Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11324 E. 2010/1984 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen gözetme↗ meşru hamil↗ çek hamili↗ hasımsız dava↗ eda davası↗ tespit davası↗ zayi↗ hamil↗ içtihadı birleştirme kararı↗ hukuki yarar↗ çek↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, eda davası açılabilecek durumlarda tespit davası açmakta hukuki yararın bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta da davacının meşru hamil olup olmadığının ... tarafından açılan menfi tespit davasında tartışılıp değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının dava konusu çekin meşru hamili bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olup davacı, hamili bulunduğu çek hakkında davalının önceden açtığı hasımsız dava ile zayi iptal kararı aldığını, davalının gerçekte çek hamili bulunmadığını ve iptal kararının kendi hukukunu etkilediğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Diğer bir deyişle maddi vakıaları bildirmek taraflara, hukuki tavsif ise hakime aittir. Somut uyuşmazlık yönünden ise davacı tarafça sunulan dilekçelerdeki ifadelerden, davacının amacının davalı tarafından alınan zayi iptal kararının ortadan kaldırılması olduğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz’in 25.10.1993 gün ve 1993/519 E.- 6809 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, çeklerin kaybedilmesi nedeniyle açılan davada verilmiş bulunan iptal kararı bir ilam olmayıp tespit niteliğini taşımaktadır. Ayrıca bu karar hasımsız olarak tesis edilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla iptal edilen çeklerin elinde bulunduğunu ve bunların gerçek hamili olduğunu ileri süren davacının iptale ilişkin kararın ortadan kaldırılmasını istemesi mümkündür (Batider, C. XVII, S. 2, s. 127).
O halde mahkemece bu davaya yukarıda açıklanan şekilde bakılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7491 E. 2011/6748 K.
Ortak:re'sen gözetme
İncelediğiniz kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Benzer bu kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da kabul edildiği gibi, taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · keşide tarihi · yemin teklifi · yemin · sebepsiz zenginleşme · bono · yetkisizlik kararı · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, keşide tarihinde dava dışı şirketi «temsile» yetkili olmadıkları halde dava konusu «bononun» davalılarca düzenlendiği, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu incelemesinde de belirtildiği üzere «keşide tarihinin» sonradan yazılıp yazılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, davalılarca yapılan «yemin teklifinin» davacı tarafından eda edildiği, «yetkisiz temsilci» olan davalıların senet bedeli kadar «sebepsiz zenginleştikleri» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK.’nun 690. maddesinin yollamasıyla «bonolar» için de uygulanabilecek olan aynı Yasa'nın 590. maddesi uyarınca, «temsile» yetkili bulunmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatiyle bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur.
Mahkeme ise somut uyuşmazlığı ve özellikle davalıların «zamanaşımı» savunmasını, TTK.’nun 644. maddesine göre değerlendirmiş ve yazılı şekilde hüküm kurmuştur.
Zira iddianın ve savunmanın yukarıda açıklanan niteliğine göre dava konusu bonoyu dava dışı şirket adına imzalayan davalıların «sebepsiz zenginleştiğinden» söz edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3521 E. 2015/10734 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, «zamanaşımı» hususunun hangi dönemde gerçekleştiğinin ve hangi dönem için tazminat talep edilebileceğinin bozma ilamına uyulması halinde mahkemece, 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilecek olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18519 E. 2013/833 K.
Ortak:hasımsız dava · zayi · hamil · çek
İncelediğiniz karardaDava, davacının dava konusu çekin «meşru hamili» bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olup davacı, hamili bulunduğu «çek» hakkında davalının önceden açtığı «hasımsız» dava ile «zayi» iptal kararı aldığını, davalının gerçekte «çek hamili» bulunmadığını ve iptal kararının kendi hukukunu etkilediğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, «eda davası» açılabilecek durumlarda «tespit davası» açmakta «hukuki yararın» bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta da davacının «meşru hamil» olup olmadığının ... tarafından açılan «menfi tespit» davasında tartışılıp değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık yönünden ise davacı tarafça sunulan dilekçelerdeki ifadelerden, davacının amacının davalı tarafından alınan «zayi» iptal kararının ortadan kaldırılması olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «keşidecinin» «çek iptal davası» açamayacağı, çek iptali davasının «hasımsız» açılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece davanın «çekin istirdadı davası» olduğu kabul edilerek davayı görmek ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, davacının «keşideci» olduğundan bahisle «hasımsız» görülmesi gereken «zayi» davasının keşidecinin açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, «çek iptali» talebine ilişkin olup, davacı dava dışı «keşideciden» aldığı 3 adet çekin mal mukabili davalı şirkete verilmesinin kararlaştırıldığını, fakat henüz çekler davacı tarafından «ciro» edilmeden, davalının pazarlamacısı tarafından «rıza» dışı alındığını, bu çekler mukabili davalı tarafından «teslim» edilmesi gereken malların da teslim edilmediğini ileri sürerek, 3 adet çekin iptalini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin istirdadı · çek iptali davası · istirdat davası · çek iptali · eş rızası · ciro · keşideci · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «keşidecinin» «çek iptal davası» açamayacağı, çek iptali davasının «hasımsız» açılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «çek iptali» talebine ilişkin olup, davacı dava dışı «keşideciden» aldığı 3 adet çekin mal mukabili davalı şirkete verilmesinin kararlaştırıldığını, fakat henüz çekler davacı tarafından «ciro» edilmeden, davalının pazarlamacısı tarafından «rıza» dışı alındığını, bu çekler mukabili davalı tarafından «teslim» edilmesi gereken malların da teslim edilmediğini ileri sürerek, 3 adet çekin iptalini talep etmiştir.
Bu durumda, mahkemece davanın «çekin istirdadı davası» olduğu kabul edilerek davayı görmek ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, davacının «keşideci» olduğundan bahisle «hasımsız» görülmesi gereken «zayi» davasının keşidecinin açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava dilekçesinin kapsamına göre, davacı «keşidecisi» olmayıp «hamili» olduğu 3 adet çekin davalıdan «istirdadını» talep etmektedir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2847 E. 2010/3072 K.
Ortak:re'sen gözetme · dava şartı
İncelediğiniz kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Benzer bu kararda04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak görevi mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’«sen gözetmek», bulmak ve uygulamak zorundadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira kaybı · imza sirküleri · satım sözleşmesi · kamu düzeni · kâr kaybı · yetki · dosya masrafı · maddi tazminat
Benzer bu kararda… ığı zarara karşılık (7.000) YTL, hafta sonu tatilleri ile yıllık izinlerinde otelde konaklamak zorunda kalması nedeniyle (6.000) YTL.olmak üzere toplam (13.000) YTL.«maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacıya taşınmazının inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması işlemlerini kooperatif adına ve «masrafları» kooperatiften tahsili suretiyle yapması için «yetki» verilmesine, manevi tazminat talebinin redidne karar verilmiştir.
3- Kabul şekli bakımından da davacının ancak konutundan yararlanamaması nedeniyle uğradığı zararları (örneğin «kira kaybı» gibi) kooperatiften isteyebileceği, anılan nedenle tatil zamanlarında otelde konaklamak zorunda kalmasından kaynaklanan zararı gibi ikame «masraflarını» talep edemeyeceği gözetilerek, mahkemece davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının bu talebinin de kabulüne karar verilmesi doğr …
K.’na dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ile dava dilekçesinde belirtilen konularda davacı ortağa «yetki» verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemenin uyuşmazlığın alım «satım sözleşmesinden» kaynaklandığına dair kabulü doğru değildir.
Yine bu türden bir uyuşmazlıkta davacının «masraflarının» kooperatiften tahsili suretiyle kendisine inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarının alınması konusunda «yetki» verilmesini isteyebilmesi de mümkün olmayıp, mahkemece davacının anılan talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2326 E. 2010/8463 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacı banka personelince «yetki» aşılarak idari bir işlemle verilen bir belgenin iptalinin de yine idari bir işlemle olması gerektiği, adi nitelikli bu belgenin mahkeme kararı ile iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı bankayı «temsile» yetkili kişilerin, davalının gerçekte bankada mevduatı olmadığı halde 130.000.000,00 USD mevduatı olduğuna dair düzenlendiği belirtilen belgenin iptali amacıyla açılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/11324 E. , 2010/1984 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.05.2008 tarih ve 2007/366-2008/146 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ...’dan olan alacağı için ciro yoluyla temlik aldığı, davalının lehdarı bulunduğu 27.05.2006 keşide tarihli ve (6.000)YTL meblağlı çeki, borcuna karşılık yine dava dışı Mustafa Hancı’ya verdiğini, Mustafa’nın ihtiyati tedbir kararı nedeniyle tahsil edemediği çeki, bedeli karşılığında müvekkiline iade ettiğini, müvekkilinin de çek ilgilileri aleyhine icra takibine giriştiğini, bu arada davalı ...’in gerçek durumu gizleyerek bu çeki iptal ettirdiğini, keşideci olan dava dışı ... tarafından da müvekkili ve Belgin hakkında icra takibi dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti davası açıldığını ileri sürerek, müvekkilinin dava konusu çekin meşru hamili bulunduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, eda davası açılabilecek durumlarda tespit davası açmakta hukuki yararın bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta da davacının meşru hamil olup olmadığının ... tarafından açılan menfi tespit davasında tartışılıp değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının dava konusu çekin meşru hamili bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olup davacı, hamili bulunduğu çek hakkında davalının önceden açtığı hasımsız dava ile zayi iptal kararı aldığını, davalının gerçekte çek hamili bulunmadığını ve iptal kararının kendi hukukunu etkilediğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Diğer bir deyişle maddi vakıaları bildirmek taraflara, hukuki tavsif ise hakime aittir. Somut uyuşmazlık yönünden ise davacı tarafça sunulan dilekçelerdeki ifadelerden, davacının amacının davalı tarafından alınan zayi iptal kararının ortadan kaldırılması olduğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz’in 25.10.1993 gün ve 1993/519 E.- 6809 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, çeklerin kaybedilmesi nedeniyle açılan davada verilmiş bulunan iptal kararı bir ilam olmayıp tespit niteliğini taşımaktadır. Ayrıca bu karar hasımsız olarak tesis edilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla iptal edilen çeklerin elinde bulunduğunu ve bunların gerçek hamili olduğunu ileri süren davacının iptale ilişkin kararın ortadan kaldırılmasını istemesi mümkündür (Batider, C. XVII, S. 2, s. 127).
O halde mahkemece bu davaya yukarıda açıklanan şekilde bakılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009299800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz