Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/842 E. 2013/17500 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cayma hakkı↗ hayat sigortası↗ illiyet bağı↗ riziko↗ kötüniyet↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile riziko sebebi arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının cayma hakkını kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; dava, hayat sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile riziko arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla riziko sebebi arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece içinde kardiyoloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, murisin riziko öncesi var olan kronik akciger hastalığı ile riziko sebebi olan kalp yetmezliği arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının, illiyet bağı var ise mevcut hastalığın kasten ve kötüniyetle gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/681 E. 2013/1417 K.
Ortak:hayat sigortası · dava sebebi · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile «riziko» «sebebi» arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının «cayma hakkını» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak; dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile «riziko» arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla «riziko» «sebebi» arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaDava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının murisinin ölüm «sebebinin» kalp yetmezliği olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · uyuşmazlık konusu · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Oysa, davacının murisinin ölüm «sebebinin» kalp yetmezliği olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/782 E. 2010/6729 K.
Ortak:cayma hakkı · hayat sigortası · riziko
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile «riziko» «sebebi» arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının «cayma hakkını» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak; dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile «riziko» arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla «riziko» «sebebi» arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda… kdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle …
1- Dava, «hayat sigortası poliçesinin» feshine ilişkin işlemin «geçersiz» kılınması ile poliçeden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri özellikle de «hayat sigorta sözleşmesi» MK’nun 2 nci maddesinde ifade edilen «iyiniyetle» davranma ilkesine dayalı olarak kurulmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · bildirim yükümlülüğü · tazmin talebi · iyiniyet kuralı · sigorta tazminatı · sigorta ettiren · ba formu · lehtar
Benzer bu kararda… kdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle …
Davalı sigorta şirketi yaptığı savunmada sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce kronik hastalıkları olmasına rağmen bunun beyan etmediği, bu nedenle Hayat Sigortası Genel Şartları C.2/2.2 maddesi gereği «beyan yükümlülüğünün» yerine getirilmemiş olduğu, «tazmin talebi» ile muttali olunan ihlalin tebellüğ tarihi itibariyle yasal süre içinde TTK’nun 1290 ncı maddesi uyarınca cayma/«fesih» hakkının kullanıldığını belirtmiştir.
Nitekim TTK’nun 1290 ncı maddesi genel bir ifade ile «sigorta ettireni» sigortacı tarafından sözleşme yapılırken gerçek durumları bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektiren bütün hususları sigortacıya «bildirmekle yükümlü» tutmuştur.
Davada çözümü gereken yön, sigortalının sigorta akdinin kurulması sırasında «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığı, aykırı davranmış ise meydana gelen bu aykırılığın doğuracağı hukuki sonuçların tayin ve tespiti noktalarındadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3137 E. 2013/4284 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz kararda2-Ancak; dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile «riziko» arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla «riziko» «sebebi» arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece içinde kardiyoloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, murisin «riziko» öncesi var olan kronik akciger hastalığı ile riziko «sebebi» olan kalp yetmezliği arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığının, illiyet bağı var ise mevcut hastalığın kasten ve «kötüniyetle» gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş …
Benzer bu karardaAncak, mahkemece davacıların murisinin hangi delillere dayanılarak hastalığını kasten saklamadığı sonucuna ulaşıldığı belirli olmadığı gibi, görüşüne başvurulan bilirkişiler davacıların murisinin kronik böbrek yetersizliği hastalığı ile vefatı arasında «illiyet bağının» bulunup bulunmadığını tespit etmemişlerdir.
Davacıların murisinin kronik böbrek yetersizliği hastalığı ile vefatı arasında «illiyet bağının» bulunup bulunmadığının tespiti için, konusunda uzman hekimlerden oluşan bilirkişi kurulundan yeterli ayrıntıyı içerir ve «denetime elverişli rapor» düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen unsurları içermeyen, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDavacıların murisinin kronik böbrek yetersizliği hastalığı ile vefatı arasında «illiyet bağının» bulunup bulunmadığının tespiti için, konusunda uzman hekimlerden oluşan bilirkişi kurulundan yeterli ayrıntıyı içerir ve «denetime elverişli rapor» düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen unsurları içermeyen, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne k …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/842 E. , 2013/17500 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/04/2011 tarih ve 2009/241-2011/202 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/10/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan asıl ... ile vekili Av. ... ile davalı vekili avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin bankadan konut kredisi kullandığını, yine bankadaki çek hesabı nedeniyle davalı tarafından hayat sigortaları tanzim edildiğini, murisin kalp yetmezliği sonucu vefat ettiğini, davalının poliçe başlangıcında hastalığın gizlendiğini belirterek ödemede bulunmadığını, formdaki imzanın murise ait olmadığını ileri sürerek, 88.838 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, murisin başvuru formunda hastalıklarını gizlediğini, bu nedenle 6762 Sayılı TTK'nun 1290. maddesi uyarınca cayma haklarını kullandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile riziko sebebi arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının cayma hakkını kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; dava, hayat sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile riziko arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla riziko sebebi arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece içinde kardiyoloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, murisin riziko öncesi var olan kronik akciger hastalığı ile riziko sebebi olan kalp yetmezliği arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının, illiyet bağı var ise mevcut hastalığın kasten ve kötüniyetle gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'na verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029952200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz