Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11890 E. 2018/3661 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi tahsis ücreti↗ kısmi kabul↗ belirsiz alacak davası↗ ticari kredi↗ tespit davası↗ alacak davası↗ komisyon↗ içtihadı birleştirme kararı↗ istirdat↗ hukuki yarar↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ yasal faiz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 28/07/2005 tarihinde işyeri kredi sözleşmesi yapıldığı, davacının sözleşme gereğince davalı bankadan 750,000,00 TL kredi kullandığı, ticari kredi olduğu, davacının tüketici olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafından verilen kredi nedeniyle faiz, komisyon, masraf adı altında ücret tahsil edileceği ve oranının ve kredi sözleşmesinin dosyaya sunulmaması nedeniyle davalının hangi oran üzerinden ücret tahsil edilebileceğinin tespiti bakımından davalı tarafça sözleşme ve belgelerin temin edilemediğinin bildirildiği, sözleşme hükümleri ve diğer belgeler dosyaya sunulmadığından gerekli değerlendirmenin yapılamadığı ve taraflar arasında yapılan sözleşmede yapılan kesintilere ilişkin taraflarca kararlaştırılmış herhangi bir hükmün bulunmadığının kabul edildiği, böylece davalı tarafından yapılan kesintilerin yasal olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 21/07/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, işyeri kredi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, 28.07.2005 tarihli kredi sözleşmesine istinaden davalı banka tarafından yapılan kesinti türlerini ve miktarlarını açıklamış ve dava değerini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.00 TL olarak açıklayarak HMK m. 107 gereğince belirsiz alacak ve tespit davası olarak davasını açtığını belirtmiş olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK 107/1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Somut olayda, dava dilekçesinden davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının davacı tarafça bilinmekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/05/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak nitelendirilen davanın, mahkemece kısmi dava olarak kabulü ve yargılamanın bu nitelemeye uygun sonuçlandırılıp sonuçlandırılamayacağına ilişkindir.
6100 sayılı HMK 33. maddesinde "Hakimin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağı",
HMK 107/1 maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar yada değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği",
HMK 109/1 maddesinde "talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmınında dava yoluyla ileri sürülebileceği" düzenlenmiş,
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 04.06.1958 tarih 1958/15-6 sayılı kararında da "....hakimin bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i taleplerle bağlı olup dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların hukuki tavsifleriyle bağlı olmadığı ve kanunları re'sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki netice-i talepleri karara bağlamakla mükellef bulunduğu .... öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı bankadan farklı tarihlerde kullandığı kredilerden dolayı, kredi komisyon tahsilatı, kredi tahsis ücreti ve kullandırım açılış komisyonu vb. adı altında davalı bankaca kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin haksız olduğunu, mikatrının tam ve kesin olarak belirlenemediğini bildirerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle alacak miktarı yargılama sırasında belirlenerek alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile belirsiz alacak davası olarak nitelendirmek suretiyle eldeki davayı açmış,
Mahkemece 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş
Davalı vekilinin temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "davanın belirsiz olacak davası olarak açıldığı, oysa davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı, davanın kısmi dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Uyuşmazlıkta davacı, haksız kesilen paranın istirdadını talep etmektedir ki, davacı haksız kesinti miktarı parayı tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olduğundan açılan davanın HMK 107/1 maddesinde ifade edilen Belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Davacı dava dilekçesinde maddi vakıaları açıklayarak 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle mahkemece tespit edilecek alacağının tahsilini talep ettiğinden hakim HMK 109/1 maddesine uygun şekilde davayı kısmi dava olarak nitelendirmiş olup mahkemenin kabulü HMK 33. maddesi ile 04.06.1958 tarihli içtihadı birleştirme kararına da uygun bulunmaktadır.
Nitekim HGK 02.03.2016 gün 2014/15-439 E, 2016/207 Karar sayılı kararda da aynı hususa değinilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10582 E. 2016/3997 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · içtihadı birleştirme kararı · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaHMK 107/1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
6100 sayılı HMK 33. maddesinde "Hakimin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağı", HMK 107/1 maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar yada değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabileceği", HMK 109/1 maddesinde "talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmınında dava yoluyla ileri sürülebileceği" düz …
Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı bankadan farklı tarihlerde kullandığı kredilerden dolayı, kredi «komisyon» tahsilatı, «kredi tahsis ücreti» ve kullandırım açılış komisyonu vb. adı altında davalı bankaca kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin haksız olduğunu, mikatrının tam ve «kesin» olarak belirlenemediğini bildirerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle alacak miktarı yargılama sırasında belirlenerek alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirmek suretiyle eldeki davayı açmış, Mahkemece 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş Davalı vekilinin temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "davanın belirsiz olacak davası olarak açıldığı, oysa davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı, davanın kısmi dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK 33. maddesinde "Hakimin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağı", HMK 107/1 maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar yada değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabileceği", HMK 109/1 maddesinde "talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmınında dava yoluyla ileri sürülebileceği" düz …
KARŞI OY Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dilekçesinde «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirilen davanın, mahkemece kısmi dava olarak kabulü ve yargılamanın bu nitelemeye uygun sonuçlandırılıp sonuçlandırılamayacağına ilişkindir.
Mahkemece "alacak belirli veya belirlenebilir olup HMK 107 maddesi gereğince «belirsiz alacak davası» açılması mümkün olmadığından" davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · dava şartı yokluğu · usulden reddi · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaBu durumda, kendisini bir vekille «temsil» ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunması gerekirken yazılı şekilde «nispi vekalet ücretinin» tamamına hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin bu yön …
2- Ancak, mahkemece dava «şartı yokluğundan» dava reddedilmiştir.
Mahkemece "alacak belirli veya belirlenebilir olup HMK 107 maddesi gereğince «belirsiz alacak davası» açılması mümkün olmadığından" davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13159 E. 2016/3420 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · tespit davası · alacak davası · içtihadı birleştirme kararı · istirdat · hukuki yarar · yasal faiz · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, davacı davalı bankadan farklı tarihlerde kullandığı kredilerden dolayı, kredi «komisyon» tahsilatı, «kredi tahsis ücreti» ve kullandırım açılış komisyonu vb. adı altında davalı bankaca kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin haksız olduğunu, mikatrının tam ve «kesin» olarak belirlenemediğini bildirerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle alacak miktarı yargılama sırasında belirlenerek alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirmek suretiyle eldeki davayı açmış, Mahkemece 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş Davalı vekilinin temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "davanın belirsiz olacak davası olarak açıldığı, oysa davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı, davanın kısmi dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
HMK 107/1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Davanın «belirsiz alacak davası» türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve «kesin» olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir.
6100 sayılı HMK ile birlikte, «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmak suretiyle belirsiz alacaklar bakımından «hak arama özgürlüğü» genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da «hukuki yarar» bulunmadan kısmi dava açma imkanı da sınırlandırılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iddianın genişletilmesi yasağı · hak arama özgürlüğü · eda davası · tahkikat · keşif · oy yasağı · bilirkişi incelemesi · ıslah
Benzer bu karardaAnılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, «iddianın genişletilmesi yasağına» tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de "karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneği bilirkişi ya da «keşif» incelemesi sonucu)" belirlenebilme hali açıklanmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
… nın çeşitli aralıklarla davalı şirkete borç para verdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 303.900,00 TL alacağın 5.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden, kalan kısma «ıslah» tarihinden, işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1045 E. 2018/4337 K.
Ortak:kredi tahsis ücreti · belirsiz alacak davası · tespit davası · alacak davası · komisyon · içtihadı birleştirme kararı · istirdat · hukuki yarar · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, davacı davalı bankadan farklı tarihlerde kullandığı kredilerden dolayı, kredi «komisyon» tahsilatı, «kredi tahsis ücreti» ve kullandırım açılış komisyonu vb. adı altında davalı bankaca kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin haksız olduğunu, mikatrının tam ve «kesin» olarak belirlenemediğini bildirerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle alacak miktarı yargılama sırasında belirlenerek alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirmek suretiyle eldeki davayı açmış, Mahkemece 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş Davalı vekilinin temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "davanın belirsiz olacak davası olarak açıldığı, oysa davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı, davanın kısmi dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
HMK 107/1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Benzer bu karardaAnılan madde, "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
6100 sayılı HMK ile birlikte, «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmak suretiyle belirsiz alacaklar bakımından «hak arama özgürlüğü» genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da «hukuki yarar» bulunmadan kısmi dava açma imkanı da sınırlandırılmıştır.
Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, «belirsiz alacak davası» açılamasa da, şartları oluştuğunda ve «hukuki yarar» bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iddianın genişletilmesi yasağı · hak arama özgürlüğü · eda davası · tahkikat · keşif · oy yasağı · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaAnılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, «iddianın genişletilmesi yasağına» tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de "karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneği bilirkişi ya da «keşif» incelemesi sonucu)" belirlenebilme hali açıklanmıştır.
Anılan madde, "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
Ne var ki, bir davada «bilirkişi incelemesine» gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15068 E. 2018/3806 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · tespit davası · alacak davası · içtihadı birleştirme kararı · hukuki yarar · yasal faiz · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, davacı davalı bankadan farklı tarihlerde kullandığı kredilerden dolayı, kredi «komisyon» tahsilatı, «kredi tahsis ücreti» ve kullandırım açılış komisyonu vb. adı altında davalı bankaca kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin haksız olduğunu, mikatrının tam ve «kesin» olarak belirlenemediğini bildirerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle alacak miktarı yargılama sırasında belirlenerek alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirmek suretiyle eldeki davayı açmış, Mahkemece 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş Davalı vekilinin temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "davanın belirsiz olacak davası olarak açıldığı, oysa davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı, davanın kısmi dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
HMK 107/1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Davanın «belirsiz alacak davası» türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve «kesin» olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir.
6100 sayılı HMK ile birlikte, «belirsiz alacak davası» açma imkanı tanınmak suretiyle belirsiz alacaklar bakımından «hak arama özgürlüğü» genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da «hukuki yarar» bulunmadan kısmi dava açma imkanı da sınırlandırılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iddianın genişletilmesi yasağı · hak arama özgürlüğü · tahkikat · aktif husumet ehliyeti · keşif · sözleşmeden doğan dava · aktif husumet · husumet ehliyeti
Benzer bu kararda1- 6100 sayılı HMK'nin 114. maddesi uyarınca, «aktif husumet ehliyeti» dava şartı olup, aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığını taraflar her zaman ileri sürebilecekleri gibi, mahkemelerin de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının mevcut olup olmadığını araştırması gerekir.
Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, «iddianın genişletilmesi yasağına» tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de "karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneği bilirkişi ya da «keşif» incelemesi sonucu)" belirlenebilme hali açıklanmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir.
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, «tahkikat» aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, «bilirkişi incelemesi» veya «keşif» gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da «belirsiz alacak davası» açılabileceği kabul edilmelidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11890 E. , 2018/3661 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/05/2016 tarih ve 2015/819-2016/354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan tüketici kredisi çektiğini, ekstreden de anlaşılacağı üzere müvekkilinden ekspertiz ücreti, ekspertiz komisyon masrafı, kredi kullandırım komisyonu masrafı, tüketici kredisi kullandırım ücretleri, yeniden finansman kredisi kredi tahsis ücreti, yeniden finansman kredisi dosya ücreti, ipotek fek ücreti, ipotek fek ücreti komisyon masrafı kesintisi yapıldığını, bu kesintilerin müvekkilinin bilgisi, gerçek iradesi ortaya konulmadan ve onayı dışında olduğunu, kredi alımı ve sonraki yapılandırma aşamasında müvekkilinin aydınlatılmadığını, davalı bankaca belge veya fatura ile kanıtlanması gerektiğini ileri sürerek yersiz ve haksız olarak kesilen masrafların kesinti tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı lehine yapılan sigortaların primlerinin davacıya iadesine karar verilemeyeceğini savunarak taraflar arasında imzalanan ve hukuken geçerli olan sözleşmeler ve kanun hükümleri gözetilmek suretiyle haksız ve şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 28/07/2005 tarihinde işyeri kredi sözleşmesi yapıldığı, davacının sözleşme gereğince davalı bankadan 750,000,00 TL kredi kullandığı, ticari kredi olduğu, davacının tüketici olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafından verilen kredi nedeniyle faiz, komisyon, masraf adı altında ücret tahsil edileceği ve oranının ve kredi sözleşmesinin dosyaya sunulmaması nedeniyle davalının hangi oran üzerinden ücret tahsil edilebileceğinin tespiti bakımından davalı tarafça sözleşme ve belgelerin temin edilemediğinin bildirildiği, sözleşme hükümleri ve diğer belgeler dosyaya sunulmadığından gerekli değerlendirmenin yapılamadığı ve taraflar arasında yapılan sözleşmede yapılan kesintilere ilişkin taraflarca kararlaştırılmış herhangi bir hükmün bulunmadığının kabul edildiği, böylece davalı tarafından yapılan kesintilerin yasal olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 21/07/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, işyeri kredi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, 28.07.2005 tarihli kredi sözleşmesine istinaden davalı banka tarafından yapılan kesinti türlerini ve miktarlarını açıklamış ve dava değerini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.00 TL olarak açıklayarak HMK m. 107 gereğince belirsiz alacak ve tespit davası olarak davasını açtığını belirtmiş olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK 107/1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
Somut olayda, dava dilekçesinden davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının davacı tarafça bilinmekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/05/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak nitelendirilen davanın, mahkemece kısmi dava olarak kabulü ve yargılamanın bu nitelemeye uygun sonuçlandırılıp sonuçlandırılamayacağına ilişkindir.
6100 sayılı HMK 33. maddesinde "Hakimin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağı",
HMK 107/1 maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar yada değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği",
HMK 109/1 maddesinde "talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmınında dava yoluyla ileri sürülebileceği" düzenlenmiş,
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 04.06.1958 tarih 1958/15-6 sayılı kararında da "....hakimin bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i taleplerle bağlı olup dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların hukuki tavsifleriyle bağlı olmadığı ve kanunları re'sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki netice-i talepleri karara bağlamakla mükellef bulunduğu .... öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı bankadan farklı tarihlerde kullandığı kredilerden dolayı, kredi komisyon tahsilatı, kredi tahsis ücreti ve kullandırım açılış komisyonu vb. adı altında davalı bankaca kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin haksız olduğunu, mikatrının tam ve kesin olarak belirlenemediğini bildirerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle alacak miktarı yargılama sırasında belirlenerek alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile belirsiz alacak davası olarak nitelendirmek suretiyle eldeki davayı açmış,
Mahkemece 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş
Davalı vekilinin temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "davanın belirsiz olacak davası olarak açıldığı, oysa davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı, davanın kısmi dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Uyuşmazlıkta davacı, haksız kesilen paranın istirdadını talep etmektedir ki, davacı haksız kesinti miktarı parayı tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olduğundan açılan davanın HMK 107/1 maddesinde ifade edilen Belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Davacı dava dilekçesinde maddi vakıaları açıklayarak 10.000,00 TL değer göstermek suretiyle mahkemece tespit edilecek alacağının tahsilini talep ettiğinden hakim HMK 109/1 maddesine uygun şekilde davayı kısmi dava olarak nitelendirmiş olup mahkemenin kabulü HMK 33. maddesi ile 04.06.1958 tarihli içtihadı birleştirme kararına da uygun bulunmaktadır.
Nitekim HGK 02.03.2016 gün 2014/15-439 E, 2016/207 Karar sayılı kararda da aynı hususa değinilmiştir.
Sonuç olarak hukuki nitelendirilmesini hakimin yapacağı, maddi vakıaların davacı tarafından dilekçede açıklandığı eldeki alacak davasını açmakta davacının hukuki yararı bulunduğundan, mahkemece davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinde yasaya aykırı bir husus olmadığından, davalının bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddi ile taraf vekillerinin diğer temyiz sebeblerinin incelenmesi gerekirken kararın yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/424013400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz