Re'sen gözetme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7491 E. 2011/6748 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen gözetme↗ yetkisiz temsil↗ keşide tarihi↗ yemin teklifi↗ yemin↗ sebepsiz zenginleşme↗ bono↗ içtihadı birleştirme kararı↗ yetkisizlik kararı↗ zamanaşımı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, keşide tarihinde dava dışı şirketi temsile yetkili olmadıkları halde dava konusu bononun davalılarca düzenlendiği, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu incelemesinde de belirtildiği üzere keşide tarihinin sonradan yazılıp yazılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalılarca yapılan yemin teklifinin davacı tarafından eda edildiği, yetkisiz temsilci olan davalıların senet bedeli kadar sebepsiz zenginleştikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde açıkça davalıların dava dışı Ulvi PVC A.Ş.’nin yetkilisi olmadıkları halde dava konusu bonoyu düzenledikleri ileri sürülerek işbu dava açılmıştır. Davalılar da anılan senedi şirket adına imzaladıklarını savunmuştur. TTK.’nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolar için de uygulanabilecek olan aynı Yasa'nın 590. maddesi uyarınca, temsile yetkili bulunmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatiyle bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur. Salahiyetini aşan temsilci için dahi hüküm böyledir. Mahkeme ise somut uyuşmazlığı ve özellikle davalıların zamanaşımı savunmasını, TTK.’nun 644. maddesine göre değerlendirmiş ve yazılı şekilde hüküm kurmuştur. Oysa anılan maddenin işbu davada uygulanması mümkün değildir. Zira iddianın ve savunmanın yukarıda açıklanan niteliğine göre dava konusu bonoyu dava dışı şirket adına imzalayan davalıların sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemez. Dava konusu bonoya istinaden davalıların ancak TTK.’nun 590. maddesine göre sorumlu tutulabilmeleri mümkündür. 04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da kabul edildiği gibi, taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır.
Bu durum karşısında mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller ve özellikle davalıların zamanaşımı savunması, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10963 E. 2013/17447 K.
Ortak:re'sen gözetme · sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · temsil · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, keşide tarihinde dava dışı şirketi «temsile» yetkili olmadıkları halde dava konusu «bononun» davalılarca düzenlendiği, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu incelemesinde de belirtildiği üzere «keşide tarihinin» sonradan yazılıp yazılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalılarca yapılan «yemin teklifinin» davacı tarafından eda edildiği, «yetkisiz temsilci» olan davalıların senet bedeli kadar «sebepsiz zenginleştikleri» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK.’nun 690. maddesinin yollamasıyla «bonolar» için de uygulanabilecek olan aynı Yasa'nın 590. maddesi uyarınca, «temsile» yetkili bulunmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatiyle bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur.
Salahiyetini aşan «temsilci» için dahi hüküm böyledir.
Benzer bu kararda2- Dava dilekçesinde açıkça davalının...Köyü Kalkınma Kooperatifi'ni tek başına «temsile» yetkili olmadığı halde Kooperatif adına tek başına «çek» keşide ettiği, bu nedenle «keşideci» Kooperatif'e yönelik icra takibinin iptal edildiği ve sonuç alınamadığı ileri sürülerek işbu dava açılmıştır.
644'ncü maddesine dayalı «sebepsiz zenginleşme» davası olarak değerlendirilmiş ve davacı ...'ın davasının kabulüne karar verilmiştir.
Oysa 04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da kabul edildiği gibi, taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tasvifini yapmak mahkemeye ait olup hakim, olaya uygun yasa ve yasa maddelerini re'«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geri çevirme · aktif husumet yokluğu · ciranta · aktif husumet · keşideci · tüzel kişilik · husumet yokluğu · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK'nın 67. ve temyiz incelemesi sırasında yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 77. maddesinde vekaletnamenin «ibraz» edilmemesi durumunda avukata vekaletname sunmak üzere süre verileceği düzenlenmiş olup, mahkemece bu hususa dahi riayet edilmeden davacı ... yönünden «aktif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, mümeyyiz davacı ... yararına hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı ...'ın vekaletnamede isminin bulunmaması nedeniyle aktif dava «ehliyetinin» olmadığı, davacı ...'ın davalıdan 5.000 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle, davacı ... yönünden davanın kabulüne, 5.000 TL'nin davalıdan tahsiline, diğer davacı yönünden «aktif husumetten» davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, 14.10.2008 tarihli celsede «ibraz» edilen vekaletname uyarınca Av. ...'nin davacılar ... ve ... vekili olarak dava ve duruşmalara kabulüne karar verilmekle ve Dairemizin «geri çevirmesi» sonrası davacı ...'a ait 26.09.1997 tarihli vekaletname de ibraz edilmiş olmakla, artık davacı ... yönünden aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığından söz etmek mümkün değildir.
