İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2814 E. 2010/8843 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil sorumluluk↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve davacı yanın alacak isteminin sebepsiz zenginleşme kapsamında kaldığı, BK.66 ncı maddesi hükmünce bir yıllık zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle dolduğu gerekçesiyle, davalılar aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı şirkete ilişen tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu davalıya ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin davalı ...'a yönelik temyiz itirazlarına gelince; davanın niteliğini tespit için taraflar arasındaki hukuki işlemin mahkemece belirlenmesi zorunludur. Zira, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK.'da da belirlendiği gibi, HUMK.'un 74,75 ve 76 ncı maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.Müteselsil sorumluların farklı hukuki statüye ve bu bağlamda farklı zamanaşımı süresine tabi olmaları doğal olup, somut olayda, davacı şirket anılan bu davalının yetkisini aşarak davaya konu susamı diğer davalıya teslim ettiğini ileri sürmüş olması karşısında, mahkemece, bu davalı ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin de mahiyetininin açıkça belirlenmesi, bu davalının zamanaşımı def'inin ondan sonra denetlenebilir şekilde değerlenderilip karara bağlanması yerine bu davalı yönünden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5337 E. 2016/2402 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık · İstirdat
İncelediğiniz kararda… ukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.Müteselsil sorumluların farklı hukuki statüye ve bu bağlamda farklı «zamanaşımı» süresine tabi olmaları doğal olup, somut olayda, davacı şirket anılan bu davalının «yetkisini» aşarak davaya konu susamı diğer davalıya «teslim» ettiğini ileri sürmüş olması karşısında, mahkemece, bu davalı ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin de mahiyetininin açıkça belirlenmesi, bu davalının «zamanaşımı def»'inin ondan sonra denetlenebilir şekilde değerlenderilip karara bağlanması yerine bu davalı yönünden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve davacı yanın alacak isteminin «sebepsiz zenginleşme» kapsamında kaldığı, BK.66 ncı maddesi hükmünce bir yıllık «zamanaşımı» süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle dolduğu gerekçesiyle, davalılar aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı Bankanın «zamanaşımı def»’i «sebepsiz zenginleşme» hükmü çerçevesinde ele alınarak yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlığın «genel kredi sözleşmesinden» doğduğu ilke olarak kabul edilmek, davalının «zamanaşımı def»’i bu çerçeve ele alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu hususta yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle bir akdi ilişki bulunmakla ihtirazi kayıtla davalı bankaya yapılan fazla ödemenin davalı bankanın «teminat mektubunu» paraya çevirmemesi nedeniyle, aleyhine verilen kesinleşen hükümden sonra talebi üzerine gerçekleştiği, bankanın kendi hatasından kaynaklanan (teminat mektubu bedeli dışında ödemek zorunda kaldığı) faiz, «yargılama gideri», «vekalet ücretini» talep ettiği, «kefilin» de «sebepsiz zenginleşme» hususunu bilerek aralarındaki akdi ilişki uyarınca değil, ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı, selefi olan davacının da BK'da öngörülen bir yıllık «zamanaşımı» süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu · kefalet · genel kredi sözleşmesi · temlik · kefil · istirdat · ihtar · yargılama gideri
Benzer bu karardaSomut olayda, «temlik» eden dava dışı «kefil» .... ....’un davalı Bankanın «ihtarı» üzerine yapmış olduğu dava konusu ödeme davalı şirketin davalı Bankadan 04.08.2004 tarihli «genel kredi sözleşmesi» çerçevesinde kullanmış olduğu krediye «kefaletinden» doğan bir ödeme olduğu kuşkusuzdur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle bir akdi ilişki bulunmakla ihtirazi kayıtla davalı bankaya yapılan fazla ödemenin davalı bankanın «teminat mektubunu» paraya çevirmemesi nedeniyle, aleyhine verilen kesinleşen hükümden sonra talebi üzerine gerçekleştiği, bankanın kendi hatasından kaynaklanan (teminat mektubu bedeli dışında ödemek zorunda kaldığı) faiz, «yargılama gideri», «vekalet ücretini» talep ettiği, «kefilin» de «sebepsiz zenginleşme» hususunu bilerek aralarındaki akdi ilişki uyarınca değil, ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı, selefi olan davacının da BK'da öngörülen bir yıllık «zamanaşımı» süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «istirdat» istemine ilişkin olup, temel uyuşmazlık, dava «zamanaşımı» süresinin sözleşme hükümleri çerçevesinde mi yoksa «sebepsiz zenginleşme» kurallarına göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
Bu bağlamda kabulün aksine dava dışı anılan «kefilin» ihtirazi kayıtla davalı Bankaya yapmış olduğu ödeme «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak yapılan bir ödeme olduğunun kabulüne engel teşkil etmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15170 E. 2010/618 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz kararda… ukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.Müteselsil sorumluların farklı hukuki statüye ve bu bağlamda farklı «zamanaşımı» süresine tabi olmaları doğal olup, somut olayda, davacı şirket anılan bu davalının «yetkisini» aşarak davaya konu susamı diğer davalıya «teslim» ettiğini ileri sürmüş olması karşısında, mahkemece, bu davalı ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin de mahiyetininin açıkça belirlenmesi, bu davalının «zamanaşımı def»'inin ondan sonra denetlenebilir şekilde değerlenderilip karara bağlanması yerine bu davalı yönünden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının daire «teslimi», olmaması halinde tazminat istemine ilişkin olarak açtığı davada tazminata karar verildiği, asıl alacağın tahsili tarihine kadar davacının faiz isteminde bulunabileceği, davalının başlatılan icra takibi üzerine tazminat miktarını ödediği, bu ödeme sırasında davacının faiz hakkını saklı tutmadığı, asıl borç sona ermekle fer'ilerinin de sona erdiği ve olmayan daire için «ecrimisil» istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı taraf diğer üyelere konutlarının «teslim» edilmesine rağmen, kendisine konut teslim edilmediğini ileri sürerek, ilk davayı açmış ve mahkemece aynen teslim mümkün olmadığından bedele hükmedilmiştir.
Diğer üyelere «teslimine» rağmen, 1163 sayılı Kooperatifler Yasasının 23. maddesinde belirtilen «eşitlik ilkesi» gereğince davacıya teslimi gereken daire teslim edilmemiş ise, davacı, diğer üyelere dairenin teslim edildiği tarihten ilk davanın açıldığı tarihe kadar oluşan «kira kaybını» isteyebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:eşitlik ilkesi · kira kaybı · ecrimisil · kâr kaybı
Benzer bu karardaDiğer üyelere «teslimine» rağmen, 1163 sayılı Kooperatifler Yasasının 23. maddesinde belirtilen «eşitlik ilkesi» gereğince davacıya teslimi gereken daire teslim edilmemiş ise, davacı, diğer üyelere dairenin teslim edildiği tarihten ilk davanın açıldığı tarihe kadar oluşan «kira kaybını» isteyebilir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının daire «teslimi», olmaması halinde tazminat istemine ilişkin olarak açtığı davada tazminata karar verildiği, asıl alacağın tahsili tarihine kadar davacının faiz isteminde bulunabileceği, davalının başlatılan icra takibi üzerine tazminat miktarını ödediği, bu ödeme sırasında davacının faiz hakkını saklı tutmadığı, asıl borç sona ermekle fer'ilerinin de sona erdiği ve olmayan daire için «ecrimisil» istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, her ne kadar talebini «ecrimisil» olarak adlandırmış ise de, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahkemece belirlenmesi zorunludur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15715 E. 2016/150 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · sözleşmenin ihlali · rekabet yasağı · dava şartı yokluğu · oy yasağı · fesih · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaDava, «haksız rekabet» ve «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» sebebiyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… esi uyarınca davalıların, işten ayrıldığı tarihten itibaren en az bir yıl boyunca aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir başka işyerinde çalışmamayı peşinen kabul ve «taahhüt» ettikleri, bunun dışındaki konularda iş akdinin «fesih» edilmesinden sonra Türk Borçlar Kanununda yer alan «haksız rekabetle» ilgili hükümlere uymayı kabul ve taahhüt ettikleri, davalıların davacının yanında çalışmakta iken yükümlüklere aykırı davrandıkları iddia edildiğinden dava konusu olayda İş Mahkemesi'nin «görevli» ve yetkili olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… rak rekabet kurallarına ve komşuluk ahlakına aykırı davrandığını, davalı gerçek kişi işçilerin ise müvekkilleriyle aralarında olan İş Sözleşmesi’nin 19.maddesindeki «rekabet yasağını» ihlal ettiklerini ileri sürerek, gerek «haksız rekabet» ve gerekse de rekabet yasağına aykırılık eylemleriyle uğramış olduğu zararın davalılardan tahsilini talep etmektedir.
TBK’nın 445 vd. da düzenlenen «rekabet yasağı» kurallarının uygulanmasını gerekli kılmaktadır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3521 E. 2015/10734 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve davacı yanın alacak isteminin «sebepsiz zenginleşme» kapsamında kaldığı, BK.66 ncı maddesi hükmünce bir yıllık «zamanaşımı» süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle dolduğu gerekçesiyle, davalılar aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… ukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.Müteselsil sorumluların farklı hukuki statüye ve bu bağlamda farklı «zamanaşımı» süresine tabi olmaları doğal olup, somut olayda, davacı şirket anılan bu davalının «yetkisini» aşarak davaya konu susamı diğer davalıya «teslim» ettiğini ileri sürmüş olması karşısında, mahkemece, bu davalı ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin de mahiyetininin açıkça belirlenmesi, bu davalının «zamanaşımı def»'inin ondan sonra denetlenebilir şekilde değerlenderilip karara bağlanması yerine bu davalı yönünden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, «zamanaşımı» hususunun hangi dönemde gerçekleştiğinin ve hangi dönem için tazminat talep edilebileceğinin bozma ilamına uyulması halinde mahkemece, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11890 E. 2018/3661 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · belirsiz alacak davası · ticari kredi · tespit davası · alacak davası · komisyon · içtihadı birleştirme kararı · istirdat
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, davacı davalı bankadan farklı tarihlerde kullandığı kredilerden dolayı, kredi «komisyon» tahsilatı, «kredi tahsis ücreti» ve kullandırım açılış komisyonu vb. adı altında davalı bankaca kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin haksız olduğunu, mikatrının tam ve «kesin» olarak belirlenemediğini bildirerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle alacak miktarı yargılama sırasında belirlenerek alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirmek suretiyle eldeki davayı açmış, Mahkemece 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş Davalı vekilinin temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "davanın belirsiz olacak davası olarak açıldığı, oysa davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı, davanın kısmi dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 28/07/2005 tarihinde işyeri «kredi sözleşmesi» yapıldığı, davacının sözleşme gereğince davalı bankadan 750,000,00 TL kredi kullandığı, «ticari kredi» olduğu, davacının tüketici olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafından verilen kredi nedeniyle faiz, «komisyon», «masraf» adı altında ücret tahsil edileceği ve oranının ve kredi sözleşmesinin dosyaya sunulmaması nedeniyle davalının hangi oran üzerinden ücret tahsil edilebileceğinin tespiti bakımından davalı tarafça sözleşme ve belgelerin temin edilemediğinin bildirildiği, sözleşme hükümleri ve diğer belgeler dosyaya sunulmadığından gerekli değerlendirmenin yapılamadığı ve taraflar arasında yapılan sözleşmede yapılan kesintilere ilişkin taraflarca kararlaştırılmış herhangi bir hükmün bulunmadığının kabul edildiği, böylece davalı tarafından yapılan kesintilerin yasal olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 21/07/2015 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HMK 107/1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10582 E. 2016/3997 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:belirsiz alacak davası · nispi vekalet ücreti · dava şartı yokluğu · alacak davası · usulden reddi · vekalet ücreti · temsil · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda, kendisini bir vekille «temsil» ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunması gerekirken yazılı şekilde «nispi vekalet ücretinin» tamamına hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin bu yön …
6100 sayılı HMK 33. maddesinde "Hakimin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağı", HMK 107/1 maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar yada değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabileceği", HMK 109/1 maddesinde "talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmınında dava yoluyla ileri sürülebileceği" düz …
Mahkemece "alacak belirli veya belirlenebilir olup HMK 107 maddesi gereğince «belirsiz alacak davası» açılması mümkün olmadığından" davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
KARŞI OY Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dilekçesinde «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirilen davanın, mahkemece kısmi dava olarak kabulü ve yargılamanın bu nitelemeye uygun sonuçlandırılıp sonuçlandırılamayacağına ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/2814 E. , 2010/8843 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.12.2008 tarih ve 2008/529-2008/703 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’ın vekalet yetkisi olmadığı halde müvekkiline ait 44.230 kg susamı 08.05.1995 tarihinde davalı şirkete teslim ettiğini 18.05.1995 tarihinde öğrendiklerini, davalı şirketten susamların iadesi istenildiği halde geri verilmediğini ileri sürerek, susam bedeli olan 44.147.799.000.-TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, zamanaşımı definde bulunarak, davacının müvekkiline olan borcuna karşılık susam bedelinin mahsup edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak, müvekkilinin davalı şirkete anılan susamı teslim etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve davacı yanın alacak isteminin sebepsiz zenginleşme kapsamında kaldığı, BK.66 ncı maddesi hükmünce bir yıllık zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle dolduğu gerekçesiyle, davalılar aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı şirkete ilişen tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu davalıya ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin davalı ...'a yönelik temyiz itirazlarına gelince; davanın niteliğini tespit için taraflar arasındaki hukuki işlemin mahkemece belirlenmesi zorunludur. Zira, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK.'da da belirlendiği gibi, HUMK.'un 74,75 ve 76 ncı maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.Müteselsil sorumluların farklı hukuki statüye ve bu bağlamda farklı zamanaşımı süresine tabi olmaları doğal olup, somut olayda, davacı şirket anılan bu davalının yetkisini aşarak davaya konu susamı diğer davalıya teslim ettiğini ileri sürmüş olması karşısında, mahkemece, bu davalı ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin de mahiyetininin açıkça belirlenmesi, bu davalının zamanaşımı def'inin ondan sonra denetlenebilir şekilde değerlenderilip karara bağlanması yerine bu davalı yönünden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin davalılardan şirkete yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün, bu davalı bakımından ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028173200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz