6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2276 E. 2010/8180 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mal sigortası hırsızlık işyeri sigortası emredici hüküm sigorta sözleşmesi riziko icra takibine itiraz işlemiş faiz temerrüt faizi asıl alacak inkar tazminatı avans faizi temerrüt teminat e-defter

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 104

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hırsızlık olayının gerçekleştiği, teminat dışı hallerden olduğunun kanıtlanmadığı, kasa defterinde olay anında 14.026.99 YTL girişin olduğu, ancak poliçede kasa muhteviyatı ile ilgili olarak 10.000.00 YTL teminat verildiği, davalının 20.09.2007 tarihinde temerrüde düştüğü, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000.00 YTL asıl alacak ve 902.22 YTL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.902.22 YTL’nin takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve takip giderleri ile birlikte tahsiline imkan verecek tarzda davalının itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına ve 4.000.00 YTL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Ancak, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi mal sigortası niteliğinde olup, meblağ sigortası özelliği bulunmamaktadır. Riziko sonrası meydana gelen zararın tutarının belirlenmesi yargılamayı gerektirmektedir. Davacı alacağı likit değildir. Bu durum karşısında, koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak davacının inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, emredici nitelikteki BK'nun 104 ncü maddesi hükmü dikkate alınmadan davacının işlemiş faiz alacağına temerrüt faizi uygulanması sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması da yanlış olmuştur.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3631 E. 2022/6221 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3549 E. 2021/1296 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3744 E. 2022/5010 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4534 E. 2017/6523 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/2276 E.  ,  2010/8180 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.11.2008 tarih ve 2008/174 - 2008/639 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı nezdinde sigortalı akaryakıt istasyonundan 20.08.2007 tarihinde hafta sonu hasılatı olan nakit paranın bulunduğu kasadan çalındığını, rizikonun tazmin edilmemesi üzerine başlatılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, kilitli kasanın bulunduğu mahalde ve kapıda zorlama olmadığını, hırsızlığın şüpheli bulunduğunu, rizikonun teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hırsızlık olayının gerçekleştiği, teminat dışı hallerden olduğunun kanıtlanmadığı, kasa defterinde olay anında 14.026.99 YTL girişin olduğu, ancak poliçede kasa muhteviyatı ile ilgili olarak 10.000.00 YTL teminat verildiği, davalının 20.09.2007 tarihinde temerrüde düştüğü, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000.00 YTL asıl alacak ve 902.22 YTL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.902.22 YTL’nin takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve takip giderleri ile birlikte tahsiline imkan verecek tarzda davalının itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına ve 4.000.00 YTL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Ancak, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi mal sigortası niteliğinde olup, meblağ sigortası özelliği bulunmamaktadır. Riziko sonrası meydana gelen zararın tutarının belirlenmesi yargılamayı gerektirmektedir. Davacı alacağı likit değildir. Bu durum karşısında, koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak davacının inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, emredici nitelikteki BK'nun 104 ncü maddesi hükmü dikkate alınmadan davacının işlemiş faiz alacağına temerrüt faizi uygulanması sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması da yanlış olmuştur.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1026107700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.