İddianın sürülüş şekline, davalının dava konusu çekin «keşidecisinin» Kooperatif olduğunu savunmasına göre, çeki dava dışı Kooperatif «tüzel kişiliği» adına imzalayan davalının «sebepsiz zenginleştiğinden» söz edilemeyeceğinden Mülga TTK.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11324 E. 2010/1984 K.
Ortak:re'sen gözetme
İncelediğiniz kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da kabul edildiği gibi, taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Benzer bu kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:meşru hamil · çek hamili · hasımsız dava · eda davası · tespit davası · zayi · hamil · hukuki yarar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, «eda davası» açılabilecek durumlarda «tespit davası» açmakta «hukuki yararın» bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta da davacının «meşru hamil» olup olmadığının ... tarafından açılan «menfi tespit» davasında tartışılıp değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının dava konusu çekin «meşru hamili» bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olup davacı, hamili bulunduğu «çek» hakkında davalının önceden açtığı «hasımsız» dava ile «zayi» iptal kararı aldığını, davalının gerçekte «çek hamili» bulunmadığını ve iptal kararının kendi hukukunu etkilediğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Somut uyuşmazlık yönünden ise davacı tarafça sunulan dilekçelerdeki ifadelerden, davacının amacının davalı tarafından alınan «zayi» iptal kararının ortadan kaldırılması olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca bu karar «hasımsız» olarak tesis edilmiş bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3521 E. 2015/10734 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, keşide tarihinde dava dışı şirketi «temsile» yetkili olmadıkları halde dava konusu «bononun» davalılarca düzenlendiği, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu incelemesinde de belirtildiği üzere «keşide tarihinin» sonradan yazılıp yazılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalılarca yapılan «yemin teklifinin» davacı tarafından eda edildiği, «yetkisiz temsilci» olan davalıların senet bedeli kadar «sebepsiz zenginleştikleri» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme ise somut uyuşmazlığı ve özellikle davalıların «zamanaşımı» savunmasını, TTK.’nun 644. maddesine göre değerlendirmiş ve yazılı şekilde hüküm kurmuştur.
Bu durum karşısında mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller ve özellikle davalıların «zamanaşımı» savunması, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, «zamanaşımı» hususunun hangi dönemde gerçekleştiğinin ve hangi dönem için tazminat talep edilebileceğinin bozma ilamına uyulması halinde mahkemece, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/683 E. 2011/8676 K.
Ortak:yetkisiz temsil · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, keşide tarihinde dava dışı şirketi «temsile» yetkili olmadıkları halde dava konusu «bononun» davalılarca düzenlendiği, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu incelemesinde de belirtildiği üzere «keşide tarihinin» sonradan yazılıp yazılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalılarca yapılan «yemin teklifinin» davacı tarafından eda edildiği, «yetkisiz temsilci» olan davalıların senet bedeli kadar «sebepsiz zenginleştikleri» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK.’nun 690. maddesinin yollamasıyla «bonolar» için de uygulanabilecek olan aynı Yasa'nın 590. maddesi uyarınca, «temsile» yetkili bulunmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatiyle bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur.
Salahiyetini aşan «temsilci» için dahi hüküm böyledir.
Benzer bu kararda2- Dava, «yetkisiz temsille» imzalanan çeklere dayalı «çek» bedeli ve tazminat istemine ilişkindir.
Bu kural, BK 39. maddesinde öngörüldüğü şekilde, «yetkisiz temsilcinin» tazminatla yükümlü olması değil, poliçeden bizzat sorumlu tutulması, yani yetkisiz temsilcinin keşide, kabul, «ciro», «aval», araya girme gibi kambiyo işleminin bizzat alacaklısı ve borçlusu sayılması, temsil edilenin ise anılan işlemler dolayısıyla herhangi bir hakkı ve borcunun bulunmamasıdır.
Mahkemece, dava konusu çeklerdeki «keşideci» kısmında bulunan imzanın davalıya ait olduğu, çekleri şirket kaşesi altında imzalayan davalının tek başına şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olmadığı, bu durumda TTK 730/3. maddesi göndermesi ile çekler hakkında da uygulanması gereken TTK 590. maddesi gereğince davalının kişisel sorumluluğunun bulunduğu, sadece davalı tarafından imzalanan bu çeklerin şirketi sorumluluk altına sokmayacağı ancak, davacıya «ciro» yolu ile gelen ve unsurları tam olan çeklerdeki imzaların iki yerine tek imzalı olması nedeniyle davacı bankanın kusurlu kabul edilemeyeceği, alacağın TTK 590. maddesi gereğince «şahsi sorumluluktan» kaynaklanan bir alacak olduğu, bu nedenle TTK 695/3. maddesindeki «çek tazminatına» hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının şahsen imzaladığı çek bedellerinin «ibraz» tarihlerinden itibaren değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının icra mahkemesi kararı doğrultusunda ödediği tazminata ilişkin taleb …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek tazminatı · aval · temsil yetkisi · peşin karar harcı · şahsi sorumluluk · ciro · hamil · keşideci
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu çeklerdeki «keşideci» kısmında bulunan imzanın davalıya ait olduğu, çekleri şirket kaşesi altında imzalayan davalının tek başına şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olmadığı, bu durumda TTK 730/3. maddesi göndermesi ile çekler hakkında da uygulanması gereken TTK 590. maddesi gereğince davalının kişisel sorumluluğunun bulunduğu, sadece davalı tarafından imzalanan bu çeklerin şirketi sorumluluk altına sokmayacağı ancak, davacıya «ciro» yolu ile gelen ve unsurları tam olan çeklerdeki imzaların iki yerine tek imzalı olması nedeniyle davacı bankanın kusurlu kabul edilemeyeceği, alacağın TTK 590. maddesi gereğince «şahsi sorumluluktan» kaynaklanan bir alacak olduğu, bu nedenle TTK 695/3. maddesindeki «çek tazminatına» hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının şahsen imzaladığı çek bedellerinin «ibraz» tarihlerinden itibaren değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının icra mahkemesi kararı doğrultusunda ödediği tazminata ilişkin taleb …
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, çift imza ile düzenlenen «çek» karşılığı borç yükümlülüğü doğabilecek şirket adına, davalının tek imza ile bizzat düzenlediği ve imzaladığı karşılıksız çeke dayalı olarak davacıya karşı «keşideci» gibi sorumlu olması ve TTK 695/3. maddesi gereği «çek tazminatından» sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, alacağın TTK 590. maddesi gereğince «şahsi sorumluluktan» kaynaklanan bir alacak olduğu gerekçesiyle çek tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
TTK 590. maddesinde yer alan özel hüküm uyarınca, «temsile» yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla poliçeye imzasını (bu imza keşide, kabul, «ciro», «aval», araya girme imzası olabilir) koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat sorumlu ve poliçeyi ödediği takdirde de temsil olunanın haiz olduğu haklara sahip olur.
Bu kural, BK 39. maddesinde öngörüldüğü şekilde, «yetkisiz temsilcinin» tazminatla yükümlü olması değil, poliçeden bizzat sorumlu tutulması, yani yetkisiz temsilcinin keşide, kabul, «ciro», «aval», araya girme gibi kambiyo işleminin bizzat alacaklısı ve borçlusu sayılması, temsil edilenin ise anılan işlemler dolayısıyla herhangi bir hakkı ve borcunun bulunmamasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2847 E. 2010/3072 K.
Ortak:re'sen gözetme
İncelediğiniz kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da kabul edildiği gibi, taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Benzer bu kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak görevi mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira kaybı · imza sirküleri · satım sözleşmesi · kamu düzeni · kâr kaybı · yetki · dosya masrafı · maddi tazminat
Benzer bu kararda… ığı zarara karşılık (7.000) YTL, hafta sonu tatilleri ile yıllık izinlerinde otelde konaklamak zorunda kalması nedeniyle (6.000) YTL.olmak üzere toplam (13.000) YTL.«maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacıya taşınmazının inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması işlemlerini kooperatif adına ve «masrafları» kooperatiften tahsili suretiyle yapması için «yetki» verilmesine, manevi tazminat talebinin redidne karar verilmiştir.
3- Kabul şekli bakımından da davacının ancak konutundan yararlanamaması nedeniyle uğradığı zararları (örneğin «kira kaybı» gibi) kooperatiften isteyebileceği, anılan nedenle tatil zamanlarında otelde konaklamak zorunda kalmasından kaynaklanan zararı gibi ikame «masraflarını» talep edemeyeceği gözetilerek, mahkemece davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının bu talebinin de kabulüne karar verilmesi doğr …
K.’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ile dava dilekçesinde belirtilen konularda davacı ortağa «yetki» verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemenin uyuşmazlığın alım «satım sözleşmesinden» kaynaklandığına dair kabulü doğru değildir.
Yine bu türden bir uyuşmazlıkta davacının «masraflarının» kooperatiften tahsili suretiyle kendisine inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması konusunda «yetki» verilmesini isteyebilmesi de mümkün olmayıp, mahkemece davacının anılan talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/7491 E. , 2011/6748 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2009 tarih ve 2008/78-2009/52 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2011 gününde davalılar avukatı ... geldiği, yapılan tebligata karşın davacı vekili duruşmaya gelmediği, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 15.10.2003 keşide 15.10.2004 vade tarihli (16.250) USD bedelli, keşidecisi dava dışı Ulvi PVC A.Ş., lehdarı yine dava dışı ... olan bonoyu Yasin'den ciro yoluyla alacağına karşılık olmak üzere temlik aldığını, borçlu şirketi temsilen bonoyu imzalayan davalıların keşide tarihinde şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadıklarının anlaşılması üzerine anılan şirketin bono bedelini ödemediğini, yetkisiz temsilci sıfatları nedeniyle davalıların borçtan şahsen sorumlu olduklarını, vade tarihinden itibaren 3 yıldan fazla bir süre geçtiğinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılamadığını, davalıların sebepsiz zenginleştiklerini ileri sürerek, anılan meblağın karşılığı (20.468,87) TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, TTK'nun 661.maddesi uyarınca davanın zamanaşıma uğradığını, davacının ve bono lehdarının bononun keşide tarihini sonradan ve müvekkillerinin şirket temsilcisi olmadıkları bir tarih olarak yazmak suretiyle müvekkillerini yetkisiz temsilci sıfatıyla sorumlu kılmaya çalıştıklarını savunarak, davanın reddini ve % 40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, keşide tarihinde dava dışı şirketi temsile yetkili olmadıkları halde dava konusu bononun davalılarca düzenlendiği, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu incelemesinde de belirtildiği üzere keşide tarihinin sonradan yazılıp yazılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalılarca yapılan yemin teklifinin davacı tarafından eda edildiği, yetkisiz temsilci olan davalıların senet bedeli kadar sebepsiz zenginleştikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde açıkça davalıların dava dışı Ulvi PVC A.Ş.’nin yetkilisi olmadıkları halde dava konusu bonoyu düzenledikleri ileri sürülerek işbu dava açılmıştır. Davalılar da anılan senedi şirket adına imzaladıklarını savunmuştur. TTK.’nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolar için de uygulanabilecek olan aynı Yasa'nın 590. maddesi uyarınca, temsile yetkili bulunmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatiyle bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur. Salahiyetini aşan temsilci için dahi hüküm böyledir. Mahkeme ise somut uyuşmazlığı ve özellikle davalıların zamanaşımı savunmasını, TTK.’nun 644. maddesine göre değerlendirmiş ve yazılı şekilde hüküm kurmuştur.
Oysa anılan maddenin işbu davada uygulanması mümkün değildir. Zira iddianın ve savunmanın yukarıda açıklanan niteliğine göre dava konusu bonoyu dava dışı şirket adına imzalayan davalıların sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemez. Dava konusu bonoya istinaden davalıların ancak TTK.’nun 590. maddesine göre sorumlu tutulabilmeleri mümkündür.
04. 06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da kabul edildiği gibi, taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır.
Bu durum karşısında mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller ve özellikle davalıların zamanaşımı savunması, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028000400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz