Tüzel kişiye tebligat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13383 E. 2014/19944 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişiye tebligat↗ defter ibrazından kaçınma↗ yabancılık teminatı↗ hmk 222↗ karşılıklılık esası↗ navlun alacağı↗ 5718 sayılı möhuk↗ re'sen gözetilme↗ taşıtan↗ borca itiraz↗ konşimento↗ tebligat kanunu m.35↗ ticari defter ve kayıtlar↗ navlun↗ temerrüt tarihi↗ möhuk 47↗ cy/cy şerhi↗ taşıma sözleşmesi↗ vade↗ temerrüt faizi↗ ticari defter↗ havale↗ tebligat↗ geçersizlik↗ fatura↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ temerrüt↗ ibraz↗ teminat↗ teslim↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; merkezi Afganistan olan davacı şirketin Türkiye'de dar mükellefiyet uygulamasıyla hasılat defteri tuttuğu, davacınn usulüne uygun tutulan 2011 yılı hasılat defterine 10 adet fatura karşılığı 82.327,30 Euro tutarında davalı adına düzenlenen taşıma bedeli faturasının kayıtlı olduğu, davalı tarafın dilekçesindeki kabuller de dikkate alınarak davalının ödemeleri toplamının 37.251,00 Euro olduğu, buna göre de takip tarihi olan 23/03/2012 tarih itibari ile 45.076,30 Euro asıl alacağın bulunduğu, davalı tarafın kendisine teslim edilmiş faturalarla ilgili TTK 21/2 maddesi gereğince 8 günlük yasal süre içerisinde itirazda bulunduğuna ilişkin bir belge sunulmadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarının ibrazı için yapılan meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen sunulmadığı; davalının HMK 222/5 maddesi gereğince defterlerini ibrazından kaçınmış sayılacağı, takipten önce davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, takip dosyasında davalının borca itirazının kısmen iptali ile, takibin 45.076,30 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a md. gereğince temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin alacak talebinin reddine, İİK 67/2 maddesi gereğince 45.076,30 Euro üzerinden takip tarihine göre %40 oranı ile hesaplanan 18.030,52 Euro icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının Afgan şirketi olduğu anlaşılmakta olup, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48. maddesi gereğince Türk Mahkemesi'nde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise dava açanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutabileceği düzenlenmiştir. Anılan maddede öngörülen teminat hususu mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece, yabancılık teminatı yatırılması hususunun 5718 sayılı MÖHUK'nın 48. maddesi hükmü çerçevesinde irdelenmesi gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan 6100 sayılı HMK'nın 84/1. maddesi gereğince yabancılık teminatı yatırılmasına ilişkin itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de, davalı şirketin yasal defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere talimat mahkemesince defter, kayıt ve belgelerin ibrazı için çıkartılan meşruhatlı davetiyenin “daimi işçisi Ü..K.." şerhini içerdiği anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, tebligatın tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, tüzel kişinin tebligatı almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekir. Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan defter ibrazına ilişkin tebligatta tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü.. K..’a” tebliğ edildiği yazılı bulunsa da mazbatada yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bir açıklık bulunmadığından, geçersiz tebliğe rağmen ticari defter ve kayıtlarının ibrazı için verilen sürede teslim edilmemesi sebebiyle davalının HMK'nın 222/5 maddesi gereğince defterlerini ibrazından kaçınmış sayılacağı kabul edilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; taraflar arasında düzenlenen taşıma sözleşmesinin “ödeme” başlıklı 9. maddesinde navlun alacağının alıcının kaşe/imzasını taşıyan ve taşıtanın şeklen onay verdiği orijinal konşimentoyu teslim etmesine müteakip fatura tarihi + 10 gün içinde ödeneceği belirtilmiştir. Yine dosya içerisinde bulunan ve davalı tarafından davacıya hitaben düzenlenen 21.10.2011 tarihli belgede; vadesi geçmiş olan 26.09.2011 tarihli 263365 nolu 18.020,00 Euro'luk faturanın 26.10.2011 tarihinde, 29.09.2011 tarihli 263380 nolu 10.130,40 Euro'luk faturanın ise 28.10.2011 tarihinde davacı hesabına havale yapılarak ödeneceği ifade edilmiştir. Bu suretle, taraflar arasındaki sözleşme hükmü ile adı geçen belge nazara alınarak temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği kabul edilerek karar verilmesi doğru olmadığından kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13841 E. 2012/4329 K.
Ortak:tüzel kişiye tebligat · tebligat · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan «defter» «ibrazına» ilişkin «tebligatta» tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü..
Benzer bu kararda1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · hükümsüzlüğün tespiti · iptal davası · karar verilmesine yer olmadığına · temsil
Benzer bu kararda… onu marka başvurusunda bulunan “matbaa ve ciltleme malzemeleri, badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar, büro makineleri” dışında kalan emtia yönünden kısmen «iptaline, davaya» konu marka başvurusu hükümden düştüğünden markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkin dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6315 E. 2018/1260 K.
Ortak:tüzel kişiye tebligat · tebligat · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan «defter» «ibrazına» ilişkin «tebligatta» tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü..
Benzer bu kararda… vaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · istifa · tescilsiz tasarım · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaUsulsüz tebliğe rağmen «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ve üç aylık yasal sürede «yenilenmediği» gerekçesiyle karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı-karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
24.11.2015 günlü duruşmaya karşı davacının gelmemesi ve kabule değer bir «mazeret» bildirmemesi nedeniyle karşı dava dosyasının «işlemden kaldırılmasına», 3 aylık yasal sürenin sonunda da karşı «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; karşı davanın takip edilmediği, üç aylık yasal süre içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle «açılmamış sayılmasına», asıl davada davalı ....
Avize’ye ait 2013/03675-1, 4, 5, 7, 9, 17, 19, 23, 24, 27, 2013/03667-5, 6, 8 numaralı «tescilli tasarımların» yenilik ve «ayırt edicilik» vasıflarını haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. .../...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10262 E. 2016/4875 K.
Ortak:cy/cy şerhi · ticari defter · tebligat · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; merkezi Afganistan olan davacı şirketin Türkiye'de dar mükellefiyet uygulamasıyla hasılat «defteri» tuttuğu, davacınn usulüne uygun tutulan 2011 yılı hasılat defterine 10 adet «fatura» karşılığı 82.327,30 Euro tutarında davalı adına düzenlenen taşıma bedeli faturasının kayıtlı olduğu, davalı tarafın dilekçesindeki kabuller de dikkate alınarak davalının ödemeleri toplamının 37.251,00 Euro olduğu, buna göre de takip tarihi olan 23/03/2012 tarih itibari ile 45.076,30 Euro asıl alacağın bulunduğu, davalı tarafın kendisine «teslim» edilmiş faturalarla ilgili TTK 21/2 maddesi gereğince 8 günlük yasal süre içerisinde itirazda bulunduğuna ilişkin bir belge sunulmadığı, davalının «ticari defter» ve kayıtlarının «ibrazı» için yapılan meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen sunulmadığı; davalının HMK 222/5 maddesi gereğince «defterlerini ibrazından kaçınmış» sayılacağı, takipten önce davalının «temerrüde» düşürülmediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, takip dosyasında davalının «borca itirazının» kısmen iptali ile, takibin 45.076,30 Euro «asıl alacak» üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a md. gereğince «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin alacak talebinin reddine, İİK 67/2 maddesi gereğince 45.076,30 Euro üzerinden takip tarihine göre %40 oranı ile hesaplanan 18.030,52 Euro «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
3- Kabule göre de, davalı şirketin yasal «defterleri» üzerinde inceleme yapılmak üzere talimat mahkemesince defter, kayıt ve belgelerin «ibrazı» için çıkartılan meşruhatlı davetiyenin “daimi işçisi Ü..K.." «şerhini» içerdiği anlaşılmaktadır.
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan «defter» «ibrazına» ilişkin «tebligatta» tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü..
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirkete meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen «defterlerin» «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, gönderilen davetiyede 2011 yılına ait defterlerin 2 haftalık «kesin süre» içinde ibraz edilmesi «ihtar» olunmuş, ancak HMK'nun 222/5 maddesi uyarınca defterlerin ibrazından kaçınıldığı takdirde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı yönünde bir «şerhe» yer verilmediği gibi, davetiye 27.11.2014 tarihinde muhatap şirkete tebliğ edildiği halde «tebligat» zarfı üzerinde duruşma günü 28.10.2014 tarihi olarak belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafa 2011 yılına ait «defter» ve belgelerini «ibraz» etmesi yönünde meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği, ancak yasal süre içerisinde defter ve belgelerin sunulmadığı, HMK'nın 222/5. maddesinde "Taraflardan biri «tacir» olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceği belirtilir, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" yönündeki açık usul hükmü dahilinde da …
Bu durumda, mahkemece, HMK'nın 222/5 maddesi uyarınca "«defterlerin» «ibraz» edilmemesi halinde davacının iddiasını ispat etmiş sayılacağı" «şerhini» ihtiva eden meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak davalı şirkete tebliği ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken gerekli meşruhatı içermeyen ve üzeri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlu olunmadığının tespiti · ticari defter kayıtları · kesin süre · ihtar · tacir · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirkete meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen «defterlerin» «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, gönderilen davetiyede 2011 yılına ait defterlerin 2 haftalık «kesin süre» içinde ibraz edilmesi «ihtar» olunmuş, ancak HMK'nun 222/5 maddesi uyarınca defterlerin ibrazından kaçınıldığı takdirde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı yönünde bir «şerhe» yer verilmediği gibi, davetiye 27.11.2014 tarihinde muhatap şirkete tebliğ edildiği halde «tebligat» zarfı üzerinde duruşma günü 28.10.2014 tarihi olarak belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafa 2011 yılına ait «defter» ve belgelerini «ibraz» etmesi yönünde meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği, ancak yasal süre içerisinde defter ve belgelerin sunulmadığı, HMK'nın 222/5. maddesinde "Taraflardan biri «tacir» olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceği belirtilir, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" yönündeki açık usul hükmü dahilinde da …
2- Dava, bonodan dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup davacı 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca davalı şirket «defterlerindeki» kayıtlara dayanmıştır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17951 E. 2013/15258 K.
Ortak:tebligat · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan «defter» «ibrazına» ilişkin «tebligatta» tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü..
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12'nci ve 13'ncü, Tüzüğün ise 17'nci ve 18'nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan Kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Aynı Yasa'nın 20. maddesinde, anılan 12'nci ve 13'ncü maddelere atıf yapılarak, kendisine «tebligat» yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · temsil
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı bakımından taraf teşkili yapılmadan, «savunma hakkı kısıtlanmak» suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan Kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, dava dilekçesi ve duruşma gününü içeren tebliğ evrakı, davalı şirketi «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirketin daimi çalışanı kasiyer Gülnaz Şen'e doğrudan tebliğ edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1503 E. 2015/6189 K.
Ortak:tüzel kişiye tebligat · cy/cy şerhi · tebligat · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
3- Kabule göre de, davalı şirketin yasal «defterleri» üzerinde inceleme yapılmak üzere talimat mahkemesince defter, kayıt ve belgelerin «ibrazı» için çıkartılan meşruhatlı davetiyenin “daimi işçisi Ü..K.." «şerhini» içerdiği anlaşılmaktadır.
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan «defter» «ibrazına» ilişkin «tebligatta» tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü..
Benzer bu kararda1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddelerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin herhangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Somut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “daimi çalışan sekreter ...’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair «şerh» düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · ayırt edicilik · temsil
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “daimi çalışan sekreter ...’e tebliğ edildi” yazılı bulunsa da tebligat evrakına, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair «şerh» düşülmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden, «usulsüz tebliğe» rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markalarına konu ibarelerin «ayırt edicilik» düzeyinin düşük olduğu ancak bunun markaların hiç korunmayacakları anlamına gelmediği, “...” ibaresinin her iki grup markanın ilk ve ön plandaki ibareleri olduğu, …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7056 E. 2015/548 K.
Ortak:tebligat · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan «defter» «ibrazına» ilişkin «tebligatta» tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü..
Benzer bu kararda… ..., ....'nin temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere «tebligatın» yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Aynı Yasa'nın 20. maddesinde, anılan 12 nci ve 13 ncü maddelere atıf yapılarak, kendisine «tebligat» yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · dava sebebi · temsil
Benzer bu karardaDavalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen komşunun isim ve imzasının tebliğ tutanağında bulunmaması karşısında dava dilekçesinin davalı ...’na «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
1-Mahkemenin gerekçeli kararı davalı ...’na 18.11.2013 günü «usulüne uygun tebliğ» edilmiş ve hüküm HUMK'nın 432 nci maddesinde yazılı temyiz etme süresi geçirildikten sonra 04.12.2013 tarihinde temyiz edilmiştir.
Tebligat parçasında tüzel kişiyi «temsile» yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus «tebligat» parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Somut olayda, dava dilekçesi davalılar....'ni «temsile» yetkili kişinin o sırada «tebligatı» bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirketin daimi çalışanına doğrudan tebligat yapılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12901 E. 2014/19186 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda3- Kabule göre de, davalı şirketin yasal «defterleri» üzerinde inceleme yapılmak üzere talimat mahkemesince defter, kayıt ve belgelerin «ibrazı» için çıkartılan meşruhatlı davetiyenin “daimi işçisi Ü..K.." «şerhini» içerdiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan «defter» «ibrazına» ilişkin «tebligatta» tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü..
Benzer bu karardaBu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaŞu halde, usulüne uygun olmayan «tebligatlara» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın davacıların hak takibine yetkili olduğu bazı icraları izinsiz kullandığı, davacının mali hakları takip ve tahsil «yetkisinin» bulunduğu, sunulan deliller ile taleplerin uyumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8275 E. 2016/3126 K.
Ortak:tüzel kişiye tebligat · tebligat · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · ibraz · e-defter · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; merkezi Afganistan olan davacı şirketin Türkiye'de dar mükellefiyet uygulamasıyla hasılat «defteri» tuttuğu, davacınn usulüne uygun tutulan 2011 yılı hasılat defterine 10 adet «fatura» karşılığı 82.327,30 Euro tutarında davalı adına düzenlenen taşıma bedeli faturasının kayıtlı olduğu, davalı tarafın dilekçesindeki kabuller de dikkate alınarak davalının ödemeleri toplamının 37.251,00 Euro olduğu, buna göre de takip tarihi olan 23/03/2012 tarih itibari ile 45.076,30 Euro asıl alacağın bulunduğu, davalı tarafın kendisine «teslim» edilmiş faturalarla ilgili TTK 21/2 maddesi gereğince 8 günlük yasal süre içerisinde itirazda bulunduğuna ilişkin bir belge sunulmadığı, davalının «ticari defter» ve kayıtlarının «ibrazı» için yapılan meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen sunulmadığı; davalının HMK 222/5 maddesi gereğince «defterlerini ibrazından kaçınmış» sayılacağı, takipten önce davalının «temerrüde» düşürülmediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, takip dosyasında davalının «borca itirazının» kısmen iptali ile, takibin 45.076,30 Euro «asıl alacak» üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a md. gereğince «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin alacak talebinin reddine, İİK 67/2 maddesi gereğince 45.076,30 Euro üzerinden takip tarihine göre %40 oranı ile hesaplanan 18.030,52 Euro «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan «defter» «ibrazına» ilişkin «tebligatta» tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü..
Benzer bu kararda… sya kapsamına göre, davacının aracı ile davalıya ait taşıma işini yaptığı, taşıma bedellerine ilişkin faturanın düzenlenip davalıya gönderildiği, faturaların davalı «defterlerinde» kayıtlı olduğu, davalının bu suretle taşıma «hizmeti bedelini» ödediğini ispat etmesi gerektiği, bedelini ödediğine dair belge «ibraz» etmediği, başkaca delili olmadığından davalı borçlunun takibe itirazında haksız olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, alacak likit olup faturaya dayalı olmakla davalı aleyhine «asıl alacak» üzerinden % 40 «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Tebligat Tüzüğü'nün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, «tebligatın» tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, «tüzel kişinin tebligatı» almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle «görevli» bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine …
Şti. adına çıkartılan gerekçeli karar «tebligatında» tebliğ evrakının yetkili .... imzasına tebliğ edildiği anlaşılsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğ» nedeniyle davalı vekilinin bildirdiği tarih itibariyle temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 30.03.2015 tarihli mahke …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · hizmet bedeli · tahkikat
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nIn 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
… sya kapsamına göre, davacının aracı ile davalıya ait taşıma işini yaptığı, taşıma bedellerine ilişkin faturanın düzenlenip davalıya gönderildiği, faturaların davalı «defterlerinde» kayıtlı olduğu, davalının bu suretle taşıma «hizmeti bedelini» ödediğini ispat etmesi gerektiği, bedelini ödediğine dair belge «ibraz» etmediği, başkaca delili olmadığından davalı borçlunun takibe itirazında haksız olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, alacak likit olup faturaya dayalı olmakla davalı aleyhine «asıl alacak» üzerinden % 40 «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Şti. adına çıkartılan gerekçeli karar «tebligatında» tebliğ evrakının yetkili .... imzasına tebliğ edildiği anlaşılsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili «temsilcilerinin» adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, «usulsüz tebliğ» nedeniyle davalı vekilinin bildirdiği tarih itibariyle temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 30.03.2015 tarihli mahke …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13383 E. , 2014/19944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/04/2014
NUMARASI 2012/162-2014/109
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/04/2014 tarih ve 2012/162-2014/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 12/08/2011 tarihinde taşıma sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından verilen taşıma hizmetine istinaden düzenlenen navlun faturalarının bedeli ödenmediğinden davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; davalının takibe yaptığı itirazının iptaline, alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket tarafından Afganistan'a götürülmeyen sebze ve meyveler dolayısıyla davalının zarar ettiğini, müvekkilinin davacının edimlerini yerine getirdiği taşımalara ilişkin tüm navlun bedellerinin ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; merkezi Afganistan olan davacı şirketin Türkiye'de dar mükellefiyet uygulamasıyla hasılat defteri tuttuğu, davacınn usulüne uygun tutulan 2011 yılı hasılat defterine 10 adet fatura karşılığı 82.327,30 Euro tutarında davalı adına düzenlenen taşıma bedeli faturasının kayıtlı olduğu, davalı tarafın dilekçesindeki kabuller de dikkate alınarak davalının ödemeleri toplamının 37.251,00 Euro olduğu, buna göre de takip tarihi olan 23/03/2012 tarih itibari ile 45.076,30 Euro asıl alacağın bulunduğu, davalı tarafın kendisine teslim edilmiş faturalarla ilgili TTK 21/2 maddesi gereğince 8 günlük yasal süre içerisinde itirazda bulunduğuna ilişkin bir belge sunulmadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarının ibrazı için yapılan meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen sunulmadığı;
davalının HMK 222/5 maddesi gereğince defterlerini ibrazından kaçınmış sayılacağı, takipten önce davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, takip dosyasında davalının borca itirazının kısmen iptali ile, takibin 45.076,30 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a md. gereğince temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin alacak talebinin reddine, İİK 67/2 maddesi gereğince 45.076,30 Euro üzerinden takip tarihine göre %40 oranı ile hesaplanan 18.030,52 Euro icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının Afgan şirketi olduğu anlaşılmakta olup, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48. maddesi gereğince Türk Mahkemesi'nde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise dava açanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutabileceği düzenlenmiştir. Anılan maddede öngörülen teminat hususu mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece, yabancılık teminatı yatırılması hususunun 5718 sayılı MÖHUK'nın 48. maddesi hükmü çerçevesinde irdelenmesi gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan 6100 sayılı HMK'nın 84/1.
maddesi gereğince yabancılık teminatı yatırılmasına ilişkin itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de, davalı şirketin yasal defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere talimat mahkemesince defter, kayıt ve belgelerin ibrazı için çıkartılan meşruhatlı davetiyenin “daimi işçisi Ü..K.." şerhini içerdiği anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ise 20. ve 21. maddesi hükümlerine göre, tebligatın tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, tüzel kişinin tebligatı almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak mamuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye, bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekir.
Az önce de açıklandığı gibi somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına çıkartılan defter ibrazına ilişkin tebligatta tebliğ evrakının "daimi işçisi Ü.. K..’a” tebliğ edildiği yazılı bulunsa da mazbatada yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bir açıklık bulunmadığından, geçersiz tebliğe rağmen ticari defter ve kayıtlarının ibrazı için verilen sürede teslim edilmemesi sebebiyle davalının HMK'nın 222/5 maddesi gereğince defterlerini ibrazından kaçınmış sayılacağı kabul edilerek hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; taraflar arasında düzenlenen taşıma sözleşmesinin “ödeme” başlıklı 9. maddesinde navlun alacağının alıcının kaşe/imzasını taşıyan ve taşıtanın şeklen onay verdiği orijinal konşimentoyu teslim etmesine müteakip fatura tarihi + 10 gün içinde ödeneceği belirtilmiştir. Yine dosya içerisinde bulunan ve davalı tarafından davacıya hitaben düzenlenen 21.10.2011 tarihli belgede; vadesi geçmiş olan 26.09.2011 tarihli 263365 nolu 18.020,00 Euro'luk faturanın 26.10.2011 tarihinde, 29.09.2011 tarihli 263380 nolu 10.130,40 Euro'luk faturanın ise 28.10.2011 tarihinde davacı hesabına havale yapılarak ödeneceği ifade edilmiştir. Bu suretle, taraflar arasındaki sözleşme hükmü ile adı geçen belge nazara alınarak temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği kabul edilerek karar verilmesi doğru olmadığından kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına, (4) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102276900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz