Rücu | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14910 E. 2011/7206 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sorumluluk üst sınırı (sdr)↗ taşıyıcının sınırlı sorumluluğu↗ sorumluluk sınırlaması↗ sdr↗ nakliyat sigortası↗ cmr konvansiyonu↗ ağır kusur↗ sınırlı sorumluluk↗ karine↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ gerçek zarar↗ cmr↗ hile↗ sigorta sözleşmesi↗ rücuen tazminat↗ zayi↗ taşıyıcı↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının CMR’nin 23/3. maddesine göre oluşan hasardan sınırlı olarak sorumlu olduğu, sorumlu olunan miktarın davalı tarafından icra dosyasına yatırıldığı, borcun ödenmiş olması nedeniyle davacının alacaklı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, nakliyat sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalının sınırlı sorumlu olduğunun kabulü ile bu bedelin de davalı tarafından icra dosyasına ödendiği kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiştir.
Dairemizin 12.06.2000 tarih ve 4546-5446 sayılı ve 11.12.2006 tarih ve 2005/12687 Esas, 2006/13068 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır. Bu kusur ve kastını, TTK'nun 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır. Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve ilkeler çerçevesinde, davalının hukuki durumunun Konvansiyon'un 29. madde hükmüne göre değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle, bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece, davalı taşıyıcının emtianın kaybolması nedeniyle sınırlı sorumlu olduğu kabul edilerek, tazminat olarak zayi olan emtianın ağırlığı dikkate alınmak suretiyle SDR karşılığının davalı tarafından icra dosyasına ödendiği kabul edilmiş ise de, CMR'nin 23. maddesindeki düzenleme taşıyıcının sorumlu olacağı üst sınırı belirlemekte olup, öncelikle davacının gerçek zararının belirlenmesi, bu zararın anılan 23. maddesine göre tespit edilen sınırın altında kalması halinde gerçek zarar miktarının, aksi halde sınırlı olan bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken, gerek gerçek zarar miktarı konusunda, gerekse davalının sorumlu olduğu üst sınır miktarının ne olduğu konusunda hiçbir belirleme yapılmadan davalının ödediği miktarın sınırlı sorumlu olduğu kabul edilen üst sınır miktarı kadar olduğunun kabulü de doğru değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6586 E. 2013/57 K.
Ortak:sorumluluk sınırlaması · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · karine · gerçek zarar · hile · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaBu «kusur» ve kastını, TTK'nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
… 000 tarih ve 4546-5446 sayılı ve 11.12.2006 tarih ve 2005/12687 Esas, 2006/13068 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaBu «kusur» ve kastını, TTK'nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşımacının bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Dairemizin 12.06.2000 tarih ve 2000/4546-5446 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonu'nun 29. maddesinde taşımacının «sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşımacının kendi fena hareketinin veya kasti fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, taşımacının «sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Taşımacının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sınırlı sorumluluk ilkesi · bozma sonrası karar · taşıma sözleşmesi · ihtar · dosya masrafı · temsil · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 13 çuval 92 adet halının «teslim» edildiğini kanıtlayamadığı, davacı tarafın ise şirket kapandığından o dönemde durumu araştırmadıklarını, ...'daki «temsilcileri» ile görüşmediklerini beyan ederek kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğinden davalının ziyadan «sınırlı sorumluluk ilkelerine» göre sorumlu olduğu, CMR Konvansiyonunun 23. maddesine göre sorumluluğunun 9562,84 SDR ile sınırlandığı, 23/4. maddeye göre malın tamamen kaybedilmesi nedeniyle davacının taşıma ücreti ve noter «masrafını» talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 9.562,84 SDR'nin 23.03.2005 tarihinden itibaren yıllık % 5 faizi ile fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının; 8.700 TL taşıma ücreti, 69 TL «ihtar» masrafı olmak üzere toplam 8.765,69 TL'nın ise 23.03.2005 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… ar, uluslararası bir taşımanın söz konusu olması nedeniyle, CMR hükümleri uyarınca davalının sorumlu olduğu zararın belirlenmesinin gerektiği gerekçesiyle bozulmuş; «bozma sonrası» davacı tarafın taşımacının «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybettiği yönündeki iddiasına karşın, davacının kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, bu nedenle davalının ziyadan «sınırlı sorumluluk ilkelerine» göre sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, sözleşmeye konu emtianın ...
Federasyonu'ndaki adrese «teslim» edilmediği iddiasına dayanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1374 E. 2011/11194 K.
Ortak:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · sorumluluk sınırlaması · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · karine · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · hile
İncelediğiniz kararda… 000 tarih ve 4546-5446 sayılı ve 11.12.2006 tarih ve 2005/12687 Esas, 2006/13068 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK'nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tam ziya · mücerretlik · sorumluluk sigortası · muafiyet · ziya · riziko · denetime elverişlilik · fatura
Benzer bu kararda2- Davalı ..., taşımayı fiilen gerçekleştiren davalı Şenay Nakliyat Ltd.Şti.’nin taşıma «sorumluluk sigortacısı» olup, dosya içinde mevcut «sigorta poliçesinde» her bir «rizikoda» 250 EURO «muafiyet» uygulanacağı düzenlenmiş olduğu halde, davalı ... şirketinin sorumlu olduğu tazminatın belirlenmesinde bu hususun dikkate alınmamış olması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Oysa, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına hasarlı «teslim» edilmiş olduğunun kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, «ziya» halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığ …
Hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, eşyanın değerinin tespitinde «mücerret» (soyut) hesaplama yöntemi belirlenmiş olup, eşyanın gönderen/gönderilen için ifade ettiği değerin tazminatın belirlenmesinde her hangi bir önemi yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7937 E. 2011/3888 K.
Ortak:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · sorumluluk sınırlaması · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · karine · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · hile
İncelediğiniz kararda… 000 tarih ve 4546-5446 sayılı ve 11.12.2006 tarih ve 2005/12687 Esas, 2006/13068 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK'nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tam ziya · takip talebi · mücerretlik · itirazın iptali davası · ziya · kötüniyet tazminatı · denetime elverişlilik · iptal davası
Benzer bu karardaOysa İİK.’nun 67. maddesine dayalı «itirazın iptali davası» ile alacağın tahsili davaları, nitelikleri ve sonuçları itibarı ile birbirinden farklı dava türleridir.
Zira, ilk dava türü tamamen icra takibine dayalı olarak, takip edilen alacağın İİK.’nun 67. maddesi hükmü çerçevesinde ve «takip talebine» bağlı olarak sonuçlandırılması ve buna bağlı olarak icra inkar veya «kötüniyet tazminatı» ile tarafların sorumlu tutulabilmeleri sonucunu doğururken, tahsil davası sadece alacaklının genel hükümlere göre alacağını bir ilama bağlatarak ve o ilam çerçevesinde alacağına kavuşma imkanını sağlayan bir dava türüdür.
3- Kabul şekline göre de, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına ulaşmaması nedeniyle «ziya» halinin varlığı kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, ziya halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından «teslim» alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığı hallerde ise eşy …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14910 E. , 2011/7206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.07.2009 tarih ve 2008/65 - 2009/880 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline taşıma sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın Fransa’dan Türkiye’ye taşınması sırasında Fransa’da kaybolduğunu, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, alacağın tahsili için davalı hakkında başlatılan takibe davalının kısmi olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının CMR’nin 23/3. maddesine göre oluşan hasardan sınırlı olarak sorumlu olduğu, sorumlu olunan miktarın davalı tarafından icra dosyasına yatırıldığı, borcun ödenmiş olması nedeniyle davacının alacaklı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, nakliyat sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalının sınırlı sorumlu olduğunun kabulü ile bu bedelin de davalı tarafından icra dosyasına ödendiği kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiştir.
Dairemizin 12.06.2000 tarih ve 4546-5446 sayılı ve 11.12.2006 tarih ve 2005/12687 Esas, 2006/13068 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır. Bu kusur ve kastını, TTK'nun 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve ilkeler çerçevesinde, davalının hukuki durumunun Konvansiyon'un 29. madde hükmüne göre değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle, bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece, davalı taşıyıcının emtianın kaybolması nedeniyle sınırlı sorumlu olduğu kabul edilerek, tazminat olarak zayi olan emtianın ağırlığı dikkate alınmak suretiyle SDR karşılığının davalı tarafından icra dosyasına ödendiği kabul edilmiş ise de, CMR'nin 23. maddesindeki düzenleme taşıyıcının sorumlu olacağı üst sınırı belirlemekte olup, öncelikle davacının gerçek zararının belirlenmesi, bu zararın anılan 23. maddesine göre tespit edilen sınırın altında kalması halinde gerçek zarar miktarının, aksi halde sınırlı olan bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken, gerek gerçek zarar miktarı konusunda, gerekse davalının sorumlu olduğu üst sınır miktarının ne olduğu konusunda hiçbir belirleme yapılmadan davalının ödediği miktarın sınırlı sorumlu olduğu kabul edilen üst sınır miktarı kadar olduğunun kabulü de doğru değildir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.6.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028307700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz