Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4482 E. 2014/9921 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat hesabı↗ infaz↗ dolandırıcılık↗ içtihadı birleştirme kararı↗ fer'i müdahil↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 09.09.1999 tarihinde tasarruflarını değerlendirmek amacıyla Y.. T..ve K.. Bankası Karşıyaka Şubesi'ne mevduat hesabı açtırmak suretiyle parayı yatırdığı, paranın kağıt üzerinden Off Shore Bankası'na gönderilmekle birlikte gerçekte paranın şirkete hiç gönderilmediği, Y. Bank tarafından kullanıldığı, bu şekildeki haksız eylemle mudilerin iradelerinin yanıltıldığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile de bu durumun kesinleştiği, davalı banka yöneticisi ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak mevduat sahiplerini dolandırdıkları, davacı zararını Off Shore Bankası'ndan tahsil edemediği, bu nedenle davalı bankanın alacaktan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 7500,00 TL'nin 18/11/1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer'i müdahil vekili ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 298/2 ile HUMK’nın 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, davacı 10.10.2012 tarihli dava dilekçesinde 8.000 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş mahkemece 30.12.2013 tarihli oturumda verilen kısa kararda davanın kısmen kabulü ile 7.500 TL'nin 18.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, aynı tarihli gerekçeli kararda bu kez davanın kabulü ile 7500 TL'nin 18.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin ve fer!i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1659 E. 2013/3138 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6092 E. 2012/13282 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, «maddi tazminata» ilişkin davanın kabulüne, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece 23.02.2011 tarihli oturumda verilen kısa kararda «maddi tazminata» ilişkin olarak davanın kabulüne, 3.300,00 TL'nın davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda davanın 3.244,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/288 E. 2013/912 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaSomut olaya gelindiğinde, mahkemece 02.11.2011 tarihli oturumda verilen kısa kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine; davacının birleşen dosyadaki davasının reddine dair hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 74.224,24 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13130 E. 2014/20130 K.
Ortak:infaz · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz kararda… ıldığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile de bu durumun kesinleştiği, davalı banka yöneticisi ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak mevduat sahiplerini «dolandırdıkları», davacı zararını Off Shore Bankası'ndan tahsil edemediği, bu nedenle davalı bankanın alacaktan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 7500,00 TL'nin 18/11/1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının davalıların murisi aleyhinde kambiyo yolu ile takibe koyduğu «bononun» icrası, takibin işlemsiz bırakılması ve «son» işlem tarihi olan 13.05.2004 tarihinden itibaren 3 yıllık «zamanaşımının» geçmesi sebebiyle mahkeme kararı ile geri bırakıldığı, karz ilişkisinin tabi olduğu 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin de dolmaması sebebiyle, davacının davalılardan 31.000 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, 31.000 TL alacağın icra takibi tarihinden itibaren hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalı «mirasçılardan» müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel zamanaşımı · mirasçılık · bono · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının davalıların murisi aleyhinde kambiyo yolu ile takibe koyduğu «bononun» icrası, takibin işlemsiz bırakılması ve «son» işlem tarihi olan 13.05.2004 tarihinden itibaren 3 yıllık «zamanaşımının» geçmesi sebebiyle mahkeme kararı ile geri bırakıldığı, karz ilişkisinin tabi olduğu 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin de dolmaması sebebiyle, davacının davalılardan 31.000 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, 31.000 TL alacağın icra takibi tarihinden itibaren hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalı «mirasçılardan» müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12451 E. 2014/3682 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir (HMK m.298/2).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · temsil · husumet
Benzer bu karardaŞ. hakkındaki davanın «husumetten» reddine, davalı E.
Film A.Ş. hakkında açılan manevi tazminat davasının reddine, takdiren 1.000 TL «maddi tazminatın» bu davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece 26.02.2013 tarihli oturumda verilen kısa kararda “Davalı Hayat Görsel Yayıncılık A.Ş. hakkındaki davanın «husumetten» reddine” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “E.
Ş. hakkındaki davanın «husumetten» reddine” karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2461 E. 2010/8505 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:satış sözleşmesi · cy/cy şerhi · reeskont faizi · ıslah
Benzer bu kararda… itine, davalı kooperatifin 16.10.2005 tarihli genel kurul gündeminin 7 nci maddesi gereğince alınan kararın “Peşin satış yapılan, genel kurul kararı olan dairelerin «reeskont faizi» hesaplanarak aradaki farkı ödedikleri takdirde kendilerine verilmesine, kabul etmedikleri takdirde ödedikleri paranın Kooperatifler Kanununa aykırı olduğundan hesaplanarak paranın ödenerek kooperatif hissesine geçirilmesine, genel kurul kararı olmaksızın peşin satışı yapılan dairelerin iptaline, kooperatif yönetimince tapu verilmemesine, verilmişse iptaline oy birliğiyle karar verilmiştir” şeklindeki kısmının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, davacı vekilinin diğer davalılara yönelik tapu iptal ve tescil isteminin sözleşmelerin tapu siciline «şerhi» şeklinde «ıslah» edilen davasının reddine karar verilmiştir.
1-Dava, ortaklığın tespiti, 16.10.2005 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali, alacak ve «satış sözleşmelerinin» tapuya tescili istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan icra takip miktarı kadar alacağı olduğu, davalının «icra takibine itirazının» haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacı lehine hükmedilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının kabulüne, %20 «icra inkar tazminatına» davacı lehine hükmedilmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulüne % 30 icra inkar tazminatına davacı lehine hükmedilmesine ” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4482 E. , 2014/9921 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/12/2013
NUMARASI 2012/237-2013/395
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2013 tarih ve 2012/237-2013/395 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer'i müdahil TMSF vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Y..A.Ş'ye 18.11.1999 tarihinde 8.000 TL tutarlı paranın mevduat hesabına yatırıldığını, mevduat hesabındaki bu paraların Y.. Security Off Shore Bank Ltd'ye aktarıldığını, bankaya TMSF tarafından el konulmasından sonra yatırılan paranın müvekkiline iade edilmediğini, kurulan paravan banka aracılığı ile müvekkilinin parasının B.Holding bünyesindeki şirketlere kredi olarak dağıtıldığının anlaşıldığı, muhatapları bankayı en son devralanın davalı I.. Bank A.Ş'nin müvekkilinin hesabından sorumlu olduğunu ileri sürerek, dava konusu paranın hesap açma tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; husumet itirazı, kesin hüküm itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 09.09.1999 tarihinde tasarruflarını değerlendirmek amacıyla Y.. T..ve K.. Bankası Karşıyaka Şubesi'ne mevduat hesabı açtırmak suretiyle parayı yatırdığı, paranın kağıt üzerinden Off Shore Bankası'na gönderilmekle birlikte gerçekte paranın şirkete hiç gönderilmediği, Y. Bank tarafından kullanıldığı, bu şekildeki haksız eylemle mudilerin iradelerinin yanıltıldığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile de bu durumun kesinleştiği, davalı banka yöneticisi ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak mevduat sahiplerini dolandırdıkları, davacı zararını Off Shore Bankası'ndan tahsil edemediği, bu nedenle davalı bankanın alacaktan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 7500,00 TL'nin 18/11/1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer'i müdahil vekili ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 298/2 ile HUMK’nın 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, davacı 10.10.2012 tarihli dava dilekçesinde 8.000 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş mahkemece 30.12.2013 tarihli oturumda verilen kısa kararda davanın kısmen kabulü ile 7.500 TL'nin 18.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, aynı tarihli gerekçeli kararda bu kez davanın kabulü ile 7500 TL'nin 18.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin ve fer!i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ve fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı I. Bank A.Ş'ye iadesine, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102185200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz