Hisse devri protokolü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/16412 E. 2013/14003 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devri protokolü↗ sözleşme özgürlüğü↗ çerçeve sözleşme↗ geçersiz sözleşme↗ yapılandırma protokolü↗ makul süre↗ kısıtlılık↗ iyiniyet↗ sözleşmeye aykırılık↗ hisse devri↗ cezai şart↗ dürüstlük kuralı↗ protokol↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı A.. Ç..'nin protokolün tarafı ve davacının fiyatları aşağı çekme iddiasının TTK 56 ve 57. maddelerinde sayılan haksız rekabet teşkil edici eylemlerden olmadığı, davalının bu eyleminin serbest ekonomi ve ticaret özgürlüğü olarak değerlendirileceği, davalı S.. K.. yönünden ise, davacılar ile yapılan protokolün 7. maddesinde düzenlemenin ekonomik özgürlüğü kısıtlayıcı nitelikte olup, BK 19 ve MK 2. maddeleri gereği iyiniyet, ahlak ve dürüstlük kurallarına aykırı değerlendirilmesi nedeniyle geçersiz kabul edileceği, taraflar arasında hak ve borçlar doğurmayacağı ve geçersiz sözleşme nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın da geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeni ile kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 7. maddesinin BK. 19. maddesi gereğince batıl olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı N..A.., Ç.. G.. ile davalı S.. K.. ve dava dışı C.. D.. arasında düzenlenen hisse devrine ilişkin protokolün 7. maddesi “C.. D.. ve S.. K.. A..K.. Ticaret Ltd. Şti.'nin noter huzurunda hisse devrinden sonra Antalya il sınırları içerisinde yerleşik olarak, devamlı ve kesintisiz surette kumanyacılık işini mevcut faaliyet ruhsatı süresi boyunca şahsi, bir şirket ortağı olarak ve akrabalık bağı bulunan birisiyle yapmayacaklarını taahhüt ederler” şeklinde düzenlenmiş, bu suretle davalı S.. K.. yönünden aynı işte faaliyet göstermeme konusunda mevcut faaliyet ruhsatı süresi boyunca rekabet etmeme koşulu getirilmiştir. BK'nın 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu serbestçe belirlerler. Somut olayda, taşıtlara kumanya verme işi ile iştigal eden şirketin hissesini davalıdan devralan davacılar, davalının hissesini devrettikten sonra bir başka şirket kurmak/kurdurmak suretiyle veya şahsen belli bir süre için rekabet etmemesini devir protokolünde şart olarak öne sürmüşler ve ihlali halinde cezai şart kararlaştırmışlardır. Sözleşmenin bu hükmü "mevcut faaliyet ruhsatı süresi boyunca" denmek suretiyle bir süreyle sınırlı olarak kararlaştırılmıştır. Sözleşmede gösterilen bu süre araştırılıp belirlenmeden bu hükmün batıl olduğu söylenemeyeceğinden ve makul bir süre için rekabet etmeme koşulu BK'nın 19/2. maddesi kapsamında bulunmadığından mahkemece bu konuda hiçbir araşıtrma yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bu sebeple mahkemece, davacı şirketin kumanyacılık işi ile iştigal edebilmesi için hangi ruhsata sahip olduğu, ruhsatın da süresinin araştırılıp belirlendikten sonra bu süre zarfında davalının bu işle iştigal etmemesinin ekonomik özgürlüğünü kısıtlayıp kısıtlamadığı çalışma ve sözleşme özgürlüğünü ihlâl edip etmediği değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11565 E. 2015/8187 K.
Ortak:yapılandırma protokolü · kısıtlılık · iyiniyet · hisse devri · cezai şart · dürüstlük kuralı · protokol · geçersizlik
İncelediğiniz karardaK.. yönünden ise, davacılar ile «yapılan protokolün» 7. maddesinde düzenlemenin ekonomik özgürlüğü «kısıtlayıcı» nitelikte olup, BK 19 ve MK 2. maddeleri gereği «iyiniyet», ahlak ve «dürüstlük kurallarına» aykırı değerlendirilmesi nedeniyle «geçersiz» kabul edileceği, taraflar arasında hak ve borçlar doğurmayacağı ve «geçersiz sözleşme» nedeniyle kararlaştırılan «cezai şartın» da geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
D.. arasında düzenlenen «hisse devrine» ilişkin «protokolün» 7. maddesi “C..
Somut olayda, taşıtlara kumanya verme işi ile iştigal eden şirketin hissesini davalıdan devralan davacılar, davalının hissesini devrettikten sonra bir başka şirket kurmak/kurdurmak suretiyle veya şahsen belli bir süre için rekabet etmemesini devir «protokolünde» şart olarak öne sürmüşler ve ihlali halinde «cezai şart» kararlaştırmışlardır.
Benzer bu karardaK..’nun davacı şirketin ruhsat süresi boyunca aynı alanda faaliyette bulunmayacağın «taahhüt» ettiği, buna göre davacı şirketin ruhsat süresinin belirlenerek, bu süre içinde davalının bu işle iştigal etmemesinin ekonomik özgürlüğünü «kısıtlayıp» kısıtlamadığının ve «çalışma özgürlüğünü» ihlâl edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirketin ruhsat süresinin 15 yıl olduğu, bu sürenin makul bir süre olmadığı, ekonomik özgürlüğü kısıtlayıcı nitelikte, «dürüstlük kurallarına», «iyiniyet» ve ahlak kurallarına aykırı olduğu, bu nedenle «protokolün» ceza-i şarta ilişkin düzenlemesinin «geçersiz» olduğu, davalı A..
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “taraflar arasında düzenlenen «hisse devrine» ilişkin «protokolde» davacı şirketin ruhsat süresi boyunca davalı S..
Ç..'nin ise taraflar arasında «yapılan protokole» taraf olmadığı, eyleminin de «haksız rekabet» teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü
Benzer bu karardaK..’nun davacı şirketin ruhsat süresi boyunca aynı alanda faaliyette bulunmayacağın «taahhüt» ettiği, buna göre davacı şirketin ruhsat süresinin belirlenerek, bu süre içinde davalının bu işle iştigal etmemesinin ekonomik özgürlüğünü «kısıtlayıp» kısıtlamadığının ve «çalışma özgürlüğünü» ihlâl edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirketin ruhsat süresinin 15 yıl olduğu, bu sürenin makul bir süre olmadığı, ekonomik özgürlüğü kısıtlayıcı nitelikte, «dürüstlük kurallarına», «iyiniyet» ve ahlak kurallarına aykırı olduğu, bu nedenle «protokolün» ceza-i şarta ilişkin düzenlemesinin «geçersiz» olduğu, davalı A..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18347 E. 2015/3086 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · cezai şart · geçersizlik · taahhütname
İncelediğiniz karardaK.. yönünden ise, davacılar ile «yapılan protokolün» 7. maddesinde düzenlemenin ekonomik özgürlüğü «kısıtlayıcı» nitelikte olup, BK 19 ve MK 2. maddeleri gereği «iyiniyet», ahlak ve «dürüstlük kurallarına» aykırı değerlendirilmesi nedeniyle «geçersiz» kabul edileceği, taraflar arasında hak ve borçlar doğurmayacağı ve «geçersiz sözleşme» nedeniyle kararlaştırılan «cezai şartın» da geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu serbestçe belirlerler.
Dava, «sözleşmeye aykırılık» nedeni ile kararlaştırılan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 7. maddesinin BK.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «taahhütnamenin» davalı tarafından imza altına alındığı, taahhütname içeriğinin kanun hükümlerine aykırı olmayıp «sözleşme özgürlüğü» sınırları içerisinde kaldığı, davalı yanın taahhütnameye aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 25.10.2013 tarihinden işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece tarafların «sözleşme serbestisi» kapsamında düzenledikleri «taahhütnameye» itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma hürriyeti · sözleşme serbestisi · rekabet yasağı · ticari faiz · oy yasağı
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece tarafların «sözleşme serbestisi» kapsamında düzenledikleri «taahhütnameye» itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «taahhütnamenin» davalı tarafından imza altına alındığı, taahhütname içeriğinin kanun hükümlerine aykırı olmayıp «sözleşme özgürlüğü» sınırları içerisinde kaldığı, davalı yanın taahhütnameye aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 25.10.2013 tarihinden işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
-
Yer ve süre yönünden ölçüsüz rekabet yasağı çalışma hürriyetine aykırı ve geçersizdir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5108 E. 2020/2422 K.
Ortak:cezai şart · sözleşme özgürlüğü · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaÇ..'nin «protokolün» tarafı ve davacının fiyatları aşağı çekme iddiasının TTK 56 ve 57. maddelerinde sayılan «haksız rekabet» teşkil edici eylemlerden olmadığı, davalının bu eyleminin serbest ekonomi ve ticaret özgürlüğü olarak değerlendirileceği, davalı S..
K.. yönünden ise, davacılar ile «yapılan protokolün» 7. maddesinde düzenlemenin ekonomik özgürlüğü «kısıtlayıcı» nitelikte olup, BK 19 ve MK 2. maddeleri gereği «iyiniyet», ahlak ve «dürüstlük kurallarına» aykırı değerlendirilmesi nedeniyle «geçersiz» kabul edileceği, taraflar arasında hak ve borçlar doğurmayacağı ve «geçersiz sözleşme» nedeniyle kararlaştırılan «cezai şartın» da geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sözleşmeye aykırılık» nedeni ile kararlaştırılan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 7. maddesinin BK.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «rekabet yasağı» ihlali nedeniyle «cezai şart» isteminin kabulüne, 2.500 USD'nin 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, «haksız rekabetin» önlenmesine dair istemi yönünden hüküm tesisine mahal bulunmadığına, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat ve koşulları bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
… pılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince haksız portföy transferine dayalı «cezai şart» ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre bu red kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 3 …
2- Dava, taraflar arasında yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı · çalışma hürriyeti
Benzer bu karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağının» geçerli olacağı ilçe sınırlarının belirtilmediği gibi, maddede belirlenen iki yıl da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olup; tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün olmayıp, buna göre «cezai şart» talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmadığından hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davacının «rekabet yasağı» ihlali nedeniyle «cezai şart» isteminin kabulüne, 2.500 USD'nin 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, «haksız rekabetin» önlenmesine dair istemi yönünden hüküm tesisine mahal bulunmadığına, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat ve koşulları bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
2- Dava, taraflar arasında yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3828 E. 2015/11197 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaDolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu serbestçe belirlerler.
Ç..'nin «protokolün» tarafı ve davacının fiyatları aşağı çekme iddiasının TTK 56 ve 57. maddelerinde sayılan «haksız rekabet» teşkil edici eylemlerden olmadığı, davalının bu eyleminin serbest ekonomi ve ticaret özgürlüğü olarak değerlendirileceği, davalı S..
Bu sebeple mahkemece, davacı şirketin kumanyacılık işi ile iştigal edebilmesi için hangi ruhsata sahip olduğu, ruhsatın da süresinin araştırılıp belirlendikten sonra bu süre zarfında davalının bu işle iştigal etmemesinin ekonomik özgürlüğünü «kısıtlayıp» kısıtlamadığı çalışma ve «sözleşme özgürlüğünü» ihlâl edip etmediği değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Beton'un «defter» ve kayıtları incelendiğinde düşen satışlar nedeniyle sorumlu olmadığı, şirketin faal olmadığı ve ticari faaliyetinin bulunmadığı, ancak davalının sözleşmeye ve kanuna aykırı eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığının kabulü gerektiği, BK 42/2. maddesi gözetilerke makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının talebinin makul ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının rekabet etmeme hükümlülüğünü ihlal ettiğinin ve ayrıca davacı şirkete karşı «haksız rekabet» ettiğinin tespitine, 1.000,00 TL «maddi tazminatın» 12/05/2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının «iltibaslı» ürünle ilgili talebinden vazgeçmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık bu noktada «son» bulduğundan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma hürriyeti · müşteri portföyü · rekabet yasağı · oy yasağı · olumsuz oy · limited şirket · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaDavalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet karlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlıbaşına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şti'yi kurduğu ve 5 yıl süreyle müdür olarak seçildiği, bu durumun BK 348. maddesi ve devamı hükümlerine ve iş sözleşmesinin «rekabet yasağını» düzenleyen hükümlerine aykırı olduğu, 2010-2013 yılları arasında davacı şirketin satışlarında azalma olduğu, ancak A.
Beton'un «defter» ve kayıtları incelendiğinde düşen satışlar nedeniyle sorumlu olmadığı, şirketin faal olmadığı ve ticari faaliyetinin bulunmadığı, ancak davalının sözleşmeye ve kanuna aykırı eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığının kabulü gerektiği, BK 42/2. maddesi gözetilerke makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının talebinin makul ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının rekabet etmeme hükümlülüğünü ihlal ettiğinin ve ayrıca davacı şirkete karşı «haksız rekabet» ettiğinin tespitine, 1.000,00 TL «maddi tazminatın» 12/05/2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının «iltibaslı» ürünle ilgili talebinden vazgeçmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık bu noktada «son» bulduğundan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1461 E. 2017/4271 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaDolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu serbestçe belirlerler.
Ç..'nin «protokolün» tarafı ve davacının fiyatları aşağı çekme iddiasının TTK 56 ve 57. maddelerinde sayılan «haksız rekabet» teşkil edici eylemlerden olmadığı, davalının bu eyleminin serbest ekonomi ve ticaret özgürlüğü olarak değerlendirileceği, davalı S..
Bu sebeple mahkemece, davacı şirketin kumanyacılık işi ile iştigal edebilmesi için hangi ruhsata sahip olduğu, ruhsatın da süresinin araştırılıp belirlendikten sonra bu süre zarfında davalının bu işle iştigal etmemesinin ekonomik özgürlüğünü «kısıtlayıp» kısıtlamadığı çalışma ve «sözleşme özgürlüğünü» ihlâl edip etmediği değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Anayasa, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümleri ile «sözleşme özgürlüğünün» sınırlarını çizmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma hürriyeti · müşteri portföyü · rekabet yasağı · şirket zararı · oy yasağı · olumsuz oy · limited şirket · maddi tazminat
Benzer bu karardaDavalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet kârlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlı başına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl süre ile rekabet etmeme sorumluluğunun bulunduğu, buna aykırı davrandığı ve bu nedenle davacı «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında, tarafların sözleşme içeriğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olarak ve bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13747 E. 2012/356 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · sözleşmeye aykırılık · geçersizlik · taahhütname · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaDolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu serbestçe belirlerler.
Ç..'nin «protokolün» tarafı ve davacının fiyatları aşağı çekme iddiasının TTK 56 ve 57. maddelerinde sayılan «haksız rekabet» teşkil edici eylemlerden olmadığı, davalının bu eyleminin serbest ekonomi ve ticaret özgürlüğü olarak değerlendirileceği, davalı S..
K.. yönünden ise, davacılar ile «yapılan protokolün» 7. maddesinde düzenlemenin ekonomik özgürlüğü «kısıtlayıcı» nitelikte olup, BK 19 ve MK 2. maddeleri gereği «iyiniyet», ahlak ve «dürüstlük kurallarına» aykırı değerlendirilmesi nedeniyle «geçersiz» kabul edileceği, taraflar arasında hak ve borçlar doğurmayacağı ve «geçersiz sözleşme» nedeniyle kararlaştırılan «cezai şartın» da geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «franchising sözleşmesine aykırılık» iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
… veya aynısını satan rakip bir işletme ile iş yapmaktan ve genelde de Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınmayı «taahhüt» ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından davalının sözleşmenin feshinden sonra anılan maddede yasaklanan işleri yapmaya devam ettiği ileri sürülerek işbu dava aç …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma hürriyeti · franchise sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı · fesih · ihbar
Benzer bu karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen 5.5. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
… ihli sözleşmeye aykırı davranarak işyerinde davacının ürünlerinden başka ürünler sattığı, davacının da haklı nedenle ve usulüne uygun şekilde sözleşmeyi feshettiği, «fesih» «ihbarının» davalıya 20.03.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davalının anılan sözleşmenin 5.5. maddesi uyarınca fesih tarihinden itibaren bir yıllık süre boyunca imtiyaz bölgesi …
Dava, «franchising sözleşmesine aykırılık» iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9424 E. 2012/16195 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · cezai şart · geçersizlik · taahhütname · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaK.. yönünden ise, davacılar ile «yapılan protokolün» 7. maddesinde düzenlemenin ekonomik özgürlüğü «kısıtlayıcı» nitelikte olup, BK 19 ve MK 2. maddeleri gereği «iyiniyet», ahlak ve «dürüstlük kurallarına» aykırı değerlendirilmesi nedeniyle «geçersiz» kabul edileceği, taraflar arasında hak ve borçlar doğurmayacağı ve «geçersiz sözleşme» nedeniyle kararlaştırılan «cezai şartın» da geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu serbestçe belirlerler.
Ç..'nin «protokolün» tarafı ve davacının fiyatları aşağı çekme iddiasının TTK 56 ve 57. maddelerinde sayılan «haksız rekabet» teşkil edici eylemlerden olmadığı, davalının bu eyleminin serbest ekonomi ve ticaret özgürlüğü olarak değerlendirileceği, davalı S..
Benzer bu karardaDava, «franchising sözleşmesi» uyarınca yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde düzenlenen «haksız rekabet» iddiasına dayalı «cezai şart» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının «franchise sözleşmesini» Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max «müşteri temsilciliği» sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan «temlikname» ile «cezai şart» alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma hürriyeti · müşterek temsilci · franchise sözleşmesi · husumet itirazı · rekabet yasağı · oy yasağı · temlik · ilan
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının «franchise sözleşmesini» Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max «müşteri temsilciliği» sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan «temlikname» ile «cezai şart» alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli …
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Dava, «franchising sözleşmesi» uyarınca yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde düzenlenen «haksız rekabet» iddiasına dayalı «cezai şart» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında mahkemenin gerekçesinde yer alan, davalının Bostanlı'ya işyeri taşıma tarihinin sözleşme süresi bitiminden sonra olması ve gazete «ilanlarının» da dava tarihinden sonra olması nazara alınarak, mahkemece, dava konusu 16.10.2008 tarihli sözleşme hükmünün yukarıda anılan yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan «geçersiz» bulunduğu kabul edilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/16412 E. , 2013/14003 K.
HAKSIZ REKABET
HİSSİ DEVRİNDE DEVREDEN ORTAĞIN AYNI İŞİ YAPMA YASAĞI
MAKUL SÜRE İÇİN REKABET ETMEME YASAĞI
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 2
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 7
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 19
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 56
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 57
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.07.2012 tarih ve 2011/54-2012/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri N..ve Ç.. G..'nün müvekkili şirketin hisselerinin tamamını C.. D.. ile davalı S.. K..'dan satın aldıklarını, devir sözleşmesine göre hisse devredenlerin Antalya il sınırları içerisnde kumanyacılık faaliyeti yapmayacaklarını taahhüt ve karşılığında cezai şart ödemeyi kabul ettiklerini, ancak davalı S.. K..'nun işçisi olan diğer davalı A.. Ç..'ye A..K..'ı kurdurtarak onun adı altında kumanyacılık işine devam ettiğini, müvekkilinin teklif götürmüş olduğu gemilere A..K..'ın da teklif götürmek suretiyle ve fiyatları da aşağı çekerek iş yapmasını önlediğini, bu şekilde müvekkili şirkete zarar verdiğini ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesini ve 160.000,00 TL cezai şartın davalı S..
K..'dan tahsilini talep ve dava etmiştir.
[…]. Ç.. vekili, müvekkilinin davacı dilekçesinde belirtilen sözleşmenin tarafı ve diğer davalı ile de ticari bir ortaklığının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
[…]. K.. vekili, müvekkilinin diğer davalı ile beraber iş faaliyetinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı A.. Ç..'nin protokolün tarafı ve davacının fiyatları aşağı çekme iddiasının TTK 56 ve 57. maddelerinde sayılan haksız rekabet teşkil edici eylemlerden olmadığı, davalının bu eyleminin serbest ekonomi ve ticaret özgürlüğü olarak değerlendirileceği, davalı S.. K.. yönünden ise, davacılar ile yapılan protokolün 7. maddesinde düzenlemenin ekonomik özgürlüğü kısıtlayıcı nitelikte olup, BK 19 ve MK 2. maddeleri gereği iyiniyet, ahlak ve dürüstlük kurallarına aykırı değerlendirilmesi nedeniyle geçersiz kabul edileceği, taraflar arasında hak ve borçlar doğurmayacağı ve geçersiz sözleşme nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın da geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeni ile kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 7. maddesinin BK.
19. maddesi gereğince batıl olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı N..A.., Ç.. G.. ile davalı S.. K.. ve dava dışı C.. D.. arasında düzenlenen hisse devrine ilişkin protokolün 7. maddesi “C.. D.. ve S.. K.. A..K.. Ticaret Ltd. Şti.'nin noter huzurunda hisse devrinden sonra Antalya il sınırları içerisinde yerleşik olarak, devamlı ve kesintisiz surette kumanyacılık işini mevcut faaliyet ruhsatı süresi boyunca şahsi, bir şirket ortağı olarak ve akrabalık bağı bulunan birisiyle yapmayacaklarını taahhüt ederler” şeklinde düzenlenmiş, bu suretle davalı S.. K.. yönünden aynı işte faaliyet göstermeme konusunda mevcut faaliyet ruhsatı süresi boyunca rekabet etmeme koşulu getirilmiştir. BK'nın 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2.
fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu serbestçe belirlerler. Somut olayda, taşıtlara kumanya verme işi ile iştigal eden şirketin hissesini davalıdan devralan davacılar, davalının hissesini devrettikten sonra bir başka şirket kurmak/kurdurmak suretiyle veya şahsen belli bir süre için rekabet etmemesini devir protokolünde şart olarak öne sürmüşler ve ihlali halinde cezai şart kararlaştırmışlardır. Sözleşmenin bu hükmü "mevcut faaliyet ruhsatı süresi boyunca" denmek suretiyle bir süreyle sınırlı olarak kararlaştırılmıştır.
Sözleşmede gösterilen bu süre araştırılıp belirlenmeden bu hükmün batıl olduğu söylenemeyeceğinden ve makul bir süre için rekabet etmeme koşulu BK'nın 19/2. maddesi kapsamında bulunmadığından mahkemece bu konuda hiçbir araşıtrma yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bu sebeple mahkemece, davacı şirketin kumanyacılık işi ile iştigal edebilmesi için hangi ruhsata sahip olduğu, ruhsatın da süresinin araştırılıp belirlendikten sonra bu süre zarfında davalının bu işle iştigal etmemesinin ekonomik özgürlüğünü kısıtlayıp kısıtlamadığı çalışma ve sözleşme özgürlüğünü ihlâl edip etmediği değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102172900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz