Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2847 E. 2010/3072 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen gözetme↗ kira kaybı↗ imza sirküleri↗ satım sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ kâr kaybı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ maddi ve manevi tazminat↗ yetki↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalı kooperatifin gerekli resmi işlemleri yapma edimini yerine getirmediği için davacıya ait konutta hiçbir tadilat yapılamadığı ve ruhsat alınamadığı, ancak davacının manevi zararının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının konutunu satın alma tarihinden itibaren malzeme ve işçilik giderleri ile yapı kullanma ruhsatı ve tapu işlemleri yönünden uğradığı zarara karşılık (7.000) YTL, hafta sonu tatilleri ile yıllık izinlerinde otelde konaklamak zorunda kalması nedeniyle (6.000) YTL.olmak üzere toplam (13.000) YTL.maddi tazminatın dava tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacıya taşınmazının inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması işlemlerini kooperatif adına ve masrafları kooperatiften tahsili suretiyle yapması için yetki verilmesine, manevi tazminat talebinin redidne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif ile Davacı ortağı arasındaki 1163 sayılı Koop. K.’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ile dava dilekçesinde belirtilen konularda davacı ortağa yetki verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemenin uyuşmazlığın alım satım sözleşmesinden kaynaklandığına dair kabulü doğru değildir.
Bu türden uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme HUMK.’nun 17/2. maddesine göre belirlenir. Anılan hüküm kamu düzeni ile ilgili olup, kooperatif ile ortakları arasındaki davaların kooperatifin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Bu yetki kuralları dava şartıdır. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de re’sen nazara alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta ise davalı kooperatifin anasözleşmesinde merkezinin Kırıkkale’de olduğu yazılıdır. Ancak dosyaya sunulan 21.05.2004 tarihli imza sirkülerinde davalı kooperatifin merkezinin Kırıkkale’de, 09.09.2005 tarihli imza sirkülerinde ise Foça’da olduğu belirtilmiştir. Dava ise 21.10.2004 tarihinde açılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle dava tarihi itibariyle davalı kooperatifin ikamet yerinin neresi olduğunun tespit edilmesi suretiyle mahkemenin yetkisi hususunun açıklığa kavuşturulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
2- Yine mahkemece öncelikle açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer konu da davacıya tahsis edilen taşınmazın hukuki niteliğinin ne olduğudur. Zira bu hususun tespiti davacının tüm talepleri yönünden hayati önemi haizdir. 04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak görevi mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Diğer bir deyişle maddi vakıaları bildirmek görevi taraflara, hukuki tavsif ise hakime aittir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacıya tahsis edilen taşınmazın yasal durumu, özel mülkiyete konu teşkil edebilecek yerlerden olup olmadığı, sonradan çıkarılan kanunlarla imar planına dahil edilip edilmediği, edilmiş olsa bile bu durumun davacıya başlangıçtan itibaren dava dilekçesinde belirttiği konularda talep hakkı verip vermeyeceği hususları tek tek incelenip tespit edilmeli ve karar yerinde değerlendirilmelidir. Mahkemece bu yönler açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
3- Kabul şekli bakımından da davacının ancak konutundan yararlanamaması nedeniyle uğradığı zararları (örneğin kira kaybı gibi) kooperatiften isteyebileceği, anılan nedenle tatil zamanlarında otelde konaklamak zorunda kalmasından kaynaklanan zararı gibi ikame masraflarını talep edemeyeceği gözetilerek, mahkemece davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının bu talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yine bu türden bir uyuşmazlıkta davacının masraflarının kooperatiften tahsili suretiyle kendisine inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması konusunda yetki verilmesini isteyebilmesi de mümkün olmayıp, mahkemece davacının anılan talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
4- Yukarıda açıklanan bozma sebep ve şekline göre, davalı kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazları ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11324 E. 2010/1984 K.
Ortak:re'sen gözetme · dava şartı
İncelediğiniz kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak görevi mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Benzer bu kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:meşru hamil · çek hamili · hasımsız dava · eda davası · tespit davası · zayi · hamil · hukuki yarar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, «eda davası» açılabilecek durumlarda «tespit davası» açmakta «hukuki yararın» bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta da davacının «meşru hamil» olup olmadığının ... tarafından açılan «menfi tespit» davasında tartışılıp değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının dava konusu çekin «meşru hamili» bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olup davacı, hamili bulunduğu «çek» hakkında davalının önceden açtığı «hasımsız» dava ile «zayi» iptal kararı aldığını, davalının gerçekte «çek hamili» bulunmadığını ve iptal kararının kendi hukukunu etkilediğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Somut uyuşmazlık yönünden ise davacı tarafça sunulan dilekçelerdeki ifadelerden, davacının amacının davalı tarafından alınan «zayi» iptal kararının ortadan kaldırılması olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca bu karar «hasımsız» olarak tesis edilmiş bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3521 E. 2015/10734 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, «zamanaşımı» hususunun hangi dönemde gerçekleştiğinin ve hangi dönem için tazminat talep edilebileceğinin bozma ilamına uyulması halinde mahkemece, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3118 E. 2013/20246 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fatura delili · hizmet bedeli · fatura · ihtarname · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı tarafından işletilen otelde davalının getirdiği müşterilere 2007 yılı yaz döneminde konaklama hizmeti verildiği, ancak davalı tarafından bedelin ödenmediği ileri sürülmüş, buna ilişkin olarak da 11.08.2007-21.09.2007 tarihleri arasında davalı adına düzenlenmiş 23 adet «fatura delil» olarak sunulmuştur.
… izmeti verildiğinin davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı tarafından dosyaya sunulan 20.08.2007 tarihli «ihtarnameden» 11.08.2007 tarihinden itibaren otelin davacı tarafından işletileceği hususunun davalıya bildirilmiş olduğu ve alınan bilirkişi raporunda da davacının davalıya göndermiş olduğu konaklama hizmetine ilişkin faturaların davalı «defterlerinde» kayıtlı olduğu belirlenmiş olup, mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir Dava, otel konaklama «hizmet bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar davalı tarafından anılan faturalar «defterlere» kayıt edildikten sonra davacıya iade edilmiş ise de, bu durum davacı tarafından davalıya konaklama hizmeti verilmediği anlamına gelmez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2847 E. , 2010/3072 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Foça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2006 tarih ve 2004/185-2006/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife 15.03.1999 tarihli yönetim kurulu kararı ile ortak olduğunu, İzmir İli Foça İlçesi' nde bulunan taşınmazı hakkında Foça Belediye Başkanlığı' nın 07.12.1999 tarihli encümen kararı ile bu payın kadastro harici ve mülkiyetten terkedilmiş yere isabet ettiğinden davalı kooperatifçe imar planı tadilatı yapıldıktan sonra yapı ruhsatı verilebileceğinin kararlaştırıldığını, davalı kooperatifçe imar planında gerekli değişiklikler yapılmadığı için müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik (13.000.000.000) TL maddi ve (2.000.000.000) TL.manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, taşınmazı hakkında inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması konusunda gerekli işlemlerin kooperatif adına yapılması için müvekkiline yetki verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalı kooperatifin gerekli resmi işlemleri yapma edimini yerine getirmediği için davacıya ait konutta hiçbir tadilat yapılamadığı ve ruhsat alınamadığı, ancak davacının manevi zararının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının konutunu satın alma tarihinden itibaren malzeme ve işçilik giderleri ile yapı kullanma ruhsatı ve tapu işlemleri yönünden uğradığı zarara karşılık (7.000) YTL, hafta sonu tatilleri ile yıllık izinlerinde otelde konaklamak zorunda kalması nedeniyle (6.000) YTL.olmak üzere toplam (13.000) YTL.maddi tazminatın dava tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacıya taşınmazının inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması işlemlerini kooperatif adına ve masrafları kooperatiften tahsili suretiyle yapması için yetki verilmesine, manevi tazminat talebinin redidne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif ile Davacı ortağı arasındaki 1163 sayılı Koop. K.’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ile dava dilekçesinde belirtilen konularda davacı ortağa yetki verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemenin uyuşmazlığın alım satım sözleşmesinden kaynaklandığına dair kabulü doğru değildir.
Bu türden uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme HUMK.’nun 17/2. maddesine göre belirlenir. Anılan hüküm kamu düzeni ile ilgili olup, kooperatif ile ortakları arasındaki davaların kooperatifin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Bu yetki kuralları dava şartıdır. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de re’sen nazara alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta ise davalı kooperatifin anasözleşmesinde merkezinin Kırıkkale’de olduğu yazılıdır. Ancak dosyaya sunulan 21.05.2004 tarihli imza sirkülerinde davalı kooperatifin merkezinin Kırıkkale’de, 09.09.2005 tarihli imza sirkülerinde ise Foça’da olduğu belirtilmiştir. Dava ise 21.10.2004 tarihinde açılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle dava tarihi itibariyle davalı kooperatifin ikamet yerinin neresi olduğunun tespit edilmesi suretiyle mahkemenin yetkisi hususunun açıklığa kavuşturulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
2- Yine mahkemece öncelikle açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer konu da davacıya tahsis edilen taşınmazın hukuki niteliğinin ne olduğudur. Zira bu hususun tespiti davacının tüm talepleri yönünden hayati önemi haizdir.
04. 06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak görevi mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Diğer bir deyişle maddi vakıaları bildirmek görevi taraflara, hukuki tavsif ise hakime aittir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacıya tahsis edilen taşınmazın yasal durumu, özel mülkiyete konu teşkil edebilecek yerlerden olup olmadığı, sonradan çıkarılan kanunlarla imar planına dahil edilip edilmediği, edilmiş olsa bile bu durumun davacıya başlangıçtan itibaren dava dilekçesinde belirttiği konularda talep hakkı verip vermeyeceği hususları tek tek incelenip tespit edilmeli ve karar yerinde değerlendirilmelidir. Mahkemece bu yönler açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
3- Kabul şekli bakımından da davacının ancak konutundan yararlanamaması nedeniyle uğradığı zararları (örneğin kira kaybı gibi) kooperatiften isteyebileceği, anılan nedenle tatil zamanlarında otelde konaklamak zorunda kalmasından kaynaklanan zararı gibi ikame masraflarını talep edemeyeceği gözetilerek, mahkemece davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının bu talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yine bu türden bir uyuşmazlıkta davacının masraflarının kooperatiften tahsili suretiyle kendisine inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması konusunda yetki verilmesini isteyebilmesi de mümkün olmayıp, mahkemece davacının anılan talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
4- Yukarıda açıklanan bozma sebep ve şekline göre, davalı kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazları ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015198500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz