6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Önalım hakkı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5905 E. 2011/17291 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
önalım hakkı nama yazılı senet vasiyetname alım (iştira) hakkı pay defterine tescil veraset ilamı pay defterine kayıt kısıtlılık mirasçılık pay defteri muvafakat anonim şirket limited şirket hukuki yarar kâr payı geçersizlik yönetim kurulu kararı dahili dava zamanaşımı kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TMK · TTK — TTK 418TTK 520TTK 521

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, mahkemenin önceki davasında şirket dışındaki diğer davalıların taraf olduğu, işbu davada davalı şirketin taraf olmasının davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirket pay defterine kayıt yapılması bakımından önem arzettiği ve kesin hükmün neticelerini ortadan kaldırmayacağı, ayrıca işbu davanın açıldığı tarih itibariyle ön alımla ilgili yasal sürelerin geçmiş olduğu, sonuçta işbu davadaki istemlerin kesin hüküm ve zamanaşımı nedenleriyle yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar ... ve ... vekili ile ... ve davalı ... San.A.Ş. vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, TTK’nun 418/4. maddesi uyarınca, davalı şirket ortağı olan davacılarca, gerçek değerden satın alma (kanuni önalım) hakkı kullanılmış bulunan, davalı şirket ortaklarından muris .....’a ait bağlı nama yazılı payların, hem mirasçı hem de davalı şirket ortaklarından olan davalı ... tarafından, şirket ortağı olmayan diğer davalı mirasçılardan devralındığı iddiasına dayalı, anılan devir işleminin geçersiz olduğunun tespiti, İbrahim mirasçılarına intikal eden paylardan, ....’ye düşecek pay dışındakilerin, davacılar adına şirket pay defterine tescili istemlerine ilişkindir.

Limited şirketlerde mirasçıların payı iktisabı ve payın mal ortaklığı (MK. 256 vd.) kapsamına alınması için ortakların (TTK’nun 520. maddesinde olduğu gibi) muvafakatine ihtiyaç yoktur (TTK’nun 521/1. m.). Bu istisnai hallerde TTK’nun 520/4. maddesinde öngörülen şekle bağlı devir sözleşmesine de gerek bulunmamaktadır. Onun yerine veraset ilamı, vasiyetname, miras sözleşmesi ve eşler arasındaki sözleşme geçer. Mirasta pay bölünmesi de kendiliğinden gerçekleşir. Miras ile payın intikalinde pay, kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılara geçer ( 11. HD. 05.07.1983, 3374/3550, G. Eriş 1., s:1467, Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Basım, s: 920).

Anonim şirketlerde ise paylar, paydaşın ölümü halinde, limited şirketlerin aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya MK’nun 2. maddesi ile bağdaşır şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak bu halde dahi devir olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, mana yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denir. Somut olayda da davalı şirket ana sözleşmesinin 7. maddesinde bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüştür. Bağlamın yasada belirtilen hallerde etkisizleştirilmesi mümkündür (TTK’nun 418/4. ve 329. m.ler). Bu hallerde anonim şirket, yeni maliki, kural olarak pay defterine yazmaktan kaçınamaz. Ancak kanun, kendi öngördüğü istisnaların varlığı halinde ve bazı şartlara uyulması kaydıyla, bağlamın ileri sürülmesine, yani pay defterine kayıt yapılmamasına imkan vermiş, yani istisnalara istisna getirmiştir (TTK’nun 418/4, c.2). İşte yönetim kurulu üyelerinin veya pay sahiplerinin TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkını kullanabilmesi için de öncelikle mirasçıların, miras taksim sözleşmesi ile paylarının tescili için şirkete başvurmaları gereklidir.

Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak taraflar arasında görülüp kesinleşen ilk davada, davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan kararı onayan Dairemize ait 28.06.2007 tarihli ilamda da belirtildiği üzere, ölen ortağın mirasçılarının henüz şirkete başvurması söz konusu değildir. Dolayısıyla açılan ilk dava, henüz TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen kanuni ön alım hakkının kullanılması sürecinin başlamadığı gerekçesiyle, diğer bir deyişle erken açıldığı için reddedilmiştir. Bu durumda ilk davada verilen kararın, işbu dava yönünden kesin hüküm oluşturması söz konusu değildir.

Yine işbu davada davacılar tarafından, 13.06.2001 tarihinde ölen ortağın paylarını gerçek değerinden satın almak üzere, 18.06.2001 ve 20.06.2001 tarihlerinde davalı şirkete başvurulduğu anlaşılmaktadır. Mirasçılarca yukarıda açıklandığı şekilde miras taksim sözleşmesiyle davalı şirkete başvurulmadan, davacılarca TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen hakkın kullanılmasıyla zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağı, diğer bir deyişle doğmadan kullanılmış bir hak için zamanaşımının söz konusu olmayacağı tabiidir. Dolayısıyla işbu dava yönünden zamanaşımı süresinin geçmesi de mümkün değildir.

Bu durum karşısında mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar Şahin ve ... vekili ile ... yararına bozulması gerekmiştir.

2-Davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı şirketçe davaya cevap verilmemiş ve davalı şirket aleyhine açılan işbu dava reddedilmiştir. Dolayısıyla işbu davada verilen kararın davalı şirketçe temyiz edilmesinde hukuki yarar yoktur. Hukuki yararın varlığı hususunun dava şartı olduğu ve temyiz dahil yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği de tabiidir.

Bu durum karşısında, davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Miras yoluyla intikal

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1116 E. 2012/775 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Vasiyetname

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/88 E. 2020/5086 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/5905 E.  ,  2011/17291 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Salihli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.05.2009 tarih ve 2010/5905 - 2011/17291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar ... ve ... vekili ile ... ve davalılardan BKS Basınçlı Kaplar San.A.Ş. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2011 gününde davacılar avukatı .... ile davalılardan... avukatı ... gelip, diğer davalılar vekili ve asiller tebligata rağmen duruşmaya katılmadıklarından, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.

Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı bulunduğu, şirketin ortaklarından .....'ın öldüğünü, müvekkillerinin TTK'nun 418/4. maddesi uyarınca ölenin bağlı nama yazılı payları üzerinde kanuni ön alım haklarını kullanmak istediklerini, davalıların da bu kişinin mirasçıları olduğu, müvekkillerinin anılan haklarına dayanarak açtıkları önceki davanın kabulüne karar verilip davalı ... dışındaki davalılara isabet eden payların müvekkilleri adına şirket defterine kaydedildiğini, davalı ... hakkındaki kararın henüz kesinleşmediğini, bu arada .... tarafından davalı şirkete keşide edilen 16.03.2006 tarihli ihtar ile diğer mirasçıların paylarının haricen satın alındığının bildirilip adına tescilinin talep edildiğini, böyle bir devir işleminin geçerli olmadığını ileri sürerek, anılan devir işleminin geçersiz olduğunun tespitini, İbrahim mirasçılarına intikal edecek paylardan....'ye düşecek pay dışındaki payların müvekkilleri adına şirket pay defterine tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, derdestlik, hak düşürücü süre ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar, savunmada bulunmamıştır.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, mahkemenin önceki davasında şirket dışındaki diğer davalıların taraf olduğu, işbu davada davalı şirketin taraf olmasının davanın kabulüne karar verilmesi halinde şirket pay defterine kayıt yapılması bakımından önem arzettiği ve kesin hükmün neticelerini ortadan kaldırmayacağı, ayrıca işbu davanın açıldığı tarih itibariyle ön alımla ilgili yasal sürelerin geçmiş olduğu, sonuçta işbu davadaki istemlerin kesin hüküm ve zamanaşımı nedenleriyle yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar ... ve ... vekili ile ... ve davalı ... San.A.Ş. vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, TTK’nun 418/4. maddesi uyarınca, davalı şirket ortağı olan davacılarca, gerçek değerden satın alma (kanuni önalım) hakkı kullanılmış bulunan, davalı şirket ortaklarından muris .....’a ait bağlı nama yazılı payların, hem mirasçı hem de davalı şirket ortaklarından olan davalı ... tarafından, şirket ortağı olmayan diğer davalı mirasçılardan devralındığı iddiasına dayalı, anılan devir işleminin geçersiz olduğunun tespiti, İbrahim mirasçılarına intikal eden paylardan, ....’ye düşecek pay dışındakilerin, davacılar adına şirket pay defterine tescili istemlerine ilişkindir.

Limited şirketlerde mirasçıların payı iktisabı ve payın mal ortaklığı (MK. 256 vd.) kapsamına alınması için ortakların (TTK’nun 520. maddesinde olduğu gibi) muvafakatine ihtiyaç yoktur (TTK’nun 521/1. m.). Bu istisnai hallerde TTK’nun 520/4. maddesinde öngörülen şekle bağlı devir sözleşmesine de gerek bulunmamaktadır. Onun yerine veraset ilamı, vasiyetname, miras sözleşmesi ve eşler arasındaki sözleşme geçer. Mirasta pay bölünmesi de kendiliğinden gerçekleşir. Miras ile payın intikalinde pay, kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılara geçer ( 11. HD.

05. 07.1983, 3374/3550, G. Eriş 1., s:1467, Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Basım, s: 920).

Anonim şirketlerde ise paylar, paydaşın ölümü halinde, limited şirketlerin aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya MK’nun 2. maddesi ile bağdaşır şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak bu halde dahi devir olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, mana yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denir. Somut olayda da davalı şirket ana sözleşmesinin 7.

maddesinde bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüştür. Bağlamın yasada belirtilen hallerde etkisizleştirilmesi mümkündür (TTK’nun 418/4. ve 329. m.ler). Bu hallerde anonim şirket, yeni maliki, kural olarak pay defterine yazmaktan kaçınamaz. Ancak kanun, kendi öngördüğü istisnaların varlığı halinde ve bazı şartlara uyulması kaydıyla, bağlamın ileri sürülmesine, yani pay defterine kayıt yapılmamasına imkan vermiş, yani istisnalara istisna getirmiştir (TTK’nun 418/4, c.2). İşte yönetim kurulu üyelerinin veya pay sahiplerinin TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen kanuni önalım hakkını kullanabilmesi için de öncelikle mirasçıların, miras taksim sözleşmesi ile paylarının tescili için şirkete başvurmaları gereklidir.

Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak taraflar arasında görülüp kesinleşen ilk davada, davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan kararı onayan Dairemize ait 28.06.2007 tarihli ilamda da belirtildiği üzere, ölen ortağın mirasçılarının henüz şirkete başvurması söz konusu değildir. Dolayısıyla açılan ilk dava, henüz TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen kanuni ön alım hakkının kullanılması sürecinin başlamadığı gerekçesiyle, diğer bir deyişle erken açıldığı için reddedilmiştir. Bu durumda ilk davada verilen kararın, işbu dava yönünden kesin hüküm oluşturması söz konusu değildir.

Yine işbu davada davacılar tarafından, 13.06.2001 tarihinde ölen ortağın paylarını gerçek değerinden satın almak üzere, 18.06.2001 ve 20.06.2001 tarihlerinde davalı şirkete başvurulduğu anlaşılmaktadır. Mirasçılarca yukarıda açıklandığı şekilde miras taksim sözleşmesiyle davalı şirkete başvurulmadan, davacılarca TTK’nun 418/4. maddesinde düzenlenen hakkın kullanılmasıyla zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağı, diğer bir deyişle doğmadan kullanılmış bir hak için zamanaşımının söz konusu olmayacağı tabiidir. Dolayısıyla işbu dava yönünden zamanaşımı süresinin geçmesi de mümkün değildir.

Bu durum karşısında mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın kesin hüküm ve zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar Şahin ve ... vekili ile ... yararına bozulması gerekmiştir.

2-Davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı şirketçe davaya cevap verilmemiş ve davalı şirket aleyhine açılan işbu dava reddedilmiştir. Dolayısıyla işbu davada verilen kararın davalı şirketçe temyiz edilmesinde hukuki yarar yoktur. Hukuki yararın varlığı hususunun dava şartı olduğu ve temyiz dahil yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği de tabiidir.

Bu durum karşısında, davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar ... ve ... vekili ile ...’nün temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... San.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ... San.A.Ş.'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 20.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041000000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.