6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2461 E. 2010/8505 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tapu iptali ve tescil satış sözleşmesi cy/cy şerhi reeskont faizi infaz içtihadı birleştirme kararı ıslah

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 382

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatife yönelik olarak açılan davanın kısmen kabulü ile davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine, davalı kooperatifin 16.10.2005 tarihli genel kurul gündeminin 7 nci maddesi gereğince alınan kararın “Peşin satış yapılan, genel kurul kararı olan dairelerin reeskont faizi hesaplanarak aradaki farkı ödedikleri takdirde kendilerine verilmesine, kabul etmedikleri takdirde ödedikleri paranın Kooperatifler Kanununa aykırı olduğundan hesaplanarak paranın ödenerek kooperatif hissesine geçirilmesine, genel kurul kararı olmaksızın peşin satışı yapılan dairelerin iptaline, kooperatif yönetimince tapu verilmemesine, verilmişse iptaline oy birliğiyle karar verilmiştir” şeklindeki kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, davacı vekilinin diğer davalılara yönelik tapu iptal ve tescil isteminin sözleşmelerin tapu siciline şerhi şeklinde ıslah edilen davasının reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ve davalı kooperatif vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, ortaklığın tespiti, 16.10.2005 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali, alacak ve satış sözleşmelerinin tapuya tescili istemlerine ilişkindir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.

Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda genel kurulun 7 nci maddesinde alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş iken gerekçeli karara ait hükümde ise 7 nci maddede alınan kararlardan hüküm fıkrasında belirtilen kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilerek kısa kararda 7 nci maddenin tamamının, gerekçeli kararda ise bir kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre de davacı ve davalı kooperatif vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Marka hakkına tecavüzün men'i | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1659 E. 2013/3138 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/288 E. 2013/912 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6092 E. 2012/13282 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3966 E. 2010/10273 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sigorta tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13196 E. 2010/4471 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faydalı Model Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13413 E. 2012/4129 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13130 E. 2014/20130 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/2461 E.  ,  2010/8505 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.11.2005 tarih ve 2005/522-2008/128 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı kooperatif vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu ve kooperatif tarafından diğer davalılara ait arsa üzerinde inşa edilen binanın zemin katındaki 2 daire için yönetim kurulu ile satış vaadi sözleşmeleri yaptığını, satış bedellerinin müvekkili tarafından peşin olarak ödendiğini, yapılan sözleşmelerde satılan dairelerin kura dışı bırakılacağı ve 30 ayda teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalı kooperatifin teslim süresi sona erdiği halde müvekkiline teslim etmesi gereken daireleri teslim etmediği gibi yapılan proje değişikliği sonucu müvekkiline satılan dairelerin metrekaresinin küçültüldüğünü, 16.10.2005 tarihinde yapılan ve müvekkilinin çağrılmadığı olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlar gereği müvekkilinden ek para istendiğini, davalı gerçek şahısların arsa sahipleri olup, müvekkiline satılan dairelerin maliki olduklarını ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine, usulüne uygun yapılmayan 16.10.2005 tarihli olağanüstü genel kurulun ve kararların iptaline, müvekkiline satış vaadi ile satılan dairelerin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle dairelerin aylık kira bedelinin tespiti ile kira bedeli alacağına mahsuben 1.000,00 YTL ve dairelerin küçük yapıldığının tespit edilerek bu nedenle daire değer farkına mahsuben 4.000,00 YTL’nin tahsili ile davalı arsa sahipleri adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, yargılama sırasında yapılan ıslah ile müvekkili adına tescil yerine satış sözleşmelerinin tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı kooperatif vekili, peşin satış sözleşmelerinin yönetim kurulu tarafından yapıldığını, davaya konu olayla ilgili olarak genel kurul tarafından alınmış bir kararın bulunmadığını, yönetim kurulu kararının genel kurul kararına dayanmadığından geçersiz olduğunu, davacının temel iddiasının hukuki dayanağı olmadığından diğer taleplerinin de yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalılar, arsa sahipleri olarak kooperatifle sözleşme yaptıklarını, davaya konu uyuşmazlığın davalı kooperatif ile hiç tanımadıkları davacı arasında olduğunu, bu nedenle davanın kendilerine yöneltilmesinin doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatife yönelik olarak açılan davanın kısmen kabulü ile davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine, davalı kooperatifin 16.10.2005 tarihli genel kurul gündeminin 7 nci maddesi gereğince alınan kararın “Peşin satış yapılan, genel kurul kararı olan dairelerin reeskont faizi hesaplanarak aradaki farkı ödedikleri takdirde kendilerine verilmesine, kabul etmedikleri takdirde ödedikleri paranın Kooperatifler Kanununa aykırı olduğundan hesaplanarak paranın ödenerek kooperatif hissesine geçirilmesine, genel kurul kararı olmaksızın peşin satışı yapılan dairelerin iptaline, kooperatif yönetimince tapu verilmemesine, verilmişse iptaline oy birliğiyle karar verilmiştir” şeklindeki kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, davacı vekilinin diğer davalılara yönelik tapu iptal ve tescil isteminin sözleşmelerin tapu siciline şerhi şeklinde ıslah edilen davasının reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ve davalı kooperatif vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, ortaklığın tespiti, 16.10.2005 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali, alacak ve satış sözleşmelerinin tapuya tescili istemlerine ilişkindir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.

Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda genel kurulun 7 nci maddesinde alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş iken gerekçeli karara ait hükümde ise 7 nci maddede alınan kararlardan hüküm fıkrasında belirtilen kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilerek kısa kararda 7 nci maddenin tamamının, gerekçeli kararda ise bir kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye sebebiyet verilmesi doğru görülmemiş, hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre de davacı ve davalı kooperatif vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı kooperatif vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027180200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.