Ttk 309/4
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3845 E. 2019/5681 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- iki yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ zamanaşımı başlangıcı↗ sorumluluk davası↗ şirket zararı↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ yasal faiz↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı şirket arasında Kuşadası Marina'da yapılacak akaryakıt istasyonu ve müştemilatı işinin yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına ilişkin sözleşmenin davacı şirket tarafından haksız yere feshedilmesi üzerine dava dışı şirket tarafından davacı aleyhine açılan dava sonunda ödemek zorunda kalınan 8.305.503.913,00 eski TL tazminatın 12.03.1998 tarihinde ve 589.200.000,00 eski TL tazminatın 13.03.1998 tarihinde ödenerek toplamda 8.894.703.913,00 eski TL kurum zararının oluştuğu; zarararın gerçekleşmesinde bilirkişi raporunda belirtildiği gibi dönemin genel müdürü davacı ...'in %75 oranında kusurlu olduğu; gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 6.671,03 TL'nin 6.229,13 TL'sine 12.03.1998 tarihinden ve 441,90 TL'sine ise 13.03.1998 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Şirket genel müdürünün hukuka aykırı işleminden kaynaklanan sorumluluğuna ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şirket zararı 05.08.1993 tarihli sözleşmenin 15.06.1994 tarihinde haksız olarak feshedilmesinden kaynaklanmakta olup somut olaya olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, 6762 sayılı TTK’nın 309/son hükmünde, zarardan sorumlu olan kimseler aleyhine zararı doğuran olay için ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmediği takdirde, zararın ve mesul olanın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran olayın vukuundan itibaren beş yıl içinde sorumluluk davası açılabileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi göz önüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımının dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihinde davacı Şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun Şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık zamanaşımı başlangıcının 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı vekili yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/187 E. 2023/786 K.
Ortak:zamanaşımı başlangıcı · sorumluluk davası · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı iki yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi göz önüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihinde davacı Şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun Şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı vekili yararına bozulması gerekmiştir.
Bu bağlamda, 6762 sayılı TTK’nın 309/«son» hükmünde, zarardan sorumlu olan kimseler aleyhine zararı doğuran olay için ceza kanunlarında daha uzun bir «zamanaşımı» süresi öngörülmediği takdirde, zararın ve mesul olanın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran olayın vukuundan itibaren beş yıl içinde «sorumluluk davası» açılabileceği öngörülmüştür.
Benzer bu kararda… 5 E. ve 2019/5681 K. sayılı kararıyla sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi gözönüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihin de davacı şirketin teftiş kurulu başkanlığınca düzenlenen raporun şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
… i Bozma Kararı Dairemizin 23.12.2014 tarih, 2014/11917 E. ve 2014/20323 K. sayılı kararıyla mahkemece, davacıya Turban Turizm A.Ş. yönetim kurulunca davalı hakkında «sorumluluk davası» açılması yönünde alınan bir karar olup olmadığının sorulmalı, varsa «ibraz» ettirilmesi, eğer böyle bir karar yoksa Sümer Holding A.Ş'nin tabi olduğu hükümler çerçevesinde yetkili organlarınca alınacak karar ile belirtilen eksikliğin tamamlanması için münasip bir «mehil» vererek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair «zamanaşımına» ilişkin hükümleri tartışılmadan esasa girilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyulması nedeniyle bozma lehine olan taraf yönünden usulü «müktesep hak» doğacağı gerekçesiyle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · ek mehil · müktesep hak · yönetim kurulu kararı · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu kararda… i Bozma Kararı Dairemizin 23.12.2014 tarih, 2014/11917 E. ve 2014/20323 K. sayılı kararıyla mahkemece, davacıya Turban Turizm A.Ş. yönetim kurulunca davalı hakkında «sorumluluk davası» açılması yönünde alınan bir karar olup olmadığının sorulmalı, varsa «ibraz» ettirilmesi, eğer böyle bir karar yoksa Sümer Holding A.Ş'nin tabi olduğu hükümler çerçevesinde yetkili organlarınca alınacak karar ile belirtilen eksikliğin tamamlanması için münasip bir «mehil» vererek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair «zamanaşımına» ilişkin hükümleri tartışılmadan esasa girilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyulması nedeniyle bozma lehine olan taraf yönünden usulü «müktesep hak» doğacağı gerekçesiyle davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… 008/1330 E. ve 2008/4316 K. sayılı ilamında ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/9-328 E. ve 2010/370 K. sayılı ilamında zarar görenin tüzel kişi olması durumunda «zamanaşımının» tüzel kişinin dava açmaya yetkili organının zararı öğrendiği tarihten itibaren başlayacağının belirtildiğini, buna göre zararın 31.10.2000 tarihli teftiş raporu ile ortaya çıktığı ve 08.11.2000 tarihli genel müdür oluruyla zarardan haberdar olunduğunun sabit olduğunu, davanın zamanaşımına uğramadığını, mülga 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinde zararın gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin başladığının ifade edildiğini, zararın gerçekleştiği tarihin ödeme tarihleri olduğunu, dava dışı 3 üncü kişiye ödemelerin 12.03.1998-13.03.1998 tarihleri olduğunu, bu ödemelerle zararın somutlaştığını, 3 üncü şahıs tarafından açılan dava somutlaşmadan, zarar tam ve «kesin» olarak bilinmeden zamanaşımının işletilmeye başlanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11917 E. 2014/20323 K.
Ortak:sorumluluk davası · zamanaşımı def'i · def'i · yasal faiz · zamanaşımı · zamanaşımı iki yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi göz önüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihinde davacı Şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun Şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı vekili yararına bozulması gerekmiştir.
Bu bağlamda, 6762 sayılı TTK’nın 309/«son» hükmünde, zarardan sorumlu olan kimseler aleyhine zararı doğuran olay için ceza kanunlarında daha uzun bir «zamanaşımı» süresi öngörülmediği takdirde, zararın ve mesul olanın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran olayın vukuundan itibaren beş yıl içinde «sorumluluk davası» açılabileceği öngörülmüştür.
… kusurlu olduğu; gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 6.671,03 TL'nin 6.229,13 TL'sine 12.03.1998 tarihinden ve 441,90 TL'sine ise 13.03.1998 tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu suretle, belirtilen eksiklik hakkında gerekli işlem yapılmaksızın işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmediği gibi «görevsiz» mahkemece verilen ve bu davada yeri olmayan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince «zamanaşımı definin» reddine ilişkin kararı ile 6762 sayılı TTK'nın «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair zamanaşımına ilişkin hükümleri tartışılmadan, yani «zamanaşımı def»'i hakkında «görevli» mahkemece bir karar verilmeden esasa girilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
B..'in %75 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 6.671.03 TL'nin 6.229,13 TL'sine 12.03.1998 tarihinden ve 441,90 TL'sine 13.03.1998 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Anonim şirketlerde yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi, 6762 sayılı TTK'nın 341'nci maddesi uyarınca genel kurulda bu konuda bir karar alınması şartına bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · ek mehil · zamanaşımı defi · rücuen tahsil · anonim şirket · görevsizlik kararı · yönetim kurulu kararı · ibraz
Benzer bu karardaBu suretle, belirtilen eksiklik hakkında gerekli işlem yapılmaksızın işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmediği gibi «görevsiz» mahkemece verilen ve bu davada yeri olmayan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince «zamanaşımı definin» reddine ilişkin kararı ile 6762 sayılı TTK'nın «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair zamanaşımına ilişkin hükümleri tartışılmadan, yani «zamanaşımı def»'i hakkında «görevli» mahkemece bir karar verilmeden esasa girilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, davacı «anonim şirketin» eski genel müdürü ve «yönetim kurulu» başkanı olan davalının şirkete verdiği iddia olunan zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
Kararnamenin 5'inci maddesinde teşebbüslerin organları olarak «yönetim kurulu» ve genel müdürlük gösterilmiştir.
Somut olayda dava genel müdürün davacı adına dava dışı şirketle imzalamış olduğu inşa ettirilecek akaryakıt istasyonu ve müştemilatı ile ilgili sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının dava dışı şirkete ödediği tazminatın «rücuen tahsili» talebiyle açılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7996 E. 2013/22423 K.
Ortak:şirket zararı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı iki yıl
İncelediğiniz karardaBu bağlamda, 6762 sayılı TTK’nın 309/«son» hükmünde, zarardan sorumlu olan kimseler aleyhine zararı doğuran olay için ceza kanunlarında daha uzun bir «zamanaşımı» süresi öngörülmediği takdirde, zararın ve mesul olanın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran olayın vukuundan itibaren beş yıl içinde «sorumluluk davası» açılabileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi göz önüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihinde davacı Şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun Şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı vekili yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309/«son» maddesinde, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin gerçekleşme tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağının belirlendiği, somut olayda; dava konusu taşınmazın satışının 09.04.2007 tarihinde gerçekleştirildiği, varsa davacı zararının, tapuda satışın gerçekle …
Mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, anılan madde şirket yöneticileri hakkında açılan sorumluluk davalarında uygulanacak zamanaşımı süresini düzenlemektedir.
Bu durumda, davacı tarafından davalı ...'ye karşı açılan davada, «zamanaşımı» hususunun bu çerçevede değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davalı ... hakkındaki davanın da, 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvazaa · şirket müdürü · husumet
Benzer bu kararda2- Ancak davacı, şirkete ait taşınmazın «şirket müdürü» davalı ... tarafından davalı ...'a «muvazaalı» olarak devredildiğini, bu sebeple «şirketin zarara» uğradığını iddia edip her iki davalıya da «husumet» yönelterek tazminat talep etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12467 E. 2015/9292 K.
Ortak:sorumluluk davası · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı iki yıl
İncelediğiniz karardaBu bağlamda, 6762 sayılı TTK’nın 309/«son» hükmünde, zarardan sorumlu olan kimseler aleyhine zararı doğuran olay için ceza kanunlarında daha uzun bir «zamanaşımı» süresi öngörülmediği takdirde, zararın ve mesul olanın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran olayın vukuundan itibaren beş yıl içinde «sorumluluk davası» açılabileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi göz önüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımının» dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen «zamanaşımı def»’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihinde davacı Şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun Şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık «zamanaşımı başlangıcının» 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı vekili yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda2-Davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; 5411 sayılı Kanun'un 133. maddesinde, «faaliyet izni kaldırılan» bankaların ortakları, «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçileri aleyhine açılan «sorumluluk davalarına» ilişkin düzenlemelere yer verilmiş ve «son» fıkrasında da bu madde kapsamında açılan davalarda, «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mülga 6762 sayılı TTK'nun 309. maddesinde, «yönetim kurulu» üyeleri ve müdürler aleyhine açılacak sorumluluk davaları açısından özel «zamanaşımı» sürelerinin öngörüldüğü, bu kapsamda bu tür davaların, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihi …
… e usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın, yönetimine el konulan banka ile aynı binada faaliyet gösteren ve el konulan bankanın iştiraki olan dava dışı «anonim şirketin» «ecrimisil» borcunun ödenmesinden kaynaklandığı ileri sürülen zararın, söz konusu şirketin müdüründen tahsili için açılmasına ve bu hali ile «fon alacağı» niteliğinde bulunmayan dava konusu alacağa 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen 20 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanmasının mümkün olmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet izninin kaldırılması · fon alacağı · ecrimisil · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaSomut olayda, davalının, «faaliyet izni kaldırılan» dava dışı banka ile yukarıda açıklanan biçimde bir ilişkisi bulunmadığından davanın anılan madde kapsamında kalmadığı gözetilerek davanın reddi nedeniyle davalı yararına «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… e usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın, yönetimine el konulan banka ile aynı binada faaliyet gösteren ve el konulan bankanın iştiraki olan dava dışı «anonim şirketin» «ecrimisil» borcunun ödenmesinden kaynaklandığı ileri sürülen zararın, söz konusu şirketin müdüründen tahsili için açılmasına ve bu hali ile «fon alacağı» niteliğinde bulunmayan dava konusu alacağa 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen 20 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanmasının mümkün olmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; 5411 sayılı Kanun'un 133. maddesinde, «faaliyet izni kaldırılan» bankaların ortakları, «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçileri aleyhine açılan «sorumluluk davalarına» ilişkin düzenlemelere yer verilmiş ve «son» fıkrasında da bu madde kapsamında açılan davalarda, «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mülga 6762 sayılı TTK'nun 309. maddesinde, «yönetim kurulu» üyeleri ve müdürler aleyhine açılacak sorumluluk davaları açısından özel «zamanaşımı» sürelerinin öngörüldüğü, bu kapsamda bu tür davaların, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3845 E. , 2019/5681 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.04.2018 tarih ve 2016/93-2018/310 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı Turban Turizm A.Ş işletmeleri'nden Kuşadası Marina İşletmesi'nde inşa ettirilecek akaryakıt istasyonu ve müştemilatı ile ilgili olarak yapılan ihaleyi alan dava dışı Serdar İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş ile yap-işlet-devret modeliyle akdedilen 05.08.1993 tarihli sözleşmenin davacı şirket tarafından feshedildiğini, bunun üzerine dava dışı Serdar İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından davacı aleyhine açılan tazminat davasının 27.03.1997 tarihli karar ile davacı aleyhine sonuçlandığını, sözleşmenin feshinde davacının kusurlu bulunarak davacının tazminatla sorumlu tutulmasına karar verildiğini, bu şekilde davacının adı geçen şirkete 8.895.023.913,00 TL (eski TL) ödeme yaptığını, davacının uğradığı bu zarardan genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in Turizm Bakanlığı'ndan gerekli izinler alınmaksızın sözleşmenin imzalanması nedeniyle kusurlu ve bu nedenle davacı şirketin ödediği tazminattan sorumlu olduğunu ileri sürerek;
davacının gerçekleşen 8.895.023.913,00 TL (eski TL) zararının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş; davalının kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı şirket arasında Kuşadası Marina'da yapılacak akaryakıt istasyonu ve müştemilatı işinin yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına ilişkin sözleşmenin davacı şirket tarafından haksız yere feshedilmesi üzerine dava dışı şirket tarafından davacı aleyhine açılan dava sonunda ödemek zorunda kalınan 8.305.503.913,00 eski TL tazminatın 12.03.1998 tarihinde ve 589.200.000,00 eski TL tazminatın 13.03.1998 tarihinde ödenerek toplamda 8.894.703.913,00 eski TL kurum zararının oluştuğu; zarararın gerçekleşmesinde bilirkişi raporunda belirtildiği gibi dönemin genel müdürü davacı ...'in %75 oranında kusurlu olduğu;
gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 6.671,03 TL'nin 6.229,13 TL'sine 12.03.1998 tarihinden ve 441,90 TL'sine ise 13.03.1998 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Şirket genel müdürünün hukuka aykırı işleminden kaynaklanan sorumluluğuna ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şirket zararı 05.08.1993 tarihli sözleşmenin 15.06.1994 tarihinde haksız olarak feshedilmesinden kaynaklanmakta olup somut olaya olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, 6762 sayılı TTK’nın 309/son hükmünde, zarardan sorumlu olan kimseler aleyhine zararı doğuran olay için ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmediği takdirde, zararın ve mesul olanın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran olayın vukuundan itibaren beş yıl içinde sorumluluk davası açılabileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.06.1994 tarihi göz önüne alındığında, davanın açıldığı 19.12.2000 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımının dolduğu, davalının eylemi nedeniyle ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresinin de öngörülmediği, buna göre usul ve yasaya uygun olarak ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınarak davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, zamanaşımı hesabında dikkate alınacak tarihin, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarih ve bu tarihinde davacı Şirketin Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporun Şirketin dava açılması yönünde emir vermeye yetkili genel müdürüne sunulduğu 06.11.2000 olduğu ve böylece 2 yıllık zamanaşımı başlangıcının 5 yıllık zamanaşımı başlangıcı olarak kabulü ile zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı vekili yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/542579900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz