Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11917 E. 2014/20323 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ ek mehil↗ sorumluluk davası↗ zamanaşımı defi↗ rücuen tahsil↗ gerçek zarar↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ anonim şirket↗ görevsizlik kararı↗ yönetim kurulu kararı↗ yasal faiz↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı şirket arasında Kuşadası Marina'da yapılacak akaryakıt istasyonu ve müştemilatı işinin yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına ilişkin sözleşmenin davacı şirket tarafından haksız yere feshedilmesi üzerine dava dışı şirket tarafından davacı aleyhine açılan dava sonucunda davacının dava dışı şirkete tazminat ödemek zorunda kaldığı, bu tazminatın 8.305.503.913,00 TL (eski TL)'sinin 12.03.1998 tarihinde ve 589.200.000,00 TL (eski TL) sinin 13.03.1998 tarihinde ödenerek 8.894.703.913,00 TL (eski TL) kurum zararının gerçekleştiği, bu zararının gerçekleşmesinde davacının genel müdürü davalı Ö.. B..'in %75 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 6.671.03 TL'nin 6.229,13 TL'sine 12.03.1998 tarihinden ve 441,90 TL'sine 13.03.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı anonim şirketin eski genel müdürü ve yönetim kurulu başkanı olan davalının şirkete verdiği iddia olunan zararın tazmini istemiyle açılmıştır. Anonim şirketlerde yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi, 6762 sayılı TTK'nın 341'nci maddesi uyarınca genel kurulda bu konuda bir karar alınması şartına bağlıdır. Ancak, dava tarihinden önce yürürlüğe giren 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu iktisadi teşebbüslerinin, bu meyanda davacı şirketin de organları arasında genel kurul bulunmamaktadır. Bu nedenle, artık davanın açılması için genel kurul kararı şartının aranması söz konusu değildir. Kararnamenin 5'inci maddesinde teşebbüslerin organları olarak yönetim kurulu ve genel müdürlük gösterilmiştir. Buna göre, teşebbüslerin en yetkili organı yönetim kuruludur. Dolayısıyla eski genel müdür hakkında sorumluluk davası açılması da yönetim kurulunun görev ve yetkisi içersindedir ve işin niteliği itibariyle yönetim kurulunca dava açılmasına karar verilmesi gereklidir. Somut olayda dava genel müdürün davacı adına dava dışı şirketle imzalamış olduğu inşa ettirilecek akaryakıt istasyonu ve müştemilatı ile ilgili sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının dava dışı şirkete ödediği tazminatın rücuen tahsili talebiyle açılmıştır. Bu konuda yönetim kurulunca verilmiş bir karar olup olmadığı belli değildir. Açıklanan bu husus, dava şartı olduğundan öncelikle araştırılması gereklidir. […]. Turizm A.Ş, sermayesinin tamamı devlete aitken 4046 sayılı Yasa'ya göre özelleştirme kapsamına alınmış Kamu İktisadi Teşebbüsü olup; bu şirket, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca 2003 yılında davaya devam eden S.. A.. ile birleştirilmiş ve böylece hükmi şahsiyeti sona ermiştir. Yapılan açıklamalar nazara alınarak mahkemece, öncelikle davacıya, T.. Turizm A.Ş. yönetim kurulunca davalı hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınan bir karar olup olmadığı sorulmalı, varsa ibraz ettirilmelidir. Eğer böyle bir karar yoksa S.. Holding A.Ş'nin tabi olduğu hükümler çerçevesine yetkili organlarınca alınacak karar ile belirtilen eksikliğin tamamlanması için münasip bir mehil vererek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekmektedir. Bu suretle, belirtilen eksiklik hakkında gerekli işlem yapılmaksızın işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmediği gibi görevsiz mahkemece verilen ve bu davada yeri olmayan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince zamanaşımı definin reddine ilişkin kararı ile 6762 sayılı TTK'nın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair zamanaşımına ilişkin hükümleri tartışılmadan, yani zamanaşımı def'i hakkında görevli mahkemece bir karar verilmeden esasa girilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3845 E. 2019/5681 K.
Ortak:sorumluluk davası · zamanaşımı def'i · def'i · yasal faiz · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu suretle, belirtilen eksiklik hakkında gerekli işlem yapılmaksızın işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmediği gibi «görevsiz» mahkemece verilen ve bu davada yeri olmayan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince «zamanaşımı definin» reddine ilişkin kararı ile 6762 sayılı TTK'nın «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair zamanaşımına ilişkin hükümleri tartışılmadan, yani «zamanaşımı def»'i hakkında «görevli» mahkemece bir karar verilmeden esasa girilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
B..'in %75 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 6.671.03 TL'nin 6.229,13 TL'sine 12.03.1998 tarihinden ve 441,90 TL'sine 13.03.1998 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Anonim şirketlerde yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi, 6762 sayılı TTK'nın 341'nci maddesi uyarınca genel kurulda bu konuda bir karar alınması şartına bağlıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi göz önüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihinde davacı Şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun Şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı vekili yararına bozulması gerekmiştir.
Bu bağlamda, 6762 sayılı TTK’nın 309/«son» hükmünde, zarardan sorumlu olan kimseler aleyhine zararı doğuran olay için ceza kanunlarında daha uzun bir «zamanaşımı» süresi öngörülmediği takdirde, zararın ve mesul olanın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran olayın vukuundan itibaren beş yıl içinde «sorumluluk davası» açılabileceği öngörülmüştür.
… kusurlu olduğu; gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 6.671,03 TL'nin 6.229,13 TL'sine 12.03.1998 tarihinden ve 441,90 TL'sine ise 13.03.1998 tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu bağlamda, 6762 sayılı TTK’nın 309/«son» hükmünde, zarardan sorumlu olan kimseler aleyhine zararı doğuran olay için ceza kanunlarında daha uzun bir «zamanaşımı» süresi öngörülmediği takdirde, zararın ve mesul olanın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran olayın vukuundan itibaren beş yıl içinde «sorumluluk davası» açılabileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi göz önüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihinde davacı Şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun Şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı vekili yararına bozulması gerekmiştir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15568 E. 2017/2816 K.
Ortak:ek mehil · sorumluluk davası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Dava, davacı «anonim şirketin» eski genel müdürü ve «yönetim kurulu» başkanı olan davalının şirkete verdiği iddia olunan zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
Turizm A.Ş. yönetim kurulunca davalı hakkında «sorumluluk davası» açılması yönünde alınan bir karar olup olmadığı sorulmalı, varsa «ibraz» ettirilmelidir.
Anonim şirketlerde yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi, 6762 sayılı TTK'nın 341'nci maddesi uyarınca genel kurulda bu konuda bir karar alınması şartına bağlıdır.
Benzer bu kararda1- Dava, davacı «anonim şirketin» eski genel müdürü ve «yönetim kurulu» başkanı olan davalının şirkete verdiği iddia olunan zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
Yapılan açıklamalar nazara alınarak mahkemece, öncelikle davacıya,. yönetim kurulunca davalı hakkında «sorumluluk davası» açılması yönünde alınan bir karar olup olmadığı sorulmalı, varsa «ibraz» ettirilmelidir.
… ahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'in usulsüz işlemlerin yapıldığı dönemle ilgili olmak üzere genel müdürlüğe bağlı «temsil» ve «imza yetkilerini» Mülga TTK 342 maddesi gereğince bölge müdürlüklerine devrettiği, yapılan usulsüz işlemlerin tümüyl bağlı olduğu görev yapan bölge müdürü ve diğer şirket çalışanlarına ait olduğu,ve devamı maddelerinde düzenlenen «anonim şirket» yönetim kurulunun idare, temsil ve sorumluluk hükümlerine göre davalı ...'in dava konusu edilen zarar nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza yetkisi · temsil
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'in usulsüz işlemlerin yapıldığı dönemle ilgili olmak üzere genel müdürlüğe bağlı «temsil» ve «imza yetkilerini» Mülga TTK 342 maddesi gereğince bölge müdürlüklerine devrettiği, yapılan usulsüz işlemlerin tümüyl bağlı olduğu görev yapan bölge müdürü ve diğer şirket çalışanlarına ait olduğu,ve devamı maddelerinde düzenlenen «anonim şirket» yönetim kurulunun idare, temsil ve sorumluluk hükümlerine göre davalı ...'in dava konusu edilen zarar nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyl …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/187 E. 2023/786 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · zamanaşımı def'i · def'i · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu suretle, belirtilen eksiklik hakkında gerekli işlem yapılmaksızın işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmediği gibi «görevsiz» mahkemece verilen ve bu davada yeri olmayan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince «zamanaşımı definin» reddine ilişkin kararı ile 6762 sayılı TTK'nın «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair zamanaşımına ilişkin hükümleri tartışılmadan, yani «zamanaşımı def»'i hakkında «görevli» mahkemece bir karar verilmeden esasa girilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Turizm A.Ş. yönetim kurulunca davalı hakkında «sorumluluk davası» açılması yönünde alınan bir karar olup olmadığı sorulmalı, varsa «ibraz» ettirilmelidir.
1- Dava, davacı «anonim şirketin» eski genel müdürü ve «yönetim kurulu» başkanı olan davalının şirkete verdiği iddia olunan zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
Benzer bu kararda… i Bozma Kararı Dairemizin 23.12.2014 tarih, 2014/11917 E. ve 2014/20323 K. sayılı kararıyla mahkemece, davacıya Turban Turizm A.Ş. yönetim kurulunca davalı hakkında «sorumluluk davası» açılması yönünde alınan bir karar olup olmadığının sorulmalı, varsa «ibraz» ettirilmesi, eğer böyle bir karar yoksa Sümer Holding A.Ş'nin tabi olduğu hükümler çerçevesinde yetkili organlarınca alınacak karar ile belirtilen eksikliğin tamamlanması için münasip bir «mehil» vererek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair «zamanaşımına» ilişkin hükümleri tartışılmadan esasa girilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
… 5 E. ve 2019/5681 K. sayılı kararıyla sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi gözönüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihin de davacı şirketin teftiş kurulu başkanlığınca düzenlenen raporun şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyulması nedeniyle bozma lehine olan taraf yönünden usulü «müktesep hak» doğacağı gerekçesiyle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · müktesep hak · kesin hüküm
Benzer bu kararda… 5 E. ve 2019/5681 K. sayılı kararıyla sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi gözönüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihin de davacı şirketin teftiş kurulu başkanlığınca düzenlenen raporun şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyulması nedeniyle bozma lehine olan taraf yönünden usulü «müktesep hak» doğacağı gerekçesiyle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… 008/1330 E. ve 2008/4316 K. sayılı ilamında ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/9-328 E. ve 2010/370 K. sayılı ilamında zarar görenin tüzel kişi olması durumunda «zamanaşımının» tüzel kişinin dava açmaya yetkili organının zararı öğrendiği tarihten itibaren başlayacağının belirtildiğini, buna göre zararın 31.10.2000 tarihli teftiş raporu ile ortaya çıktığı ve 08.11.2000 tarihli genel müdür oluruyla zarardan haberdar olunduğunun sabit olduğunu, davanın zamanaşımına uğramadığını, mülga 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinde zararın gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin başladığının ifade edildiğini, zararın gerçekleştiği tarihin ödeme tarihleri olduğunu, dava dışı 3 üncü kişiye ödemelerin 12.03.1998-13.03.1998 tarihleri olduğunu, bu ödemelerle zararın somutlaştığını, 3 üncü şahıs tarafından açılan dava somutlaşmadan, zarar tam ve «kesin» olarak bilinmeden zamanaşımının işletilmeye başlanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11917 E. , 2014/20323 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/12/2012
NUMARASI 2011/513-2012/458
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/12/2012 tarih ve 2011/513-2012/458 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi arafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı T.. Turizm A.Ş. İşletmeleri'nden Kuşadası Marina İşletmesi'nde inşa ettirilecek akaryakıt istasyonu ve müştemilatı ile ilgili olarak yapılan ihaleyi alan dava dışı S.. İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile yap-işlet-devret modeliyle akdedilen 05.08.1993 tarihli sözleşmenin davacı şirket tarafından feshedildiğini, bunun üzerine dava dışı S..at Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından davacı aleyhine açılan tazminat davasının 27.03.1997 tarihli karar ile davacı aleyhine sonuçlandığını, sözleşmenin feshinde davacının kusurlu bulunarak davacının tazminatla sorumlu tutulmasına karar verildiğini, bu şekilde davacının adı geçen şirkete 8.895.023.913,00 TL (eski TL) ödeme yaptığını, davacının uğradığı bu zarardan genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olan davalı Ö..
B..'in Turizm Bakanlığı'ndan gerekli izinler alınmaksızın sözleşmenin imzalanması nedeniyle kusurlu ve bu nedenle davacı şirketin ödediği tazminattan sorumlu olduğunu ileri sürerek; davacının gerçekleşen 8.895.023.913,00 TL (eski TL) zararının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş; davalının kususrunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı şirket arasında Kuşadası Marina'da yapılacak akaryakıt istasyonu ve müştemilatı işinin yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına ilişkin sözleşmenin davacı şirket tarafından haksız yere feshedilmesi üzerine dava dışı şirket tarafından davacı aleyhine açılan dava sonucunda davacının dava dışı şirkete tazminat ödemek zorunda kaldığı, bu tazminatın 8.305.503.913,00 TL (eski TL)'sinin 12.03.1998 tarihinde ve 589.200.000,00 TL (eski TL) sinin 13.03.1998 tarihinde ödenerek 8.894.703.913,00 TL (eski TL) kurum zararının gerçekleştiği, bu zararının gerçekleşmesinde davacının genel müdürü davalı Ö.. B..'in %75 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulüne, 6.671.03 TL'nin 6.229,13 TL'sine 12.03.1998 tarihinden ve 441,90 TL'sine 13.03.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı anonim şirketin eski genel müdürü ve yönetim kurulu başkanı olan davalının şirkete verdiği iddia olunan zararın tazmini istemiyle açılmıştır. Anonim şirketlerde yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi, 6762 sayılı TTK'nın 341'nci maddesi uyarınca genel kurulda bu konuda bir karar alınması şartına bağlıdır. Ancak, dava tarihinden önce yürürlüğe giren 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu iktisadi teşebbüslerinin, bu meyanda davacı şirketin de organları arasında genel kurul bulunmamaktadır. Bu nedenle, artık davanın açılması için genel kurul kararı şartının aranması söz konusu değildir. Kararnamenin 5'inci maddesinde teşebbüslerin organları olarak yönetim kurulu ve genel müdürlük gösterilmiştir.
Buna göre, teşebbüslerin en yetkili organı yönetim kuruludur. Dolayısıyla eski genel müdür hakkında sorumluluk davası açılması da yönetim kurulunun görev ve yetkisi içersindedir ve işin niteliği itibariyle yönetim kurulunca dava açılmasına karar verilmesi gereklidir. Somut olayda dava genel müdürün davacı adına dava dışı şirketle imzalamış olduğu inşa ettirilecek akaryakıt istasyonu ve müştemilatı ile ilgili sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının dava dışı şirkete ödediği tazminatın rücuen tahsili talebiyle açılmıştır. Bu konuda yönetim kurulunca verilmiş bir karar olup olmadığı belli değildir. Açıklanan bu husus, dava şartı olduğundan öncelikle araştırılması gereklidir. […]. Turizm A.Ş, sermayesinin tamamı devlete aitken 4046 sayılı Yasa'ya göre özelleştirme kapsamına alınmış Kamu İktisadi Teşebbüsü olup;
bu şirket, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca 2003 yılında davaya devam eden S.. A.. ile birleştirilmiş ve böylece hükmi şahsiyeti sona ermiştir. Yapılan açıklamalar nazara alınarak mahkemece, öncelikle davacıya, T.. Turizm A.Ş. yönetim kurulunca davalı hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınan bir karar olup olmadığı sorulmalı, varsa ibraz ettirilmelidir. Eğer böyle bir karar yoksa S.. Holding A.Ş'nin tabi olduğu hükümler çerçevesine yetkili organlarınca alınacak karar ile belirtilen eksikliğin tamamlanması için münasip bir mehil vererek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekmektedir. Bu suretle, belirtilen eksiklik hakkında gerekli işlem yapılmaksızın işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmediği gibi görevsiz mahkemece verilen ve bu davada yeri olmayan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.
maddesi gereğince zamanaşımı definin reddine ilişkin kararı ile 6762 sayılı TTK'nın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair zamanaşımına ilişkin hükümleri tartışılmadan, yani zamanaşımı def'i hakkında görevli mahkemece bir karar verilmeden esasa girilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102519300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz