İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2338 E. 2010/8438 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli rapor↗ borca itiraz↗ ara karar↗ denetime elverişlilik↗ icra takibine itiraz↗ bilirkişi incelemesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı kooperatife icra takip tarihi itibariyle faizi ile birlikte 7.520,81 YTL borcunun olduğu, takip konusu bedelin ise 5.947.529.411 TL bulunup, davalının bu bedeli ödediğini ispat edemediği, itirazının haksız ve yersiz olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının aidat ve kredi borçlarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazının iptali istemine ilişkindir.Davalı icra takibine karşı yaptığı itirazında ve yargılama sırasındaki savunmasında, kooperatife ödemelerde bulunduğunu, aidat borcuna mahsuben verdiği senet bedelini ödediğini ve kooperatiften şerefiye farkından dolayı alacaklı olduğunu ileri sürerek borca itiraz etmiştir.Mahkemece alınan 15.03.2006 tarihli bilirkişi raporunda davacının borçlu olduğu miktar hesaplanmış ise de düzenlenen bu rapora karşı davalı itiraz etmiş, mahkemece davalı tarafın itirazlarının karşılanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek bu amaçla dosya iki kez Ankara’ya gönderilmiş ise de bilirkişiler istedikleri bilgi ve belgelerin tamamlanmasından sonra sağlıklı bir sonuca ulaşılabileceğini, kooperatife ait defter ve belgelerin incelenmesi gerektiğini belirterek davalının borcu olup olmadığına ve miktarına ilişkin bir incelemede bulunmamışlardır. Mahkemece, ilk rapora itiraz edilmesi üzerine davalı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olmasına ve bu amaçla dosyanın bilirkişilere gönderilmesine rağmen bilirkişilerin dosyadaki bilgi ve belgelerin yetersiz olması nedeniyle inceleme yaparak rapor düzenlemeleri mümkün olmamıştır.Bu durumda mahkemece davalının takip tarihi itibariyle borçlu olduğu aidat ile kooperatif tarafından ödenmiş bulunan kredi taksitlerinden dolayı borçlu olduğu miktarın sağlıklı bir şekilde hesaplanması için kooperatife ait defter ve belgeler ile davalı tarafından dayanılan ödeme belgeleri üzerinde ve davalı şerefiye farkından dolayı kooperatiften alacaklı olduğunu iddia etmiş olmasına göre bu husustaki savunmayı da kapsayacak şekilde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak gerekçeli, yeterli ve denetime elverişli rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husustaki ara kararından dönülerek itiraza uğrayan, yetersiz incelemeye dayalı olarak düzenlenmiş bulunan ilk rapor uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8154 E. 2011/2277 K.
Ortak:icra takibine itiraz · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı kooperatife icra takip tarihi itibariyle faizi ile birlikte 7.520,81 YTL borcunun olduğu, takip konusu bedelin ise 5.947.529.411 TL bulunup, davalının bu bedeli ödediğini ispat edemediği, itirazının haksız ve yersiz olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı ödenmeyen aidat ve kat farkı alacağının faizi ile birlikte tahsili için yapılan «icra takibine itirazın» iptalini istediğine göre, mahkemece dava devam ederken davacı kooperatifin genel kurul kararı ile ödenmemesine karar verdiği aidat miktarı da gözetilerek takip tar …
… at ve şerefiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit bulunduğu ayrıca mahkemece eski kararda davacı yararına «inkar tazminatına» hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · usuli kazanılmış hak · iş bölümü · kazanılmış hak · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… kurulunda Ağustos 2002- Mayıs 2003 dönemindeki 10 aylık toplam 2.500,00 TL’lik aidatın alınmamasına karar verildiği, bu surette hükmedilmesi gereken 1.611,50 TL’lik «bölümün» alınmamasına karar verilen 2.500,00 TL içerisinde kaldığı gerekçesiyle bu bölüm ve itiraz yönünden konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… at ve şerefiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit bulunduğu ayrıca mahkemece eski kararda davacı yararına «inkar tazminatına» hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece verilen 20.04.2005 günlü karar, Dairemizin 05.10.2006 günlü kararı ile davalının kat farkından kaynaklanan borcunun «gecikme faizi» uygulanmaksızın belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş olup, mahkemece de bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gereği yerine getirilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5212 E. 2011/4754 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı kooperatife icra takip tarihi itibariyle faizi ile birlikte 7.520,81 YTL borcunun olduğu, takip konusu bedelin ise 5.947.529.411 TL bulunup, davalının bu bedeli ödediğini ispat edemediği, itirazının haksız ve yersiz olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
… operatife ödemelerde bulunduğunu, aidat borcuna mahsuben verdiği senet bedelini ödediğini ve kooperatiften şerefiye farkından dolayı alacaklı olduğunu ileri sürerek «borca itiraz» etmiştir.Mahkemece alınan 15.03.2006 tarihli bilirkişi raporunda davacının borçlu olduğu miktar hesaplanmış ise de düzenlenen bu rapora karşı davalı itiraz etmiş, mahkemece davalı tarafın itirazlarının karşılanması için yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bu amaçla dosya iki kez Ankara’ya gönderilmiş ise de bilirkişiler istedikleri bilgi ve belgelerin tamamlanmasından sonra sağlıklı bir sonuca ulaşılabileceğini, kooperatife ait «defter» ve belgelerin incelenmesi gerektiğini belirterek davalının borcu olup olmadığına ve miktarına ilişkin bir incelemede bulunmamışlardır.
Mahkemece, ilk rapora itiraz edilmesi üzerine davalı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi için yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olmasına ve bu amaçla dosyanın bilirkişilere gönderilmesine rağmen bilirkişilerin dosyadaki bilgi ve belgelerin yetersiz olması nedeniyle inceleme yaparak rapor düzenlemeleri mümkün olmamıştır.Bu durumda mahkemece davalının takip tarihi itibariyle borçlu olduğu aidat ile kooperatif tarafından ödenmiş bulunan kredi taksitlerinden dolayı borçlu olduğu miktarın sağlıklı bir şekilde hesaplanması için kooperatife ait «defter» ve belgeler ile davalı tarafından dayanılan ödeme belgeleri üzerinde ve davalı şerefiye farkından dolayı kooperatiften alacaklı olduğunu iddia etmiş olmasına göre bu husustaki savunmayı da kapsayacak şekilde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak gerekçeli, yeterli ve «denetime elverişli rapor» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husustaki «ara» kararından dönülerek itiraza uğrayan, yetersiz incelemeye dayalı olarak düzenlenmiş bulunan ilk rapor uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, k …
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece, davacının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmesi dahi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın kabul şekli bakımından da bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece her ne kadar davalının aidat ve «işlemiş faiz» borcu miktarının tespiti amacıyla «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış ise de Antalya 1.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · yoklukla malul karar · yokluk · davanın konusu · işlemiş faiz · komisyon · dahili dava · temerrüt
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmekte olan başka bir davada 02.04.2010 tarihli hüküm ile davalı kooperatifin bu alacak hesabında esas alınan 31.12.2000, 31.03.2001 ve 29.05.2005 tarihli genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Borcu söndüren nedenlerle «yokluk» nedenlerinin temyiz «dahil» yargılamanın her aşamasında nazara alınması gerektiğinden, davalı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemece öncelikle anılan davanın sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi ve işbu davanın sonucunu nasıl etkileyeceğinin değerlendirilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; kabul şekli bakımından da, işbu «davanın konusu» kooperatif aidatı, şerefiye bedeli ve «gecikme faizi» alacağından kaynaklanmaktadır.
Kooperatif aidatlarının ve «gecikme faizinin» miktarı ve oranı genel kurullarda, şerefiye bedelinin miktarı da şerefiye tespit «komisyonlarının» kararları ile belirlendiğine göre, taraflar anılan borçların miktarını bilmek durumunda olup, bu alacaklar belirlenebilir, diğer bir deyişle likid sayılmalıdır.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8148 E. 2011/1037 K.
Ortak:icra takibine itiraz · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı kooperatife icra takip tarihi itibariyle faizi ile birlikte 7.520,81 YTL borcunun olduğu, takip konusu bedelin ise 5.947.529.411 TL bulunup, davalının bu bedeli ödediğini ispat edemediği, itirazının haksız ve yersiz olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda dava, 13.470,50 TL için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davacı ödenmeyen aidat ve kat farkı alacağının faizi ile birlikte tahsili için yapılan «icra takibine itirazın» iptalini istediğine göre, mahkemece dava devam ederken davacı kooperatifin genel kurul kararı ile ödenmemesine karar verdiği aidat miktarı da gözetilerek takip tar …
… refiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit olduğu, ayrıca mahkemece önceki verilen kararda davacı yararına «inkar tazminatına» hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · alacak davası · yasal faiz · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden (icra müdürlüğünde kabul edilen 2.985 TL ile birlikte) takibin devamına, kabul edilen miktara takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, 2.500 TL yönünden genel kurul kararı gereğince dava konusuz kalması nedeni ile karar «verilmesine yer olmadığına», fazlaya dair istemin reddine, tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
… refiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit olduğu, ayrıca mahkemece önceki verilen kararda davacı yararına «inkar tazminatına» hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
1- HUMK.’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre miktar veya değeri hüküm tarihi itibariyle 1.400,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar kesindir.
Mahkemece verilen 20.04.2005 günlü karar, Dairemizin 02.10.2006 günlü kararı ile davalının kat farkından kaynaklanan borcunun «gecikme faizi» uygulanmaksızın belirlenmesi gerekçesi ile bozulmuş olup, mahkemece de bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma kararının gereği yerine getirilmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/2338 E. , 2010/8438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.04.2008 tarih ve 2005/959 - 2008/577 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının genel kurul kararları gereğince ödemesi gereken aidat borçları ile bankaya olan kredi borcunu ödemediğini, bankanın müvekkili kooperatifin kefaleti nedeniyle kredi borcunu müvekkilinin hesabından çektiğini, müvekkilinin davalıdan olan alacaklarının tahsili için icra takibine geçtiğini ancak davalının takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, ödemiş olduğu aidat miktarlarının tespiti ile şerefiye farkından dolayı alacaklı olduğu miktarın nazara alınarak aidat borcunun tespit edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı kooperatife icra takip tarihi itibariyle faizi ile birlikte 7.520,81 YTL borcunun olduğu, takip konusu bedelin ise 5.947.529.411 TL bulunup, davalının bu bedeli ödediğini ispat edemediği, itirazının haksız ve yersiz olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının aidat ve kredi borçlarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazının iptali istemine ilişkindir.Davalı icra takibine karşı yaptığı itirazında ve yargılama sırasındaki savunmasında, kooperatife ödemelerde bulunduğunu, aidat borcuna mahsuben verdiği senet bedelini ödediğini ve kooperatiften şerefiye farkından dolayı alacaklı olduğunu ileri sürerek borca itiraz etmiştir.Mahkemece alınan 15.03.2006 tarihli bilirkişi raporunda davacının borçlu olduğu miktar hesaplanmış ise de düzenlenen bu rapora karşı davalı itiraz etmiş, mahkemece davalı tarafın itirazlarının karşılanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek bu amaçla dosya iki kez Ankara’ya gönderilmiş ise de bilirkişiler istedikleri bilgi ve belgelerin tamamlanmasından sonra sağlıklı bir sonuca ulaşılabileceğini, kooperatife ait defter ve belgelerin incelenmesi gerektiğini belirterek davalının borcu olup olmadığına ve miktarına ilişkin bir incelemede bulunmamışlardır.
Mahkemece, ilk rapora itiraz edilmesi üzerine davalı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olmasına ve bu amaçla dosyanın bilirkişilere gönderilmesine rağmen bilirkişilerin dosyadaki bilgi ve belgelerin yetersiz olması nedeniyle inceleme yaparak rapor düzenlemeleri mümkün olmamıştır.Bu durumda mahkemece davalının takip tarihi itibariyle borçlu olduğu aidat ile kooperatif tarafından ödenmiş bulunan kredi taksitlerinden dolayı borçlu olduğu miktarın sağlıklı bir şekilde hesaplanması için kooperatife ait defter ve belgeler ile davalı tarafından dayanılan ödeme belgeleri üzerinde ve davalı şerefiye farkından dolayı kooperatiften alacaklı olduğunu iddia etmiş olmasına göre bu husustaki savunmayı da kapsayacak şekilde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak gerekçeli, yeterli ve denetime elverişli rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husustaki ara kararından dönülerek itiraza uğrayan, yetersiz incelemeye dayalı olarak düzenlenmiş bulunan ilk rapor uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1026963200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz