlü» mektupla bildirim yapıldığı, ulusal gazetelerde ve davalı bankanın internet sitesinde gerekli ilanların yapıldığı, davalının fona devir işleminin usulüne uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10606 E. 2014/17766 K.
Ortak:tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde "Bankalar nezdlerîndeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların «bildirim yükümlülüğünün» hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62'nci maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; vadeli mevduat hesabında «son» işlem tarihinin 15.08.2001 olduğu, davalı Bankaca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesi ile Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 8/2. maddesine göre, davacının, Bankaya beyan edilen adresine iadeli «taahhütlü» mektup ile uyarıda bulunulduğu, ayrıca, internet sitesinde üç ay süre ile ve ulusal düzeyde yayın yapan iki ayrı gazetede gerekli ilanları yaptırdığı, davalı Banka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · ihtar · taahhütname
Benzer bu kararda2010/154 K. sayılı ilamı) Dosya içeriğinden, davacıya gönderilen «ihtarın» bila tebliğ dönmesinden sonra Bankaca «tebligatın» yapılabilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, davacının Mernis «yerleşim yeri» adresinin araştırılmadığı, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligatın yapılmasına çalışılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; vadeli mevduat hesabında «son» işlem tarihinin 15.08.2001 olduğu, davalı Bankaca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesi ile Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 8/2. maddesine göre, davacının, Bankaya beyan edilen adresine iadeli «taahhütlü» mektup ile uyarıda bulunulduğu, ayrıca, internet sitesinde üç ay süre ile ve ulusal düzeyde yayın yapan iki ayrı gazetede gerekli ilanları yaptırdığı, davalı Banka …
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı kendisine gerekli ihtarların yapılmadığını ileri sürmüş, davalı ise davacının Bankada bulunan adresine gönderilen «ihtarın» muhataba tebliğ edilemediği, gerekli ilanların yapılmasını müteakip hesaptaki mevduatın fona devredildiğini bildirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5046 E. 2013/5696 K.
Ortak:sahtelik · tebligat · taşıyan · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde "Bankalar nezdlerîndeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların «bildirim yükümlülüğünün» hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların ... yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» yapılması koşuluna bağlıdır.
Davacılar adına hesabın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren ve bu süreçte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunun 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak ... yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın .... bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların hesaplarındaki «son» işlem tarihinin 1981 olmasına göre 1991 yılında yürürlükte olan 3812 sayılı Yasa'ya göre ... yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · taahhütname
Benzer bu karardaDavacılar adına hesabın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren ve bu süreçte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunun 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak ... yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın .... bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… 1 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, 1 yıllık süre ise ... aya indirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14262 E. 2014/2397 K.
Ortak:ticari defter · tebligat · ilan · zamanaşımı · e-defter · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAçıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde "Bankalar nezdlerîndeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Davalının «ticari defterlerle» ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Ayrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · saklama yükümlülüğü · ispat külfeti · mirasçılık · taahhütname · tacir · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
… günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Merkez Bankası'na davada «husumet» düşmemesi nedeniyle, mahkemece adı geçen bu davalılar yönünden de davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değilse de belirtilen değişik gerekçeyle bu davalılar hakkında verilen red kararının sonucu itibariyle yerinde bulunmasına göre davacı vekilinin davalılar TMSF ve T.C.
Ancak, davacı ile davalı banka arasında «mevduat sözleşmesi» bulunup «zamanaşımı» 10 yıl ise de zamanaşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/796 E. , 2017/108 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.06.2015 tarih ve 2015/2-2015/335 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili adına babası... tarafından davalı bankanın ... Şubesi'nde 09/03/1981 tarihinde 1.500,00 TL bakiyeyle vadeli hesap açıldığını, 22/06/2012 tarihinde bankanın genel müdürlüğünden hesap hakkında bilgi almak istediğinde kayıtların saklama süresinin 10 yıl olması nedeniyle herhangi bir kayda ulaşılamadığının bildirildiğini, ancak müvekkili adına yatırılan paranın halen bankanın uhdesinde bulunduğunu ileri sürerek davalı bankada bulunan paranın alım gücü üzerinden bugünkü karşılığının ödenmesine, aksi halde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte iadeye karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davaya konu edilen hesapla ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığını, sistemde yapılan sorgulamada da davacı adına kayıtlı bir müşteri isminin bulunmadığını, işlem görmeyen mevduatlardaki zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hesabın açıldığı tarih itibariyle 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, bu Kanunun 31. maddesi gereğince alacağın zamanaşımına uğradığı ve 02/05/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36/2 maddesinde belirlenen bankaların bildirim yükümlülüğünün hesabın açıldığı tarihin 09/03/1981 olması nedeniyle uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiş, mahkemece, dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle 19/06/2015 tarihli ek kararla davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiş, davacı vekili, ek kararı süresinde temyiz etmiştir.
1- Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup, temyiz kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Davacı vekili, işbu davada müvekkili adına 09/03/1981 tarihinde davalı bankaya yatırılan 1.500,00 TL'nin alım gücü üzerinden bugünkü karşılığını talep etmiştir. Bu haliyle dava, HMK'nın 107. maddesinde belirtilen
belirsiz alacak davası niteliğinde olup, belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemez. Bu durumda, mahkemenin 19/06/2015 tarihli davacı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak esasa yönelik temyiz incelemesine geçilmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: dava, davalı bankaya 09/03/1981 tarihinde davacı adına açılan hesapta bulunan 1.500,00 TL’nin alım gücü üzerinden bugünkü karşılığının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca davacının mevduat hesabındaki parayı talep etme hakkı sınırlandırılamaz. Öte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını taşıyan hesap cüzdanı (Küçük Cari Hesap Defteri), müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir. Banka, hesap cüzdanındaki mevduat miktarınca müşteriye karşı borçlu olup, bunu kanun ve sözleşme hükümlerine göre, geri ödemekle yükümlüdür. Somut olayda, davalı bankanın, kayıtlar üzerinde yapılan incelemede davacının mevduatına rastlanılmadığı yönündeki savunması karşısında hesap cüzdanının sahteliğinin ileri sürülmemiş olması sebebiyle davacıya atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır.
Davacı adına hesabın açıldığı 09/03/1981 tarihinde yürürlükte bulunan 7129 sayılı Bankalar Kanunu'nun 31. maddesine göre, her türlü mevduat emanet ve matlubattan son talep muamele veya mudinin herhangi bir şekildeki yazılı talimat tarihinden itibaren 10 sene geçtiği halde sahipleri tarafından aranılmamış olanları, bu müddetin hitamını takip eden takvim yılı başından 6 ay içinde banka ve müesseseler tarafından sahiplerinin isim ve hürriyetleri ve malum olan adresleri ve haklarının faizleri ile birlikte baliğ olduğu miktarlar gösterilmek sureti ile tanzim edilecek bir cetvel ile Maliye Vekaleti emrine...Bankası'na tevdi olunur. Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62.
maddesinde "Bankalar nezdlerîndeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde, yapılacak ilanı müteakiben Fona gelir kaydedilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Kurulca belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemizin uygulamaları da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.06.2011 tarih ve 2009/14775 E. 2011/7343 K. sayılı ilamı, 11.0l.2010 tarih ve 2008/8695 E. 2010/154K. sayılı ilamı).
Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca bir işlem yapıldığı kanıtlanmadan sadece TTK'nın 68/son maddesi hükümlerine dayalı savunma ile mevduatta bulunan paranın ödenmesinden kaçınılamaz. Davalının ticari defterlerle ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davalı tarafın zamanaşımı definin buna göre değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mahkemece tesis edilen temyiz isteminin reddine dair ek kararın kaldırılmasına. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/317860300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz