Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Alacak tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4357 E. 2014/11033 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'üç ay', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortaklığından çıkarma↗ usulsüz tebliğ↗ tebligat usulsüzlüğü↗ ortaklıktan çıkarma↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ limited şirket ortaklığı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ limited şirket↗ tebligat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şirketten çıkarılmasına ilişkin birinci ihtarın davacıya 28/01/2007 tarihinde, ikinci ihtarın ise 23/02/2007 tarihinde tebliğ edildiği, ortaklar kurulu kararının ise 09/03/2007 tarihinde alındığı, ikinci ihtar ile ortaklar kurulu kararı arasında 13 günlük bir sürenin bulunduğu, 15 günlük kanuni süre beklenmeden çıkarma kararının alındığı, birinci ihtarnamenin şirketin adresinde ve şirket müdürü Necmi Gürbüz imzasına tebliğ edildiği, davacı ile şirketin menfaatlerinin bu işlemde çatıştığından şirketin adresinde, şirket çalışanı olan müdürüne yapılan tebligatın usulsüz olduğu, usulsüz tebliğ ve ihtarlara dayanılarak ve kanunen öngörülen onbeş günlük süreye uyulmadan çıkarma kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının iptaline ve davacının konusu kalmayan diğer talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı limited şirket ortaklığından çıkarma kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmeksizin doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, mülga TTK.nın 536/son maddesi hükmünce yapılan yollama nedeniyle limited ortaklıkta ortağın çıkarılmasına ilişkin kararların bu çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içerisinde iptalinin istenilmesi olanaklıdır. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece bu husus doğrudan doğruya gözönünde tutulması gerekir.
Somut olayda 09.03.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı gereğince davacının ortaklıktan çıkarıldığı, çıkarma kararının 19.03.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın ise 01.04.2009 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı öncelikle değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Alacak tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1242 E. 2015/6098 K.
Ortak:limited şirket ortaklığından çıkarma · ortaklıktan çıkarma · limited şirket ortaklığı · hak düşürücü süre · limited şirket · dava şartı · hak düşürücü süre · Ortaklıktan çıkarma kararının iptali, Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Alacak tespiti
İncelediğiniz kararda1- Dava, davalı «limited şirket ortaklığından çıkarma» kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmeksizin doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu süre «hak düşürücü süre» olup, mahkemece bu husus doğrudan doğruya gözönünde tutulması gerekir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın yasal «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı öncelikle değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalı «limited şirket ortaklığından çıkarma» kararının iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamında davanın yasal «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece de bozma ilamına uyulmakla birlikte bozma ilamı çerçev …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2815 E. 2010/3604 K.
Ortak:ortaklıktan çıkarma · ortaklıktan çıkarılma · ihtarname
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şirketten çıkarılmasına ilişkin birinci «ihtarın» davacıya 28/01/2007 tarihinde, ikinci ihtarın ise 23/02/2007 tarihinde tebliğ edildiği, «ortaklar kurulu» kararının ise 09/03/2007 tarihinde alındığı, ikinci ihtar ile ortaklar kurulu kararı arasında 13 günlük bir sürenin bulunduğu, 15 günlük kanuni süre beklenmeden çıkarma kararının alındığı, birinci «ihtarnamenin» şirketin adresinde ve «şirket müdürü» Necmi Gürbüz imzasına tebliğ edildiği, davacı ile şirketin menfaatlerinin bu işlemde çatıştığından şirketin adresinde, şirket çalışanı olan müdürüne yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu, «usulsüz tebliğ» ve ihtarlara dayanılarak ve kanunen öngörülen onbeş günlük süreye uyulmadan çıkarma kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin «ortaklar kurulu kararının iptaline» ve davacının konusu kalmayan diğer talepleri hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «limited şirket ortaklığından çıkarma» kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmeksizin doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Somut olayda 09.03.2007 tarihli «ortaklar kurulu» kararı gereğince davacının «ortaklıktan çıkarıldığı», çıkarma kararının 19.03.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın ise 01.04.2009 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardadava, davacı hakkında alınan «ortaklıktan çıkarma» kararının iptali istemine ilişkindir.Davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen «ihtarnamelerde» yazılı borcun davacı tarafından ödenmemesi nedeniyle davacı hakkında Kooperatifler Kanunu’nun 27 ve anasözleşmenin 14/2 nci maddeleri uyarınca ortaklıktan çıkarma kararı verilmiştir.
Davacı tarafından davalı kooperatife «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkin olarak 26.07.2004 tarihinde asıl dava açılmıştır.Bu davanın devamı sırasında davalı kooperatif tarafından 12.08.2004 tarihli 1 nci, 22.10.2004 tarihli 2 nci «ihtarnameler» düzenlenerek davacının ihtarnamelerde yazılı borcu ödemesi istenmiş, ihtarnamelerde yazılı borcun ödenmemesi üzerine 17.12.2004 tarihinde davacı hakkında «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmiştir.
Buna göre, davacının borçlu olmadığı iddiasıyla açtığı asıl dava devam ederken yargılama yapılan bir hususta davalı kooperatifin «ortaklıktan çıkarma» uyarısı ile asıl davaya konu tutarı da kapsayan borç tutarının ödenmesi yönünde «ihtarnameler» göndermesi ve bu ihtarnamelere dayalı olarak davacının çıkarılmasına karar verilmesi yerinde olmadığından usulsüz olarak verilmiş ortaklıktan çıkarma kararının bu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlu olunmadığının tespiti
Benzer bu karardaDavacı tarafından davalı kooperatife «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkin olarak 26.07.2004 tarihinde asıl dava açılmıştır.Bu davanın devamı sırasında davalı kooperatif tarafından 12.08.2004 tarihli 1 nci, 22.10.2004 tarihli 2 nci «ihtarnameler» düzenlenerek davacının ihtarnamelerde yazılı borcu ödemesi istenmiş, ihtarnamelerde yazılı borcun ödenmemesi üzerine 17.12.2004 tarihinde davacı hakkında «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13009 E. 2012/17649 K.
Ortak:ortaklıktan çıkarma
İncelediğiniz kararda1- Dava, davalı «limited şirket ortaklığından çıkarma» kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmeksizin doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Benzer bu kararda… davacıya usulüne uygun olarak bildirim yapılmadığı, kendisi ile ilgili karar alınan toplantıya katılmasının engellendiği, TTK'nun 368. maddesi kapsamında davacının «iptal davası» açma hakkının bulunduğu, «ortaklıktan çıkarmaya» gerekçe olarak açıklanan hususların ana sözleşme ve kanun hükümlerine uygun bulunmadığı, ortaklıktan çıkarma sebeplerinin gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iptal davası
Benzer bu kararda… davacıya usulüne uygun olarak bildirim yapılmadığı, kendisi ile ilgili karar alınan toplantıya katılmasının engellendiği, TTK'nun 368. maddesi kapsamında davacının «iptal davası» açma hakkının bulunduğu, «ortaklıktan çıkarmaya» gerekçe olarak açıklanan hususların ana sözleşme ve kanun hükümlerine uygun bulunmadığı, ortaklıktan çıkarma sebeplerinin gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabu …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4357 E. , 2014/11033 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ NEVŞEHİR 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 11/10/2012
NUMARASI 2009/93-2012/389
Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/10/2012 tarih ve 2009/93-2012/389 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.06.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S. Ş. Ç. ile davalı vekili Av. Ramazan Küçük dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ortaklar kurulunun sermaye taahhüdünü süresi içerisinde yerine getirmediği gerekçesiyle müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, oysa ihtarnaeme ve tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, kaldı ki diğer ortakların dahi sermaye taahhüdünü yerine getirmediğini ileri sürerek, çıkarma kararının iptaline ve ortaklık payına isabet eden alacaklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usulüne uygun ihtarname çekilerek davacının ortaklıktan çıkarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şirketten çıkarılmasına ilişkin birinci ihtarın davacıya 28/01/2007 tarihinde, ikinci ihtarın ise 23/02/2007 tarihinde tebliğ edildiği, ortaklar kurulu kararının ise 09/03/2007 tarihinde alındığı, ikinci ihtar ile ortaklar kurulu kararı arasında 13 günlük bir sürenin bulunduğu, 15 günlük kanuni süre beklenmeden çıkarma kararının alındığı, birinci ihtarnamenin şirketin adresinde ve şirket müdürü Necmi Gürbüz imzasına tebliğ edildiği, davacı ile şirketin menfaatlerinin bu işlemde çatıştığından şirketin adresinde, şirket çalışanı olan müdürüne yapılan tebligatın usulsüz olduğu, usulsüz tebliğ ve ihtarlara dayanılarak ve kanunen öngörülen onbeş günlük süreye uyulmadan çıkarma kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının iptaline ve davacının konusu kalmayan diğer talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı limited şirket ortaklığından çıkarma kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmeksizin doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, mülga TTK.nın 536/son maddesi hükmünce yapılan yollama nedeniyle limited ortaklıkta ortağın çıkarılmasına ilişkin kararların bu çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içerisinde iptalinin istenilmesi olanaklıdır. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece bu husus doğrudan doğruya gözönünde tutulması gerekir.
Somut olayda 09.03.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı gereğince davacının ortaklıktan çıkarıldığı, çıkarma kararının 19.03.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın ise 01.04.2009 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı öncelikle değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102169100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz