İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5337 E. 2016/2402 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat mektubu↗ zamanaşımı def'i↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ temlik↗ kefil↗ istirdat↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ kredi sözleşmesi↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi nedeniyle bir akdi ilişki bulunmakla ihtirazi kayıtla davalı bankaya yapılan fazla ödemenin davalı bankanın teminat mektubunu paraya çevirmemesi nedeniyle, aleyhine verilen kesinleşen hükümden sonra talebi üzerine gerçekleştiği, bankanın kendi hatasından kaynaklanan (teminat mektubu bedeli dışında ödemek zorunda kaldığı) faiz, yargılama gideri, vekalet ücretini talep ettiği, kefilin de sebepsiz zenginleşme hususunu bilerek aralarındaki akdi ilişki uyarınca değil, ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı, selefi olan davacının da BK'da öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı istirdat istemine ilişkin olup, temel uyuşmazlık, dava zamanaşımı süresinin sözleşme hükümleri çerçevesinde mi yoksa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı Bankanın zamanaşımı def’i sebepsiz zenginleşme hükmü çerçevesinde ele alınarak yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, davanın niteliğini tespit için taraflar arasındaki hukuki işlemin mahkemece belirlenmesi zorunludur. Diğer bir ifade ile tarafların hukuki ilişkiyi vasıflandırması hakimi bağlamaz. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirtildiği üzere, hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re’sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Somut olayda, temlik eden dava dışı kefil .... ....’un davalı Bankanın ihtarı üzerine yapmış olduğu dava konusu ödeme davalı şirketin davalı Bankadan 04.08.2004 tarihli genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullanmış olduğu krediye kefaletinden doğan bir ödeme olduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda kabulün aksine dava dışı anılan kefilin ihtirazi kayıtla davalı Bankaya yapmış olduğu ödeme genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan bir ödeme olduğunun kabulüne engel teşkil etmez.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlığın genel kredi sözleşmesinden doğduğu ilke olarak kabul edilmek, davalının zamanaşımı def’i bu çerçeve ele alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu hususta yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2814 E. 2010/8843 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı Bankanın «zamanaşımı def»’i «sebepsiz zenginleşme» hükmü çerçevesinde ele alınarak yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlığın «genel kredi sözleşmesinden» doğduğu ilke olarak kabul edilmek, davalının «zamanaşımı def»’i bu çerçeve ele alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu hususta yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle bir akdi ilişki bulunmakla ihtirazi kayıtla davalı bankaya yapılan fazla ödemenin davalı bankanın «teminat mektubunu» paraya çevirmemesi nedeniyle, aleyhine verilen kesinleşen hükümden sonra talebi üzerine gerçekleştiği, bankanın kendi hatasından kaynaklanan (teminat mektubu bedeli dışında ödemek zorunda kaldığı) faiz, «yargılama gideri», «vekalet ücretini» talep ettiği, «kefilin» de «sebepsiz zenginleşme» hususunu bilerek aralarındaki akdi ilişki uyarınca değil, ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı, selefi olan davacının da BK'da öngörülen bir yıllık «zamanaşımı» süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.Müteselsil sorumluların farklı hukuki statüye ve bu bağlamda farklı «zamanaşımı» süresine tabi olmaları doğal olup, somut olayda, davacı şirket anılan bu davalının «yetkisini» aşarak davaya konu susamı diğer davalıya «teslim» ettiğini ileri sürmüş olması karşısında, mahkemece, bu davalı ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin de mahiyetininin açıkça belirlenmesi, bu davalının «zamanaşımı def»'inin ondan sonra denetlenebilir şekilde değerlenderilip karara bağlanması yerine bu davalı yönünden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve davacı yanın alacak isteminin «sebepsiz zenginleşme» kapsamında kaldığı, BK.66 ncı maddesi hükmünce bir yıllık «zamanaşımı» süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle dolduğu gerekçesiyle, davalılar aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · eksik inceleme · teslim
Benzer bu kararda… ukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.Müteselsil sorumluların farklı hukuki statüye ve bu bağlamda farklı «zamanaşımı» süresine tabi olmaları doğal olup, somut olayda, davacı şirket anılan bu davalının «yetkisini» aşarak davaya konu susamı diğer davalıya «teslim» ettiğini ileri sürmüş olması karşısında, mahkemece, bu davalı ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin de mahiyetininin açıkça belirlenmesi, bu davalının «zamanaşımı def»'inin ondan sonra denetlenebilir şekilde değerlenderilip karara bağlanması yerine bu davalı yönünden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15170 E. 2010/618 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşitlik ilkesi · kira kaybı · ecrimisil · kâr kaybı · teslim
Benzer bu karardaDiğer üyelere «teslimine» rağmen, 1163 sayılı Kooperatifler Yasasının 23. maddesinde belirtilen «eşitlik ilkesi» gereğince davacıya teslimi gereken daire teslim edilmemiş ise, davacı, diğer üyelere dairenin teslim edildiği tarihten ilk davanın açıldığı tarihe kadar oluşan «kira kaybını» isteyebilir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının daire «teslimi», olmaması halinde tazminat istemine ilişkin olarak açtığı davada tazminata karar verildiği, asıl alacağın tahsili tarihine kadar davacının faiz isteminde bulunabileceği, davalının başlatılan icra takibi üzerine tazminat miktarını ödediği, bu ödeme sırasında davacının faiz hakkını saklı tutmadığı, asıl borç sona ermekle fer'ilerinin de sona erdiği ve olmayan daire için «ecrimisil» istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı taraf diğer üyelere konutlarının «teslim» edilmesine rağmen, kendisine konut teslim edilmediğini ileri sürerek, ilk davayı açmış ve mahkemece aynen teslim mümkün olmadığından bedele hükmedilmiştir.
Davacı, her ne kadar talebini «ecrimisil» olarak adlandırmış ise de, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahkemece belirlenmesi zorunludur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15715 E. 2016/150 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · sözleşmenin ihlali · rekabet yasağı · dava şartı yokluğu · oy yasağı · fesih · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaDava, «haksız rekabet» ve «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» sebebiyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… esi uyarınca davalıların, işten ayrıldığı tarihten itibaren en az bir yıl boyunca aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir başka işyerinde çalışmamayı peşinen kabul ve «taahhüt» ettikleri, bunun dışındaki konularda iş akdinin «fesih» edilmesinden sonra Türk Borçlar Kanununda yer alan «haksız rekabetle» ilgili hükümlere uymayı kabul ve taahhüt ettikleri, davalıların davacının yanında çalışmakta iken yükümlüklere aykırı davrandıkları iddia edildiğinden dava konusu olayda İş Mahkemesi'nin «görevli» ve yetkili olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… rak rekabet kurallarına ve komşuluk ahlakına aykırı davrandığını, davalı gerçek kişi işçilerin ise müvekkilleriyle aralarında olan İş Sözleşmesi’nin 19.maddesindeki «rekabet yasağını» ihlal ettiklerini ileri sürerek, gerek «haksız rekabet» ve gerekse de rekabet yasağına aykırılık eylemleriyle uğramış olduğu zararın davalılardan tahsilini talep etmektedir.
TBK’nın 445 vd. da düzenlenen «rekabet yasağı» kurallarının uygulanmasını gerekli kılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3521 E. 2015/10734 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle bir akdi ilişki bulunmakla ihtirazi kayıtla davalı bankaya yapılan fazla ödemenin davalı bankanın «teminat mektubunu» paraya çevirmemesi nedeniyle, aleyhine verilen kesinleşen hükümden sonra talebi üzerine gerçekleştiği, bankanın kendi hatasından kaynaklanan (teminat mektubu bedeli dışında ödemek zorunda kaldığı) faiz, «yargılama gideri», «vekalet ücretini» talep ettiği, «kefilin» de «sebepsiz zenginleşme» hususunu bilerek aralarındaki akdi ilişki uyarınca değil, ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı, selefi olan davacının da BK'da öngörülen bir yıllık «zamanaşımı» süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «istirdat» istemine ilişkin olup, temel uyuşmazlık, dava «zamanaşımı» süresinin sözleşme hükümleri çerçevesinde mi yoksa «sebepsiz zenginleşme» kurallarına göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı Bankanın «zamanaşımı def»’i «sebepsiz zenginleşme» hükmü çerçevesinde ele alınarak yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, «zamanaşımı» hususunun hangi dönemde gerçekleştiğinin ve hangi dönem için tazminat talep edilebileceğinin bozma ilamına uyulması halinde mahkemece, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5337 E. , 2016/2402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 17/07/2014
NUMARASI 2012/443-2014/202
Taraflar arasında görülen davada .... ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/07/2014 tarih ve 2012/443-2014/202 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01.03.2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar arasındaki 04/08/2004 tarihli genel kredi sözleşmesine dava dışı .... ....'un kefil olduğunu, davalı şirketin sözleşmeye istinaden davalı bankadan 40.000,00 TL güvence bedelli ve 09/03/2007 tarihli, ilk talepte ödeme kaydını içeren teminat mektubu aldığını, dava dışı .... ....Elektrik İşletme Müdürlüğüne sunulduğunu, .... ....Elektrik İşletme Müdürlüğü’nce nakte çevirme amaçlı davalı Bankaya ibraz edilen teminat mektubunu, davalı bankanın teminat mektubunun aslının ibraz edilmediği ve lehdar firmanın da ödemeye muvafakat etmediği gerekçesi ile nakde çevirmediğini, davalı bankanın nakte çevirmeme işleminin dava dışı .... tarafından davaya konu edildiğini, davalı bankanın teminat mektubu bedelini dava dışı ....'a ödemeye mahkum edildiğini, bankanın dava dışı ....'a kendi hatasından ve basiretsiz hareketinden kaynaklanan faiz ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti ödemeye mahkum edildiğini, 19/01/2011 tarihinde bankanın kefil sıfatıyla dava dışı ....
....'a hesap kat ihtarında bulunduğunu, söz konusu faiz, yargılama gideri ve ücreti vekaletinin rücuen ödenmesinin ihtar edildiğini, hesap kat ihtarında ödenmesi talep edilen 76.443,04 TL'nin 40.000 TL'lik kısmının genel kredi sözleşmesi gereğince üzerine (azami meblağ ipoteği) kurulan taşınmazın ipotek bedeli olarak davalı bankaya ödendiğini, taşınmaz maliki müvekkili tarafından yapılan ödeme sonrası kalan bakiyenin, dava dışı kefil .... ....'dan istendiğini ve kefil .... .... tarafından ihtirazi kayıt konularak 01/02/2011 tarihinde davalı banka hesabına yatırıldığını, 13/2/2011 tarihinde müvekkili ile dava dışı .... .... arasında temlik sözleşmesi imzalandığını, kefilin sorumlu olduğu borç kalemlerinde yer almayan, dolayısıyla temlik alan müvekkilinin de sorumlu olduğu borç kalemleri içinde yer almayan faiz ve diğer giderlerin ipotek ve icra baskısı sonucu ödendiğini, davalı banka ve şirketin müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 36.443,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile dava sözleşmeye dayalı alacak davası olarak ıslah edilmiştir.
Davalı Banka vekili, davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi nedeniyle bir akdi ilişki bulunmakla ihtirazi kayıtla davalı bankaya yapılan fazla ödemenin davalı bankanın teminat mektubunu paraya çevirmemesi nedeniyle, aleyhine verilen kesinleşen hükümden sonra talebi üzerine gerçekleştiği, bankanın kendi hatasından kaynaklanan (teminat mektubu bedeli dışında ödemek zorunda kaldığı) faiz, yargılama gideri, vekalet ücretini talep ettiği, kefilin de sebepsiz zenginleşme hususunu bilerek aralarındaki akdi ilişki uyarınca değil, ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı, selefi olan davacının da BK'da öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı istirdat istemine ilişkin olup, temel uyuşmazlık, dava zamanaşımı süresinin sözleşme hükümleri çerçevesinde mi yoksa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı Bankanın zamanaşımı def’i sebepsiz zenginleşme hükmü çerçevesinde ele alınarak yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, davanın niteliğini tespit için taraflar arasındaki hukuki işlemin mahkemece belirlenmesi zorunludur. Diğer bir ifade ile tarafların hukuki ilişkiyi vasıflandırması hakimi bağlamaz.
04. 06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirtildiği üzere, hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re’sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Somut olayda, temlik eden dava dışı kefil .... ....’un davalı Bankanın ihtarı üzerine yapmış olduğu dava konusu ödeme davalı şirketin davalı Bankadan 04.08.2004 tarihli genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullanmış olduğu krediye kefaletinden doğan bir ödeme olduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda kabulün aksine dava dışı anılan kefilin ihtirazi kayıtla davalı Bankaya yapmış olduğu ödeme genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan bir ödeme olduğunun kabulüne engel teşkil etmez.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlığın genel kredi sözleşmesinden doğduğu ilke olarak kabul edilmek, davalının zamanaşımı def’i bu çerçeve ele alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu hususta yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/177974800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz