Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/14085 E. 2010/7336 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sınırlı sorumluluk ilkesi↗ amme alacağı↗ esas sermaye payı↗ sınırlı sorumluluk↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirket müdürü↗ hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ uyuşmazlık konusu↗ limited şirket↗ kâr payı↗ taahhütname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosmya kapsamına göre, İzmir Mühendislik Yapı Denetimi Ltd. Şti..'nin % 74 oranında hisse ile ortağı olan davalının 21.07.2003 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ortaklık süresince davalının adı geçen şirketin müdürü olarak görev yaptığı, müdür olarak görev yaptığı dönem içerisinde davalı tarafından ödenmeyen bir kısım vergilerin davacı tarafından ödendiği, limited şirket hissesini devretse de ayrıldığı tahihe kadar olan vergi borcu ile cezalarından davalının sorumlu olduğu sonucuna varılarak, 11.100 YTL' nin 28.02.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1--Davacı ... vekili, müvekkili ile davalının ortağı olduğu dönemde limited şirketin vergi borcunun bir kısmının müvekkilince ödendiğini iddia ederek, davalının payına isabet eden kısmın tahsilini istemiştir.
Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk Hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile limited şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret ünvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır. İlke olarak kanun, ortaklarla limited şirket alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara gereğinde ortaklara başvurma imkanını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi, TTK.nun 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk (TTK.529, 530 ve 531 maddeleri) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur.
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesi, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır. Fakat, bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limited şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır. Başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen, bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğu söz konusu olur. Kamu borcundan dolayı ortakların sorumluluğu, belli koşulların varlığında sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranında olup, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği bu kalemlere ilişkin borcun tamamının amme alacağı olup olmadığı, borcun kaynakları, ödemeler anındaki limited şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borçların ödendikleri tarihlerde borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borçları hangi koşullarda ödediği, limited şirketteki payını devreden davalı ortağın ortak olduğu döneme ilişkin vergi borcundan dolayı vergi dairesine karşı sorumlu tutulmasına dair Danıştay kararlarının, hisse devir sözleşmesi ile payını devreden ortağa karşı açılacak rücu davasında da aynen uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerekirken, bu konularda bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9619 E. 2016/4560 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · amme alacağı · sınırlı sorumluluk · limited şirket · kâr payı · taahhütname
İncelediğiniz karardaBir sermaye şirketi türü olan «limited şirketlerde» ortaklar açısından «sınırlı sorumluluk ilkesi» geçerlidir.
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesi, «limited şirket» ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır.
Ortağın anılan bu borcu, onun «limited şirkete» karşı «taahhüt» ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin kamusal borç (... ve vergi borcu) ödemeleri yönünden temyiz itirazlarına gelince; dava, «limited şirketin» borcunu ödeyen ortağın payına düşen kısmı aşan miktarın diğer ortaktan «payı» oranında tahsili istemine ilişkin olup, bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından «sınırlı sorumluluk ilkesi» geçerlidir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesinde, «limited şirket» ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.
Ortağın anılan bu borcu, onun «limited şirkete» karşı «taahhüt» ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · kayyım · kötü niyet tazminatı · pasif husumet · tüzel kişilik · kötü niyet · kötüniyet · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; şirket adına ödeme yapan davacı ortağın alacağını ancak şirket «tüzel kişiliğinden» talep edebileceği, davalı ortağın «şahsi sorumluluğu» bulunmadığı bu nedenle davalıya «pasif husumet» düşmeyeceği, davacının ortak sıfatı ile T.T.K.'nın 553 ve 555 maddesine göre tahsil edilecek paranın şirkete verilmesi yönünde dava açmadığı, bu yönde bir iddianın olmadığı, davanın reddi karşısında davacının «icra inkar tazminatı» talebinin ve davacının takibi yapmakta «kötüniyeti» ispatlanamadığından davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin kamusal olmayan (maaş ve tazminat, muhasebe, ve şirket «masrafları» ile «kayyım» ücreti ve ticaret odası harcı adı altındaki) borç ödemelerine yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7083 E. 2014/14814 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · amme alacağı · sınırlı sorumluluk · malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · uyuşmazlık konusu · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaBir sermaye şirketi türü olan «limited şirketlerde» ortaklar açısından «sınırlı sorumluluk ilkesi» geçerlidir.
… u, belli koşulların varlığında sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranında olup, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği bu kalemlere ilişkin borcun tamamının «amme alacağı» olup olmadığı, borcun kaynakları, ödemeler anındaki «limited şirketin» mali durumu, aktif ve pasifleri, «uyuşmazlık konusu» borçların ödendikleri tarihlerde borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borçları hangi koşullarda ödediği, limited şirketteki payını devreden davalı ortağın ortak olduğu döneme ilişkin vergi borcundan dolayı vergi dairesine karşı sorumlu tutulmasına dair Danıştay kararlarının, «hisse devir sözleşmesi» ile payını devreden ortağa karşı açılacak «rücu» davasında da aynen uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerekirken, bu konularda bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmem …
Şti..'nin % 74 oranında hisse ile ortağı olan davalının 21.07.2003 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ortaklık süresince davalının adı geçen «şirketin müdürü» olarak görev yaptığı, müdür olarak görev yaptığı dönem içerisinde davalı tarafından ödenmeyen bir kısım vergilerin davacı tarafından ödendiği, «limited şirket» hissesini devretse de ayrıldığı tahihe kadar olan vergi borcu ile cezalarından davalının sorumlu olduğu sonucuna varılarak, 11.100 YTL' nin 28.02.2007 tarihinden i …
Benzer bu karardaBir sermaye şirketi türü olan «limited şirketlerde» ortaklar açısından «sınırlı sorumluluk ilkesi» geçerlidir.
2- Dava, «limited şirketin» kamu borcunu ödeyen ortağın payına düşen kısmı aşan miktarı diğer ortaktan «payı» oranında tahsili istemine ilişkindir.
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35. maddesi, «limited şirket» ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · münfesihlik · resen terkin · muacceliyet · tüzel kişilik · vade · temerrüt faizi · terkin
Benzer bu karardaŞti.'nin mükellefiyetinin sona erdiği, bu nedenle borcun tahsil edildiği 2005 yılı itibariyle şirket ve «malvarlığından» bahsedilemeyeceği, bahsi geçen şirketinin 18.11.1993 tarihinde kurulduğu 10 yıllık süresinin bitmesi nedeniyle «münfesih» olduğu, bu durumun 29.07.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» edilerek şirket «kaydının» «resen terkin» edildiği davacının hissesini davalıya devrettiği, davacının ödediği bedelin rucüen tahsilini isteyebileceği gerekçesiyle 15.699,01 TL'nin 7.11.2005 tarihinden itib …
Bir alacağa «temerrüt faizi» yürütülebilmesi için o alacağın «muaccel» hale gelmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda «borçlunun temerrüde» düşürülmesi de gereklidir.
Uyuşmazlık konusu olayda, tarafların ortak olduğu «limited şirketin» 10 yıllık süresi sonunda «münfesih» olup 31.12.2001 tarihi itibariyle mükellefiyetinin sona ermesi nedeniyle borcun tahsili için şirket «tüzel kişiliğine» gidilemediği, bu nedenle «şirket müdürü» olan davacıdan 1996-1997-1998 yıllarına ait vergi borcuna binaen 15.699,01 TL'nin tahsil edildiği, davalının dava dışı limited şirketde 24.06.1999-12.07.1999 tarih …
3- BK'nın 101. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1186 E. 2015/238 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk ilkesi · amme alacağı · sınırlı sorumluluk · uyuşmazlık konusu · limited şirket · kâr payı · taahhütname
İncelediğiniz karardaBir sermaye şirketi türü olan «limited şirketlerde» ortaklar açısından «sınırlı sorumluluk ilkesi» geçerlidir.
… u, belli koşulların varlığında sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranında olup, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği bu kalemlere ilişkin borcun tamamının «amme alacağı» olup olmadığı, borcun kaynakları, ödemeler anındaki «limited şirketin» mali durumu, aktif ve pasifleri, «uyuşmazlık konusu» borçların ödendikleri tarihlerde borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borçları hangi koşullarda ödediği, limited şirketteki payını devreden davalı ortağın ortak olduğu döneme ilişkin vergi borcundan dolayı vergi dairesine karşı sorumlu tutulmasına dair Danıştay kararlarının, «hisse devir sözleşmesi» ile payını devreden ortağa karşı açılacak «rücu» davasında da aynen uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerekirken, bu konularda bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmem …
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesi, «limited şirket» ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır.
Benzer bu karardaBir sermaye şirketi türü olan «limited şirketlerde» ortaklar açısından «sınırlı sorumluluk ilkesi» geçerli olup, ortağın asıl borcu, «taahhüt» ettiği sermayeyi ödemektir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesi, «limited şirket» ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır.
Ortağın anılan bu borcu, onun «limited şirkete» karşı «taahhüt» ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu alacağı · vade · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaUyuşmazlık konusu olayda davacı, davalılarla ortak bulunduğu «limited şirketin» vergi ve SSK borçlarını ödediğini iddia etmiş, mahkemece «kamu alacağının» tahsili yönünde tarafların ortağı olduğu şirket hakkında her hangi bir takip işlemi yapılmadığı ve alacağın şirketten tahsil edilememe durumunun mevcut olmadığı ka …
Şirket hakkında takip yapılması ve bu takibin semeresiz kalması sonucu ortağın bu borcu ödemesi faiz ve diğer «masraflar» bakımından ortakların yükümlülüklerini artırmaktadır.
Ayrıca, dönem dönem idare tarafından vergi ve SSK borçlarına ilişkin yapılandırmalar için süre verilmekte ve bu süre içinde de faiz ve «vade» yönünden mükelleflere avantajlar sağlanmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davacılar tarafından ödendiği kabul edilen vergi ve SSK borçlarının ödeme yapıldığı tarihte şirketin ödeme gücü olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Vergi ziyaı cezası tahsili | Ceza tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6154 E. 2017/6477 K.
Ortak:amme alacağı · sınırlı sorumluluk · limited şirket · kâr payı · taahhütname
İncelediğiniz karardaBir sermaye şirketi türü olan «limited şirketlerde» ortaklar açısından «sınırlı sorumluluk ilkesi» geçerlidir.
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesi, «limited şirket» ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır.
Ortağın anılan bu borcu, onun «limited şirkete» karşı «taahhüt» ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur.
Benzer bu kararda6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesinde, «limited şirket» ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.
Ortağın anılan bu borcu, onun «limited şirkete» karşı «taahhüt» ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur.
Türk Hukuku'nda ortaklar, «limited şirketin» borçlarından şahsen sorumlu değildirler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · ıslah · zamanaşımı
Benzer bu kararda… n getirtildiği, bozma ilamı öncesi toplanan tüm deliller ile bozma ilamı kapsamında dosya içine alınan müzekkere cevabı birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi ve «ıslah» tarihi itibarı ile 818 sayılı BK m 126/5' de düzenlenen zaman aşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 83.012,83 TL'nin 05/05/2009 tarihinden itib …
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin «zamanaşımına» ilişkin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacı şirketin ortağı olan davalıların murisinin almış olduğu borçtan kaynaklanan vergi «ziyaı» cezasının tahsili istemine ilişkin olup, davacı şirket, alınan borç nedeniyle tahakkuk eden faizin KDV'sinin ödenmemesi sebebiyle 2007 ve 2008 yıllarında cezaların ödendiğini bildirerek bu cezanın tahsilini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/535 E. 2018/6161 K.
Ortak:şirket müdürü · rücu
İncelediğiniz karardaŞti..'nin % 74 oranında hisse ile ortağı olan davalının 21.07.2003 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ortaklık süresince davalının adı geçen «şirketin müdürü» olarak görev yaptığı, müdür olarak görev yaptığı dönem içerisinde davalı tarafından ödenmeyen bir kısım vergilerin davacı tarafından ödendiği, «limited şirket» hissesini devretse de ayrıldığı tahihe kadar olan vergi borcu ile cezalarından davalının sorumlu olduğu sonucuna varılarak, 11.100 YTL' nin 28.02.2007 tarihinden i …
… u, belli koşulların varlığında sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranında olup, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği bu kalemlere ilişkin borcun tamamının «amme alacağı» olup olmadığı, borcun kaynakları, ödemeler anındaki «limited şirketin» mali durumu, aktif ve pasifleri, «uyuşmazlık konusu» borçların ödendikleri tarihlerde borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borçları hangi koşullarda ödediği, limited şirketteki payını devreden davalı ortağın ortak olduğu döneme ilişkin vergi borcundan dolayı vergi dairesine karşı sorumlu tutulmasına dair Danıştay kararlarının, «hisse devir sözleşmesi» ile payını devreden ortağa karşı açılacak «rücu» davasında da aynen uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerekirken, bu konularda bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmem …
Benzer bu karardaMahkemece, «rücua» konu kamu borçlarının davacı «şirket müdürü» ve ortağı tarafından ödendiğinin ve ödeme tarihi itibariyle amme borçlarının muhatap şirketten tahsili imkanı olmadığının usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/14085 E. , 2010/7336 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.06.2008 tarih ve 2007/220-2008/422 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, tebligata rağmen davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...' nun 21.07.2003 tarihine kadar dava dışı İzmir Mühendislik Yapı Denetim Ltd. Şti.' nin ortakları olduğunu, 2001-2002-2003 yılarına ait defter ve belgelerinin vergi denetmenleri tarafından incelenmesi sonrası adı geçen şirkete ait bir kısım vergi ve cezaların tahakkuk ettirildiğini, 2002 yılı kurumlar vergisi fon payı, özel usulsüzlük cezası, vergi ziyan cezası ve gecikme faizi olmak üzere 15.000 YTL' nin 16.10.2006 tarihinde müvekkilince ödendiğini, bunun 11.100 YTL' nden şirkette % 74 oranında pay sahibi olan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.000 YTL' nin 16.10.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, limited şirket ortaklarının sorumluluğunun ikinci dereceden bir sorumluluk olup, şirketin ödeme imkansızlığının hukuken sabit olması halinde ortağın sorumluluğunun doğacağını, 21.07.2003 tarihinde şirket paylarını şirketin diğer ortağı olan davacıya devreden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, şirketin kamu borcunun davacı tarafından ödendiği iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ödeme belgesinde davacı adının yazılmasının borcun davacı tarafından ödendiği anlamına gelmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosmya kapsamına göre, İzmir Mühendislik Yapı Denetimi Ltd. Şti..'nin % 74 oranında hisse ile ortağı olan davalının 21.07.2003 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ortaklık süresince davalının adı geçen şirketin müdürü olarak görev yaptığı, müdür olarak görev yaptığı dönem içerisinde davalı tarafından ödenmeyen bir kısım vergilerin davacı tarafından ödendiği, limited şirket hissesini devretse de ayrıldığı tahihe kadar olan vergi borcu ile cezalarından davalının sorumlu olduğu sonucuna varılarak, 11.100 YTL' nin 28.02.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1--Davacı ... vekili, müvekkili ile davalının ortağı olduğu dönemde limited şirketin vergi borcunun bir kısmının müvekkilince ödendiğini iddia ederek, davalının payına isabet eden kısmın tahsilini istemiştir.
Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk Hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile limited şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret ünvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır.
İlke olarak kanun, ortaklarla limited şirket alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara gereğinde ortaklara başvurma imkanını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi, TTK.nun 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk (TTK.529, 530 ve 531 maddeleri) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur.
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesi, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır. Fakat, bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limited şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır. Başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen, bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğu söz konusu olur.
Kamu borcundan dolayı ortakların sorumluluğu, belli koşulların varlığında sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranında olup, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği bu kalemlere ilişkin borcun tamamının amme alacağı olup olmadığı, borcun kaynakları, ödemeler anındaki limited şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borçların ödendikleri tarihlerde borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borçları hangi koşullarda ödediği, limited şirketteki payını devreden davalı ortağın ortak olduğu döneme ilişkin vergi borcundan dolayı vergi dairesine karşı sorumlu tutulmasına dair Danıştay kararlarının, hisse devir sözleşmesi ile payını devreden ortağa karşı açılacak rücu davasında da aynen uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerekirken, bu konularda bir araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021741000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz