Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1562 E. 2011/5464 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrerlik↗ olumsuz oy↗ kötüniyet↗ dava sebebi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iki klasör halinde sunduğu deliller içinde yer alan dünyadaki tescil sayısı, markanın sektöründe dünya üçüncüsü olduğuna ilişkin Forbers Dergisinin 12.5.2003 tarihli sayısı, şirket cirosuna ilişkin dokümanlar, markanın konu olduğu tanınmış gazete ve dergilerdeki markaya ilişkin haberler reklam ve tanıtım belgeleri, internet üzerindeki
tanıtımlar gibi delillerden markanın Türkiye’de de tanınmış olduğunun anlaşıldığı, tanınmış markalar üründen bağımsız ayırdedicilik kazandığından ve markanın ürünün önüne geçtiğinden davalının markanın ürün ismi olduğuna ilişkin savunmasına itibar edilmediği, kaldı ki sunulan dökümanlardan THE COFFEE BEAN ibaresinin tanıtımlarda daha ön plana çıkarıldığı, markanın Türkiye'de davacı tarafından yaygın kullanımı bulunmadığından farklı ürünler yönünden itibarı sarsıcı veya markanın ayırdediciliğini zayıflatıcı etkisi görülmediği, davalı markasının 2003 yılından beri tescilli oluşu da dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2003 20912 tescil nolu markanın yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, sinek bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri yönünden markanın hükümsüzlüğüne, diğer ürün ve hizmetler yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dosyaya sunulan deliller itibariyle menşe ülke ABD’de tescilli olan davacı markasının aynı zamanda 556 Sayılı KHK’nin 7/1-(i) bendi ile atıf yapılan Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka vasfında bulunmasına, taraf markalarını oluşturan işaretlerin iltibasa yol açacak derecede benzer ve yine 43. sınıf “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” altgrubunda sayılan hizmetlerin aynı türden hizmetler niteliğinde olmasına, dava konusu markada tescilli olan 35. sınıf hizmetler ve 43. sınıf “Gündüz bakımevi (kreş), huzurevi ve hayvan bakımevi hizmetleri” bakımından dava konusu markanın TRIPS 16/2. ve 3. maddeleri uyarınca tanınmış markanın itibarını sarsıcı ve ayırtediciliğini zayıflatıcı etkisi bulunmaması nedeniyle, mahkemenin bu hususlara ilişkin değerlendirmesinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Ancak, dava konusu 2003/20912 sayılı “COFFEE bean + Şekil” markasının kapsamında tescil tarihindeki TPE Tebliği’ne göre 43. sınıftaki “Geçici Konaklama Hizmetleri” alt grubunda belirtilen hizmetlerde bulunmaktadır. Bu alt grupta sayılan hizmetleri ile aynı sınıftaki “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” karşılaştırıldığında; “restoran self-servis, restoran, lokanta, kafeterya, kafe, kantin, kokteyl salonu, snack bar, bar ikram hizmetleri” ile “otel, motel, tatil köyü, pansiyon vb. hizmetlerinin (geçici barınma)” farklı altgruplarda yer almasına karşın piyasanın anlayışı, hizmetlerin sunuluş yer ve biçimi itibariyle benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, birinin diğerini tamamlama imkanı olması nedeniyle, hizmet kanallarının ortak veya birlikte yapılan faaliyetleri içerdiği göz önüne alınarak benzer türden "Geçici Konaklama Hizmetleri" altgrubundaki hizmetler bakımından iltibas tehlikesine yol açacağı dikkate alınmaksızın anılan hizmetler yönünden de hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde aynı zamanda dava konusu markanın kötüniyetli olarak tescil ettirildiği gerekçesiyle de hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. Yargıtay HGK 16.07.2008 tarih ve 501/507 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 Sayılı
KHK’nin 35/1. maddesi uyarınca marka tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bu itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK’nin amacına uygundur. Çünkü, KHK’nin 35/1. ve 42/1-(a), (b) maddelerindeki düzenlemeler de, esasen MK’nun 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri gözönüne alınarak açıkça kötüniyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 Sayılı KHK’nin 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK’nun 2. maddesi uyarınca kötüniyetin korunması söz konusu olamayacağından dolayı aynı sonuca ulaşılması KHK’nin ruhuna da uygundur.
O halde, mahkemece reddedilen hizmetler bakımından dava konusu markanın davalı tarafından kötüniyetle tescil ettirildiğine dair iddiasının da tartışılarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Hükümsüzlük
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14672 E. 2012/5245 K.
Ortak:mükerrerlik · olumsuz oy
İncelediğiniz kararda… aya sunulan deliller itibariyle menşe ülke ABD’de tescilli olan davacı markasının aynı zamanda 556 Sayılı KHK’nin 7/1-(i) bendi ile atıf yapılan Paris Sözleşmesi 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında tanınmış marka vasfında bulunmasına, taraf markalarını oluşturan işaretlerin «iltibasa» yol açacak derecede benzer ve yine 43. sınıf “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” altgrubunda sayılan hizmetlerin aynı türden hizmetler niteliğinde olmasına, dav …
O halde, mahkemece reddedilen hizmetler bakımından dava konusu markanın davalı tarafından «kötüniyetle» tescil ettirildiğine dair iddiasının da tartışılarak olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kuruma, markanın tescili sırasındaki işlemler yönünden inceleme ve değerlendirme «yetkisinin» tanındığı, markanın terkinine davacının resen karar veremeyeceği, ancak KHK'nun 7. maddesinde düzenlenen şartları taşımayan bir markanın söz konusu olması halinde davacının hükümsüzlük davası açma yetkisine sahip olduğunun kabulünün gerektiği, aynı işaretin birden fazla kişi adına aynı hizmet ve mal için tescilinin, ticari «kamu düzenini» «olumsuz» etkileyeceği, «mükerrer» tescilin giderilmesi yolunda karar vermekte fayda olduğu, hatalı işlem yapan davacı lehine «vekalet ücreti takdir» edilmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı markanın tescilli olduğu emtialardan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafetarya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri, yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · sicilden terkin · kamu düzeni · yargılama gideri · terkin · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kuruma, markanın tescili sırasındaki işlemler yönünden inceleme ve değerlendirme «yetkisinin» tanındığı, markanın terkinine davacının resen karar veremeyeceği, ancak KHK'nun 7. maddesinde düzenlenen şartları taşımayan bir markanın söz konusu olması halinde davacının hükümsüzlük davası açma yetkisine sahip olduğunun kabulünün gerektiği, aynı işaretin birden fazla kişi adına aynı hizmet ve mal için tescilinin, ticari «kamu düzenini» «olumsuz» etkileyeceği, «mükerrer» tescilin giderilmesi yolunda karar vermekte fayda olduğu, hatalı işlem yapan davacı lehine «vekalet ücreti takdir» edilmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı markanın tescilli olduğu emtialardan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafetarya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri, yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine karar verilmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davanın açılmasına davacının hatalı işleminin yol açtığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davacı lehine «vekalet ücretine» ve «yargılama giderine» hükmedilmemiştir.
Ancak, davalı taraf yargılama sırasında davayı kabul etmemiş ve esas hakkında savunma yaparak davanın reddini istemiş olduğundan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi neticesinde davalı aleyhine «yargılama giderine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
-
Ticari Marka Tescilinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11548 E. 2016/9222 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · iyiniyet kuralı · iyiniyet · yenileme · uyuşmazlık konusu · husumet
Benzer bu karardaŞti. görünmesi nedeniyle markanın bir kısmının .....'na devrinin «husumet» yönünden bir etkisinin olmayacağı, davalının kullanma olarak iddia ettiği markanın devrinin, lisans verilmesinin ve turizm imarlı arsanın varlığının markanın esaslı kullanımını göstermeyeceği, markasal kullanımda birincil amacın markanın tüketici nezdinde algılanabilir şekilde ekonomik kullanılması olduğu, bir markanın tescilinin belirlenmesinin veya devredilmesinin kullanma hali sayılmayacağı, markanın «yenileme» işleminin bir «idari işlem» olduğu ve markasal kullanım niteliğini taşımadığı, davalıya ait .... no’lu "..............." markasının 42. sınıfta yer alan "geçici konaklama hizmetlerinde" 556 s …
4721 sayılı TMK'nın .... maddesi uyarınca, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada «iyiniyet kurallarına» riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanımını kanun himaye etmez.
… re, 2001/06739 nolu "..............." markasının ..., 27, 35, 38, 40, 41, 42, 43, 44 ve 45. sınıflarda .../04/2001 tarihinde tescil edildiği ve 04/04/2011 tarihinde «yenilenerek» "geçici konaklama hizmetleri" yönünden davalı adına tescilli olduğu, markanın 05/09/2013 tarihinde kısmi olarak "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, kafeterya …
Ancak, dava tarihi olan .../06/2013 tarihinden önce, 28/05/2013 tarihinde taraflar arasında inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi yapıldığı ve anılan sözleşme ile davalı tarafından, dava konusu markanın, hükümsüzlüğü talep edilen hizmet sınıfında süresiz kullanım hakkının davacıya verildiği anlaşılmakta olup, bu husus taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» da değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/430 E. 2018/6278 K.
Ortak:Marka hükümsüzlüğü
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ortalama tüketici
Benzer bu kararda556 sayılı KHK'nın 7/1-d maddesinde ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları «münhasıran» veya esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir.
… a açık olması gerektiği, oysa "..." ibaresinin, markanın yönelik olduğu ortalama Türk tüketicilerince anlamı bilinmeyen yabancı dilde bir kelime olduğu, bu ibarenin «ortalama tüketici» kitlesi tarafından yaygın şekilde anlamı bilinen belirli bir meslek veya sanatı ifade eden bir ibare olarak anlaşılacağının kabulü mümkün olmayıp davacı tarafça bu …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3488 E. 2024/1089 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz karardaYargıtay HGK 16.07.2008 tarih ve 501/507 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 Sayılı KHK’nin 35/1. maddesi uyarınca marka tescil başvurusu sırasında «kötüniyetin» başlı başına bu itiraz «sebebi» olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK’nin amacına uygundur.
Benzer bu karardaMahkemece 18.11.2019 tarih, 2019/24 E. ve 2019/185 K. sayılı kararı ile tescilli marka için mutlak ret «sebebinin» devam ettiği ve mutlak ret sebeplerinin her durumda incelenebileceği, dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak ret sebepleri bakımından herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı, davacının dava «hakkını kötüye kullandığının» söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davacı tarafça sessiz kalınması ve ret «sebebine» ilişkin beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, mülga 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen mutlak red «sebebine» dayalı hükümsüzlük iddiasına ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · hak düşürücü süre · terkin
Benzer bu karardaMahkemece 18.11.2019 tarih, 2019/24 E. ve 2019/185 K. sayılı kararı ile tescilli marka için mutlak ret «sebebinin» devam ettiği ve mutlak ret sebeplerinin her durumda incelenebileceği, dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak ret sebepleri bakımından herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı, davacının dava «hakkını kötüye kullandığının» söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davacı tarafça sessiz kalınması ve ret «sebebine» ilişkin beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıya ait marka için mutlak ret sebeplerinin gerçekleştiğini, 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» tanınmamış markalar için kıyas yoluyla uygulanmayacağını, mutlak ret nedenlerinin her koşulda incelenmesi gerektiğini, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7909 E. 2022/603 K.
Ortak:kötüniyet · dava sebebi
İncelediğiniz karardaYargıtay HGK 16.07.2008 tarih ve 501/507 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 Sayılı KHK’nin 35/1. maddesi uyarınca marka tescil başvurusu sırasında «kötüniyetin» başlı başına bu itiraz «sebebi» olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK’nin amacına uygundur.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde aynı zamanda dava konusu markanın «kötüniyetli» olarak tescil ettirildiği gerekçesiyle de hükümsüzlük talebinde bulunmuştur.
Bu bakımdan her somut olayın özellikleri gözönüne alınarak açıkça «kötüniyetle» gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyarak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; mutlak red «sebebi» devam ettiğinden, davalı markasının tescilinden bu yana geçen süreye rağmen hükümsüzlük koşullarının geçerli bulunduğu, MarkKHK kapsamında dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak red bakımından herhangi bir süre söz konusu olmadığından, TMK'nın 2.md dava «hakkının kötüye kullanılıp» kullanılmadığı değerlendirildiğinde davacı kurumun, bu konudaki istikrarsızlığı ve ihmaline rağmen, yasaya aykırı tescil kısmını düzeltmek istemesi nedeniyle, dava hakkını kötüye kullandığının söylenemeyeceği, piyasa düzeninin arzu edilen biçimde işlemesi, mal ve hizmetlerin karışmaması, tüketicilerin alışveriş ve hizmet alımı sırasında tercihte zorlanmamaları ve kısa zamanda kararlarını verebilmeleri bakımından aynı işaretin, aynı mal için bir başka kişiye tescili problemi, «kamu düzenine» ilişkin olduğundan dava hakkının kötüye kullanıldığı söylenemeyeceğinden Yargıtay'ın «kötü niyet» kapsamındaki bozması yerinde olmamakla birlikte, mutlak red nedenlerinin her durumda incelenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden, MarkKHK’nin 7/1 – b maddesi uyarınca, kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiştir.
Bu kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28/11/2018 tarih, 2017/1772 E.- 2018/7440 K. sayılı ilamıyla; hükümsüzlük davası 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmakla birlikte davalının tescilde «kötüniyetli» olduğu hususunun araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, karar bozulmuştur.
Mahkemece mutlak red sebepleri yönünden herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, dayanılan red «sebebi» KHK m.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · kamu düzeni · hak düşürücü süre · kötü niyet · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyarak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; mutlak red «sebebi» devam ettiğinden, davalı markasının tescilinden bu yana geçen süreye rağmen hükümsüzlük koşullarının geçerli bulunduğu, MarkKHK kapsamında dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak red bakımından herhangi bir süre söz konusu olmadığından, TMK'nın 2.md dava «hakkının kötüye kullanılıp» kullanılmadığı değerlendirildiğinde davacı kurumun, bu konudaki istikrarsızlığı ve ihmaline rağmen, yasaya aykırı tescil kısmını düzeltmek istemesi nedeniyle, dava hakkını kötüye kullandığının söylenemeyeceği, piyasa düzeninin arzu edilen biçimde işlemesi, mal ve hizmetlerin karışmaması, tüketicilerin alışveriş ve hizmet alımı sırasında tercihte zorlanmamaları ve kısa zamanda kararlarını verebilmeleri bakımından aynı işaretin, aynı mal için bir başka kişiye tescili problemi, «kamu düzenine» ilişkin olduğundan dava hakkının kötüye kullanıldığı söylenemeyeceğinden Yargıtay'ın «kötü niyet» kapsamındaki bozması yerinde olmamakla birlikte, mutlak red nedenlerinin her durumda incelenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden, MarkKHK’nin 7/1 – b maddesi uyarınca, kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiştir.
Bu kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28/11/2018 tarih, 2017/1772 E.- 2018/7440 K. sayılı ilamıyla; hükümsüzlük davası 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmakla birlikte davalının tescilde «kötüniyetli» olduğu hususunun araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, karar bozulmuştur.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2928 E. 2023/6882 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… aya sunulan deliller itibariyle menşe ülke ABD’de tescilli olan davacı markasının aynı zamanda 556 Sayılı KHK’nin 7/1-(i) bendi ile atıf yapılan Paris Sözleşmesi 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında tanınmış marka vasfında bulunmasına, taraf markalarını oluşturan işaretlerin «iltibasa» yol açacak derecede benzer ve yine 43. sınıf “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” altgrubunda sayılan hizmetlerin aynı türden hizmetler niteliğinde olmasına, dav …
… met kanallarının ortak veya birlikte yapılan faaliyetleri içerdiği göz önüne alınarak benzer türden "Geçici Konaklama Hizmetleri" altgrubundaki hizmetler bakımından «iltibas» tehlikesine yol açacağı dikkate alınmaksızın anılan hizmetler yönünden de hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Benzer bu kararda… ının “Ka-fe-ne-ro” ve davalı markasının da “Ka-fe-ner” olarak telaffuz edileceğini, taraf markalarının 43. sınıfa konu hizmetler bakımından görsel ve işitsel olarak «iltibas» yarattığını, davalı başvurusunun kötü niyetli tescil olarak değerlendirilebileceğini ileri sürerek 2018-M-2715 sayılı YİDK kararının iptali ile tescile bağlanmış i …
… in yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, bu açıdan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki iltibas koşulu oluştuğundan başvuru markasının kapsamında yer alan 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, diğer kısımlarda ise iltibas oluşmadığı gibi bu kısımlarda davalının marka başvurusu dolayısıyla davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği somut delillerle kanıtlanmadığı, diğer yönden davalı marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı da kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2018-M-2715 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2016/103963 sayılı başvuru markasının kapsamında yer alan 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına», diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kaldırma ve yeniden hüküm · ortalama tüketici · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… l salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetlerinin benzer alıcı çevresine hitap ettikleri, benzer ihtiyaçları gidermede kullanıldıkları, «son» kullanıcıların benzer olduğu, birbiri yerine ikame edilebilme ile rekabet etme olanaklarının bulunduğu anlaşılmakla bu hizmetlerin benzer olduğu anlaşılmıştırBu nedenlerle mahkemece davanın yukarıda açıklanan hali benzer bulunan hizmetler yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı TPMK vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne ile TPMK'nın 2018-M-2715 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2016/103963 sayılı başvuru markasının kapsamında yer alan 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" ve "Geçici konaklama sağlanması hizmetleri" yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… in yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, bu açıdan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki iltibas koşulu oluştuğundan başvuru markasının kapsamında yer alan 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, diğer kısımlarda ise iltibas oluşmadığı gibi bu kısımlarda davalının marka başvurusu dolayısıyla davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği somut delillerle kanıtlanmadığı, diğer yönden davalı marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı da kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2018-M-2715 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2016/103963 sayılı başvuru markasının kapsamında yer alan 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına», diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1562 E. , 2011/5464 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.07.2008 tarih ve 2007/41-2008/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı avukatı .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yiyecek içecek sektöründe ve özellikle kahve ve çay satışı, cafe ve restoran işletmeciliği alanında 1963 yılından beri faaliyet gösterdiğini, “THE COFFEE BEAN & LEAF +Şekil” ibareli markasının 27 ayrı ülkede müvekkili adına tescilli olduğunu, Türkiye’de de 30 ve 35. sınıflarda tescil ettirmek için TPE’ne müracaatta bulunduğunu, ancak davalının 2003 20912 nolu COFFEE BEAN + Şekil ibareli marka tescilinin bulunduğunu öğrendiklerini, davalının kötü niyetli olarak müvekkilinin markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin varlığından habersiz olmasının mümkün olmadığını zira, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2003 20912 nolu COFFEE BEAN + Şekil ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin COFFEE BEAN + Şekil ibareli markasını 07/08/2003 tarihinde usulüne uygun olarak tescil ettirdiğini, davacı markasının Türkiye’de tanınmadığını, COFFEE BEAN ibaresinin bir ürün adı olduğunu, herkes tarafından kullanılabileceğini, tarafların markalarının benzer olmadığını, müvekkilinin markasının esas unsurunun şekil olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iki klasör halinde sunduğu deliller içinde yer alan dünyadaki tescil sayısı, markanın sektöründe dünya üçüncüsü olduğuna ilişkin Forbers Dergisinin 12.5.2003 tarihli sayısı, şirket cirosuna ilişkin dokümanlar, markanın konu olduğu tanınmış gazete ve dergilerdeki markaya ilişkin haberler reklam ve tanıtım belgeleri, internet üzerindeki
tanıtımlar gibi delillerden markanın Türkiye’de de tanınmış olduğunun anlaşıldığı, tanınmış markalar üründen bağımsız ayırdedicilik kazandığından ve markanın ürünün önüne geçtiğinden davalının markanın ürün ismi olduğuna ilişkin savunmasına itibar edilmediği, kaldı ki sunulan dökümanlardan THE COFFEE BEAN ibaresinin tanıtımlarda daha ön plana çıkarıldığı, markanın Türkiye'de davacı tarafından yaygın kullanımı bulunmadığından farklı ürünler yönünden itibarı sarsıcı veya markanın ayırdediciliğini zayıflatıcı etkisi görülmediği, davalı markasının 2003 yılından beri tescilli oluşu da dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2003 20912 tescil nolu markanın yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, sinek bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri yönünden markanın hükümsüzlüğüne, diğer ürün ve hizmetler yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dosyaya sunulan deliller itibariyle menşe ülke ABD’de tescilli olan davacı markasının aynı zamanda 556 Sayılı KHK’nin 7/1-(i) bendi ile atıf yapılan Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka vasfında bulunmasına, taraf markalarını oluşturan işaretlerin iltibasa yol açacak derecede benzer ve yine 43. sınıf “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” altgrubunda sayılan hizmetlerin aynı türden hizmetler niteliğinde olmasına, dava konusu markada tescilli olan 35. sınıf hizmetler ve 43. sınıf “Gündüz bakımevi (kreş), huzurevi ve hayvan bakımevi hizmetleri” bakımından dava konusu markanın TRIPS 16/2.
ve 3. maddeleri uyarınca tanınmış markanın itibarını sarsıcı ve ayırtediciliğini zayıflatıcı etkisi bulunmaması nedeniyle, mahkemenin bu hususlara ilişkin değerlendirmesinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Ancak, dava konusu 2003/20912 sayılı “COFFEE bean + Şekil” markasının kapsamında tescil tarihindeki TPE Tebliği’ne göre 43. sınıftaki “Geçici Konaklama Hizmetleri” alt grubunda belirtilen hizmetlerde bulunmaktadır. Bu alt grupta sayılan hizmetleri ile aynı sınıftaki “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” karşılaştırıldığında; “restoran self-servis, restoran, lokanta, kafeterya, kafe, kantin, kokteyl salonu, snack bar, bar ikram hizmetleri” ile “otel, motel, tatil köyü, pansiyon vb. hizmetlerinin (geçici barınma)” farklı altgruplarda yer almasına karşın piyasanın anlayışı, hizmetlerin sunuluş yer ve biçimi itibariyle benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, birinin diğerini tamamlama imkanı olması nedeniyle, hizmet kanallarının ortak veya birlikte yapılan faaliyetleri içerdiği göz önüne alınarak benzer türden "Geçici Konaklama Hizmetleri" altgrubundaki hizmetler bakımından iltibas tehlikesine yol açacağı dikkate alınmaksızın anılan hizmetler yönünden de hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde aynı zamanda dava konusu markanın kötüniyetli olarak tescil ettirildiği gerekçesiyle de hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. Yargıtay HGK 16.07.2008 tarih ve 501/507 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 Sayılı
KHK’nin 35/1. maddesi uyarınca marka tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bu itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK’nin amacına uygundur. Çünkü, KHK’nin 35/1. ve 42/1-(a), (b) maddelerindeki düzenlemeler de, esasen MK’nun 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri gözönüne alınarak açıkça kötüniyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 Sayılı KHK’nin 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK’nun 2. maddesi uyarınca kötüniyetin korunması söz konusu olamayacağından dolayı aynı sonuca ulaşılması KHK’nin ruhuna da uygundur.
O halde, mahkemece reddedilen hizmetler bakımından dava konusu markanın davalı tarafından kötüniyetle tescil ettirildiğine dair iddiasının da tartışılarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararı davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 04,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023268400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz