Miras yoluyla intikal
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1116 E. 2012/775 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras yoluyla intikal↗ önalım hakkı↗ hmk 166↗ davaların birleştirilmesi↗ pay defterine kayıt↗ pay defteri kaydı↗ ön inceleme aşaması↗ mirasçılık↗ pay defteri↗ yönetim kurulu kararı↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kardeşlerine müteveffa babalarından intikal eden payları satın aldığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların pay defterindeki kayıtlarının silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile BKS. Basınçlı Kaplar San. ve A.Ş.’ye ilişkin öncesinde davacının miras bırakanı İbrahim Akaydın’a ait davalı şirket paylarının diğer davalılar ..., ŞahinÜnlü ve ... payları olarak şirket pay defterine kayıt işleminin iptali ile şirket pay defterinden terkinine, terkinine karar verilen payların davacı adına şirket pay defterine kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
./...
2010/1116
2012/775 S-2
Kararı,davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı şirketin ortağı olan babasının ölümü sonucu mirasçılarına kalan payların mirasçılar tarafından kendisine devredilmesi nedeniyle sözkonusu şirket paylarının gerçek kişi davalılar adına pay defterine yapılan kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının kardeşlerine müteveffa babalarından intikal eden payları satın aldığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların pay defterindeki kayıtlarının silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği belirtilerek davacının istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.Bu davadan önce davalı gerçek kişiler tarafından davacının da aralarında bulunduğu ölen şirket ortağı İbrahim Akaydın mirasçılarına karşı açılan mirasçılara murislerinden intikal eden nama yazılı payların kendileri adına şirket pay defterine kaydının yapılması istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine de Dairemizce yapılan incelemede ölen ortağın mirasçıları olan davalıların (bu davadaki davacının da aralarında bulunduğu ölen İbrahim mirasçıları) TTK’nun 418/4. maddesi kapsamında henüz şirkete başvurmadan ve şirkete husumet yöneltilmeden bu davanın açılmış olması nedeniyle davacıların (bu davadaki davalı gerçek kişiler) tüm temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir. Dairemizce davanın reddine ilişkin olarak verilen karara eklenen gerekçe incelendiğinde yönetim kurulu üyeleri veya diğer pay sahiplerinin TTK’nun 418/4, c.2. maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkını kullanabilmesi için öncelikle mirasçıların paylarının tescili için şirkete başvurmalarının gerekli olduğu belirtilmiştir.Buna göre anılan davanın TTK’nun 418/4.maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkının kullanılması sürecinin henüz başlamadığı, bir başka anlatımla, davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedilmiş olmasına göre verilen karar işbu dava için kesin hüküm oluşturmaz.Bu itibarla, mahkemece davalı gerçek kişilerin açtığı anılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle bu davanın kabulü doğru olmadığı gibi sözkonusu davadan ayrı olarak yine gerçek kişi davalılar ..., ... ve ... tarafından ... ve diğer mirasçılar ile şirkete karşı açılan Baki tarafından diğer mirasçıların paylarının haricen satın alınmasına ilişkin devir işleminin geçerli olmadığının tespiti ile miras yoluyla intikal eden paylardan Baki’ye düşecek pay dışındaki payların kendileri adına tescili istemine ilişkin 2006/284 Esas sayılı davada mahkemece verilen ret kararının Dairemizce bozulduğunun anlaşılmasına ve anılan davanın da bu dava ile aynı hukuki konuda olup, aralarında bağlantı bulunmasına, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olmasına göre mahkemece gerek eski HUMK’nun 45. maddesi, gerekse yürürlükte bulunan HMK’nın 166. maddesi hükmü uyarınca davaların birleştirilmesine karar verilerek her iki davanın birlikte görülmesi gerekirken davalılar tarafından bu hususun ileri sürülmesine ve dosya kapsamından da anlaşılmasına rağmen birleştirme kararı verilmemesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle verilen kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre de davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5905 E. 2011/17291 K.
Ortak:önalım hakkı · pay defterine kayıt · mirasçılık · pay defteri · yönetim kurulu kararı · kesin hüküm · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, davacının davalı şirketin ortağı olan babasının ölümü sonucu «mirasçılarına» kalan payların mirasçılar tarafından kendisine devredilmesi nedeniyle sözkonusu şirket paylarının gerçek kişi davalılar adına «pay defterine» yapılan «kaydının» iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının kardeşlerine müteveffa babalarından intikal eden payları satın aldığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların «pay defterindeki kayıtlarının» silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği belirtilerek davacının istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.Bu davadan önce davalı gerçek kişiler tarafından davacının da aralarında bulunduğu ölen şirket ortağı İbrahim Akaydın mirasçılarına karşı açılan mirasçılara murislerinden intikal eden nama yazılı payların kendileri adına şirket «pay defterine kaydının» yapılması istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine de Dairemizce yapılan incelemede ölen ortağın mirasçıları olan davalıların (bu davadaki davacının da aralarında bulunduğu ölen İbrahim mirasçıları) TTK’nun 418/4. maddesi kapsamında henüz şirkete başvurmadan ve şirkete «husumet» yöneltilmeden bu davanın açılmış olması nedeniyle davacıların (bu davadaki davalı gerçek kişiler) tüm temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanmasına karar verilm …
Dairemizce davanın reddine ilişkin olarak verilen karara eklenen gerekçe incelendiğinde «yönetim kurulu» üyeleri veya diğer pay sahiplerinin TTK’nun 418/4, c.2. maddesinde düzenlenen kanuni «önalım hakkını» kullanabilmesi için öncelikle «mirasçıların» paylarının tescili için şirkete başvurmalarının gerekli olduğu belirtilmiştir.Buna göre anılan davanın TTK’nun 418/4.maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkının kullanılması sürecinin henüz başlamadığı, bir başka anlatımla, davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedilmiş olmasına göre verilen karar işbu dava için «kesin» hüküm oluşturmaz.Bu itibarla, mahkemece davalı gerçek kişilerin açtığı anılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle bu davanın kabulü doğru olmadığı gibi sözkonusu davadan ayrı olarak yine gerçek kişi davalılar ..., ... ve ... tarafından ... ve diğer mirasçılar ile şirkete karşı açılan Baki tarafından diğer mirasçıların paylarının haricen satın alınmasına ilişkin devir işleminin geçerli olmadığının tespiti ile «miras yoluyla intikal» eden paylardan Baki’ye düşecek pay dışındaki payların kendileri adına tescili istemine ilişkin 2006/284 Esas sayılı davada mahkemece verilen ret kararının Dairemizce bozulduğunun anlaşılmasına ve anılan davanın da bu dava ile aynı hukuki konuda olup, aralarında bağlantı bulunmasına, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olmasına göre mahkemece gerek eski HUMK’nun 45. maddesi, gerekse yürürlükte bulunan HMK’nın 166. maddesi hükmü uyarınca «davaların birleştirilmesine» karar verilerek her iki davanın birlikte görülmesi gerekirken davalılar tarafından bu hususun ileri sürülmesine ve dosya kapsamından da anlaşılmasına rağmen birleş …
… ığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların «pay defterindeki kayıtlarının» silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile BKS.
Benzer bu kararda… emenin önceki davasında şirket dışındaki diğer davalıların taraf olduğu, işbu davada davalı şirketin taraf olmasının davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirket «pay defterine kayıt» yapılması bakımından önem arzettiği ve «kesin» hükmün neticelerini ortadan kaldırmayacağı, ayrıca işbu davanın açıldığı tarih itibariyle ön alımla ilgili yasal sürelerin geçmiş olduğu, sonuçta işbu davadaki istemlerin kesin hüküm ve «zamanaşımı» nedenleriyle yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, TTK’nun 418/4. maddesi uyarınca, davalı şirket ortağı olan davacılarca, gerçek değerden satın alma (kanuni «önalım) hakkı» kullanılmış bulunan, davalı şirket ortaklarından muris .....’a ait bağlı nama yazılı payların, hem «mirasçı» hem de davalı şirket ortaklarından olan davalı ... tarafından, şirket ortağı olmayan diğer davalı mirasçılardan devralındığı iddiasına dayalı, anılan devir işleminin «geçersiz» olduğunun tespiti, İbrahim mirasçılarına intikal eden paylardan, ....’ye düşecek pay dışındakilerin, davacılar adına şirket «pay defterine tescili» istemlerine ilişkindir.
Ancak kanun, kendi öngördüğü istisnaların varlığı halinde ve bazı şartlara uyulması kaydıyla, bağlamın ileri sürülmesine, yani «pay defterine kayıt» yapılmamasına imkan vermiş, yani istisnalara istisna getirmiştir (TTK’nun 418/4, c.2).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nama yazılı senet · vasiyetname · pay defterine tescil · veraset ilamı · kısıtlılık · muvafakat · anonim şirket · limited şirket
Benzer bu karardaOnun yerine «veraset ilamı», «vasiyetname», miras sözleşmesi ve eşler arasındaki sözleşme geçer.
Ancak bu halde dahi devir olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, mana yazılı hisse senetlerinin devrini «kısıtlayan» veya tamamen yasaklayan hükümler konabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı «nama yazılı senet» denir.
1-Dava, TTK’nun 418/4. maddesi uyarınca, davalı şirket ortağı olan davacılarca, gerçek değerden satın alma (kanuni «önalım) hakkı» kullanılmış bulunan, davalı şirket ortaklarından muris .....’a ait bağlı nama yazılı payların, hem «mirasçı» hem de davalı şirket ortaklarından olan davalı ... tarafından, şirket ortağı olmayan diğer davalı mirasçılardan devralındığı iddiasına dayalı, anılan devir işleminin «geçersiz» olduğunun tespiti, İbrahim mirasçılarına intikal eden paylardan, ....’ye düşecek pay dışındakilerin, davacılar adına şirket «pay defterine tescili» istemlerine ilişkindir.
256 vd.) kapsamına alınması için ortakların (TTK’nun 520. maddesinde olduğu gibi) «muvafakatine» ihtiyaç yoktur (TTK’nun 521/1. m.).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11664 E. 2013/17199 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7457 E. 2022/2908 K.
Ortak:mirasçılık · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, davacının davalı şirketin ortağı olan babasının ölümü sonucu «mirasçılarına» kalan payların mirasçılar tarafından kendisine devredilmesi nedeniyle sözkonusu şirket paylarının gerçek kişi davalılar adına «pay defterine» yapılan «kaydının» iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının kardeşlerine müteveffa babalarından intikal eden payları satın aldığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların «pay defterindeki kayıtlarının» silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği belirtilerek davacının istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.Bu davadan önce davalı gerçek kişiler tarafından davacının da aralarında bulunduğu ölen şirket ortağı İbrahim Akaydın mirasçılarına karşı açılan mirasçılara murislerinden intikal eden nama yazılı payların kendileri adına şirket «pay defterine kaydının» yapılması istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine de Dairemizce yapılan incelemede ölen ortağın mirasçıları olan davalıların (bu davadaki davacının da aralarında bulunduğu ölen İbrahim mirasçıları) TTK’nun 418/4. maddesi kapsamında henüz şirkete başvurmadan ve şirkete «husumet» yöneltilmeden bu davanın açılmış olması nedeniyle davacıların (bu davadaki davalı gerçek kişiler) tüm temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanmasına karar verilm …
Dairemizce davanın reddine ilişkin olarak verilen karara eklenen gerekçe incelendiğinde «yönetim kurulu» üyeleri veya diğer pay sahiplerinin TTK’nun 418/4, c.2. maddesinde düzenlenen kanuni «önalım hakkını» kullanabilmesi için öncelikle «mirasçıların» paylarının tescili için şirkete başvurmalarının gerekli olduğu belirtilmiştir.Buna göre anılan davanın TTK’nun 418/4.maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkının kullanılması sürecinin henüz başlamadığı, bir başka anlatımla, davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedilmiş olmasına göre verilen karar işbu dava için «kesin» hüküm oluşturmaz.Bu itibarla, mahkemece davalı gerçek kişilerin açtığı anılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle bu davanın kabulü doğru olmadığı gibi sözkonusu davadan ayrı olarak yine gerçek kişi davalılar ..., ... ve ... tarafından ... ve diğer mirasçılar ile şirkete karşı açılan Baki tarafından diğer mirasçıların paylarının haricen satın alınmasına ilişkin devir işleminin geçerli olmadığının tespiti ile «miras yoluyla intikal» eden paylardan Baki’ye düşecek pay dışındaki payların kendileri adına tescili istemine ilişkin 2006/284 Esas sayılı davada mahkemece verilen ret kararının Dairemizce bozulduğunun anlaşılmasına ve anılan davanın da bu dava ile aynı hukuki konuda olup, aralarında bağlantı bulunmasına, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olmasına göre mahkemece gerek eski HUMK’nun 45. maddesi, gerekse yürürlükte bulunan HMK’nın 166. maddesi hükmü uyarınca «davaların birleştirilmesine» karar verilerek her iki davanın birlikte görülmesi gerekirken davalılar tarafından bu hususun ileri sürülmesine ve dosya kapsamından da anlaşılmasına rağmen birleş …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davaya konu talepte «husumetinin» bulunmadığı değerlendirilerek davalı şirket yönünden davanın «usulden reddine», davalı ... «mirasçısı» davalı ... yönünden davanın kabulü ile 26.03.2002 tarihinde davacılar murisi İbrahim Topçuoğlu'na ait 80.000 adet hissenin ...'na devrinin iptaline dair verilen ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davaya konu talepte «husumetinin» bulunmadığı değerlendirilerek davalı şirket yönünden davanın «usulden reddine», davalı ... «mirasçısı» davalı ... yönünden davanın kabulü ile 26.03.2002 tarihinde davacılar murisi İbrahim Topçuoğlu'na ait 80.000 adet hissenin ...'na devrinin iptaline dair verilen ka …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12894 E. 2012/3376 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:poliçe limiti · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı · feragat · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu kararda… r ve benimsenen bilirkişi raporuna istinaden, kazanın oluşumunda sürücü ... in tam kusurlu olduğu, miras bırakan ...'ın vefatı ile annesi ...'nin ölenin desteğinden «mahrum» kaldığı, davacının toplam 16.251.82 TL destek zararı bulunmakla birlikte, davalının sorumluluğunun «poliçe limiti» ile sınırlı olduğu gerekçesi ile, davacı ... 'ın destek tazminatı talebinin kabulü ile 11.000 TL destek tazminatının kaza tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, ölenin kardeşleri olan diğer davacıların destek tazminatı taleplerinin reddine, davacı ... ve davacı ...'in kendileri için talep ettikleri tedavi gideri ve işgüç «kaybı» tazminatı istemlerinin «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2- Ancak; dava açılmadan önce davalı ...'nın «temerrüde» düşürülmediğinin anlaşılmasına göre, faizin kaza tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/1116 E. , 2012/775 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
VEKİLİ Av. ...
DAVALILAR 1-BKS Basınçlı Kaplar Sanayii A.Ş.
2-...
VEKİLİ Av. ...
3-...
4-...
Taraflar arasında görülen davada Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.11.2009 tarih ve 2006/311-2009/711 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.01.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekilleri Av. ... ve Av. Hüseyin Ulus dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile gerçek kişi davalıların davalı şirketin ortakları olup, şirket ortaklarından müvekkilinin babası İbrahim Akaydın’ın 13.06.2001 tarihinde ölümüyle mirasçılarına kalan payların mirasçılar tarafından müvekkiline devredilmesi üzerine sözkonusu payların şirket pay defterine müvekkili adına kaydının yapılması yönündeki istemin müvekkili dışındaki mirasçıların paylarının davalı gerçek kişiler adına pay defterine kaydedilmiş olması nedeniyle yerine getirilmediğini, yapılan kaydın hukuki bir dayanağı olmadığını ileri sürerek, ölen ortak İbrahim Akaydın’dan mirasçılarına intikal eden şirket paylarının gerçek kişi davalılar adına şirket pay defterine yapılan kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın murisin diğer mirasçıları ile birlikte açılmasının zorunlu dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle gerekli olduğundan davanın öncelikle bu yönden reddinin gerektiğini, şirket anasözleşmesinde pay devirleri konusunda özel düzenleme getirildiğini, pay devri sözkonusu olduğunda öncelikle şirket yönetim kurulunun bu hususu kabulünün gerektiğini, davacı dışındaki mirasçıların şirket pay defterine kaydolmuş ortaklar olmadıklarını, fiilen sahip olmadıkları şirket paylarının davacıya satışına ilişkin işlemin hukuken geçersiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kardeşlerine müteveffa babalarından intikal eden payları satın aldığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların pay defterindeki kayıtlarının silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile BKS. Basınçlı Kaplar San. ve A.Ş.’ye ilişkin öncesinde davacının miras bırakanı İbrahim Akaydın’a ait davalı şirket paylarının diğer davalılar ..., ŞahinÜnlü ve ... payları olarak şirket pay defterine kayıt işleminin iptali ile şirket pay defterinden terkinine, terkinine karar verilen payların davacı adına şirket pay defterine kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
./...
2010/1116
2012/775 S-2
Kararı,davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı şirketin ortağı olan babasının ölümü sonucu mirasçılarına kalan payların mirasçılar tarafından kendisine devredilmesi nedeniyle sözkonusu şirket paylarının gerçek kişi davalılar adına pay defterine yapılan kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının kardeşlerine müteveffa babalarından intikal eden payları satın aldığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların pay defterindeki kayıtlarının silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği belirtilerek davacının istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.Bu davadan önce davalı gerçek kişiler tarafından davacının da aralarında bulunduğu ölen şirket ortağı İbrahim Akaydın mirasçılarına karşı açılan mirasçılara murislerinden intikal eden nama yazılı payların kendileri adına şirket pay defterine kaydının yapılması istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine de Dairemizce yapılan incelemede ölen ortağın mirasçıları olan davalıların (bu davadaki davacının da aralarında bulunduğu ölen İbrahim mirasçıları) TTK’nun 418/4.
maddesi kapsamında henüz şirkete başvurmadan ve şirkete husumet yöneltilmeden bu davanın açılmış olması nedeniyle davacıların (bu davadaki davalı gerçek kişiler) tüm temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir. Dairemizce davanın reddine ilişkin olarak verilen karara eklenen gerekçe incelendiğinde yönetim kurulu üyeleri veya diğer pay sahiplerinin TTK’nun 418/4, c.2. maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkını kullanabilmesi için öncelikle mirasçıların paylarının tescili için şirkete başvurmalarının gerekli olduğu belirtilmiştir.Buna göre anılan davanın TTK’nun 418/4.maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkının kullanılması sürecinin henüz başlamadığı, bir başka anlatımla, davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedilmiş olmasına göre verilen karar işbu dava için kesin hüküm oluşturmaz.Bu itibarla, mahkemece davalı gerçek kişilerin açtığı anılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle bu davanın kabulü doğru olmadığı gibi sözkonusu davadan ayrı olarak yine gerçek kişi davalılar ..., ...
ve ... tarafından ... ve diğer mirasçılar ile şirkete karşı açılan Baki tarafından diğer mirasçıların paylarının haricen satın alınmasına ilişkin devir işleminin geçerli olmadığının tespiti ile miras yoluyla intikal eden paylardan Baki’ye düşecek pay dışındaki payların kendileri adına tescili istemine ilişkin 2006/284 Esas sayılı davada mahkemece verilen ret kararının Dairemizce bozulduğunun anlaşılmasına ve anılan davanın da bu dava ile aynı hukuki konuda olup, aralarında bağlantı bulunmasına, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olmasına göre mahkemece gerek eski HUMK’nun 45. maddesi, gerekse yürürlükte bulunan HMK’nın 166. maddesi hükmü uyarınca davaların birleştirilmesine karar verilerek her iki davanın birlikte görülmesi gerekirken davalılar tarafından bu hususun ileri sürülmesine ve dosya kapsamından da anlaşılmasına rağmen birleştirme kararı verilmemesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle verilen kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre de davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, takdir edilen 900,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 26.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
06.04.2012-RK
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021892300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz