Önalım hakkı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5905 E. 2011/17291 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
önalım hakkı↗ nama yazılı senet↗ vasiyetname↗ alım (iştira) hakkı↗ pay defterine tescil↗ veraset ilamı↗ pay defterine kayıt↗ kısıtlılık↗ mirasçılık↗ pay defteri↗ muvafakat↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, mahkemenin önceki davasında şirket dışındaki diğer davalıların taraf olduğu, işbu davada davalı şirketin taraf olmasının davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirket pay defterine kayıt yapılması bakımından önem arzettiği ve kesin hükmün neticelerini ortadan kaldırmayacağı, ayrıca işbu davanın açıldığı tarih itibariyle ön alımla ilgili yasal sürelerin geçmiş olduğu, sonuçta işbu davadaki istemlerin kesin hüküm ve zamanaşımı nedenleriyle yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar ... ve ... vekili ile ... ve davalı ... San.A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, TTK’nun 418/4. maddesi uyarınca, davalı şirket ortağı olan davacılarca, gerçek değerden satın alma (kanuni önalım) hakkı kullanılmış bulunan, davalı şirket ortaklarından muris .....’a ait bağlı nama yazılı payların, hem mirasçı hem de davalı şirket ortaklarından olan davalı ... tarafından, şirket ortağı olmayan diğer davalı mirasçılardan devralındığı iddiasına dayalı, anılan devir işleminin geçersiz olduğunun tespiti, İbrahim mirasçılarına intikal eden paylardan, ....’ye düşecek pay dışındakilerin, davacılar adına şirket pay defterine tescili istemlerine ilişkindir.
Limited şirketlerde mirasçıların payı iktisabı ve payın mal ortaklığı (MK. 256 vd.) kapsamına alınması için ortakların (TTK’nun 520. maddesinde olduğu gibi) muvafakatine ihtiyaç yoktur (TTK’nun 521/1. m.). Bu istisnai hallerde TTK’nun 520/4. maddesinde öngörülen şekle bağlı devir sözleşmesine de gerek bulunmamaktadır. Onun yerine veraset ilamı, vasiyetname, miras sözleşmesi ve eşler arasındaki sözleşme geçer. Mirasta pay bölünmesi de kendiliğinden gerçekleşir. Miras ile payın intikalinde pay, kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılara geçer ( 11. HD. 05.07.1983, 3374/3550, G. Eriş 1., s:1467, Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Basım, s: 920).
Anonim şirketlerde ise paylar, paydaşın ölümü halinde, limited şirketlerin aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya MK’nun 2. maddesi ile bağdaşır şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak bu halde dahi devir olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, mana yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denir. Somut olayda da davalı şirket ana sözleşmesinin 7. maddesinde bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüştür. Bağlamın yasada belirtilen hallerde etkisizleştirilmesi mümkündür (TTK’nun 418/4. ve 329. m.ler). Bu hallerde anonim şirket, yeni maliki, kural olarak pay defterine yazmaktan kaçınamaz. Ancak kanun, kendi öngördüğü istisnaların varlığı halinde ve bazı şartlara uyulması kaydıyla, bağlamın ileri sürülmesine, yani pay defterine kayıt yapılmamasına imkan vermiş, yani istisnalara istisna getirmiştir (TTK’nun 418/4, c.2). İşte yönetim kurulu üyelerinin veya pay sahiplerinin TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkını kullanabilmesi için de öncelikle mirasçıların, miras taksim sözleşmesi ile paylarının tescili için şirkete başvurmaları gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak taraflar arasında görülüp kesinleşen ilk davada, davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan kararı onayan Dairemize ait 28.06.2007 tarihli ilamda da belirtildiği üzere, ölen ortağın mirasçılarının henüz şirkete başvurması söz konusu değildir. Dolayısıyla açılan ilk dava, henüz TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen kanuni ön alım hakkının kullanılması sürecinin başlamadığı gerekçesiyle, diğer bir deyişle erken açıldığı için reddedilmiştir. Bu durumda ilk davada verilen kararın, işbu dava yönünden kesin hüküm oluşturması söz konusu değildir.
Yine işbu davada davacılar tarafından, 13.06.2001 tarihinde ölen ortağın paylarını gerçek değerinden satın almak üzere, 18.06.2001 ve 20.06.2001 tarihlerinde davalı şirkete başvurulduğu anlaşılmaktadır. Mirasçılarca yukarıda açıklandığı şekilde miras taksim sözleşmesiyle davalı şirkete başvurulmadan, davacılarca TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen hakkın kullanılmasıyla zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağı, diğer bir deyişle doğmadan kullanılmış bir hak için zamanaşımının söz konusu olmayacağı tabiidir. Dolayısıyla işbu dava yönünden zamanaşımı süresinin geçmesi de mümkün değildir.
Bu durum karşısında mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar Şahin ve ... vekili ile ... yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı şirketçe davaya cevap verilmemiş ve davalı şirket aleyhine açılan işbu dava reddedilmiştir. Dolayısıyla işbu davada verilen kararın davalı şirketçe temyiz edilmesinde hukuki yarar yoktur. Hukuki yararın varlığı hususunun dava şartı olduğu ve temyiz dahil yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği de tabiidir.
Bu durum karşısında, davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1116 E. 2012/775 K.
Ortak:önalım hakkı · pay defterine kayıt · mirasçılık · pay defteri · yönetim kurulu kararı · kesin hüküm · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz kararda… emenin önceki davasında şirket dışındaki diğer davalıların taraf olduğu, işbu davada davalı şirketin taraf olmasının davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirket «pay defterine kayıt» yapılması bakımından önem arzettiği ve «kesin» hükmün neticelerini ortadan kaldırmayacağı, ayrıca işbu davanın açıldığı tarih itibariyle ön alımla ilgili yasal sürelerin geçmiş olduğu, sonuçta işbu davadaki istemlerin kesin hüküm ve «zamanaşımı» nedenleriyle yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, TTK’nun 418/4. maddesi uyarınca, davalı şirket ortağı olan davacılarca, gerçek değerden satın alma (kanuni «önalım) hakkı» kullanılmış bulunan, davalı şirket ortaklarından muris .....’a ait bağlı nama yazılı payların, hem «mirasçı» hem de davalı şirket ortaklarından olan davalı ... tarafından, şirket ortağı olmayan diğer davalı mirasçılardan devralındığı iddiasına dayalı, anılan devir işleminin «geçersiz» olduğunun tespiti, İbrahim mirasçılarına intikal eden paylardan, ....’ye düşecek pay dışındakilerin, davacılar adına şirket «pay defterine tescili» istemlerine ilişkindir.
Ancak kanun, kendi öngördüğü istisnaların varlığı halinde ve bazı şartlara uyulması kaydıyla, bağlamın ileri sürülmesine, yani «pay defterine kayıt» yapılmamasına imkan vermiş, yani istisnalara istisna getirmiştir (TTK’nun 418/4, c.2).
Benzer bu kararda1-Dava, davacının davalı şirketin ortağı olan babasının ölümü sonucu «mirasçılarına» kalan payların mirasçılar tarafından kendisine devredilmesi nedeniyle sözkonusu şirket paylarının gerçek kişi davalılar adına «pay defterine» yapılan «kaydının» iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının kardeşlerine müteveffa babalarından intikal eden payları satın aldığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların «pay defterindeki kayıtlarının» silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği belirtilerek davacının istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.Bu davadan önce davalı gerçek kişiler tarafından davacının da aralarında bulunduğu ölen şirket ortağı İbrahim Akaydın mirasçılarına karşı açılan mirasçılara murislerinden intikal eden nama yazılı payların kendileri adına şirket «pay defterine kaydının» yapılması istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine de Dairemizce yapılan incelemede ölen ortağın mirasçıları olan davalıların (bu davadaki davacının da aralarında bulunduğu ölen İbrahim mirasçıları) TTK’nun 418/4. maddesi kapsamında henüz şirkete başvurmadan ve şirkete «husumet» yöneltilmeden bu davanın açılmış olması nedeniyle davacıların (bu davadaki davalı gerçek kişiler) tüm temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanmasına karar verilm …
Dairemizce davanın reddine ilişkin olarak verilen karara eklenen gerekçe incelendiğinde «yönetim kurulu» üyeleri veya diğer pay sahiplerinin TTK’nun 418/4, c.2. maddesinde düzenlenen kanuni «önalım hakkını» kullanabilmesi için öncelikle «mirasçıların» paylarının tescili için şirkete başvurmalarının gerekli olduğu belirtilmiştir.Buna göre anılan davanın TTK’nun 418/4.maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkının kullanılması sürecinin henüz başlamadığı, bir başka anlatımla, davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedilmiş olmasına göre verilen karar işbu dava için «kesin» hüküm oluşturmaz.Bu itibarla, mahkemece davalı gerçek kişilerin açtığı anılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle bu davanın kabulü doğru olmadığı gibi sözkonusu davadan ayrı olarak yine gerçek kişi davalılar ..., ... ve ... tarafından ... ve diğer mirasçılar ile şirkete karşı açılan Baki tarafından diğer mirasçıların paylarının haricen satın alınmasına ilişkin devir işleminin geçerli olmadığının tespiti ile «miras yoluyla intikal» eden paylardan Baki’ye düşecek pay dışındaki payların kendileri adına tescili istemine ilişkin 2006/284 Esas sayılı davada mahkemece verilen ret kararının Dairemizce bozulduğunun anlaşılmasına ve anılan davanın da bu dava ile aynı hukuki konuda olup, aralarında bağlantı bulunmasına, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olmasına göre mahkemece gerek eski HUMK’nun 45. maddesi, gerekse yürürlükte bulunan HMK’nın 166. maddesi hükmü uyarınca «davaların birleştirilmesine» karar verilerek her iki davanın birlikte görülmesi gerekirken davalılar tarafından bu hususun ileri sürülmesine ve dosya kapsamından da anlaşılmasına rağmen birleş …
… ığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların «pay defterindeki kayıtlarının» silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile BKS.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras yoluyla intikal · davaların birleştirilmesi · pay defteri kaydı · cy/cy kaydı · husumet
Benzer bu kararda1-Dava, davacının davalı şirketin ortağı olan babasının ölümü sonucu «mirasçılarına» kalan payların mirasçılar tarafından kendisine devredilmesi nedeniyle sözkonusu şirket paylarının gerçek kişi davalılar adına «pay defterine» yapılan «kaydının» iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının kardeşlerine müteveffa babalarından intikal eden payları satın aldığı, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların açmış oldukları payların kendilerine satılmasına ilişkin davanın da reddedildiği, tüzel kişi ortak dışındaki davalıların «pay defterindeki kayıtlarının» silinerek yerine davacının pay sahibi olarak yazılmasının gerektiği belirtilerek davacının istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.Bu davadan önce davalı gerçek kişiler tarafından davacının da aralarında bulunduğu ölen şirket ortağı İbrahim Akaydın mirasçılarına karşı açılan mirasçılara murislerinden intikal eden nama yazılı payların kendileri adına şirket «pay defterine kaydının» yapılması istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine de Dairemizce yapılan incelemede ölen ortağın mirasçıları olan davalıların (bu davadaki davacının da aralarında bulunduğu ölen İbrahim mirasçıları) TTK’nun 418/4. maddesi kapsamında henüz şirkete başvurmadan ve şirkete «husumet» yöneltilmeden bu davanın açılmış olması nedeniyle davacıların (bu davadaki davalı gerçek kişiler) tüm temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanmasına karar verilm …
Dairemizce davanın reddine ilişkin olarak verilen karara eklenen gerekçe incelendiğinde «yönetim kurulu» üyeleri veya diğer pay sahiplerinin TTK’nun 418/4, c.2. maddesinde düzenlenen kanuni «önalım hakkını» kullanabilmesi için öncelikle «mirasçıların» paylarının tescili için şirkete başvurmalarının gerekli olduğu belirtilmiştir.Buna göre anılan davanın TTK’nun 418/4.maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkının kullanılması sürecinin henüz başlamadığı, bir başka anlatımla, davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedilmiş olmasına göre verilen karar işbu dava için «kesin» hüküm oluşturmaz.Bu itibarla, mahkemece davalı gerçek kişilerin açtığı anılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle bu davanın kabulü doğru olmadığı gibi sözkonusu davadan ayrı olarak yine gerçek kişi davalılar ..., ... ve ... tarafından ... ve diğer mirasçılar ile şirkete karşı açılan Baki tarafından diğer mirasçıların paylarının haricen satın alınmasına ilişkin devir işleminin geçerli olmadığının tespiti ile «miras yoluyla intikal» eden paylardan Baki’ye düşecek pay dışındaki payların kendileri adına tescili istemine ilişkin 2006/284 Esas sayılı davada mahkemece verilen ret kararının Dairemizce bozulduğunun anlaşılmasına ve anılan davanın da bu dava ile aynı hukuki konuda olup, aralarında bağlantı bulunmasına, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olmasına göre mahkemece gerek eski HUMK’nun 45. maddesi, gerekse yürürlükte bulunan HMK’nın 166. maddesi hükmü uyarınca «davaların birleştirilmesine» karar verilerek her iki davanın birlikte görülmesi gerekirken davalılar tarafından bu hususun ileri sürülmesine ve dosya kapsamından da anlaşılmasına rağmen birleş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/88 E. 2020/5086 K.
Ortak:vasiyetname · pay defterine tescil · veraset ilamı · mirasçılık · pay defteri · limited şirket · hukuki yarar · kâr payı · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, TTK’nun 418/4. maddesi uyarınca, davalı şirket ortağı olan davacılarca, gerçek değerden satın alma (kanuni «önalım) hakkı» kullanılmış bulunan, davalı şirket ortaklarından muris .....’a ait bağlı nama yazılı payların, hem «mirasçı» hem de davalı şirket ortaklarından olan davalı ... tarafından, şirket ortağı olmayan diğer davalı mirasçılardan devralındığı iddiasına dayalı, anılan devir işleminin «geçersiz» olduğunun tespiti, İbrahim mirasçılarına intikal eden paylardan, ....’ye düşecek pay dışındakilerin, davacılar adına şirket «pay defterine tescili» istemlerine ilişkindir.
Limited şirketlerde «mirasçıların» «payı» iktisabı ve payın mal ortaklığı (MK.
Onun yerine «veraset ilamı», «vasiyetname», miras sözleşmesi ve eşler arasındaki sözleşme geçer.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «limited şirketlerde» «mirasçıların» «payı» iktisabı ve payın mal ortaklığı kapsamına alınması için şekle bağlı devir sözleşmesine gerek bulunmadığı, «veraset ilamı», «vasiyetname», miras sözleşmesi ve eşler arasındaki sözleşme gerekli ve yeterli olduğu, mirasta pay bölünmesinin kendiliğinden gerçekleştiği, miras ile payın intikalinde pay, ke …
Dava, limited ortaklık «payının» şirket «mirasçılık» hissesi oranında davalılara paylaştırılması, «pay defterine tescili» ile sicilde «ilan» edilmesi istemine ilişkindir.
Hukuk Dairesi'nin 05.07.1983, 3374/3550, esas/karar sayılı kararında da belirtildiği üzere istemin paylaştırmayı da içerdiği gözetilerek miras bırakana ait sermaye «payının», miras payları oranında bölünerek, «mirasçı» sıfatı bulunan yanlara geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirket hissedarlarından ...'nin 23.03.2015 tarihinde vefatı nedeniyle geriye mirasçıları olarak davalılar ... ve ...'nin kaldığı anlaşılmakla ...'nin sahip olduğu 25 hisse karşılığı 62.500 TL «esas sermaye payının» miras hisseleri oranında 4 pay kabul edilerek 3 payının ... ve 1 payının ... adına davacı şirket «pay defterine» işlenerek Ticaret Sicilinde Tescil ve «ilanına» karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sermaye payı · şirket müdürlüğü · ticaret sicili müdürlüğü · istinaf incelemesi · ticaret sicili · ihtarname · ilan · ibraz
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; TTK'nın 596. maddesi uyarınca «esas sermaye payının» miras yoluyla geçmesi halinde tüm hak ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap eden «mirasçılara» geçtiği, ancak bu durumun Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edilmesi için Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103/b-c maddeleri uyarınca gerekli belgelerin «ticaret siciline» «ibrazı» gerektiği, davacı tarafından davalılara bu kapsamda «ihtarname» gönderildiği, ancak davalılarca veraset belgesinin sunulmadığı, davacı şirketçe de ticaret siciline başvuru yapılamadığı, bu sebeple davacının dava açmakta «hukuki yararı» olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda Kanun'un 596. maddesinin 1. fıkrasındaki gösterilen hallerden birine dayalı olarak «esas sermaye payının» mülkiyeti kazanılmış ise, 598. maddesi hükmü gereği ilgili şirketin esas sermaye payının yeni malikler adına tescili için «ticaret sicil müdürlüğüne» başvurması gerekmektedir.
Hukuk Dairesi'nin 05.07.1983, 3374/3550, esas/karar sayılı kararında da belirtildiği üzere istemin paylaştırmayı da içerdiği gözetilerek miras bırakana ait sermaye «payının», miras payları oranında bölünerek, «mirasçı» sıfatı bulunan yanlara geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirket hissedarlarından ...'nin 23.03.2015 tarihinde vefatı nedeniyle geriye mirasçıları olarak davalılar ... ve ...'nin kaldığı anlaşılmakla ...'nin sahip olduğu 25 hisse karşılığı 62.500 TL «esas sermaye payının» miras hisseleri oranında 4 pay kabul edilerek 3 payının ... ve 1 payının ... adına davacı şirket «pay defterine» işlenerek Ticaret Sicilinde Tescil ve «ilanına» karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6102 sayılı TTK'nın 598. maddesinde; ''Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, «şirket müdürleri» tarafından «ticaret siciline» başvurulur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5905 E. , 2011/17291 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Salihli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.05.2009 tarih ve 2010/5905 - 2011/17291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar ... ve ... vekili ile ... ve davalılardan BKS Basınçlı Kaplar San.A.Ş. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2011 gününde davacılar avukatı .... ile davalılardan... avukatı ... gelip, diğer davalılar vekili ve asiller tebligata rağmen duruşmaya katılmadıklarından, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı bulunduğu, şirketin ortaklarından .....'ın öldüğünü, müvekkillerinin TTK'nun 418/4. maddesi uyarınca ölenin bağlı nama yazılı payları üzerinde kanuni ön alım haklarını kullanmak istediklerini, davalıların da bu kişinin mirasçıları olduğu, müvekkillerinin anılan haklarına dayanarak açtıkları önceki davanın kabulüne karar verilip davalı ... dışındaki davalılara isabet eden payların müvekkilleri adına şirket defterine kaydedildiğini, davalı ... hakkındaki kararın henüz kesinleşmediğini, bu arada .... tarafından davalı şirkete keşide edilen 16.03.2006 tarihli ihtar ile diğer mirasçıların paylarının haricen satın alındığının bildirilip adına tescilinin talep edildiğini, böyle bir devir işleminin geçerli olmadığını ileri sürerek, anılan devir işleminin geçersiz olduğunun tespitini, İbrahim mirasçılarına intikal edecek paylardan....'ye düşecek pay dışındaki payların müvekkilleri adına şirket pay defterine tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, derdestlik, hak düşürücü süre ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, mahkemenin önceki davasında şirket dışındaki diğer davalıların taraf olduğu, işbu davada davalı şirketin taraf olmasının davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirket pay defterine kayıt yapılması bakımından önem arzettiği ve kesin hükmün neticelerini ortadan kaldırmayacağı, ayrıca işbu davanın açıldığı tarih itibariyle ön alımla ilgili yasal sürelerin geçmiş olduğu, sonuçta işbu davadaki istemlerin kesin hüküm ve zamanaşımı nedenleriyle yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar ... ve ... vekili ile ... ve davalı ... San.A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, TTK’nun 418/4. maddesi uyarınca, davalı şirket ortağı olan davacılarca, gerçek değerden satın alma (kanuni önalım) hakkı kullanılmış bulunan, davalı şirket ortaklarından muris .....’a ait bağlı nama yazılı payların, hem mirasçı hem de davalı şirket ortaklarından olan davalı ... tarafından, şirket ortağı olmayan diğer davalı mirasçılardan devralındığı iddiasına dayalı, anılan devir işleminin geçersiz olduğunun tespiti, İbrahim mirasçılarına intikal eden paylardan, ....’ye düşecek pay dışındakilerin, davacılar adına şirket pay defterine tescili istemlerine ilişkindir.
Limited şirketlerde mirasçıların payı iktisabı ve payın mal ortaklığı (MK. 256 vd.) kapsamına alınması için ortakların (TTK’nun 520. maddesinde olduğu gibi) muvafakatine ihtiyaç yoktur (TTK’nun 521/1. m.). Bu istisnai hallerde TTK’nun 520/4. maddesinde öngörülen şekle bağlı devir sözleşmesine de gerek bulunmamaktadır. Onun yerine veraset ilamı, vasiyetname, miras sözleşmesi ve eşler arasındaki sözleşme geçer. Mirasta pay bölünmesi de kendiliğinden gerçekleşir. Miras ile payın intikalinde pay, kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılara geçer ( 11. HD.
05. 07.1983, 3374/3550, G. Eriş 1., s:1467, Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Basım, s: 920).
Anonim şirketlerde ise paylar, paydaşın ölümü halinde, limited şirketlerin aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya MK’nun 2. maddesi ile bağdaşır şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak bu halde dahi devir olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, mana yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denir. Somut olayda da davalı şirket ana sözleşmesinin 7.
maddesinde bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüştür. Bağlamın yasada belirtilen hallerde etkisizleştirilmesi mümkündür (TTK’nun 418/4. ve 329. m.ler). Bu hallerde anonim şirket, yeni maliki, kural olarak pay defterine yazmaktan kaçınamaz. Ancak kanun, kendi öngördüğü istisnaların varlığı halinde ve bazı şartlara uyulması kaydıyla, bağlamın ileri sürülmesine, yani pay defterine kayıt yapılmamasına imkan vermiş, yani istisnalara istisna getirmiştir (TTK’nun 418/4, c.2). İşte yönetim kurulu üyelerinin veya pay sahiplerinin TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkını kullanabilmesi için de öncelikle mirasçıların, miras taksim sözleşmesi ile paylarının tescili için şirkete başvurmaları gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak taraflar arasında görülüp kesinleşen ilk davada, davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan kararı onayan Dairemize ait 28.06.2007 tarihli ilamda da belirtildiği üzere, ölen ortağın mirasçılarının henüz şirkete başvurması söz konusu değildir. Dolayısıyla açılan ilk dava, henüz TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen kanuni ön alım hakkının kullanılması sürecinin başlamadığı gerekçesiyle, diğer bir deyişle erken açıldığı için reddedilmiştir. Bu durumda ilk davada verilen kararın, işbu dava yönünden kesin hüküm oluşturması söz konusu değildir.
Yine işbu davada davacılar tarafından, 13.06.2001 tarihinde ölen ortağın paylarını gerçek değerinden satın almak üzere, 18.06.2001 ve 20.06.2001 tarihlerinde davalı şirkete başvurulduğu anlaşılmaktadır. Mirasçılarca yukarıda açıklandığı şekilde miras taksim sözleşmesiyle davalı şirkete başvurulmadan, davacılarca TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen hakkın kullanılmasıyla zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağı, diğer bir deyişle doğmadan kullanılmış bir hak için zamanaşımının söz konusu olmayacağı tabiidir. Dolayısıyla işbu dava yönünden zamanaşımı süresinin geçmesi de mümkün değildir.
Bu durum karşısında mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar Şahin ve ... vekili ile ... yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı şirketçe davaya cevap verilmemiş ve davalı şirket aleyhine açılan işbu dava reddedilmiştir. Dolayısıyla işbu davada verilen kararın davalı şirketçe temyiz edilmesinde hukuki yarar yoktur. Hukuki yararın varlığı hususunun dava şartı olduğu ve temyiz dahil yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği de tabiidir.
Bu durum karşısında, davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar ... ve ... vekili ile ...’nün temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ... San.A.Ş.'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 20.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041000000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz