İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8148 E. 2011/1037 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gecikme faizi↗ usuli kazanılmış hak↗ icra takibine itiraz↗ kazanılmış hak↗ alacak davası↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ödemesi gereken asıl borcun 6.427,50 TL olduğu, davalı tarafından icra dosyasında 2.985 TL borcun kabul edildiği, 2006 yılı genel kurulunda da 2002 yılı Ağustos ayı ile 2003 yılı Mayıs ayı arasındaki 10 aylık dönemi kapsayan 2.500 TL'lik aidatın alınmamasına karar verildiği, bu şekilde asıl alacağın 942.50 TL olduğu, bu miktar üzerinden davanın kabulünün gerektiği, dava tarihinden sonra 2.500 TL aidat borcunun alınmaması yönünde genel kurul kararı alındığından bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı, talebin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, Konya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2003/8901 sayılı takip dosyasına yapılan itirazın (icra müdürlüğünde kabul edilen 2.985 TL dışında) 942.50 TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden (icra müdürlüğünde kabul edilen 2.985 TL ile birlikte) takibin devamına, kabul edilen miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, 2.500 TL yönünden genel kurul kararı gereğince dava konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair istemin reddine, tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK.’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre miktar veya değeri hüküm tarihi itibariyle 1.400,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.
Somut olayda dava, 13.470,50 TL için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın 942,50 TL'lik kısmının kabulüne karar verildiğinden ve bu kısım yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede ise; dava, aidat ve şerefiye alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece verilen 20.04.2005 günlü karar, Dairemizin 02.10.2006 günlü kararı ile davalının kat farkından kaynaklanan borcunun gecikme faizi uygulanmaksızın belirlenmesi gerekçesi ile bozulmuş olup, mahkemece de bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma kararının gereği yerine getirilmemiştir. Davacı ödenmeyen aidat ve kat farkı alacağının faizi ile birlikte tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptalini istediğine göre, mahkemece dava devam ederken davacı kooperatifin genel kurul kararı ile ödenmemesine karar verdiği aidat miktarı da gözetilerek takip tarihi itibariyle davalının aidat borcu aslı ve her bir aidatın ödenmesi gereken tarihe göre faizi ile kat farkı borcu belirlenmesi, davalının icra takibi sırasında kabul ettiği miktarın bu bedelden düşülmesi ve sonucuna göre davalının borçlu olduğu kısmın hüküm altına alınması gerekirken, davalının yalnızca aidat ve kat farkı borcu aslını belirleyen bilirkişi hesaplamasına göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, genel kurulca belirlenen aidat ve şerefiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit olduğu, ayrıca mahkemece önceki verilen kararda davacı yararına inkar tazminatına hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına usuli kazanılmış hak doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8154 E. 2011/2277 K.
Ortak:gecikme faizi · usuli kazanılmış hak · icra takibine itiraz · kazanılmış hak · inkar tazminatı · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… refiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit olduğu, ayrıca mahkemece önceki verilen kararda davacı yararına «inkar tazminatına» hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
… TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden (icra müdürlüğünde kabul edilen 2.985 TL ile birlikte) takibin devamına, kabul edilen miktara takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, 2.500 TL yönünden genel kurul kararı gereğince dava konusuz kalması nedeni ile karar «verilmesine yer olmadığına», fazlaya dair istemin reddine, tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda dava, 13.470,50 TL için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… at ve şerefiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit bulunduğu ayrıca mahkemece eski kararda davacı yararına «inkar tazminatına» hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına «usuli kazanılmış hak» doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
… kurulunda Ağustos 2002- Mayıs 2003 dönemindeki 10 aylık toplam 2.500,00 TL’lik aidatın alınmamasına karar verildiği, bu surette hükmedilmesi gereken 1.611,50 TL’lik «bölümün» alınmamasına karar verilen 2.500,00 TL içerisinde kaldığı gerekçesiyle bu bölüm ve itiraz yönünden konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen 20.04.2005 günlü karar, Dairemizin 05.10.2006 günlü kararı ile davalının kat farkından kaynaklanan borcunun «gecikme faizi» uygulanmaksızın belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş olup, mahkemece de bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş bölümü
Benzer bu kararda… kurulunda Ağustos 2002- Mayıs 2003 dönemindeki 10 aylık toplam 2.500,00 TL’lik aidatın alınmamasına karar verildiği, bu surette hükmedilmesi gereken 1.611,50 TL’lik «bölümün» alınmamasına karar verilen 2.500,00 TL içerisinde kaldığı gerekçesiyle bu bölüm ve itiraz yönünden konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/8148 E. , 2011/1037 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
####
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/03/2009 tarih ve 2007/12-2009/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, aidat ve kat farkından kaynaklanan şerefiye bedeli borcunu zamanında ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız olarak kısmen itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı tarafından istenilen miktarın ne kadarının aidat ne kadarının kat farkı bedeli olduğunun belirtilmediğini, önceden temerrüte düşürülmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ödemesi gereken asıl borcun 6.427,50 TL olduğu, davalı tarafından icra dosyasında 2.985 TL borcun kabul edildiği, 2006 yılı genel kurulunda da 2002 yılı Ağustos ayı ile 2003 yılı Mayıs ayı arasındaki 10 aylık dönemi kapsayan 2.500 TL'lik aidatın alınmamasına karar verildiği, bu şekilde asıl alacağın 942.50 TL olduğu, bu miktar üzerinden davanın kabulünün gerektiği, dava tarihinden sonra 2.500 TL aidat borcunun alınmaması yönünde genel kurul kararı alındığından bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı, talebin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, Konya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2003/8901 sayılı takip dosyasına yapılan itirazın (icra müdürlüğünde kabul edilen 2.985 TL dışında) 942.50 TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden (icra müdürlüğünde kabul edilen 2.985 TL ile birlikte) takibin devamına, kabul edilen miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, 2.500 TL yönünden genel kurul kararı gereğince dava konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair istemin reddine, tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK.’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre miktar veya değeri hüküm tarihi itibariyle 1.400,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.
Somut olayda dava, 13.470,50 TL için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın 942,50 TL'lik kısmının kabulüne karar verildiğinden ve bu kısım yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede ise; dava, aidat ve şerefiye alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece verilen 20.04.2005 günlü karar, Dairemizin 02.10.2006 günlü kararı ile davalının kat farkından kaynaklanan borcunun gecikme faizi uygulanmaksızın belirlenmesi gerekçesi ile bozulmuş olup, mahkemece de bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma kararının gereği yerine getirilmemiştir. Davacı ödenmeyen aidat ve kat farkı alacağının faizi ile birlikte tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptalini istediğine göre, mahkemece dava devam ederken davacı kooperatifin genel kurul kararı ile ödenmemesine karar verdiği aidat miktarı da gözetilerek takip tarihi itibariyle davalının aidat borcu aslı ve her bir aidatın ödenmesi gereken tarihe göre faizi ile kat farkı borcu belirlenmesi, davalının icra takibi sırasında kabul ettiği miktarın bu bedelden düşülmesi ve sonucuna göre davalının borçlu olduğu kısmın hüküm altına alınması gerekirken, davalının yalnızca aidat ve kat farkı borcu aslını belirleyen bilirkişi hesaplamasına göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, genel kurulca belirlenen aidat ve şerefiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit olduğu, ayrıca mahkemece önceki verilen kararda davacı yararına inkar tazminatına hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına usuli kazanılmış hak doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK’nun 432/4.maddesi uyarınca REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 28,10 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014124200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz