Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13130 E. 2014/20130 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 3 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel zamanaşımı↗ mirasçılık↗ infaz↗ bono↗ içtihadı birleştirme kararı↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının davalıların murisi aleyhinde kambiyo yolu ile takibe koyduğu bononun icrası, takibin işlemsiz bırakılması ve son işlem tarihi olan 13.05.2004 tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımının geçmesi sebebiyle mahkeme kararı ile geri bırakıldığı, karz ilişkisinin tabi olduğu 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin de dolmaması sebebiyle, davacının davalılardan 31.000 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, 31.000 TL alacağın icra takibi tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı mirasçılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 298/2 ile HUMK’nın 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, davacı vekili dava dilekçesinde 31.000 TL'nin icra takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, mahkemece 01.04.2014 tarihli oturumda verilen kısa kararda, davanın kabulü ile 31.000 TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda bu kez davanın kabulü ile 31.000 TL'nin icra takip tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1659 E. 2013/3138 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6092 E. 2012/13282 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, «maddi tazminata» ilişkin davanın kabulüne, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece 23.02.2011 tarihli oturumda verilen kısa kararda «maddi tazminata» ilişkin olarak davanın kabulüne, 3.300,00 TL'nın davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda davanın 3.244,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/288 E. 2013/912 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaSomut olaya gelindiğinde, mahkemece 02.11.2011 tarihli oturumda verilen kısa kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine; davacının birleşen dosyadaki davasının reddine dair hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 74.224,24 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12451 E. 2014/3682 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir (HMK m.298/2).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · temsil · husumet
Benzer bu karardaŞ. hakkındaki davanın «husumetten» reddine, davalı E.
Film A.Ş. hakkında açılan manevi tazminat davasının reddine, takdiren 1.000 TL «maddi tazminatın» bu davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece 26.02.2013 tarihli oturumda verilen kısa kararda “Davalı Hayat Görsel Yayıncılık A.Ş. hakkındaki davanın «husumetten» reddine” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “E.
Ş. hakkındaki davanın «husumetten» reddine” karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2461 E. 2010/8505 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:satış sözleşmesi · cy/cy şerhi · reeskont faizi · ıslah
Benzer bu kararda… itine, davalı kooperatifin 16.10.2005 tarihli genel kurul gündeminin 7 nci maddesi gereğince alınan kararın “Peşin satış yapılan, genel kurul kararı olan dairelerin «reeskont faizi» hesaplanarak aradaki farkı ödedikleri takdirde kendilerine verilmesine, kabul etmedikleri takdirde ödedikleri paranın Kooperatifler Kanununa aykırı olduğundan hesaplanarak paranın ödenerek kooperatif hissesine geçirilmesine, genel kurul kararı olmaksızın peşin satışı yapılan dairelerin iptaline, kooperatif yönetimince tapu verilmemesine, verilmişse iptaline oy birliğiyle karar verilmiştir” şeklindeki kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, davacı vekilinin diğer davalılara yönelik tapu iptal ve tescil isteminin sözleşmelerin tapu siciline «şerhi» şeklinde «ıslah» edilen davasının reddine karar verilmiştir.
1-Dava, ortaklığın tespiti, 16.10.2005 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali, alacak ve «satış sözleşmelerinin» tapuya tescili istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan icra takip miktarı kadar alacağı olduğu, davalının «icra takibine itirazının» haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacı lehine hükmedilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının kabulüne, %20 «icra inkar tazminatına» davacı lehine hükmedilmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulüne % 30 icra inkar tazminatına davacı lehine hükmedilmesine ” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3966 E. 2010/10273 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · asıl alacak · inkar tazminatı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kooperatife ödenmemiş aidat borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının 3.201,00 YTL asıl borç, 192,00 YTL «yasal faiz» olmak üzere toplam 3.393,00 YTL alacağa karşı yaptığı itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, «asıl alacak» üzerinden hesaplanacak % 40 «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda «inkar tazminatına» hükmedilmemiş olmasına rağmen gerekçeli kararda inkar tazminatına karar verilmiş olması suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açıldığı gibi, kararın gerekçesinde takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanması gerektiği belirtildiği halde, hükümde takibe konu asıl alacağa yasal faiz oranları uygulanacağı hususu belirtilmeden takibin devamına karar verilmesi suretiyle takipte istenen aylık % 10 «gecikme faizi» oranının uygulanması sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesisi suretiyle hüküm ile gerekçe arasında da çelişkiye yol açılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4482 E. 2014/9921 K.
Ortak:infaz · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının davalıların murisi aleyhinde kambiyo yolu ile takibe koyduğu «bononun» icrası, takibin işlemsiz bırakılması ve «son» işlem tarihi olan 13.05.2004 tarihinden itibaren 3 yıllık «zamanaşımının» geçmesi sebebiyle mahkeme kararı ile geri bırakıldığı, karz ilişkisinin tabi olduğu 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin de dolmaması sebebiyle, davacının davalılardan 31.000 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, 31.000 TL alacağın icra takibi tarihinden itibaren hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalı «mirasçılardan» müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu kararda… ıldığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile de bu durumun kesinleştiği, davalı banka yöneticisi ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», davacı zararını Off Shore Bankası'ndan tahsil edemediği, bu nedenle davalı bankanın alacaktan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 7500,00 TL'nin 18/11/1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat hesabı · dolandırıcılık
Benzer bu karardaBankası Karşıyaka Şubesi'ne «mevduat hesabı» açtırmak suretiyle parayı yatırdığı, paranın kağıt üzerinden Off Shore Bankası'na gönderilmekle birlikte gerçekte paranın şirkete hiç gönderilmediği, Y.
… ıldığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile de bu durumun kesinleştiği, davalı banka yöneticisi ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», davacı zararını Off Shore Bankası'ndan tahsil edemediği, bu nedenle davalı bankanın alacaktan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 7500,00 TL'nin 18/11/1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13130 E. , 2014/20130 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 22. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 01/04/2014
NUMARASI 2012/1014-2014/115
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/04/2014 tarih ve 2012/1014-2014/115 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Kadıköy 4. İcra Müdürlüğü'nün 2001/13197 sayılı dosyası ile davalıların murisi borçlu C.. İ.. aleyhine icra takibine geçildiğini ve 20.000 USD bono karşılığı 31.000 TL alacağın tahsilinin istendiğini, takibe konu borç nedeniyle murise ait taşınmazlar üzerine haciz konulduğunu, ancak borçlu murisin icra takibinin kesinleşmesinden sonra 26.01.2002 tarihinde vefat ettiğini, davalıların zor durumda kalmaması için takibi devam ettirmeyerek uzun bir süre beklettiklerini, ancak davalıların ödeme gücü olduğu halde takip konusu borcu ödemeye yanaşmadıklarını, bunun üzerine takibi yenileyip alacağını devam ettirmek isteyerek, takip dosyası yenilenmekle 2012/6971 esas numarasını alındığını,10 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan takibin yenilendiğini,10 yıllık zaman aşımı süresinin 13.05.2014 tarihinde sona erdiğini, davalıların miraslarını reddettiklerine dair herhangi bir beyanları olmadığı için murislerinin borçlarından müteselsil sorumlu olduklarını ileri sürerek, muris aleyhine girişilen icra takibine konu 31.000 TL alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; C..İ..'nun 26.01.2002 tarihinde vefatı ile mirasçıları olarak davalı müvekkillerinin kaldığını, icra takibinin kesinleşmesinden sonra davacı tarafça müteveffa adına kayıtlı taşınmazlar üzerine 05.11.2001 ve 07.11.2001 tarihlerinde haciz şerhi işlendiğini, ilk haciz tarihinden itibaren 2 yılı aşkın süre işlem yapılmadığından anılan hacizlerin düştüğünü, davacı tarafından açılan davanın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, istemin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının davalıların murisi aleyhinde kambiyo yolu ile takibe koyduğu bononun icrası, takibin işlemsiz bırakılması ve son işlem tarihi olan 13.05.2004 tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımının geçmesi sebebiyle mahkeme kararı ile geri bırakıldığı, karz ilişkisinin tabi olduğu 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin de dolmaması sebebiyle, davacının davalılardan 31.000 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, 31.000 TL alacağın icra takibi tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı mirasçılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 298/2 ile HUMK’nın 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, davacı vekili dava dilekçesinde 31.000 TL'nin icra takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, mahkemece 01.04.2014 tarihli oturumda verilen kısa kararda, davanın kabulü ile 31.000 TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda bu kez davanın kabulü ile 31.000 TL'nin icra takip tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 19/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102416000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz