Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13196 E. 2010/4471 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hayat sigortası↗ sigorta sözleşmesi↗ infaz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ıslah↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar murisinin hastalığına resmi teşhisin konulduğu 28.10.2005 tarihinden önce hayat sigortası yaptırdığı, hastalığın başlangıç tarihinin tam olarak bilinmediği, sigorta sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle 25.000,00 TL alacağın 6.000,00 TL'nın dava tarihinden, bakiye kısmın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda, 25.000 YTL’nın dava tarihideki yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, meblağın 6.000 YTL’lık kısmına dava tarihinden yasal faiz yürütülmesine rağmen gerekçeli kararda, davacı yanın davasının kabulü ile, 25.000,00 YTL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6.000,00 YTL’lık kısımna dava tarihinden itibaren bakiyesine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açıldığı, kısa kararda alacağın tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesine karar verilip, ıslah tarihinden faiz yürütülmesiyle ilgili hüküm kurulmadığı halde gerekçeli karada alacağa kısmen dava, kısmen ıslah tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün öncelikle bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1659 E. 2013/3138 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/288 E. 2013/912 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaSomut olaya gelindiğinde, mahkemece 02.11.2011 tarihli oturumda verilen kısa kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine; davacının birleşen dosyadaki davasının reddine dair hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 74.224,24 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6092 E. 2012/13282 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, «maddi tazminata» ilişkin davanın kabulüne, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece 23.02.2011 tarihli oturumda verilen kısa kararda «maddi tazminata» ilişkin olarak davanın kabulüne, 3.300,00 TL'nın davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda davanın 3.244,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2461 E. 2010/8505 K.
Ortak:infaz · ıslah
İncelediğiniz kararda… kemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar murisinin hastalığına resmi teşhisin konulduğu 28.10.2005 tarihinden önce «hayat sigortası» yaptırdığı, hastalığın başlangıç tarihinin tam olarak bilinmediği, «sigorta sözleşmesinin» geçerli olduğu gerekçesiyle 25.000,00 TL alacağın 6.000,00 TL'nın dava tarihinden, bakiye kısmın «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda, 25.000 YTL’nın dava tarihideki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, meblağın 6.000 YTL’lık kısmına dava tarihinden yasal faiz yürütülmesine rağmen gerekçeli kararda, davacı yanın davasının kabulü ile, 25.000,00 YTL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6.000,00 YTL’lık kısımna dava tarihinden itibaren bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açıldığı, kısa kararda alacağın tamamına …
Benzer bu kararda… itine, davalı kooperatifin 16.10.2005 tarihli genel kurul gündeminin 7 nci maddesi gereğince alınan kararın “Peşin satış yapılan, genel kurul kararı olan dairelerin «reeskont faizi» hesaplanarak aradaki farkı ödedikleri takdirde kendilerine verilmesine, kabul etmedikleri takdirde ödedikleri paranın Kooperatifler Kanununa aykırı olduğundan hesaplanarak paranın ödenerek kooperatif hissesine geçirilmesine, genel kurul kararı olmaksızın peşin satışı yapılan dairelerin iptaline, kooperatif yönetimince tapu verilmemesine, verilmişse iptaline oy birliğiyle karar verilmiştir” şeklindeki kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, davacı vekilinin diğer davalılara yönelik tapu iptal ve tescil isteminin sözleşmelerin tapu siciline «şerhi» şeklinde «ıslah» edilen davasının reddine karar verilmiştir.
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:satış sözleşmesi · cy/cy şerhi · reeskont faizi
Benzer bu kararda… itine, davalı kooperatifin 16.10.2005 tarihli genel kurul gündeminin 7 nci maddesi gereğince alınan kararın “Peşin satış yapılan, genel kurul kararı olan dairelerin «reeskont faizi» hesaplanarak aradaki farkı ödedikleri takdirde kendilerine verilmesine, kabul etmedikleri takdirde ödedikleri paranın Kooperatifler Kanununa aykırı olduğundan hesaplanarak paranın ödenerek kooperatif hissesine geçirilmesine, genel kurul kararı olmaksızın peşin satışı yapılan dairelerin iptaline, kooperatif yönetimince tapu verilmemesine, verilmişse iptaline oy birliğiyle karar verilmiştir” şeklindeki kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, davacı vekilinin diğer davalılara yönelik tapu iptal ve tescil isteminin sözleşmelerin tapu siciline «şerhi» şeklinde «ıslah» edilen davasının reddine karar verilmiştir.
1-Dava, ortaklığın tespiti, 16.10.2005 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali, alacak ve «satış sözleşmelerinin» tapuya tescili istemlerine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3966 E. 2010/10273 K.
Ortak:infaz · yasal faiz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda, 25.000 YTL’nın dava tarihideki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, meblağın 6.000 YTL’lık kısmına dava tarihinden yasal faiz yürütülmesine rağmen gerekçeli kararda, davacı yanın davasının kabulü ile, 25.000,00 YTL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6.000,00 YTL’lık kısımna dava tarihinden itibaren bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açıldığı, kısa kararda alacağın tamamına …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kooperatife ödenmemiş aidat borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının 3.201,00 YTL asıl borç, 192,00 YTL «yasal faiz» olmak üzere toplam 3.393,00 YTL alacağa karşı yaptığı itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, «asıl alacak» üzerinden hesaplanacak % 40 «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda «inkar tazminatına» hükmedilmemiş olmasına rağmen gerekçeli kararda inkar tazminatına karar verilmiş olması suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açıldığı gibi, kararın gerekçesinde takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanması gerektiği belirtildiği halde, hükümde takibe konu asıl alacağa yasal faiz oranları uygulanacağı hususu belirtilmeden takibin devamına karar verilmesi suretiyle takipte istenen aylık % 10 «gecikme faizi» oranının uygulanması sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesisi suretiyle hüküm ile gerekçe arasında da çelişkiye yol açılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · asıl alacak · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kooperatife ödenmemiş aidat borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının 3.201,00 YTL asıl borç, 192,00 YTL «yasal faiz» olmak üzere toplam 3.393,00 YTL alacağa karşı yaptığı itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, «asıl alacak» üzerinden hesaplanacak % 40 «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda «inkar tazminatına» hükmedilmemiş olmasına rağmen gerekçeli kararda inkar tazminatına karar verilmiş olması suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açıldığı gibi, kararın gerekçesinde takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanması gerektiği belirtildiği halde, hükümde takibe konu asıl alacağa yasal faiz oranları uygulanacağı hususu belirtilmeden takibin devamına karar verilmesi suretiyle takipte istenen aylık % 10 «gecikme faizi» oranının uygulanması sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesisi suretiyle hüküm ile gerekçe arasında da çelişkiye yol açılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan icra takip miktarı kadar alacağı olduğu, davalının «icra takibine itirazının» haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacı lehine hükmedilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının kabulüne, %20 «icra inkar tazminatına» davacı lehine hükmedilmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulüne % 30 icra inkar tazminatına davacı lehine hükmedilmesine ” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13413 E. 2012/4129 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık,anlaşılır,şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde,yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıy …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mücbir sebep · davanın konusuz kalması · hukuki yarar · geçersizlik · dava sebebi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının faydalı model belgesinin, yıllık ücretlerinin ödenmemesi «sebebi» ile «geçersizlik» sürecine girdiğini, davalının «mücbir sebep» başvurusunun TPE tarafından reddedildiği, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK’nin 134. maddesi hükmü uyarınca, mücbir sebep başvurusu reddedilen belge sahibinin, belgeyi tekrar geçerli hale getiremeyeceği, davalının bu yolda bir yasal olanağının kalmadığı ve faydalı modelden doğan haklarının sona erdiği, dava açıldığı sırada askıda geçersizliği söz konusu olan belgenin, dava devam ederken yıllık ücretlerin «son» ödendiği tarihten bu yana geçersiz kaldığı, hükümsüzlük kararına konu edilebilecek bir belge bulunmadığı, «hukuki yararın» ve davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemenin gerekçesinde davanın «hukuki yarar» yokluğundan ve konusu kalmadığından reddi gerektiği belirtilmiş iken, hüküm kısmında davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmekle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiştir.
Davalı adına tescilli faydalı model belgesinin yargılama sırasında hükümsüz kaldığı anlaşıldığından «davanın konusuz kalması» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde çelişkili verilen kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13130 E. 2014/20130 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel zamanaşımı · mirasçılık · bono · avans faizi · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının davalıların murisi aleyhinde kambiyo yolu ile takibe koyduğu «bononun» icrası, takibin işlemsiz bırakılması ve «son» işlem tarihi olan 13.05.2004 tarihinden itibaren 3 yıllık «zamanaşımının» geçmesi sebebiyle mahkeme kararı ile geri bırakıldığı, karz ilişkisinin tabi olduğu 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin de dolmaması sebebiyle, davacının davalılardan 31.000 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, 31.000 TL alacağın icra takibi tarihinden itibaren hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalı «mirasçılardan» müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13196 E. , 2010/4471 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.07.2008 tarih ve 2007/62 - 2008/378 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekillerinin murisi ...'nın hayat sigortası poliçesiyle 10 yıl süreyle davalı tarafından sigortalandığını, murisin 19.03.2006 tarihinde akciğer kanserinden vefat ettiğini, sigortalının ölümü halinde, mirasçılarına ödemesi gereken tazminatın davalı tarafından ödemediğini, murisin poliçe düzenlenirken ölümüne sebep olan hastalığını bilmediğini, davalının bu durumu araştırmadan sadece ölüm sebebine bakarak müvekkillerinin talebini reddetiğini ileri sürerek, 6.000,00 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.05.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 25.000,000 TL 'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, murisinin 11/10/2005 tarihinde 10 yıl süreyle herkese birikim sigortası (Hayat Sigortası) sözleşmesi imzalandığını, poliçede menfaatdar olarak kanuni varislerini tayin eden murisin 19.03.2006 tarihinde kanser hastalığından vefat ettiğini, poliçe tanziminden yaklaşık 8 ay önce murise kanser tanısı konduğunu, hastalığıyla ilgili 4 kür kemoterapi 1 kür radyo terapi tedavisi gördüğünü, ölümün bu hastalık sonucu gerçekleştiğini, sigortalının poliçedeki sağlığıyla ilgili sorulara kasten yanlış cevap verdiğini, müvekkilinin böyle bir hastalığın varlığını bilmesi halinde poliçeyi tanzim etmeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar murisinin hastalığına resmi teşhisin konulduğu 28.10.2005 tarihinden önce hayat sigortası yaptırdığı, hastalığın başlangıç tarihinin tam olarak bilinmediği, sigorta sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle 25.000,00 TL alacağın 6.000,00 TL'nın dava tarihinden, bakiye kısmın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda, 25.000 YTL’nın dava tarihideki yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, meblağın 6.000 YTL’lık kısmına dava tarihinden yasal faiz yürütülmesine rağmen gerekçeli kararda, davacı yanın davasının kabulü ile, 25.000,00 YTL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6.000,00 YTL’lık kısımna dava tarihinden itibaren bakiyesine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açıldığı, kısa kararda alacağın tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesine karar verilip, ıslah tarihinden faiz yürütülmesiyle ilgili hüküm kurulmadığı halde gerekçeli karada alacağa kısmen dava, kısmen ıslah tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün öncelikle bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017176500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz